Kurtulmuş'u sevindiren teveccüh

Kurtulmuş'u sevindiren teveccüh.11601
  • Giriş : 03.11.2008 / 00:20:00
  • Güncelleme : 02.11.2008 / 23:56:50

Saadet Partisi'nin çiçeği burnunda Genel Başkanı Numan Kurtulmuş konuştu. Kurtulmuş, patisiyle ilgili beklentilerini ve gelecekle ilgili planlarını anlattı:

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Hem parti tabanı, hem de kendisi yıllarca bekledi. Beklediğine değmiş olmalı ki, genel başkanlığa getirildi. Geçen hafta sonu Saadet Partisi genel başkanlığına seçilen Numan Kurtulmuş, çok sabırlı biri olduğunu söylüyor. Kurtulmuş; çabuk sinirlenmediğini, demoralize olmadığını, başladığı her işi istikrarlı bir şekilde sürdürüp sonuç almaya gayret ettiğini ifade ediyor.

Aradan uzun yıllar geçti. 1998 yılında İstanbul il başkanı olarak başladığı siyasette şimdi genel başkanlık koltuğunda oturuyor. Ama bu sürenin büyük bir kısmında ismi genel başkan olarak zikredildi. Numan Kurtulmuş, bu sürecin bir 'İlahi planlama' olduğuna inanıyor ve her şeyin zamanı geldiğinde, yani olması gerektiği zaman olacağını düşünüyor. Çankaya Köşkü'nde yapılan Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunda, siyasette 40 yılını geçirmiş 'kurt' politikacılardan bile tebrik almış. O şimdi, hükümete karşı sıkı muhalefet eden ama sesini pek duyuramayan Saadet Partisi'nin sesini daha geniş kitlelere duyurmak için kolları sıvamış. Değerler üzerine siyaset yapmak isteyen AK Partililer gibi, DTP dahil diğer siyasi görüştekilerle aynı safta siyaset yapabileceklerini söylüyor. Yeni genel başkan Numan Kurtulmuş'la İstanbul Fatih'teki ofisinde görüştük.

Bir siyasetçi olarak çok mu sabırlısınız? Çünkü 2002 yılında Erbakan'la gitmez diye istifa etmiştiniz, sonra araya bir istifa daha girdi. Şimdi yıl 2008. Yani aradan tam 6 yıl geçti...

Zannediyorum sabırlıyım. Ben partiden istifa etmedim, 2002 yılında genel başkan yardımcılığı görevini bıraktım ama aktif olarak çalışmalara devam ettim. Bu anlamda belki öyle ama hayatımın diğer alanlarında da sabırlıyımdır. Zor kızarım, zor demoralize olurum.

Buna sabrın yanında istikrar da diyebilir miyiz?

Biraz öyle. Çocukluğumdan beri ben başladığım her şeyi istikrarlı bir şekilde sürdürürüm ve sonuç almaya gayret ederim. Bu kişilik yapımdan kaynaklanan bir şey.

Bununla, sizin genel başkan olmanızla, kitlenin arzu ettiği şey gerçekleşti aslında ama geç olmadı mı biraz?

Her şey olması gerektiği şekilde olması gerektiği zaman olur. Nihayetinde bir de İlahi planlama vardır.

Kader mi diyorsunuz?

Yani demek ki vakti bugünmüş ve şimdi oldu. Ama uzun yıllar içerisinde insanların Numan Kurtulmuş ismi etrafında teveccüh göstermesi, benim için sevindirici, onur duyulacak bir şeydir.

Yüzde 24'lerde oy alan, koalisyon hükümetlerine ortak olan Milli Görüş hareketinin oy oranı, bunu şimdi Saadet Partisi temsil ediyorsa, yüzde 2'lere kadar düştü. Bu aşamadan sonra tekrar toparlamak mümkün olacak mı?

Tabii mümkün olacak. 22 Temmuz seçimlerinde millete denildi ki, eşi başörtülü olan bir Cumhurbaşkanı olur mu? Arkasından, 'Cumhurbaşkanını sen mi seçmek istersin?' diye soruldu. Daha sonra ise, Parlamento'da bulunan siyasi partilerin yüzde 80'ini temsil eden bir milletvekili grubu başörtüsü lehine yapılan düzenlemeye oy verdi. Burada yüzde 20-80 gibi bir kutuplaşma oldu. Kendi hak ve hukuklarının korunması, özgürlük alanlarının açılması, refahın kendileri için de sağlanmasından yana talepleri olan bir yüzde 80'lik kitle var. Bu kitle, hükümete verdiği destek karşısında kendi lehine hükümetin icraatlarından istifade edemiyor. Biz yüzde 2,5 oranında ama çok canlı bir teşkilat yapısına sahip bir partiyiz. Yüzde 50 civarında oy alabilecek yakın bir seçmen kitlesi var. Yüzde 80 hak, hukuk ve özgürlük mücadelesinden yana olan bir seçmen kitlesi var. Biz bu geniş kitlelere ulaşabilecek kararlılığı ortaya koyacağız.

Erbakan hoca da teveccühü gördü

Bu hareket, SP'nin ilk kuruluş kongresinde gerçekleşseydi, siyasi arenada özellikle Tayyip Erdoğan figürü karşısında mücadele şansınız daha fazla olmaz mıydı?

Toplumsal olaylar tek bir faktörle analiz edilmez ama şöyle olsa daha iyi olabilirdi. Fazilet Partisi'nin bölünmeden devam etmesini arzu ettik. Eğer bir fikir şemsiyesi açıp; bu hareket nasıl büyük kitlelerle buluşabilir, nasıl yeniden muktedir bir siyasal güç haline dönebilir tartışması yapılmış olsaydı, 28 Şubat sürecinin ortaya çıkardığı siyasal ve sosyolojik travmadan kurtaracak fikirler üretilseydi, böyle olmayacaktı. Biz ısrarla buradan bölünüp parçalanarak, marjinalleşerek ya da iktidarsızlaşarak değil, yeniden kendi değerleri etrafında büyük bir iddiayı kuşanarak ve güçlü bir siyasal hareket olarak çıkalım istedik. Ama gücümüz yetmedi. Parti içinde fikri tartışma yapılmadan, tartışma daha çok kim genel başkan olsun tartışmasına döndü. Ve hiçbir yenileşme, iyileşme, geliştirme teklifi yapılmaksızın parti bölünme sürecinin içerisine girdi. Eğer o tartışmalar ciddi bir şekilde yapılsaydı, bugün AK Parti çok daha olgunlaşmış bir parti olarak siyasette yer alırdı.

Adaylık süreci nasıl gerçekleşti? Siz mi Erbakan hocayı ikna ettiniz? Yoksa artık 'Numan Bey gel partinin başına geç' mi dedi?

Ben İstanbul il başkanlığı görevine başladığım günden itibaren, benim ismim üzerinde teşkilatımızın bir teveccühü oluştu. Bu yıllar içerisinde de gündeme geldi. Sayın genel başkanımız kongre öncesinde ben artık hiçbir şart altında genel başkanlık görevine devam etmeyeceğim dedikten sonra, soruldu istişare edildi. Bu istişarelerde, ittifaka yakın bir şekilde benim ismim gündeme geldi. Böyle bir durum ortaya çıktığında bu kaçınılmaz bir şeydir.

Erbakan hoca peki?

Hiç kuşkusuz bu manzara karşısında Erbakan hocamızın da destekleri ve teklifleri olmuştur.

Görüştünüz mü bu süreçte kendisiyle?

Tabii görüştük. Tabii o da tabandaki bu teveccühü görmüştür. Ama koordinasyonu yürüten ve süreçleri yöneten genel başkanımız Recai Kutan'dır.

Muhalefet olarak dişe dokunur şeyler söyleyen ancak görünürlük açısından sessiz sakin bir köşede duran Saadet'i nasıl bir politikayla ön plana çıkaracaksınız?

Bizim SP olarak yapmamız gereken, küresel sistemle işbirliği içerisinde gelişmiş olan Türkiye'deki statükonun alternatifi olduğumuzu ortaya koymaktır. Bunu yapabilecek güce, siyasal birikime, fikri arka plana sahibiz. Millet eskiden 'siz doğru söylüyorsunuz, ama' diyordu. Bugün kongre ile bu 'ama' ortadan kalkmıştır. Bundan sonraki süreçlerde de görüyoruz ki gerçekten çok ciddi bir hareketlenme başlamıştır. Bunun çok sıkı bir program içinde bütün Türkiye sathına yayılmasını sağlayacağız. İkincisi, bir medya planlamasına gireceğiz. Üçüncüsü de yol gösterici bir siyaset ve üslubu yeniden bu topluma göstereceğiz.

AK Parti'den milletvekili transfer edecek misiniz?

Benim siyasal anlayışım Meclis aritmetiğinin normal yollarla, seçimle değişmesinden yanadır. Milletvekili transferini siyasi etik açısından doğru bulmam.

Peki gelirse ne yaparsınız?

Şimdi her şeyin pragmatik bir çerçeveye sokulmaya çalışıldığı bir ülkede diyoruz ki, değerler siyaseti yeniden Türkiye'nin belirleyici siyasal gücü olmalıdır. Siyaset değerler üzerinden yapılmalıdır. Bu söylediklerimize inanan AKP'nin içerisinde, DP, MHP, BBP veya DTP içinde olan kişiler vardır. Böylesine çok büyük bir kitlenin varlığını biliyoruz, bu kitleye yeniden muktedir siyasetin adresi olarak SP'yi önlerine koyacağız ve herkese kapımızı ve gönlümüzü açık tutacağız.

Allah beni İstanbul'dan ayırmasın

Siyaset sizin için nedir, vazgeçilmez bir şey mi, görev mi, mecburiyet mi, hobi mi?

Siyaset iki şey için yapılır. Biri yüksek değerler üzerinden, biri ise yakın hedefler üzerine Ben yüksek değerler uğruna siyaset yapmayı hayatımın en önemli anlamlarından biri olarak görüyorum.

Bir görev mi o zaman?

Hiç kuşkusuz toplumsal bir görevdir, bir sorumluluktur.

Ankara'ya taşınacak mısınız, eski bir İstanbullu olarak nasıl vazgeçeceksiniz?

Çocukların bu sene sınav senesi. Ailece Ankara'ya taşınmamız için çok zor bir dönem. Bu sene ben Ankara'da ev tutacağım, gidip geleceğim. Ben 80 senelik Fatihli, üç nesildir İstanbulluyum. Allah koparmasın İstanbul'dan. Ancak işlerimiz hızlanınca, Ankara'ya gitmek sanırım kaçınılmaz olacak.

İstanbul'la beraber nerede olmak veya nerede yaşamak istersiniz?

Eğer Mekke ve Medine dışında bir yer soruyorsanız, Kudüs'te, Endülüs'te veya Yeni Delhi'de yaşamayı tercih ederim. Bu üç şehrin de insanı kendisine çeken bir yanı var. Bu şehirlerin ruhu var.

Siyaset hayatınızda ne kadar yer kaplıyor, sinemaya, kitaba ailenizle yapacağınız faaliyetlere vakit ayırabiliyor musunuz?

Özellikle bizim geleneğimizde siyaset çok yoğun bir çabayı gerektiriyor. Evvelki sene 170 gün ailemden dışarıda geçirmişim. Ama yazları, tatil dönemlerinde çocuklarla çok yoğun birliktelikler, gezmeler yaptık. Uzun yolculuklara çıktığımızda hem kendim çok mutlu oluyorum hem de onların memnun olduğunu görüyorum.

Türk siyasetinde çocuklar da siyasetin içindedir çoğu zaman. Sizin çocuklarınız siyasete ilgi duyuyor mu?

Oğullarım daha küçük yaşlarda iken, daha çok ilgi duyuyordu. Şu aralar izleme modundalar. Kızım daha olgun tabii. Zaman zaman şunu görmek hoşuma gidiyor, bazen beni şaşırtacak şekilde konuşuyorlar. Küçük oğlum 10 yaşında iken nasihat eder, siyasi yorumda bulunurdu.

Zorunluluklar köşeye sıkıştırdığında ne yapmak sizi soluklandırır? Bir müzik aleti çalmak, bir yere gitmek vs.

Benim en önemli avantajlarımdan biri eşimdir. Onunla karı koca olmamızdan öte, eski yıllardan kalma çok yoğun bir arkadaşlık ilişkimiz var. Onunla konuşarak, dertleşerek, kalkıp bir yere giderek kafamı dinlerim. Bir avantajım da üniversitede olmaktır. Çok farklı dünya görüşlerine sahip arkadaşlarım ve etrafımda dünyaya iyi tarafından bakabilmemi sağlayan gençler var.

İstanbul'un en beğendiğiniz, şöyle canınız denize nazır bir kahve yudumlamak isterse tercih ettiğiniz yer neresidir?

Piyer Loti en sık gittiğim yerlerden biridir. İstanbul'daki küçük tekke mescitleri vardır. Vaniköy Camii, Beylerbeyi'ndeki küçük cami, Yahya Efendi, Aziz Mahmut Hüdayi gibi. Bu tür yerler dinlendirici yerlerdir. Bir de Salacak'tan denizi seyretmeyi severim. İstanbul'da gün doğumuyla ilgili en güzel manzara Piyer Loti'den, günbatımı ile ilgili en güzel manzara da Salacak'tan izlenir.

HABER7

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*