Küresel örgüt iddialarına devam etti

Küresel örgüt iddialarına devam etti.13990
  • Giriş : 26.12.2008 / 21:42:00

Ergenekon davasında yargılanan Semih Tufan Gülaltay, savunmasında bahsettiği küresel örgütle ilgili açıklamalarına devam etti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Gülaltay, küresel örgüt diye nitelediği yapının Cumhuriyet döneminde Kadro dergisi etrafından bir araya geldiğini, Mülkiye olarak bilinen Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ve bir büyük bankanın bu küresel örgütün uzantıları olduğunu ileri sürdü.

Gülaltay, bölücü terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan'ın da bu küresel örgütle bağlantılı bu okuldan mezun olduğuna dikkat çekti.

Ergenekon davasının bugünkü oturumunda önce Vatan Bölükbaşıoğlu ardından da Semih Tufan Gülaltay savunmasını yaptı. Gülaltay, savunmasında dikkat çekici bilgiler verdi. Savunmasında küresel bir örgütten bahseden Gülaltay, "Bu örgüt Cumhuriyet kurulduktan sonra Kadro dergisi olarak Mustafa Kemal'in huzuruna geldi. O Kadrocular bugün tıbbiye, mülkiye ve Meclis'tedir. Özelikle bu Mülkiye denilen kamu mektebi Türkiye'nin kaderini değiştiren devşirmelerin merkezi haline gelmiştir.

Abdullah Öcalan dahi bu okuldan mezun olmuştur. Burada bu örgütten kimse yok. Ben o örgütü istiyorum. Türkiye'nin bu malum örgütten kurtulma zamanı gelmiştir. Bu örgüt Türkiye'yi federasyonlara bölecektir. Türkiye neredeyse iç savaşın eşiğindedir. Yetmiş kişiyi yargılayacaksınız bu dava kapanacak öyle mi? Yok öyle bir şey. Bu dosya kapanmayacak ben kapatmayacağım. Beni bırakırsanız Ulusal Birlik Platformu'nun başına yine geçeceğim. Ve mücadelemden vazgeçmeyeceğim. Kellem gidebilir. Bu uğurda çok arkadaşımın kellesi gitti. İşte bu örgütün her devlet kademesinden eli olan Eymür gibi adamları var. Bir televizyon programında gevrek gevrek gülerek Mahmut Yıldırım'ın öldürüldüğünü açıkladı. Mahmut Yıldırım kimdir? O da bu vatanın evladıdır. İstanbul'da ülkücülük yapmak kolay, Bingöl'ün dağlarında Urfa'da yapmak gibi değil. Oraya görevli olarak hangi jandarma komutanı gitse onun evini de mutlaka ziyarete giderdi. Buradan savcıları göreve çağırıyorum. Suç duyurusunda bulunuyorum." şeklinde konuştu.

Gülaltay, 28 Şubat sürecinde aktörlerinden Batı Çalışma Grubu'nun da 'küresel örgüt'ün uzantısı olduğunu ileri sürerek, "Necmettin Erbakan ulusalcı İslamcı bir fikrin adamı. Ondan siyaseten çok hazzetmiyorum. Ancak ulusalcı bir siyasetçi olduğunu kabul etmek lazım. Tasfiye edilmiştir. Tasfiye eden de Küresel ekiptir." dedi.

MİT Kontr-terör Dairesi eski Başkanı Mehmet Eymür'ün kendisi ile ters düşen isimleri tasfiye ettiğini öne süren Gülaltay, 1996 yılında görüştüğü "Yeşil" olarak bilinen Mahmut Yıldırım'ın aslen Bingöllü eski bir ülkücü olduğunu anlatarak, şunları söyledi: "Ankara'da Beyler Konağı'ndaki görüşmemizde Mehmet Eymür'ün devletin kendisine verdiği imkanları kötüye kullanarak hatalı işler yaptığını, yoldan çıktığını söyledi. Yıldırım bir görüşmemizde de bana 'Eymür seninle görüşmemi istemiyor. Bu konuda beni uyardı' dedi. Daha sonra da Mehmet Eymür ile tartışan bütün insanlar gibi Mahmut Yıldırım da kayboldu. Dursun Karataş'ı yakalamaya çalışan Osman Nuri Van'ın şehit edilmesinden iki ay sonra kayboldu. Cenazesinin nerede olduğu bilinmiyor.

Kaybolmasından sonra fotoğrafları basına dağıtıldı. Bir istihbaratçının fotoğraflarının dağıtılması deşifre olduğu anlamına gelir. Deşifre olan da ölmüş demektir. Mahmut Yıldırım gibi devlete hizmet etmiş bazı kişiler Necip Hablemitoğlu gibi Eymür'e ters düştükten sonra şaibeli şekilde ya ortadan kaybolmuş ya da öldürülmüştür. Hablemitoğlu yazdığı Köstebek isimli kitabında Eymür'ü hedef almıştı. Mahmut Yıldırım'ın kardeşi Bahattin Yıldırım ağabeyinin kaybolduğunu ve Eymür tarafından öldürüldüğünü belirterek savcılığa suç duyurusunda bulundu."

SAVCILAR UZUN SÜRE SUÇSUZ YERE YATABİLİR

Savcıların Ergenekon soruşturmasını siyasallaştırdıklarını ileri süren Gülaltay, "Bu işi husumet haline getirdiğiniz zaman, hükümetin değişmesi durumunda uzun bir tutukluluk hayatınız olur. Sayın savcılar aynı kadre uğrayacaklarından endişe ediyorum. Çok uzun cezalar alarak suçsuz yere yatabilirler." dedi.

Semih Tufan Gülaltay, Akın Birdal suikasti ile igili de şöyle konuştu: ''1998 Mayıs ayında Akın Birdal suikastine adım karıştı. Akın Birdal suikastine azmettiren Cengiz Ersever yanıma gelip giderdi. Beni Doğu'dan tanıyan jandarma görevlileri gibi yanıma gelip giderdi. Büromda gece bekçisi olarak çalışan biri ile olayı geçekleştirdi. Akın Birdal PKK temsil eden DTP'nin Diyarbakır milletvekilidir. Söz konusu bu olaydan yargılandım Yargıtay'da beraatim istenmesine rağmen küresel örgüt tarafından bana ceza verildi. Olaya dahilim budur. Akın Birdal bana görev bir vatan hainidir. Onu vuran insanların tepkisini doğal bir tepki olarak görüyorum. Belki karşılaşsaydık onların yaptığını ben de yapardım TİT (Türk İntikam Tugayı) ve Akın Birdal suikasti Eymür'ün bana yapıştırdığı yaftadır."

SAVCI: BİZ İSTEDİK BAŞBAKANLIK GÖNDERDİ

Gülaltay'ın savunmasının ardından Mahkeme heyeti sanıkların taleplerini aldı.

Söz alan avukat Vural Ergül, Ergenekon örgütüyle ilgili bilgi notunun Başbakanlık tarafından soruşturma savcılarına gönderildiğini söyledi.

MİT'in mahkemeye gönderdiği yazıda bu durumun açıkça görüldüğünü savunan Ergül, "Ben bu durumu soruşturma savcılarına talimat olarak algılıyorum." dedi.

Bunun üzerine söz alan Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, Ergenekon terör örgütünün varlığına ilişkin ilk bilginin MİT tarafından kendilerine verildiğini belirterek,"Verilen bilgide bu konuya ilişkin başbakanlığa da bilgi notu verildiği belirtilince biz de başbakanlığa 'MİT size ne gönderdiyse bize gönderin' şeklinde yazı yazdık. Başbakanlık da bize bu bilgi notunu gönderdi." diye konuştu.

Ergenekon terör örgütüne yönelik soruşturma kapsamında firari şüpheli olan Tuncay Güney'in dosyası savcılık tarafından soruşturmanın gizli olduğu gerekçesi ile mahkemeye gönderilmedi.

Bunun üzerine mahkeme tarafından savcılığa gönderilen yazıda, soruşturma dosyasının gizliliğinin gerekçe gösterilmesinin mahkemeyi bağlamayacağı belirtildi.

Yazıda, "Hiçbir bağ bulunmayan dosya hakkında bile maddi gerçeğin ortaya çıkarılması temel görevi olan mahkemelere karşı soruşturmanın gizliliği ilkesinin ileri sürülemeyeceğinin açık olduğu, ilgili yasa gereği soruşturmanın gizliliği kararını veren makamın savcılık değil mahkeme olması ve doğal olarak bu konudaki takdir hakkının da mahkemeye aittir" denildi.

Mahkeme, bu açıklamadan sonra soruşturmanın Tuncay Güney ile ilgili kısmının tüm ayrıntıları ile gönderilmesini istedi.

Duruşma, pazartesi gününe ertelendi.

Mahkeme heyeti, Ergenekon soruşturmasıyla ilgili MİT'e gönderilen belgelerle ilgili ne gibi işlem yapıldığının sorulmasına karar verdi. Pazartesi günü Gülaltay'ın çapraz sorgusuyla duruşma devam edecek.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*