Kurşunlu benzin çocukları tehdit ediyor

  • Giriş : 17.11.2006 / 00:00:00

Günlük hayatımızda özellikle yiyecek ihtiyacımızda sıkça kullandığımız metal eşyaların birçok tehlikeyi barındırdığı bildirildi

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Erzurum Şifa Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr.H. Mesut Kaldır, ağır metal zehirlenmesine dikkat çekerek bunun en çarpıcı örneğinin 1932-55 yılları arasında Japonya'da görüldüğünü hatırlattı. Kaldır, "1932'den itibaren, Japonya'da cıva içeren lağım Minimata sahiline serbest bırakıldı. Cıva deniz ürünlerinde birikti, daha sonra nüfusta cıva zehirlenmeleri gözlendi. 1950'lerde toplam 500 ölüm vakası kaydedildi. Ondan sonra; Japonya, endüstri aleminin en katı çevre kanunlarını çıkardı." dedi.

Kurşun, civa, bakır, çinko ve arsenik zehirlenmesinin sık görüldüğünü belirten Uzm. Dr. Kaldır, "Kurşun ve bileşikleri 8 bin yılı aşkın bir süredir boru, oluk, tabak, para ve boya, dekoratif nesnelerin süslenmesi, kaselerin parlatılması ve kozmetik gibi birçok alanda kullanılmış, çeşitli gıda maddelerine, onları daha tatlı hale getirmek için katılmıştır. Bugün ise, organizmada hiçbir biyokimyasal ve fizyolojik görevi olmayan toksik bir metal olması nedeniyle kurşun ve bir çok ağır metale giderek artan bir kuşkuyla yaklaşılmaktadır." diye konuştu. Biyokimyasal reaksiyonlarda yer almayan bir ağır metal ve nörotoksin olan kurşun, sürdürülebilir yaşam ve çevre bilincinden yoksun sanayileşme anlayışının bir sonucu olarak bugün hayatın her alanını kuşattığını kaydeden Kaldır, "Bu nedenle de problem küreseldir. Kurşun zehirlenmesi, önlenebilir bir olgu olmasına karşın yaygın bir halk sağlığı ve çevre sorunu olarak karşımızdadır. Mesleki maruziyet kaynakları; akü üretimi, dökümhane, matbaacılık, kaynak işçiliği ve boyacılık işleridir. Kurşunun toksisite gösterdiği sistemler; kan, sinir sistemi, üreme sistemi ve böbreklerdir. " dedi.

Çevreyi ve yaşamı tehdit eden kurşunlu ürünlerin ortadan kaldırılması, en önemli risk grubunu oluşturan çocukların korunması için, hiç olmazsa kontrol altına alınması öncelikli amaç olmalıdır. Özellikle, kurşunlu benzin kullanımının tamamen engellenmesi başta olmak üzere, kurşun kontaminasyonuna yol açan faktörlerin yaşam alanlarından izole edilmesi hedeflenmelidir.

Pil, ampül, termometre, boya ve kağıt endüstrisinde kullanılan civanın çevreyi zehirlediğini kaydeden Kaldır, civanın üç değişik formunun; merkezi sinir sistemini etkilediği, böbreklerde hasar geliştirdiği ve nörolojik hasar yaptığının altını çizdi.

Bakır, çinko, arsenik ve bunların tuzlarının zehirlenmelere sebep olduğuna işaret eden Kaldır, "Demir, kalay, aliminyum, çelik gibi madenler zehirlenmelere sebep olmadığından mutfak aletleri daha çok bu madenler kullanılarak yapılır. Meyve ve sebzeleri haşerelerden korumak için arsenikli ilaçlar kullanılır. Böylece ilaçlı bir sebze veya meyva iyice yıkanmadan yenirse bu tip zehirlenme meydana gelir. Böyle zehirlenmeler de ölümle sonuçlanabilir. Bu tehlikelerden korunmak için yiyecekleri aliminyum veya çelik kaplarda pişirmelidir. Kırmızısı çıkmış bakır kaplar, sırları çıkmış çinko kaplar kesinlikle kullanılmamalıdır. Asit yapıdaki yiyecekler, çinko kaplarda pişirilmemeli ve saklanmamalıdır (domates, salata, yoğurt v.s.).

Bazı ağır metallerin (örneğin bakır, selenyum, çinko) insan vücudunun metabolizmasını sürdürmek için elzem olduğunu da kaydeden Kaldır, bununla birlikte yüksek konsantrasyonlarda toksik olabildiklerini hatırlattı. Kaldır, açıklamasını şöyle sürdürdü: "Ağır metal zehirlenmesi genel olarak kontamine olmuş içme suyundan (örneğin kurşun borular), hava konsantrasyonun yüksek olmasından dolayı solunum yoluyla veya gıda zinciri yoluyla gerçekleşir."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious