Kurtarma paketinin olmazsa olmazı

Kurtarma paketinin olmazsa olmazı.18707
  • Giriş : 26.11.2008 / 09:57:00

Krizi aşmak için hazırlanan paketlerde finansal önlemler titizlikle incelenirken, Kerem Alkin pakette olmazsa olmazı böyle anlatıyor...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Hükümetin iş dünyası ve kamuoyu ile paylaşacağı pakette, mutlaka tüketicilerin desteklendiği, mal ve hizmet tüketimi için motive edildiği detaylar olmalı. Maliye Bakanı Unakıtan'ın 'benim vergilerime dokunmayın' sözü ise, tüketici desteğini zorlaştırıyor.

Öncelikle, gerek ABD'de, gerekse de Avrupa Birliği'nde (AB), reel sektörün desteklenmesine yönelik paketler gündeme gelmiş olsa da, önde gelen ekonomilerin karar vericileri, nihai çözümün hane halkının tüketimini sürdürülebilir kılmak olduğunun farkındalar. Tüketiciyi para harcamaya ikna etmek de, ekonomiye duyulan güveni yükseltmekten ve işsizlik korkusunu azaltmaktan geçiyor. Bu nedenle, reel sektöre verilecek desteklerin istihdamı koruyucu bir model içerisinde yürütülmesi gerekiyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da, zaman zaman bu noktayı dile getirmekte. Dikkat edilirse, ABD yönetimi, Kongre'den 850 milyar dolarlık yardım paketini çıkarmış ve ABD Merkez Bankası (FED) da reel sektör finansman bonoları için 354 milyar dolarlık bir paket açmış olmasına rağmen, ABD halkının temel ve dayanıklı tüketim malı eğilimini güçlendirmeyi hedefleyen, kredi kartı harcamalarını özendirecek bir paket daha gündeme geldi.

100 milyar dolar kaynak

Esasen, ABD Yönetimi'nin, tüketimin desteklenmesi için ek bir kaynak paketi oluşturduğu yok. Kongre'de kabul edilmiş olan 850 milyar dolarlık paket içerisinden 25 milyar dolarla başlayıp, 100 milyar dolara kadar yükseltilebilecek bir kaynak ayrılması düşünülüyor. ABD Hazine Bakanı Paulson ile ABD Merkez Bankası Başkanı Ben Bernanke'nin hedefi, otomobil satışlarını, kredi kartı harcamalarını ve öğrencilerin kolej masraflarını destekleyecek, tüketici finansmanına kaynak oluşturacak ve varlığa dayalı menkul kıymete dönüştürülmüş tüketici kredisi borçlanma belgelerine piyasa oluşturacak bir paketi hayata geçirmek.

Bu doğrultuda, Ford, GM ve Chrysler'in desteklenmesine yönelik arayışlarda farklı tartışmalar gündeme geldiğinden, destekleme modeli, ABD halkını otomobil tüketimine özendirecek kolaylıkları sağlamaya dönüşüyor gibi gözüküyor. Otomobil vergilerinin özendirici şekilde azaltılmasından, taşıt kredilerine uygulanan vergi ve kesintilerin azaltılmasına kadar birbirinden farklı uygulamalar gündeme gelebilir.

Özel paket devrede

Bu arada, FED'in 354 milyar dolarlık şirket bonolarına yönelik özel paketi de 12 Kasım'da devreye girdi. Derecelendirme (rating) notu AAA olan ticari şirket bonolarına yönelik destekleme paketinde, ABD Hazinesi 50 milyar dolarlık kaynak kullandırırken, FED'in 19 Kasım'a kadar satın aldığı kısa vadeli şirket borçlanma belgelerinin toplamı 272 milyar dolara ulaşmış durumda. Bu arada, Citigroup'a 20 milyar dolarlık sermaye desteğinin yanı sıra, bankanın 306 milyar dolarlık riskli kredi ve ipoteğe dayalı menkul kıymetlerinden kaynaklanan olası zararlar için de teminat verildi. Ancak, neredeyse 3 aydır gündeme gelen kurtarma paketleri, ABD'de toplam kamu desteğini 7.4 trilyon doların üzerine taşımış durumda ve her ABD vatandaşı için söz konusu paketler 24 bin dolarlık bir yük anlamına geliyor. Bu bedel, ABD'nin Irak ve Afganistan operasyonlarının masrafından dokuz kat daha fazla.

Gözler IMF anlaşmasında

Türkiye'de ise, iş dünyası ve piyasalar, Başbakan Erdoğan'ın açıklayacağı Uluslararası Para Fonu (IMF) anlaşmasıyla ilgili detayları bekliyorlar. Piyasa kendisini minimum 20 milyar dolar düzeyinde bir pakete hazırlamış durumda. Ancak, paketin detayları sır gibi saklandığından, anlaşma normal bir stand-by mı, ihtiyati mi, söz konusu kredi tutarı bir kerede mi Türkiye'nin kullanımına sunulacak, yoksa taksitlendirilecek mi; henüz bir fikrimiz yok. Bununla birlikte, 10-12 milyar düzeyinde kalacak ve birkaç takside bölünmüş bir kredi tutarının piyasalarca yeterli görülmeyeceği hissediliyor. Bu noktada, IMF ile, yüzde 3,5'lik bir büyüme ve yüzde 2,5'e kadar düşürülmüş bir Kamu Faiz Dışı Fazla/GSYH oranı üzerinde mutabık kalındığı dedikoduları dillendirilmekte. 3 bakanımızın 28 Haziran'da basın toplantısıyla açıkladıkları 2007-2012 Orta Vadeli Programa göre, IMF'e verilen taahhütlere bağlı olarak, 2007 ve 2008'de yüzde 3,5 olması hedeflenen Faiz Dışı Fazla'nın 2009'da yüzde 3'e çekilmesi hedeflenmişti.

Halk ikna edilmeli

IMF'in bu oranın 2009 için yüzde 2,5'e çekilmesi hususunda hükümet ile mutabık kalmış olduğu yönündeki dedikodular bana inandırıcı gelmedi. Tersine, görüşmelerde IMF'in aynen 2007 ve 2008'de olduğu gibi, oranın 2009'da da yüzde 3,5 olarak uygulanmasını talep etmesi nedeniyle, görüşmeler uzamış olabilir. Nitekim, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan da iş dünyasına vergi indirimi yönünde bir destek beklenmemesi gerektiğini hatırlatıyor. Bununla birlikte, bankadan tüketici, otomobil ve konut kredisi kullanımına uygulanan vergi ve kesintilerde, aynen batılı ülkeler gibi bir dizi kolaylık düşünülemez mi, ekonomi yönetimi tartışabilir. Çünkü, açıklanacak paket Türk şirketlerine ne kadar destek olsa da, Türk halkı tüketim yapmaya ikna edilmeden, kalıcı çözüme ulaşamayacağız.

Referans

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*