Kurallar değişti, mertlik bozuldu

Kurallar değişti, mertlik bozuldu.19406
  • Giriş : 03.07.2009 / 12:04:00

1951 yılında yapılan ilk Akdeniz Oyunları'nda Türkiye'ye ilk altın madalyayı getiren milli güreşçi Bayram Şit, bugün uygulamada olan kararların güreşin doğasına aykırı olduğunu söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


1930'da Denizli'nin Acıpayam ilçesine bağlı Akşar köyünde dünyaya gelen ve Türkiye 1 olimpiyat şampiyonluğu, bir de dünya ikinciliği kazandıran Şit, AA muhabirine güreşin bugünkü durumunu değerlendirdi.

İtalya'nın Pescara kentinde devam eden 25. Akdeniz Oyunları'nın takip ettiğini belirten Şit, ''Günümüzde rakipler hiç puan alamadığında yazı tura atıp, birine diğerinin bacağını tutma hakkı veriliyor. Biz zamanında o bacağı tutmak için ne enerji sarf ederdik'' dedi.

Bu tür kuralların güreşi kibarlaştırdığını ve modernleştirme amacıyla yapılan değişikliklerin güreşin doğallığını bozduğunu vurgulayan Şit, ''Bugün izlediğim müsabakalar bana samimi gelmiyor. Biz 15 dakika boyunca güreşirdik. Rakibini ya yenerdin, ya da ona yenilirdin, arası yoktu. Şimdi 2-3 dakika güreşip yoruluyorlar. Artık pek tadı tuzu, o eski heyecan kalmadı'' diye konuştu.

Şit, Uluslararası Güreş Federasyonu (FILA) Başkanı Raphael Martinetti ile bir görüşmesinde, kuralların neden böyle değiştirildiğini sorduğunu kaydederek, ''Bana güreşte 2-3 kuvvetli ülke olduğunu ve bu kuralları koymadıkları takdirde bu ülkelerin herkesi yendiğini söyledi. Diğer ülkelere de şans vermek için böyle değişiklikler yaptıklarını anlattı. Ben de ona güreşin kurallarının değişmemesi gerektiğini, bu sporun kıran kırana, dobra dobra yapılması gerektiğini söyledim. İşler biraz alafrangaya dönüştü'' ifadelerini kullandı.

Eskiden köylerden kasabalara 3 saat yürüyerek gidildiğini ve çok yoğun antrenmanlar yaptıklarını anlatan bayram Şit, şöyle devam etti:

''Çekirdekli kuru üzümle karabiberi döverek hamur yapar sabahları aç karına yumurta büyüklüğünde yerdik. Sabah namazından önce buz gibi çaya yarım saat yatardık. Şimdiki gençler bunları yapamaz, üşütür hasta olurlar. Biz zor doğa şartlarında çok çalışarak hazırlanırdık müsabakalara. Şimdiki güreşçilerden beğendiğim gençler var ama bence az çalışıyorlar.''

-''KRAL FARUK YEDİRDİ, İÇİRDİ''-

1951'de Mısır'da yapılan ilk Akdeniz Oyunları'nda ilk uluslararası müsabakasına çıkan ve oyunlar tarihinde Türkiye'ye ilk altın madalyayı kazandıran güreşçiler Şit, o yıla ilişkin anılarını şöyle anlattı:

''Ben o dönem askerdeydim. Üst düzey yetkililer için gösteri güreşleri yapıyorduk. Zaten Türkiye şampiyonluğum vardı. Akdeniz Oyunları gündeme gelince beni de takıma aldılar. Çok heyecanlıydım. İlk uluslararası müsabakama çıkacaktım. Serbest stil 63 kiloda şampiyon oldum. Ne büyük mutluluktu. O dönem Mısır Kralı Faruk, bizi yedirdi, içirdi. Biz Türklerin en sevdiği şeydir yemek, içmek. Çok sevinmiştik.''

Akdeniz Oyunları'nın yerinde izlemeyi çok istediğini ifade eden Şit, ''Maalesef kimse davet etmiyor. Aslında biraz hatırlanmak istiyoruz. Bir kere olimpiyatlara davet ettiler. Tam havaalanına gitmek için yola çıkmıştık ki, telefonla bizi götüremeyeceklerini bildirdiler'' diye konuştu.

Spor yaşamı boyunca devletten tek kuruş almadığını, buna rağmen gocunmayıp, söylenmeden çalışmaya devam ettiklerini belirten Şit, şunları söyledi:

''Bugünkü ödül yönetmeliklerinin temelini biz attık. 'Ödülsüz olmaz, sporcu mutlaka teşvik edilmeli' diyerek ödül yönetmeliği koydurduk. Bakın eski güreşçilerin hiçbirinin çocuğu bu mesleği seçmedi. Çünkü baktılar babaları aç, güreşmediler. Geçmişe dönük şampiyonlara da bir şey yapılmasını istedik ama yapmadılar. Bizden sonrakiler en azından rahat etti. Şampiyon olduğum 1952 Helsinki Olimpiyatları'ndan döndüğümde, cebimde tek kuruşum, eve gidecek param yoktu. Köyden arayıp ödül töreni yapacaklarını ve akşam treniyle dönmem gerektiğini söylediler. 50 kuruş borç bulup trene bindim.''

-''DEVLET VERMEDİĞİ GİBİ SÜREKLİ ALIYOR''-

Olimpiyat dönüşü Denizli'de kendisine 2 odalı bir ev tutulduğunu ifade eden Bayram Şit, ''Olimpiyat şampiyonuyum. Yabancı basın mensupları geliyor. Gecekondu gibi bir evde ağırlıyorum. Devlet düşünmedi, ben düşündüm. Köydeki arazilerimi satıp güzel bir ev yaptırdım. Hiç olmazsa basın mensupları gelip gittiğinde mahcup olmayalım diye Türk milletinin şerefini düşünerek yaptım. Zeytin ağaçları getirtip güzel bir bahçe yaptım. Gelen turistler fotoğraf çektirirdi. Sonra orayı askeriye istimlak etti 8-10 sene. Verdikleri parayla ancak bir arsa alabildim. Orayı da astsubay gazinosu yaptılar'' diye konuştu.

Şit, Ankara Pursaklar'daki evinin bahçesinin bir bölümünü de Karayolları Genel Müdürlüğü'nün istimlak ettiğini belirterek, ''Ben yapıyorum, devlet vermediği gibi sürekli alıyor. Buna rağmen eski tabirle kuyruğu dik tuttuk'' dedi.

-''FRANSA'DA OLMAZ DENİLENİ YAPTIM''-

Bir dönem Fransız yetkililerin davetlisi olarak antrenörlük yapan Bayram Şit, burada 2 yıl Milli Takım sporcularını çalıştırmış. Dönemin FILA Başkanı Fransız Roger Coulon'un kendisine, ''Bizden şampiyon çıkmaz ama güreşçilerimiz biraz mücadeleci olsun, hemen pes edip yenilmesinler. Sen bunu sağlayacaksın'' dediğini kaydetti.

Buna rağmen 2 yıllık süre içinde ''olmaz'' denileni yaptığını anlatan Şit, ''Daniel Robin de öğrencilerimden biriydi. Basın mensuplarına bir gün 'bakın bu olacak' dedim parmağımla işaret ederek. O hareketimi merak etmiş ve yetkililere sormuş. Onlar da 'senin için şampiyon olacak' dedi demişler. Dünya şampiyonu olduktan sonra Türkçesini öğrenmiş ve bana gelerek 'oldu' dedi. Bunu bütün dünya bilir. Şimdi onu gördükleri zaman 'olacak' diye seslenirler, o da 'oldu, oldu' diye cevap verir'' diye konuştu.

Yabancı öğrencilerinin çok vefalı olduğunu belirten Şit, şunları söyledi.

''Çoğu ziyaretime gelir. FILA başkanı Martinetti de dahil çoğu evime geldi. Mesela Ahmet Ayık'ı da ilk Akdeniz Oyunları'na gönderen benim. Yoktan var olmadı. Kendi de söyler bunu ama, Türkler yabancılar kadar kıymet bilmiyorlar. Yabancılar, kıymet bilirler, hocalık nedir, bilirler.''

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*