Kurtlar Vadisi'nde tartışmalı sahne

Kurtlar Vadisi'nde  tartışmalı sahne.10109
  • Giriş : 07.03.2009 / 16:57:00
  • Güncelleme : 07.03.2009 / 17:02:37

Kurtlar Vadisi'nde Cumhurbaşkanı Gül’ün oynadığı sahne şoke etti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Kurtlar Vadisi 3 aylık aradan sonra tartışmalı bir sahne ile döndü. Cumhurbaşkanı Gül'ün oynadığı sahne şoke etti. Diziye sert salvolar yapan Kütahyalı'nın çok ilginç iddiaları var.

Türkiye'nin gelmiş geçmiş en tartışmalı dizisi, yeni bir gündeme daha imza attı. Ekonomik krizle birlikte yayınlandığı kanalla maddi anlaşmazlığa düşen ve 3 aylık aradan sonra yeniden ekranlara gelen Kurtlar Vadisi Pusu'da, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül canlandırılınca kafalar karıştı. Türkiye onu "Deniz'lerin yolu bizi nereye götürür?" başlıklı yazısıyla tanıdı. Taraf Gazetesi'nde bir aya yakın süren tartışmanın odağında olan Rasim Ozan Kütahyalı, bugünün ulusalcı damarın temelinin 68'ler atıldığını söyledi. Sol görüş savunuculuğu ile birlikte “ulusalcı-sol”a karşı savaş açmış izlenimi verse de o kendini “Liberal demokrat” olarak tanımlıyor. Henüz 28 yaşında. Çıktığı televizyon programlarında yaşından büyük laflar edince “ortamı germe” politikası güdüyor gibi bir hava verse de inandığı değerlerden hiç geri atmıyor. Aktütün saldırısından sonra “Askere gitmeyeceğini” Taraf'taki köşesinden beyan edince tepki çeken Kütahyalı, Kanal T'de ana haber yorumcusu ve yine aynı kanalda Sabah Yazarı Mahmut Övür'le birlikte politik performans sergiliyor. Aynı zamanda Sinan Çetin'in Plato Film firmasında metin yazarı.
“Devlet'in Başı”nı Köşk'te, Polat Alemdar ile İskender Büyük'ü barıştırmaya kalkıştığı sahne gerçek hayatta Ergenekon pazarlığı olarak algılandı ve dizinin fanatikleri bile bu olaya Abdullah Gül'ün alet edilmesine isyan etti. Peki gerçekte o bölümde ne anlatılmak istendi? Ergenekon Terör Örgütü'nün deşifre edilmesine çanak tuttuğu iddia edilen Kurtlar Vadi Pusu'nun kodları mı karıştı. Karıştırıldı. Diziye en başından 2003 yılından beri muhalif olan kitlenin en sert söylemcisiyle bu konuyu konuştuk. Taraf Gazetesi'nin son günlerde en dikkat çeken yazarı Rasim Ozan Kütahyalı… Kendisi ile farklı bir zamanda genel konular üzerine konuşmayı planlıyordum ama araya Köşk sahnesi girince söyleşiyi öne almak zorunda kaldım. Rasim Ozan Kütahyalı, diziyi en başından beri takip edip, çok sert eleştirilerle birlikte çok acayip iddiaları da ortaya atan isim. Son dönemde dizinin yapımcıları ve senaristleri ile girdiği polemik bir hayli konuşuldu. Kütahyalı'yla yaverli, Köşklü, Devlet Başı'nın yer aldığı sahneden sonra diziyi konuştuk. Açıkçası o konuştukça ben “yok artık dedim”

Kütahyalı'ya göre Kurtlar Vadisi, Emniyet İstihbaratı'nın kontrolünden Jandarma İstihbaratı'nın kontrolüne geçti ve Ergenekon karşıtlığı yapacak. Köşk sahnesi de bunun göstergesi. Ayrıca Kurtlar Vadisi Irak'a karşı olan dönemin Dışişleri Bakanı Gül'den de şimdi intikam alınıyor. Dahası diziye yakın zamanda Fethullah Gülen de dahil edilecek. Kütahyalı'ya göre bir dönem dizide Gülen vurgusu yapılmış ve hakaret de edilmiş.
Dizinin yapımcıları ve senaryo ekibinde olan Raci Şaşmaz ve Bahadır Özdener'in, kontrolü dışında bir takım gelişmelerin olduğunu ifade eden Taraf'ın genç yazarı, ikilinin çıktığı televizyon programındaki tavırlarına dikkat çekiyor.

Kurtlar Vadisi'nin 2007'de yapılması planlandığı iddia edilen darbeye çanak tuttuğunu öne süren Rasim Ozan Kütahyalı'nın dizideki din vurgusu ve dindar karakter üzerine yaptığı analiz ise çok ilginç.

GÜL IRAK FİLMİ İÇİN AK PARTİ GRUBU'NA ENGEL OLMAYA ÇALIŞTI

Diziyle ilgili genel düşüncelerinden önce uzun aradan sonra yayınlanan bölümle başlamak istiyorum. Abdullah Gül'ün canlandırıldığı sahne için ne düşünüyorsunuz?
Kurtlar Vadisi zihniyeti dün akşam Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'den intikam aldı. Bu çok açık.

Dakika bir gol bir… Kimler neyin intikamını aldı?
Abdullah Gül bu Kurtlar meselesine hep mesafeli oldu. Bu dizinin argümanlarını ETÖ (Ergenekon Terör Örgütü) zihniyetinden aldığı noktasında hep kuşkular taşıdı. “Kurtlar Vadisi Irak” adlı Müslümanlığın istismar edilmesi üzerinden dindarların ulusalcı Ergenekon projesine eklemlenme operasyonuna karşı durdu. AK Partililere “Asla şu filmin galasına gitmeyin” diye ısrarlı mesajlar gönderdi. Tayyip Erdoğan son dakikada bu yüzden o galaya gitmedi. Ama bir sürü önde gelen AK Partili “Bunlar bizim gibi dindar çocuklar” diyerek bu Ergenekoncu filmin galasına gittiler, ETÖ'nün tezgahına geldiler. Gül, her zaman Kurtlar Vadisi zihniyetine mesafeli durdu. O Köşk sahnesiyle resmen Gül itham edildi ve hedef gösterildi. Dolayısıyla intikam alındı.

İŞTE TARTIŞMA ÇIKARAN O SAHNE:
POLAT ALEMDAR, "DEVLETİN BAŞI" VE İSKENDER BÜYÜK'ÜN KÖŞK TOPLANTISI


Ama Gül Dışişleri Bakanıyken, dizinin ABD ilişkilerine bir zararı olmayacağını açıklamıştı. “Filme gitmeyin” çalışması da basına yansımadı benim bildiğim. Siz çok net diyaloglar aktarıyorsunuz?
Gül net biçimde çabaladı AKP grubu içinde, bunu net biliyorum. O dönem Amerikan dışişleri “Biz hükümet olarak topluca “Gece Yarısı Ekspresi” filminin galasına gitseydik, ne düşünürdünüz?” demişti. Kurtlar Vadisi Irak filmi ETÖ'nün içeride Yahudi ve Amerikan aleyhtarlığını pompalayıp, dışarıda da bunu AKP yapıyormuş gibi gösterme stratejisinin bir parçasıdır. Suikastlar ve saldırılarda da aynını yaptılar. Tetikçiler Hıristiyan katlediyor, ama dış basında bunu “köktendinci AKP hükümeti” yaptırtmış gibi yansıyor, bu yolla AKP'yi indirmenin dış zeminini hazırlıyorlardı. ETÖ'nün Plan ve Propaganda ayağı dış basına kulis yapıyor, sahte bilgi sızdırıyordu, operasyonel ayağı da cinayet, bombalama ve suikast işlerini yapıyordu. Bence tablo çok net.

Politik kurgu bir dizi için yorumlarınız çok komplocu değil mi?
Ben komplo falan yapmıyorum. Bir zihniyeti analiz ediyorum. Bazı raporlardan bunu elde ettim. 2004'den 4 bölüm izleyin sonra da 2008'den 4 bölüm izleyin aradaki ideolojik farkı ortaya çıkacak zaten. Bunu sıradan biri yapsın yine aynı sonucu alacaktır. Dizinin kodlarıyla dönem dönem oynandı. Şimdi de oynanıyor.

"KURTLAR VADİSİ KARŞI MÜDAHALEYE UĞRADI"

Neyse şu anki diziye dönelim. Köşk sahnesi dizinin foyasını ortaya mı çıkardı diyorsunuz?
Dünkü bölümden net biçimde anlaşılıyor ki Kurtlar Vadisi Pusu denen dizi bir karşı-müdahale ile karşılaşmış yeniden.Veli Küçük'ü simgeleyen karakter, Abdullah Gül nazarında “devlete hizmet etmiş” insan olarak gösteriliyor. Şu aralar zaten habire Ergenekon dava sürecini baltalamak isteyen çevreler bu tezle karşımıza geliyor. Bu generaller suça bulaşmış, cinayeti teşvik etmiş, provokasyonlar planlamış olabilir ama “devlet için” çalışmışlardır. Burada bir de Abdullah Gül itham ediliyor, alenen Çankaya Köşküne mesaj veriliyor.

Dizi karşı müdahaleye mi uğradı yani…
Evet devlet içinden birileri “Bu diziyi size yedirmeyiz” dedi.

Gelelim dizideki din vurgusuna. Şaşmaz kardeşlerin tarikat bağlantısı bir döneme damgasını vurdu. Bu durumun halkın diziye manevi saygı göstermesini sağladığı söylendi. Hatta son aradan önceki bir bölümünde dizi Bakara Suresi (Amenerrasulü) ile başladı. Mafya, derin devlet, darbe, çeteciler, çatışma, silah, kan ve dindar bir dizi… Nasıl bir şey bu?
En büyük operasyon bu işte. Dindarlar kullanılarak dindarlara yönelik büyük bir operasyon hedeflendi 2003-06 döneminde. Bu bir ölçüde de başarıldı. Tüm dindar insanlar şunu bilmeli; 28 Şubat darbesi de sözde-dindar karakterler kurgulanarak kotarıldı. Aczimendiler diye uyduruk bir grup inşa edildi. Fadime Şahin ve Ali Kalkancı olayı kurgulandı. Belki Aczimendi grubunda samimi dindar insanlarda vardı. Ama 28 Şubat darbesinin hazırlanma projesi olarak kullanıldıklarını artık çok net biçimde biliyoruz. 10 yıl geçtiğinde Kurtlar Vadisi meselesi de daha net açığa çıkacak. O sebeple ısrarla bu ekibi dürüst olmaya çağırıyorum. Elazığ'dan, Gümüşhane'den kopup İstanbul'da başarılı olmaları benim hoşuma gider. Ama bu süreçte işbirlikçilik yaptıkları güçler var. Suçu Soner Yalçın ve Osman Sınav'a atarak kurtulmaya çalışmamalılar. Bir de bana “İstersek Genelkurmay Başkanı bile oluruz” diye yazı göndermişler. Kimlikleri nedeniyle teğmen bile olamayacak insanlar, kendilerini böyle kandırırlarsa diyeceğim birşey yok. Bir tarikat şeyhinin oğlu ya da 5 vakit namaz kılan bir insan hiçbir harp okuluna giremez. Önce yaşadıkları devlet düzenini öğrensinler. Abdullah Gül'ün eşinin inancı gereği taktığı başörtüsü nedeniyle bu ülkede darbe yapılmak istendi...

Bir de Ömer Baba karakteri var. Müezzin, hat ve ebru ile uğraşan mutaassıp birisi. Hemen her konuda fikri var, ayet ve hadislerle örnekler de veriyor. Bu karakterin size göre işlevi ne?
Ömer Baba karakteri tam egemen devlet mantığının istediği dindar tipidir. Etliye sütlüye karışmayan, kamusal ve sosyal alanda birşeyler yapmak istemeyen, evinde oturan, devlet düzeninin haksızlıklarına boyun eğmiş, isyan etmeyen, ”Allah'a itaat, devlete itaattir” diyen tam Ergenekon zihniyetinin istediği dindar tip. Tam aksine bugünün dindarları haksızlığa karşı aktif biçimde direnen insan modelleri olmalıdır diye inanıyorum.

Dinin bu kadar ön plana çıkarıldığı bir dizide başörtülü bir karakterin olmaması, olanın da yasakçıların istediği şekilde örtünmesi (Abdülley'in aşık olduğu çaycı kadın) ne anlama geliyor?
O da bu zihniyetin devamı. Sistemin istemediği şekilde başını örten, okumak isteyen, okul sonrası kamusal hayatta yer almak isteyen, egemen devlet sistemine itaat etmeyen, direnen, haklarını arayan Müslüman dindar kadın tipi yerine, pasif, itaatkar, resesif bir sahte-dindar kadın modeli... Orduevine kabul edilen başörtülülerden. Bizler bugün yasakçıların istemediği şekilde örtünen kardeşlerimizin devletin en üst makamlarına gelebilmesinin mücadelesini vermeliyiz. Özgürlükçü-demokrat bir ahlak anlayışı bunu gerektirir.

Kimler bunu diyenler?
Şimdi net bir şey var ki 2003-2006 arası bu dizi zihniyet olarak askeri istihbarat birimlerinin yönlendirmesiyle yapıldı. 2007 başında “Kurtlar Vadisi Terör” yayına girince MİT ve Emniyet uyandı. Derhal harekete geçtiler ve diziyi kaldırttılar. O dizinin yayından kaldırılmasında MİT ve Emniyet çok etkili oldu. Bu iki birim hükümeti de ikna etti. Dizi yayınlansaydı bariz biçimde bir Türk-Kürt iç savaşını kışkırtacaktı, seçim öncesi terör eylemlerinin toplumsal alana sıçramasını planlıyordu ETÖ zihniyeti. Ben o zaman belli yerlere bunu ısrarla söyledim, fakat şükür ki sivil birimler ve Hükümet o zaman uyanabildi. Oysa bir sene önce 2006'da da uyanmamışlardı ve AKP'yi de Kurtlar Vadisi aracılığıyla Ergenekon zihniyeti tam anlamıyla pusuya düşürmüştü. 2007 Eylülünden itibaren, seçim sonrası başlayan Kurtlar Vadisi Pusu sürecinde dizinin kontrolü bariz biçimde Emniyet İstaihbarat'ın eline geçti. Bütün o Ergenekon sürecinde olanları önceden gösterebilmelerinin sebebi Emniyet İstihbarat'ın diziye sunduğu argümanlardır.

"ASKERİ İSTİHBARAT YENİDEN HAKİM"

Sizin iddialarınızdan yola çıkarak şunu soracağım. Bu dizi şöyle başladı. Başta mafya kontrol altına alındı. Sonra mafyayı yönlendiren Sefirler. Daha sonra “Baronlar”a sızıldı. Buradaki iç savaşın ardından Polat Alemdar başa geçti. Masonik yapıya vurgu yapıldı. Genel bir temizlikten sonra ise Irak'a girildi. Daha sonra iki bölümlük terör. Şimdi de, derin devlet ve Ergenekon süreci işleniyor. Bu dizi hangi konseptte kimin kontrolündeydi?
Kurtlar Vadisi serüveninde biraz kapanın elinde kalma durumu var. Başta da bilinçli bir Ergenekon projesi olarak başlamadı Kurtlar Vadisi. Dizi tuttukça Jandarma İstihbarat Albay Atilla Uğur vasıtasıyla bir darbe ortamının yaratılmasını isteyen güçler dizi yapımcılarıyla bağlantıya geçtiler. MİT raporu “Şaşmaz, Sınav ve Uğur bağlantısını” teknik takip aracılığıyla net olarak tespit etmiş. Zaten bir süre sonra bir darbe ortamının yaratılması için dizi yönlendirildikçe Osman Sınav isyan etti ve sonunda çekti gitti. Sınav'ın dünya görüşü daha nettir. Sınav sonrası ise dizi resmen tüm argümanlarıyla JİTEM propagandası haline geldi. 2007 Eylül sonrası ise Emniyet İstihbaratçılar, soruşturma sürecinden de istifade ederek dizginleri ele almış gözüküyor. Ama bu 3 aylık ara sürecinden sonra işler karışmış.

Ekonomik kriz plan değişikliği için fırsat mı olmuş oluyor burada?
Bu üç aylık arada Kurtlar Vadisi etrafında yine bir devlet içi istihbarat kavgası yaşandığı çok açık. Bu dizi psikolojik harp açısından bulunmaz fırsat, o sebeple her istihbarat birimi diziye yanaşıyor. Senaristlerin yazdıkları senaryodan bihaber oldukları her hallerinden belli. Perşembe 32. Gün'de de bu görüldü. Senaristler stenograflık yapıyor, diyalogları onlar yazıyor ama argümanlar dışarıdan geliyor. Kendi yazdıkları senaryoda yeralan argümanları savunamayan senaristler olur mu Allah aşkına? Bir insan yazdığı fikirleri sorulunca adam gibi savunmaz mı? Bunlar savunmuyor, savunamıyor. Kaçak cevaplar veriyorlar. Sorular gelince dımdızlak ortada kalıyorlar. Birkaç ezberleri var, onları tekrarlıyorlar.

Dizi son dönemde orduya fena yüklenmeye başladı. Muvazzaf subaylar falan canlandırıldı. İskender'in asker üzerindeki etkisi çok göze battı. Şimdi ise durum terse dönmüş görünüyor. Dizide kurumlar arası savaş da mı var?
Şimdiki bölüme dönersek anlaşılıyor ki Askeri istihbarat yeniden diziye müdahale etmiş. Emniyet'çilere “Hooop, meydanı size bırakmayız” diyorlar... Bakın ETÖ zihniyeti yeniden uyanıyor bu aralar, çok tehlikeli bir sürece girdik. Tüm bu ETÖ generalleri yakayı sıyıracaklarını düşünmeye başladılar. “Hatalar olduysa da devlet için yaptık” bahanesine sığınmak istiyorlar. İşte bu berbat zihniyetin aynısını bu dizi Abdullah Gül'e söyletiyor. Abdullah Gül'ü Ergenekoncu yapıyor. Bu resmen tezgah.

"GÜLEN'İ DE DİZİYE DAHİL EDECEKLER"

Bundan sonra nasıl bir yol izlenecek sizce? Diziye kimler dahil olabilir?
Yakında Fethullah Gülen gibi bir karakter dizide zuhur edebilir, öyle güçlü duyumlarım var. Bu çok tehlikeli bir şey, ben önlem olarak söyleyeyim bunu...Gülen hareketi ile “Ergenekoncular uzlaşsın” benzeri argümanı görebiliriz dizide. 2003-06 zamanı Fethullah Gülen de dizide hain ve işbirlikçi olarak gösterilmişti.

Gülen'i nasıl hain olarak nasıl gösterdiler? Şimdi nasıl yansıtacaklar?
Dinlerarası diyalog konusu geçmişti birkaç bölüm. Dinlerarası diyalog Hıristiyanlara hizmet etmek demektir teması işlenmişti. “Bu diyalog fikrinden yana olan Müslümanlar ya gaflet içinde ya da kasıtlı ihanet içinde” gibi gösterilmişti. Zaten Hıristiyanlar alçak ve namussuz, Yahudiler de haysiyetsiz olarak gösteriliyordu dizide. Bunu yazılarımda açıkladım. Dinlerarası diyalog deyince akla hangi hareketin ve ismin geldiği çok açık... Şimdi Gülen'i de, Gül gibi gösterecekler diye duyuyorum. Bu söyleşide bunları ifade etmemiz oyunu bozuyor bir bakıma.

Çok acayip iddialarınız var. Taraf Gazetesi'ndeki yazılarının başlıklarına baktım. 17 Ocak'tan beri Kurtlar Vadisi hakkında 7 yazı yazmışsınız. Yani 3 yazıda bir. Çok popüler bir diziyi eleştirerek dikkat çekme peşinde olduğun da akıllara gelmiyor değil…
Ben diziyi öznel kriterlerden eleştirmiyorum. Öncelikle Hasan Atilla Uğur bağlantısını kamuoyu benden öğrendi. 32. Gün Programı'nda Bahadır Özdener de doğruluğunu itiraf ederek, bahaneler uydurdu.

Kim bu Hasan Atilla Uğur, diziyle ne bağlantısı var?
Daha evvel “H.A.U” diye basına yansıdı. Bu isim ETÖ üyesi olmak zannıyla tutuklu olan, Şener Eruygur'un darbe planında iki numaralı adam. Kurtlar Vadisi'nin yapımcısı Raci Şaşmaz'ın “özel ilişkim var” dediği, Mehmet Emin Karamehmet'e “adam gibi medya istiyoruz” diye dayatan Albay. H.A.U'nın Hasan Atilla Uğur olduğunu diye söyleyen ilk kişiyim. Kimse yazmayınca ben yazmak zorunda kaldım. ETÖ zihniyeti bir darbe ortamının yaratılması için her şeyi yaptı ve 2007'de bir darbenin eşiğinden döndük.

"VADİ EKİBİ HRANT DİNK'İN AİLESİNİ İKNA ETSİN"

“Bu kadarına da pes yani!” diyen çok olacak ama ben sorulara devam ediyorum. Darbe için neler yapıldı, dizi aracılığıyla?
Darbe ortamının hazırlanmasında 2003-06 arası bu dizinin payı çok çok büyük. Bunu kimse inkar edemez. Dizi, toplum içine soktuğu nifak tohumlarıyla bir iç savaş ve cinayetler ortamının yaratılmasını sağladı. Irkçılık yapmadık diyorlar. Böyle büyük palavra görmedim. Lütfen Hrant Dink'in ailesini buna ikna etsinler. Dink ailesine dizilerini sorsunlar bakalım. Hrant'ın kanında payları var mı yok mu? Buna Dink ailesi ne diyor? Katledilen Malatyalı gençlerin ailesi ne diyor? Bu mağdur aileleri ikna etsinler ilk önce. Ayıptır, insan biraz utanır.

Cinayetlerin işlendiği o dönemde de bu konular gündeme geldi. Ama daha sonra Dink cinayeti bir provokasyon olarak canlandırıldı. Altından da İskender Büyük çıktı…
Tabii. Emniyet İstihbaratçılarının diziyi yönlendirdiği son dönemde öyle gösterildi. ETÖ yaptı gibilerindeydi dizi. O manada birçok kişi de bana “Bak olumlu çizgideler” diyordu. Ben de diyordum ki “Her an geri dönüş yapabilirler” 32. Gün'de Ergenekon konusunda “Var mı, yok mu göreceğiz, masum insanlar da tutuklanmış olabilir” gibi eyyamcı laflar ettiler.. Dizide yaptıklarının arkasında duramayan bir ekip var ortada.

Bu kadar analizin ardından bu soru farz oldu; Dizinin kodlarını çözmek için neler yapıyorsunuz?
Bence diziyi sistematik olarak izleyen, Türk devlet yapısındaki tarafları bilen biri benim gibi herşeyi net olarak görür. Bir de tabii kimi güvenlik ve istihbarat birimleri nazarında herşey net. Birkaç bölüm bile izleyen bana hak veriyor zaten. Aslında bölüm bölüm örneklerle çok ciddi bir kitap hazırlamak lazım. Nasıl o iç savaş ortamını hazırladılar, nasıl MİT ve Emniyet düşmanlığı yapıldı, sonra rüzgar tersine döndü bunları ortaya koymak gerekli.

Sizin gibi düşünen başka kimler var? Yazar, çizer, televizyon eleştirmeni…
Tüm özgürlükçü-demokrat yazarlar, sanatçılar bana destek veriyor. Ama benim kadar net olamıyorlar. Herkes hesap kitap yazıyor bu ülkede. Herkesin bir problemli bagajı var. Kürt ve gayrimüslim yurttaşlar bir bütün olarak diziye tepkili ve benim yanımdalar. Dindarlarda da çok ciddi bir uyanış var. Gülen hareketinde ve AK Parti içinde durumu gören, benden yana duran epey insan var. Dizi izleniyor, ama izlediği halde bu kuşkuları duyan kişi sayısı artıyor.

Hiç tehdit aldınız mı?
Ben tehdit falan pek önemsemem. Bu olaylardan çok daha önceden itibaren bir polis korumam var zaten. Tehditvari şeyleri de arkadaşlar direkt adli takibata alıyor. Gereken yapılıyor. Gizli tehdit ettiğini sananlarda keklik gibi yakalanabiliyor günümüzde. Emniyet sağlam çalışıyor. Tehditten çok daha fazla tebrik alıyorum...

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*