Kürtler tek bir blok değildir

Kürtler tek bir blok değildir.71262
  • Giriş : 06.11.2008 / 08:31:00

Kürtler tabi ki Güneydoğu'da yoğunluktadır, ama Türkiye'nin neredeyse her ilinde yaşamaktadırlar ve hayatın bir parçasıdırlar.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Kürtler sanki tek bir blokmuş gibi indirgemeci bir yaklaşım var. Kürt kökenli insanlar aynı mezhepten, aynı sosyo-ekonomik sınıftan, aynı kültür grubundan, aynı siyasi düşünceden gibi bakılıyor. Nasıl Türkler ve diğer etnik kökendeki insanlar farklı özelliklere sahipse Kürtler de doğal olarak böyledir. Elbette ortak özellikler vardır, ama bu sosyolojik olarak tek tip olduklarını göstermez. Her etnik kökendeki insanlar gibi Kürtler de tek bir özellikle tanımlanamaz, tek bir grup gibi değerlendirilemez.

Kürtlerin içinde ateisti de var, Müslümanı da; Sünnisi de var, Alevisi de; Şafisi de var, Hanefisi de; şehirlisi de var, köylüsü de; zengini de var, fakiri de; Marksisti, solcusu da var, muhafazakarı, liberali de; burjuvası da var, proleteri de; devlet düşmanı da var, devletçisi de; bölünmek isteyeni de var, federal ya da üniter yapı isteyeni de…

Kürtlerin sosyolojik özelliklerini doğru anlayamazsak ve indirgemeci yaklaşımlarla analizler yaparsak doğru bir sonuca ulaşamayız.

Başbakan Erdoğan'ın Eğirdir ziyaretinde sohbet ettiği askerlerden biri 11 kardeşli bir Şanlıurfalı'ydı. Vatanı ve devleti için savaşmayı, şehit olmayı kutsal bir görev biliyordu. Ama belki bu askerin kapı komşularından dağa çıkan ve devlete silah çeken de vardır. Bazen ortak geçmişi ve kader birliği etmeyi geçmiş savaşlarda omuz omuza mücadele etmekle ifade ediyoruz. Çanakkale'de Kahramanmaraş'ta, Dumlupınar'da, Yemen'de, Galiçya'da birlikte mücadele verdik diyoruz. Aslında bugün de aynı mücadeleyi birlikte veriyoruz. TSK bünyesinde PKK'yla mücadele eden Kürt kökenli insanların sayısı hiç de az değil. Her bir vatandaş gibi onlar da bu vatan için, bu millet için kan döküyor, ter akıtıyor.

Batıdaki işadamlarının, bürokratların, sanatçıların içinde Kürtlerin sayısı Güneydoğu'dakilerden belki de fazladır.

Bugün Türkiye'nin başarısı olarak vurgulanan işlerin belli bir kısmını Kürt kökenli vatandaşlarımız başarmıştır. Ama hiçbir zaman böyle bir kategorileştirme, sınıflama yapılmamış, devlet Kürtlerin çetelesini tutmamıştır.

Kürtler tabi ki Güneydoğu'da yoğunluktadır, ama Türkiye'nin neredeyse her ilinde yaşamaktadırlar ve hayatın bir parçasıdırlar.

Türklerle Kürtleri birbiriyle kaynaşmamış, entegre olmamış, birbirinden ayrı kompartımanlarda yaşayan insanlar gibi görmek çok yanlıştır.

PKK'nın Türkiye'yi bölme noktasına getirdiği paranoyası, Türklerle Kürtlerin tarihi kardeşliğini hiçe saymak anlamına gelir. Türklerle Kürtler belki de dünya tarihinde iç içe geçmiş, entegre olmuş, ortak özellikler geliştirmiş topluluklara en iyi örnektir.

PKK'nın onlarca yıldır başarı kaydedememesi ve DTP'nin yüzde 6'yı geçememesi de bu gerçeğin bir tezahürüdür.

Her türlü ihmal, yanlışlık, provokasyon ve tahrike rağmen bu gerçek değişmemiştir.

PKK ile Kürtler arasında ayrım yapmak ne kadar gerekliyse, Kürtlerle DTP'lileri de aynileştirmemek, Kürtlerin de farklı özelliklere sahip geniş bir yelpazede olduklarını görmek gerekir.

Kürt meselesine yönelik politikaların geçmişte bir kısım yanlışlıklara sebep olmasının arkasında da bu tek tip görme eğilimi vardır.

Kürt kökenli insanlar diğer tüm unsurlar gibi temel haklarına sahip olmak, üstün yaşam şartlarına kavuşmak, saygın bir konumda ülkenin ayrılmaz bir parçası olarak kendilerini görmek durumundadırlar. Meselenin bu boyutuyla yapılacaklar ile PKK'nın ve DTP'nin bir kısım afaki ve tahrik edici taleplerini de birbirine karıştırmamak gerekiyor.

Ne PKK'nın tahrik edici talepleri Kürtlerin temel haklarının örselenmesine sebep olmalı, ne de demokratik haklarla PKK'nın hedefleri birbirine karıştırılmalı.

PKK'nın bölgeyi aşırı şekilde politize etmesi, hiçbir demokratik devletin müsamaha edemeyeceği konuları gündeme taşımaktadır. Kürtlerin beklenti düzeyi bu aşırılıklarla şekillenmemelidir. Aksi halde hiçbir parti, hiçbir hükümet, hiçbir devlet kendi varlığına ve bütünlüğüne yönelik bu beklenti düzeyini karşılayamaz.

Kürtlerin demokratik hukuk sistemi içinde sahip olduğu ve olması gereken hiçbir hak terör yöntemini ve binlerce insanın ölümünü gerekli kılmaz. Hatta bugün sahip olunan hakların hiçbiri de bu sürecin bir sonucu değildir. Terörün varlığı bizatihi hak gelişiminin önünü tıkamış, süreci yavaşlatmıştır.

PKK'nın süregelen varlığı ve eylemleri toplumsal düzeyde bir sıkıntıyı beslemeye başlamıştır. PKK'nın istediği de toplumsal bütünlüğü bozarak bir ayrışma zemini oluşturmaktır. Bu oyuna gelmemek için Türklerin ve Kürtlerin daha sağduyuyla davranması gerekiyor. Aksi halde mesele demokratik hakların temini zemininden başka bir zemine kayar.

YENİŞAFAK

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*