Kurban bayramı sadece kan demek mi?

Kurban bayramı sadece kan demek mi?.12538
  • Giriş : 10.12.2008 / 16:00:00
  • Güncelleme : 10.12.2008 / 13:42:21

Muhafazakâr gazetelere baktım, bu sahneler hiç yok! Buna sevindim ama tepki de duydum...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Milliyet yazarı Taha Akyol, köşesinde kan ile özdeş gösterilmeye çalışılan kurban kesimini eleştirdi ve yeni bir kültür doğurma gereksiniminden bahsetti. İşte o yazı...

Dün bütün gazetelere baktım. Birinci sayfalarda kurban kesiminden kan fotoğrafları vardı. Kurban kesimini seyreden çocuklar, yerlerde sürüklenen zavallı hayvanlar... Denizin sahili bile kana boyanmıştı!

Uluslararası Hayvan Refahı Örgütü'nden Christina Hanger de bu sahneleri elindeki videoya kaydediyordu, AB'ye sunmak üzere...

Elbette çok rahatsız oldum, ülkemin ve dinimin bu kadar “kan”la özdeş gözükmesinden...

Muhafazakâr gazetelere baktım, bu sahneler hiç yok; sadece mutlu bayram sahneleri, sevimli kurbanlık hayvanlar var. Bir bakıma sevindim çünkü elbette muhafazakârlar da bu kanlı sahneleri sevmiyor, okuyucularına 'göstermek' istemiyor.

Buna sevindim ama tepki de duydum: Madem bu sahneler hiç hoş değil, o halde en başta muhafazakârların eleştirmesi gerekmez mi? Dinlerini kanla özdeşleştiren görüntülerin çirkinliğini anlatmaları gerekmez mi?

Şehirleşme ve kurban

Diyanet yıllardan beri “kurbanlık hayvanlara eziyet etmeyin, onları hoş tutun” diye açıklamalar yapar. Bütün bayram hutbelerinde “kurbanlık hayvanları üzmek günahtır“ diye anlatılır.

Ama gel gör ki, vinçle tek ayağından havaya kaldırılıp boğazlanan kurbanlık hayvanlar!

Boğazı biraz kesilip, acı içinde kıvranarak oraya buraya seğirten hayvanlar!

Taşla, sopayla bayıltılarak bıçağa yatırılan hayvanlar!

Ve bütün bunların seyircisi çocuklar, çocuklar...

“Dinin dediği” ile “sosyal kültür” arasındaki vahim farkın fotoğrafları bunlar!

Bu vahim sahneler de hep varoşlarda oluyor!

Bizim çocukluğumuzdaki gibi; bu işi kimselere teşhir etmeden ve nezihçe yapıp kısa sürede ortalığı tertemiz edebileceğiniz bahçeler yok artık!

Apartmanlar müsait değil!

Ve nerede boş arsa veya sokak bir sokak arası varsa... Her yerde kan var!

Demek ki şehirleşme ile bu ibadetin yapılabilme imkânı arasında bir sorun var.

Mutlaka görülmesi ve çözülmesi gereken bir sorun...

Yeni bir kültür

Tarhan Erdem'in araştırmasına göre, düzenli namaz kılanların oranı yüzde 40, oruç tutanların oranı yüzde 80 civarındadır.(Milliyet, 3-9 Eylül 2007)

Kurban hakkında bir veri yok ama Erdem, “kesebilecek durumda olanların” belki yüzde 80'inin bunu yaptığını tahmin ediyor.

Kurban dini yönünün yanında, yoksula ve konu komşuya “pay dağıtma” yönüyle önemli bir “sosyalleşme” işlevine de sahiptir. Dışarıdan gerçekten kanlı gözüküyor ama yapanlar için yüksek bir sosyal tatmin sağlıyor.
Ayrıca çağdaş din ve ibadet özgürlüğünün de bir gereğidir.

Yirmi otuz sene önce akla gelmeyen kanlı görüntüler, şehirleşme sürecinde artık ciddi bir sorun olmuştur.
Bu konudaki belediye kurallarını uygulamak için kaç bin kişilik denetçi ordusu kuracaksınız?

Bu kanlı görüntülerin ülkemize ve dinimize yakışmadığını, sağlık kurallarına da aykırı olduğunu herkesten önce dindarların, dini cemaatlerin, muhafazakâr yayın organlarının anlatması gerekir.

Ben yıllardan beri kurbanlarımı güvendiğim kurumlara veriyorum; vekâlet yoluyla onlar yapıyor bu işi. Bu konudaki kurumlaşmaların gelişmesi lazım.

Her halde hayvana eziyet etmemek, çevremizi kan gölüne çevirmemek konusunda yeni bir vicdan duyarlığı, yeni bir sosyal kültür ve sosyal denetim geliştirmemiz gerekiyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*