Küresel ısınmaya hazır mıyız?

  • Giriş : 12.02.2007 / 00:00:00

Küresel ısınmanın etkilerini artık yaşayarak görüyoruz.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Sanayi devrimiyle birlikte sera gazı etkisi yapan kömür kullanımındaki artışla başlayan küresel ısınmanın etkilerini artık yaşayarak görebiliyoruz. Kutuplardaki buzulların erimesine, okyanuslardaki su seviyesinin ve ısısının yükselmesine neden olan küresel ısınma yüzünden bazı coğrafi bölgelerin aşırı soğuması, bazı kıyı kesimlerinin ise sular altında kalması bekleniyor. Küresel ısınmayla ozon tabakası inceliyor, kanser hastalıkları ve salgın hastalıklar artıyor, aşırı iklim olayları gerçekleşiyor, bazı canlı türleri yok oluyor, çölleşme, kuraklık ve su kaynaklarında azalma gerçekleşiyor. En önemlisi, küresel ısınma geri dönüşü olmayan bir kısırdöngü oluşturarak etkisini artırıyor.

BM Hükümetlerarası Küresel Isınma Paneli'nin (IPPC) raporuna göre küresel ısınmaya beşeri faaliyetler, yani fosil yakıt tüketimi, sera gazı emisyonu neden oluyor. Rapora göre, yüzyıl içinde küresel ısı 2-4.5 derece artacak, Avrupa'nın güneyini etkileyen sıcak hava dalgaları yoğunlaşacak, tropik fırtınalar ivme kazanacak, Antartika'da buz dağlarının erimesi sürecek, deniz seviyelerindeki yükseliş devam edecek.

Dünya Ekonomik Forumu'nun Davos toplantılarında küresel ısınma, önümüzdeki yıllarda dünyayı en fazla etkileyecek sorunlar içinde ve dünyanın hazırlıksız olduğu sorunlar konusunda birinci sırayı aldı. Küresel ısınmanın Türkiye coğrafyası üzerindeki etkilerini de artık yaşayarak izleyebiliyoruz. Küresel ısınma şimdilik sadece iklim değişikliği, çölleşme, su kaynaklarının kuruması, kuraklık, su sıkıntısı olarak karşımıza çıkıyor.

2003-2030 yılları arasında küresel enerji talebinin toplam yüzde 71 oranında artması beklenmektedir. 2003'te 80 milyon varil olan petrol tüketimi 118 milyon varile çıkacaktır; bu, günlük petrol tüketiminin 38 milyon varil artması anlamına gelmektedir. Küresel doğalgaz tüketimi, yıllık yüzde 2.4 oranında artarken, bu kaynak, 2030'da toplam enerji tüketiminin yüzde 26'sını karşılayacaktır ve doğalgaz ikincil enerji olma özelliği kazanmaktadır. Kömür ise üçüncül enerji kaynağı olarak önemini koruyacaktır. Petrol, doğalgaz ve kömür birlikte fosil yakıtları oluşturmaktadır; 2030 yılında fosil yakıtlar küresel enerji talebinin yüzde 81'ini karşılayacaktır. Bir başka ifadeyle küresel enerji talebi artarken, sera gazı etkisi gösteren fosil yakıt tüketimi de hızla artmaktadır.

Şehirleşme, kaynakların kötü yönetimi, kirlenmesi ve küresel ısınma nedeniyle kaynakların kurumasıyla ortaya çıkan en önemli sorunlardan birisi de susuzluktur. Günümüzde 1.1 milyar insan su sıkıntısı içinde, 2.4 milyar insan ise temiz suya erişimdeki sorunlar nedeniyle sağlıksız koşullarda yaşamaktadır. Tahminlere göre 2025'e gelindiğinde, 54 ülkedeki dört milyar insan, yaklaşık dünya nüfusunun yarısı su gereksinimini karşılamada zorlanacaktır. Dünyada her dakika yedi insan susuzluk veya yeterli temiz suya erişim sorunları yüzünden ölürken, ikamesi olmayan suyun ve su kaynaklarıyla birlikte sulanabilen tarım alanlarının değeri giderek artmaktadır.

Bu şartlarda, ciddi bir güvenlik ve devlet sorununa dönüşmekte olan 'Küresel ısınmaya karşı tedbirlerimizi aldık mı' sorusunu sormamız ve hazırlık seviyemizi aşağıdaki sorulara verilecek cevaplarla sorgulamamız gerekmektedir:

# Uzmanlarca küresel ısınmanın ve ani iklim değişikliklerinin olası gelişmeleri ve potansiyel etkileriyle ilgili kısa, orta ve
uzun vadeli senaryolar belirlendi mi?
# Belirlenen senaryolara göre küresel ısınmanın ve ani iklim değişikliklerinin, Türkiye'nin değişik coğrafi bölgelerindeki, Türkiye'ye yakın coğrafi bölgelerdeki ve özellikle de Ortadoğu'daki potansiyel etkileri tespit edildi mi?
# Küresel ısınmanın Türkiye'nin içinde, yakın çevresinde ve özellikle de Ortadoğu'da ortaya çıkarabileceği ekolojik, sosyal, ekonomik ve güvenlikle ilgili sorunlar tanımlanabildi mi? İç ve dış gelişmelerin, Türkiye için hangi sorunları ortaya çıkarabileceği tahmin edilebildi mi?
# Küresel ısınmanın ve ani iklim değişikliklerinin, küresel ve bölgesel güçlerin jeopolitik planlamalarını nasıl etkileyebileceği tahmin edilebildi mi; ortaya çıkabilecek güvenlik hassasiyetleri tanımlandı mı?
# Belirlenen ekolojik, sosyal, ekonomik ve güvenlikle ilgili hassasiyetlere göre karşı tedbirleri kapsayan bir strateji hükümet seviyesinde belirlendi mi?
# Özellikle de su kaynaklarının ve verimli tarım alanlarının küresel ısınmanın etkilerine karşı korunması için tedbirler belirlendi ve planlandı mı?
# Isınmayı hızlandıran sera gazı emisyonlarını ve çevre kirlenmesini azaltmak amacıyla tedbirler alındı mı?

Özetle, küresel ısınmayı ve potansiyel etkilerini bir güvenlik sorunu olarak tanımlamak ve ciddi tedbirleri içeren bir strateji geliştirmek gerekiyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious