Kürtlere ABD'ye güvenmeyin çağrısı

  • Giriş : 19.02.2006 / 00:00:00

Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin manevi şahsiyetini ve Türklüğü alenen tahkir ve tezyif etmek suçlarından yargılanan gazeteci Hrant Dink bakın neler dedi!

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Ermeni asıllı gazeteci - yazar Dink, "ABD Kuzey Irak'ta başardı, burada neden başarmasın" düşüncesine kapılmadan Kürtlerin ne olursa olsun Türklerle birlikte ve iç içe yaşamaya çalışmaları gerektiğini vurguladı.

Diyarbakır Barosu'nun, "Herkes İçin Adalet" projesi kapsamında düzenlediği "Hukukun Üstünlüğü" seminerinin 7'ncisi "Milliyetçilik, Toplumsal Barış ve Demokrasi" başlığı adı altında gerçekleştirdi.

Bağlar Belediyesi'ndeki seminerde konuşan Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink, Kürtlerin başkalarına güvenerek iş yapmaması gerektiğini söyledi. Türkiye'de hala çok kültürlü bir şekilde yaşama şansının olduğunu vurgulayan Dink, şu ifadeleri dile getirdi:

"Bu topraklarda 150 yıl önce Ermenilerin başına gelenler eğer dikkatli olunmazsa Kürtlerin başına da gelebilir. Korkuyorum. Çünkü tarihe baktığımızda 150 yıl önce yaşanan olayların öncesinde bu gün meydana gelen olayların aynısı olmuş. Ermeniler Avrupa ve Rusya'ya güvendiler. Ama sonra ortada kaldılar. Aman dikkat! Başkalarına güvenmek bir milletin sonu oldu. (ABD, Kuzey Irak'ta başardı, burada neden başarmasın?)" anlayışına kapılmamalı. Ne olursa olsun Kürt ve Türkler birlikte ve iç içe yaşamalı. Burada Kürt ve Türklere büyük görevler düşmektedir."

Egemenler karşısında farklılıkların kendini korumak için gösterdiği çabanın milliyetçilik olarak tanımlanamayacağını dile getiren Dink, hiçbir Kürt'ün kötü anlamda milliyetçilik yaptığını düşünmediğini belirtti. Türkiye'de şu an milliyetçilik ile dindarlığın birbirinden ayrıldığı ve uzaklaştığını dile getiren Hrant Dink, "Ama milliyetçi ve dindarlar çok çabuk kenetlenebilir ve şiddetlenebilirler. Son zamanlarda oluşturulan suni gündemin nedeni de milliyetçi ve dindarları kenetlemektir. Türkiye'de derin devlet bazen su yüzüne çıkıyor. Çıkmadığı zamanlarda da toplumu yanına suyun altına çekiyor. Böylece derin toplum ortaya çıkıyor. Bu aralar yapılmaya çalışılan bunlardır. Bunlar Türkiye için çok tehlikeli oyunlardır" ifadelerini kullandı.


"TÜRKİYE TOPLUMU BİR ARADA TUTAN UNSUR MİLLİYETÇİLİKTİR"


Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet İnsel ise, "sünni İslam" baskısı olmakla birlikte Osmanlı'da çok kültürlülüğün yaşandığını belirterek, Osmanlı'da her cemaatin kendi içinde kültürüne sahip çıkarak yaşadığını anlattı.

Türkiye toplumunu bir aradan tutan baskın unsurun milliyetçilik olduğunu savunan İnsel, "Türkiye toplumunun en güçlü paydası milliyetçiliktir. Ama suskun, sessiz ve sıradan bir milliyetçiliktir bu. Milliyetçilik ortak payda olduğu için de siyasette ağırlık sağdadır. Türkiye'nin siyasi skalası milliyetçiliktir. Bu durum Türkiye toplumunun 19'uncu yüzyılın sonunda ve 20'inci yüzyılın başında yaşadığı travmalardan ve 1930'lu yıllardaki eğitimden kaynaklanmaktadır" dedi.


"KÜRT SORUNU, TÜRKLERİNKÜRT KÜLTÜRÜYLE İLGİLENDİKLERİ ZAMAN ÇÖZÜLÜR"


İnsel, "Kürt sorunu"nun iç sorun olmaktan çıkarak uluslararası bir sorun haline gelmeye başladığını da öne sürerek, Türkiye'de Kürt sorununun Türklerin Kürt kültürüyle ilgilendikleri ve kabul ettikleri zaman çözüleceğini savundu.

Yazar Orhan Miroğlu da, Şemdinli olaylarının baş aktörünün Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt olduğunu ileri sürdü.

Miroğlu, "Şemdinli çok zorlandı. Derin devletin son olayı olan Şemdinli'de yapılmak istenen kitlesel bir katliam yapmak. Sonra Şemdinli'de birçok grubun Kuzey Irak'taki Federal Kürt bölgesine sığınmasını sağlayıp, ordunun Kuzey Irak'a girmenin yolunu açmaktı. Ama Şemdinli halkı sağduyulu davrandı. Kitlenin üzerine ateş açanları linç etmedi ve kitlesel bir katliamdan kendini kurtardı."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious