Kürtçe TV'ye CHP'den vize

Kürtçe TV'ye CHP'den vize.9340
  • Giriş : 14.01.2008 / 23:38:00
  • Güncelleme : 14.01.2008 / 23:41:27

Baykal, Güneydoğu ve K. Irak konusundaki yeni politikalarıyla dikkat çekiyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Zor bir dönem yaşayan CHP lideri Deniz Baykal, Güneydoğu ve Kuzey Irak konusundaki yeni politikalarıyla dikkat çekiyor. Aksiyon, Diyarbakır ziyaretiyle devam eden bu açılımın ve yeni siyasi hazırlıkların perde arkasını araştırdı.

Anayasa Mahkemesi’ne giden 367 krizi, e-muhtıra ve nihayet 22 Temmuz… Cumhuriyet Halk Partisi lideri Deniz Baykal çok yıprandı. Baykal’a önce ‘darbe yanlısı’ dendi. seçim yenilgisine rağmen Kuzey Irak ve Kürt meselesine dönük ‘açılımları’ ile gündeme geldi. Diyarbakır’daki patlama sonrası Güneydoğu siyasetinde ben de varım mesajı verdi. Basına kapalı toplantıda konuşulanlara bakılırsa Baykal, bölgede Kürtçe TV ve gazete kurulmasına bile sıcak bakıyor. Peki Baykal’ı ve CHP’nin bölge politikalarını ne değiştirdi?

Baykal’ın “Güneydoğu ve Kuzey Irak açılımları” aslında 1980’lere kadar uzanıyor. Örneğin 1989’da yayımlanan Güneydoğu Raporu’nda SHP Genel Sekreteri Deniz Baykal’ın da imzası vardı. Baykal’a yakın isimlerden Algan Hacaloğlu, bugünkü açılımların Güneydoğu Raporu’nun devamı olduğunu ve onu aştığını söylüyor. Bir adım daha ileri gidiyor: “Barzani Kuzey Irak’ta istediği projeyi uygulamaya koyabilir. Özel kurumlarda anadilinde eğitimin yanı sıra Kürtçe gazete ve televizyon kurulabilir.”

Baykal’ın ‘açılım’ diye nitelendirilen bu açıklamalarına birçok kesim şüpheyle yaklaşıyor. 22 Temmuz seçimleri öncesinde hükümete karşı tutumu ile sivilden çok asker gibi davranmakla ve darbe istemekle suçlanan Deniz Baykal gitmiş, bambaşka bir Baykal gelmiş durumda. Baykal’ın bugününe gelmeden önce geçmişteki adımlarını da iyi tahlil etmek gerekiyor.

GİZLİ RAPORLARDAN YARARLANILDI

Cumhuriyet Halk Partisi’yle birleşen SHP’nin 1989 yılında yayımlanan Güneydoğu Raporu birçok tepkiyi de beraberinde getirmişti. Rapor, bölgenin sorunlarına radikal çözüm önerileri getiriyordu. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı öne çıkarılıyor, Kürt kimliği tanınıyor, etnik ve kültürel çeşitlilik destekleniyor, kültürel hakların verilmesi gerektiği vurgulanıyordu. Baykal’ın en yakınındaki isimlerden CHP Genel Sekreter Yardımcısı Algan Hacaloğlu, bu rapordan dolayı DGM’nin takibatına uğradıklarını, dava açılmak istendiğini ve savcılığın kendilerine resmen tezkere yazdığını anlatıyor. Hacaloğlu’nun yorumlarına göre, bu raporun hazırlanmasında devletin istihbarat teşkilatlarındaki gizli raporlardan da yararlanılmış.

Güneydoğu Raporu (1989), 1994 yılına gelindiğinde bir kesimin iddiasına göre CHP Genel Başkanı Deniz Baykal tarafından geri plana atıldı. Hacaloğlu ise bu iddiaya karşı çıkıyor: “Bu rapor çok özet olarak 1994 yıllı parti programında ‘etnik duyarlılıklara demokratik çözüm’ başlığı altında yer aldı. 1999 yılında ve 2000 yılında eşitlik, özgürlük, çoğulculuk temelinde ele alınan çalışmalar yapıldı.”

22 Temmuz genel seçimleri öncesinde art arda gelen şehit haberleri üzerine Deniz Baykal’ın Kuzey Irak’a yönelik sert açıklamaları, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde büyük tepki topladı. Bu ve başka sebeplerden dolayı bölge genelinde CHP’nin oyları yüzde 8’de kaldı, Diyarbakır’da ise yüzde 2’yi aşamadı. AK Parti’nin seçim zaferi, birçok kesim gibi CHP’yi de politikalarını gözden geçirmeye itti. Bu bir gerçek. Ancak, Baykal’ın yeni açılımlarının tıpkı “Anadolu solu” çıkışında olduğu gibi Kürt meselesiyle ilgili sol siyasetin özellikle de CHP’nin ezberlerini bozmaya namzet olduğunu da not etmek gerekiyor.

‘BAYKAL BÖLGEYE GÖNLÜNÜ AÇTI’

2004 yerel, 2007 genel seçimlerinde Diyarbakır’a gitmeyen CHP lideri, altı yıllık aradan sonra bu şehrin yolunu tekrar tuttu. Terör örgütü PKK’nın 3 Ocak saldırısı sonrası bölgede görüşmeler yaptı. Halkın içine girdi. 22 sivil toplum örgütünün temsilcisiyle 3 saate yakın süren toplantıda Baykal hem sorunları dinledi hem de düşüncelerini anlattı. Daha rahat olunması için kayıt altına alınmayan toplantıda, yarım saat sivil toplum temsilcileri konuştu. Geriye kalan zamanda ise Deniz Baykal. Algan Hacaloğlu’nun deyimiyle Deniz Bey bölgeye gönlünü açtı: “Deniz Baykal’ı çok yakından izleyen biriyim. Çok temkinlidir, olayı bütün boyutuyla değerlendirir. Ama Diyarbakır’da gönlünü açtı, içini boşalttı. Son derece yürekten konuştu. Orada bir muhasebe yaptı. O mesajın her yere gittiğini biliyorum. Gazetelere belki yansımadı ama o mesaj bölgenin derinine ulaştı. Buza yazılmış mesaj değildi.”

KÜRTÇE TV’YE CHP’DEN VİZE

Hacaloğlu’na göre, basına kapalı toplantıda Baykal hem Güneydoğu hem de Kuzey Irak ile ilgili herkesi şaşırtacak mesajlar verdi: “Bize Barzani ve Talabani’ye niye kızıyorsunuz diye sordular. Evet, kızıyoruz çünkü biz onlarla dost olmak istiyoruz. Kızıyoruz çünkü onlar istediklerini yapabilirler. İstedikleri projeyi Kuzey Irak’ta uygulamaya koymaya serbestler. Türkiye ona müdahale etmemeli, diye cevap verdik.” Hacaloğlu’na göre Baykal, Diyarbakır toplantısında konuşulanların bir kısmını yakın zamanda günlük siyasetine de yansıtacak.

Deniz Baykal, sivil toplum örgütlerinin sözü kendisine bırakmasının ardından önce başsağlığı dilemiş. Ardından “Kendimizi kandırmayalım, birbirimizi aldatmayalım” diyerek asıl konuşmasını yapmış. Terörle siyasi çözüm elde edilemeyeceğini, herkesin teröre karşı durması gerektiğini ve terör örgütünün beyninin arkasındaki siyasi projeyi görmeye davet etmiş. Ulus, üniter devlet vurgusunu da ihmal etmemiş.

Konuşmasının en can alıcı bölümünü “Bölge için ne yapılabilir?” sorusuna ayırmış. 1989 Güneydoğu Raporu’nda olduğu gibi devleti “taraf tutmayan, etnik kör” diye nitelemiş Baykal. Etnik kökenin ve bireysel/kültürel hakların temel çıkış noktası olan anadilinde eğitime özel kurumlarda yapılmak kaydıyla destek vereceğini kaydetmiş. Algan Hacaloğlu, Baykal’ın anlattıklarını şöyle aktarıyor: “Kürt kimliğini kabul ederek kendine ‘Kürt kökenliyim’ diyen yurttaşlara, tüm diğer etnik kökenden yurttaşlarımız gibi bu kişiliklerini hayatın her alanında istediği gibi ve özgürce belirtme hakkına sahip olmaları, doğal haklarının uzantısıdır. Herkes anadilinde, serbestçe konuşabilmeli ve yazabilmelidir.” Baykal, bunun için gazete, dergi, kitap ve diğer her türlü yayının Kürtçe yapılmasının ve dağıtılmasının önünün açılmasını da savunmuş. Baykal diğer önerilerini de şöyle sıralamış: “RTÜK’ün herkes için öngördüğü kurallar çerçevesinde Kürt vatandaşlar özel televizyon kurabilmeli ve yayın yapabilmeli; engel varsa bu, derhal kaldırılmalı. YÖK’ün ve üniversitelerin kendi kıstasları çerçevesinde, toplumdaki değişik kültür ve dillerin tarihe ve kültüre saygı anlayışı içinde, akademik bir çalışma olarak araştırılması, bu amaçla araştırma enstitüleri kurulabilmesi sağlanmalı.”

Üniversiteler bünyesinde Kürt enstitüsü kurulmasını destekleyen Baykal, ülkenin tek resmî dilinin Türkçe olduğunu da sözlerine eklemiş. Konuşmanın, şarkının ve türkünün de kültürel zenginlik olarak algılanması gerektiğini ifade etmiş.

KUZEY IRAK, DOST OLARAK ALGILANMALI

Kültürel hakların yanı sıra CHP lideri bölgenin sosyo-ekonomik kalkınmasına ilişkin önerilerini de açıklamış toplantıda: “Bölgede sosyal devlet ayağa kaldırılmalı; devlet yatırımı, öncülüğü olmadan Güneydoğu Anadolu’nun kalkınması mümkün değildir. Yoksulluk ve işsizliğin azaltılması için geçici 300 bin kişilik istihdam projesi hayata geçirilmeli. GAP, yeniden hızlandırılmalı ve bitirilmeli. Her yıl Gayri Safi Milli Hâsıla’nın yüzde 1,5’i bölgesel sosyo-ekonomik kalkınmaya ayrılmalı. Bölge kamu yeri yatırımları için bir sürgün ve mahrumiyet bölgesi olmaktan çıkarılmalı. Mikro kredi ve diğer uygulamalarla girişimci desteklenmeli. Bölgeye özel sektör için teşvikler son derece güçlendirilmeli. Tarım/hayvancılık ayağa kaldırılmalı; bir banka konsorsiyumu içinde destek sağlanmalı. Boşaltılmış köylere güvenlik, gönüllülük ve rasyonellik temelinde devlet desteği ile geri dönüş sağlanmalı. Çatışma dönemi mağduriyetleri, hak ve hukuk temelinde giderilmeli. Mayınlı araziler temizlenerek hem güvenlik sağlanmalı hem tarım alanları ekonomiye kazandırılmalı. Kuzey Irak Türkiye için tehdit değil, dost bölge olarak algılanmalı”

Deniz Baykal’ın, 22 Temmuz sonrası getirdiği somut önerilerde ise şunlar dikkati çekiyordu: Kuzey Irak’a ikinci kapının açılması, ticari ilişkilerin geliştirilmesi, farklı kökenden gençlerin Türkiye ile iyi ilişkiler kurması için eğitim imkânı sağlanması, mesleki staj imkânları sağlanması, bölge ile iletişim açılımı yapılması, kültürlerin buluşturulması, Anadolu’nun suyundan bölgenin yararlanması, sınırlar ötesi iletişim ağının iyileştirilmesi, elektrik kullanımında ve enerji paylaşımında işbirliğinin artırılması.

CHP EKİBİ RAPOR HAZIRLIYOR

Algan Hacaloğlu, Baykal’ın Diyarbakır toplantısında “Türkiye’de yaşayan herkes hangi kökenden olursa olsun, bizim kardeşimizdir, bizim eşit yurttaşımızdır.” dediğini aktarıyor. Baykal’ın bu açılımları Mart ayında yapılacak kongreye rapor olarak sunulacak. Partiden bir ekip şu an Güneydoğu Raporu benzeri bir çalışma hazırlıyor. Hacaloğlu’na göre Baykal’ın sivil toplum örgütleriyle konuşması, esasında 1989 Raporu ve sonrasındaki gelişmeleri kucaklıyor.

Peki Baykal için seçim öncesi gündeme gelen “darbe yanlısı” imajı mı yoksa “sorunları görüp muhalefeti ona göre şekillendiren bir lider” görüntüsü mü doğru? CHP için “İktidara gelmek” mi yoksa “ülkenin temel meselelerine çözümü AK Parti de getirse bunu desteklemek ve sert muhalefetle yanlış yöne girmesini engellemek” mi önemli? Bu soruların cevabını vermek çok kolay değil. İstanbul Milletvekili Algan Hacaloğlu bu noktada Deniz Baykal’ın seçimde oy hesabı yapmadığını savunuyor. CHP de dâhil uç noktalarda yer alan siyasi söylemleri ise frenlediğini düşünüyor Hacaloğlu. “CHP Türkiye’nin omurga kollarından birisidir.” diyen eski bakan, genel başkanın CHP de dahil Türkiye üzerine oynanan oyunu gördüğünü, buna göre siyaset geliştirdiğini ve bunları engellediğini düşünüyor.

Dr. Sinan Ciddi*BAYKAL’IN ÇOK SAMİMİ OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM

“Baykal’ın ideolojik açılımı Kürt sorununa da dair olsa her zaman çelişkili oldu. Kürt sorununa dönük söylemlerinde çok samimi olduğunu düşünmüyorum. 1989’daki Güneydoğu Raporu’na Baykal çok sıcak bakmıyordu. “Kürt sorunu, bir demokrasi sorunu değildir” diye sözü var. Yani rüzgâr nereye esiyorsa Baykal ona göre açılım yapıyor. Belli bir ideolojiye dayanmıyor, yol haritası yok. Son Kürt açılımının içeriğinin çok dolu olduğunu düşünmüyorum. Bundan birkaç ay sonra yeni bir şey söyler. Esasen parti burada sorgu yapabilir mi? CHP’den bu tür açılımlar beklenebilir mi? Türkiye’de Kürt meselesini ve dinin rolünü sorgulatmamak üzere kapatan, devletin özünü oluşturan parti, bunlara sıcak bakamaz ve yapamaz. Devlet kuran partinin nasıl reform yapacağını, ilk koyduğu kurallara nasıl karşı çıkacağını ve değiştireceğini bilemiyorum. Partinin genetik yapısında reform yok. Baykal’ın muhalefeti tamamen bilinçli ve rasyonel. Hırçın politikaların meyvesini de toplayamıyor.”

*Sabancı Üniversitesi Öğretim Görevlisi. CHP üzerine doktora tezi hazırladı.

AKSİYON

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious