Küresel ısınmaya karşı daha çok orman

  • Giriş : 13.02.2007 / 00:00:00

TEMA Vakfı Danışma Kurulu Üyesi Süleyman Çetin, dünyadaki karbondioksit oranının artmasının en önemli nedeninin yeşil örtünün hızla yok edilmesi olduğunu belirtti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Çetin, yaptığı açıklamada, özellikle son 30 yılda ormanların, makilik alanların, meraların, göllerin ve çayırların “inanılmaz bir hızla katledildiğini” söyledi. Doğal alanların, daha fazla sanayi alanı veya tarım alanı açmak adına yok edildiğini belirten Çetin, “Bu yüzden karbondioksit salınımına ilişkin doğal denge bozuldu” dedi.

Dünyadaki karbondioksit oranının artmasının en önemli nedeninin yeşil örtünün hızla yok edilmesi olduğunu ifade eden Çetin, “Çünkü, 20 metre boyundaki bir ağaç 1 yıl boyunca 12 kişinin birlikte ürettiği karbondioksidi emerek oksijene dönüştürebiliyor. Eğer siz binlerce ağacı yok ederseniz oksijen azalacak. Bu nedenle, ozon tabakasındaki delik büyüyor, küresel ısınma artıyor” diye konuştu.

ANADOLU ORMANLARI

Türkiye'de, yılda ortalama 33 milyon metre küp ağacın yakacak ve ham madde olarak kullanıldığını anlatan Çetin, bu ihtiyacın bir kısmının doğal orman alanlarından yasal kesimle sağlandığını söyledi. Çetin, “Ancak, Türkiye'de her yıl yaklaşık 11 milyon metre küp ağaç kaçak olarak kesiliyor. Özellikle, Ege ve Akdeniz bölgelerinde rant sağlamak adına ormanlar hunharca katlediliyor” görüşünü dile getirdi.

Türkiye'de “şiddetli” ve “çok şiddetli” erozyona uğrayabilecek 18,5 milyon hektarlık bir alan bulunduğuna dikkati çeken Çetin, bu alanın hızla ağaçlandırılması gerektiğini ifade etti. “İnsafsızca” yok edilen ormanların yerini doldurmanın bir hayli zor olduğunu vurgulayan Çetin, “Ülkemiz bir zamanlar orman açısından çok zengin sayılırdı. Ama bugün orman varlığımız çok azaldı. Karadeniz ve İç Ege bölgelerindeki ormanlıklar dışında diğer alanlarımız tamamen çölleşmeye başladı” dedi.

“SİNCAPLAR DALDAN DALA ATLAYARAK”

Anadolu'nun, eski seyyahların kitaplarında “meşe denizi” olarak adlandırıldığını anlatan Çetin, bu ifadeye ünlü seyyah Evliya Çelebi'nin yanı sıra Alman ve İngiliz seyyahların kitaplarında da rastlandığını ifade etti. Evliye Çelebi'nin “Seyahatname” adlı eserinde, “Van'daki bir sincabın daldan dala atlayarak İskenderun Körfezi'ne kadar gidebildiğini” yazdığını aktaran Çetin, “Şimdi gidin bakın burada göreceğiniz büyük kum denizi içinizi sızlatır” diye konuştu.

Anadolu'da, sedir, çam, dişbudak gibi değişik ağaç türlerinin yetiştiğini ifade eden Çetin, şöyle devam etti:

“Türkiye, Avrupa'dan çok daha zengin doğal orman alanlarına sahiptir. Günümüzde ağaçlandırma yalnızca çam ağacıyla yapılıyor. Bu çok yanlış. Mesela, meşenin 14 değişik türü var. Erzincan'daki, Aydın'daki, Edirne'deki meşeler farklı yapıya sahip. Bir yerde mono-kültür yaratmak çok yanlış. Eğer bir yerde diğer bitkileri kovacak tek bir bitki türüne yönelirseniz o zaman doğanın farklı şekilde dengesini bozarsınız. Onun için biz TEMA olarak hep şunu söylüyoruz; her bölgenin farklı bitki türleri vardır, bu kurala sadık kalırsak endemik yapıyı koruyabiliriz. Bu şekilde bitki toprağa daha çabuk adapte olacaktır ve çabuk büyücektir. Sonuç olarak, her yöreye özgü ağaç türünün dikilmesinde fayda görüyoruz. Çam sevdasından vazgeçilmeli.”

Çetin, yurt dışından ağaç ithal edilmesini de “sakıncalı” bulduklarını savunarak, yabancı ağaçların canlı kökleriyle birlikte gelecek organizmaların, toprağın ve yerli bitkilerin hastalanmasına neden olabileceğini söyledi.

“ANADOLU TOPRAĞININ CEFAKAR YARİ: MEŞE AĞACI”

Meşe ağacını, “Anadolu toprağının vefalı, fedakar, cefakar yari” olarak tanımlayan Çetin, “Meşe, öyle bir ağaçtır ki, dallarını kesersiniz, budarsınız hatta kırarsınız, yapraklarını keçiler yer ama o hep yaşamak için direnir. Her seferinde yeniden sürgün verir, yeniden canlanır” diye konuştu.

TEMA Vakfı'nın, “10 Milyar Meşe Palamudu Toprakla Buluşuyor” adlı bir kampanya başlattığını anımsatan Çetin, meşenin kazık köklü olduğunu, palamudu ekildikten 1 yıl sonra 30 ile 50 santimetre arasında kök attığını ve boyunun 10 santimetre uzunluğuna ulaştığını anlattı. Anadolu'daki 6 milyon 500 bin hektarlık alanı kaplayan meşe ormanlarının varlığının büyük bir şans olduğunu vurgulayan Çetin, 1998 yılında başlayan kampanya çerçevesinde toprakla buluşan ilk meşe tohumlarının bugün 1-1,5 metre uzunluğa eriştiklerini anlattı. Çetin, 1998 yılından bu yana yaklaşık 1 milyar meşe tohumunun toprakla buluştuğunu ifade etti.

Bu tip çalışmaların öneminin bugün daha net ortaya çıktığını ifade eden Süleyman Çetin, iklim değişikliği veya küresel ısınma felaketinden korunabilmek ya da etkilerini en aza indirebilmek için ormanlara sahip çıkılmasının önemine işaret etti. Çetin, “Elimizden geldiğince, gücümüz tükenene kadar ağaç dikmeliyiz” dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious