Kütahyalı'dan Zaman'a ve Çakır'a eleştiri

Kütahyalı'dan Zaman'a ve Çakır'a eleştiri.13296
  • Giriş : 05.07.2009 / 18:48:00

Son dönemde adından sıkça söz ettiren Taraf yazarı Rasim Ozan Kütahyalı Zaman'ın 'Sivas Katliamı' için kullandığı haber dilini eleştirdi ve Ruşen Çakır'ı 'tavırsız' olarak niteledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Taraf yazarı Rasim Ozan Kütahyalı Zaman gazetesine ve Vatan yazarı Ruşen Çakır'a çok ağır yüklendi. Oldukça çarpıcı iddialar ortaya atan Kütahyalı, Zaman'ın haber dilini eleştirirken, Çakır için şu ifadeleri kullandı, “Gülen hareketindeki ya da başka bazı yayınlardaki bu tip tutarsızlıkları bahane göstererek kendi eyyamcı ve amorf kişiliklerini kamufle etmeye çalışan yorumcular.” Kütahyalı bu yorumcular içerisinde Çakır'ı şampiyon ilan etti.

İşte Rasim Ozan Kütahyalı'nın dün yayınlanan yazısı:

Gülen hareketi, Aleviler ve çocuklar

Şu an Genelkurmay'ın temel stratejisi Gülen hareketini yalnızlaştırmak, izole etmek ve bu yolla hareketin belini kırmak üzerine. Genelkurmay'ın temel meselesi AKP hükümeti değil şu an. Tam aksine Genelkurmay'dan AKP'ye sürekli ve sistematik olarak şu yönde mesajlar gidiyor... “Gelin biz sizle uzlaşmaya hazırız. Ülkeyi de güzel güzel yönetin. Fakat şu cemaatin arkasında durmayın. Bu cemaat sizi de yakacak. Sizi onlar ateşe itiyorlar. Gelin bu cemaatin gücünü birlikte frenleyelim...”

AKP iradesi içinde Cemil Çiçek tipi zihniyetler hâkim gelse, Genelkurmay'ın bu teklifi onaylansa Gülen hareketine yönelik izolasyon ve eliminasyon harekâtına başlanacak... Genelkurmay'ın Gülen hareketini iğdiş etme operasyonu tam gaz devreye girecek... Devlet içinde esas çatışma şu an bu mesele etrafında dönüyor... Nedense bu durum, bu açıklıkta kimse tarafından ifade edilmiyor ama vaziyetin bu olduğunu her akıl sahibi görüyor...

Egemen militar zihniyetin Gülen hareketi mensuplarına yönelik bu düşmanca tavrına her vicdanlı insanın karşı çıkması gerektiğini, Genelkurmay'ın bu politikasının gayrı meşru ve gayrı ahlaki olduğunu defalarca yazdım. Fakat öte yandan üzülerek görüyorum ki Gülen hareketine bağlı yayın organları kimi meselelerde hâlâ kendilerine düşman olan egemen zihniyetin dilini kullanabiliyor... 2 Temmuz katliamının yıldönümünde “Madımak otelinde meydana gelen yangında ölen 37 kişi” gibi, –sanki yangın sigorta kazasından çıkmış gibi- bir dille haber yapılabiliyor... Dahası bu haberin tamamı Alevi yurttaşlarımızı üzecek ve rahatsız edecek bir dille yazılmış... Başta Ekrem Dumanlı olmak üzere tüm Zaman yönetimine sesleniyorum... Lütfen bu konularda şu devlet dilini benimsemeyin! 2 Temmuz 1993'te Sivas'ta lalettayin bir yangın çıkmadı. Madımak oteli, içindeki insanlarla beraber yakıldı! O otel yakılırken orada binlerce insan sevinçle içerideki insanların yanarak ölmesini izlediler! “Sivas olayları” denmesi de ahlaki değildir. Yaşanan bir katliamdır. Bu durumun bu şekilde ifade edilmesi tüm Alevilerin talebidir... Evet, istisnasız tüm Aleviler bu katliamın bir Türk derin yapılanması organizasyonu olduğunu biliyor. Tüm Aleviler “Bizi orda devlet yaktırdı” diye inanıyor. Diğer tüm Alevi katliamlarının da böyle olduğunun bilincindeler. Fakat bu katliamlarda hemencecik provoke olan Sünni kitlelerdeki Alevifobi olgusunun da farkında Aleviler. Zaten onları katlettiren devlet zihniyeti de habire Alevileri dindarlara karşı kışkırtıyor. Bu katliam tertiplerinin amacı zaten dindarlarla Aleviler arasında sürekli bir nefret ortamını yaratmak... Zaman'ın 2 Temmuz haberi tam bu derin operasyonun istediği şekilde kotarılmış. Zaman gazetesi bu dille haberler yapsın istiyor Türk militar zihniyeti... Ki, amaçladığı izolasyon ve iğdiş operasyonunu daha rahat yapabilsin... Hem ahlaken hem siyaseten bu dil bir fecaattir. Alevilere karşı da ayıptır... Gülen hareketi içindeki, benim de bizzat tanıdığım gerçek demokratların da benden farklı düşündüğünü hiç sanmıyorum...

Tabii bir de Gülen hareketindeki ya da başka bazı yayınlardaki bu tip tutarsızlıkları bahane göstererek kendi eyyamcı ve amorf kişiliklerini kamufle etmeye çalışan yorumcular da var Türk medyasında... Ruşen Çakır, bu konuda şampiyonluğu üstleniyor. Kendi tavırsızlığını, likitliğini ve zorunlu diplomatlığını, başkalarındaki demokratlık açıklarını bularak tatmin etme derdinde Çakır. Bence samimiyetsizlik problemi, geçmişten gelen bazı ideolojik önyargıları yıkamamaktan daha ciddi bir sorundur. Onu da bu vesileyle belirtelim...

Çocuklara özgürlük!

Sevilay Yükselir, Sabah gazetesinde Bakan Nimet Çubukçu'nun bizlerle yaptığı istişare kahvaltısında hiçbir köşe yazarını dinlemeyip sadece beni dinlediğini ve benim söylememle tek tip üniforma sistemini kaldıran bir reforma imza attığını yazdı... Yükselir, üniforma sisteminden yana olduğu için bakana kızmış ve benim üzerimden de bakanı taşlamış... Sevilay Yükselir gibi otoriter veliler memnun olmayacak olsa da Nimet Çubukçu gerçekten eğitim alanında özgürlükçü-demokrat reformlar yapmak isteyen bir bakan. Bunu o kahvaltıdan sonra da yazmıştım. Zaten kafasında böyle reformlar var Çubukçu'nun. Bakanlığın kimi bürokratlarına ve çoğu statükocu olan öğretmenler camiasına direnebilirse Çubukçu bu reformları birer birer hayata geçirmek istiyor... Dolayısıyla benimle ilgili Yükselir'in abarttığı gibi bir durum yok... Ama Yükselir'in söylediği gibi sözümüz dinleniyorsa, ben Nimet Hanım'a zorunlu din derslerini kaldırmasını fakat onun dışında her türlü din eğitimini serbestleştirmesini, Tevhid-i Tedrisat kanununu olabildiğince gevşetmesini ve özel okullara da vergi muafiyeti tanınmasını öneririm... Türkiye'nin ilköğretim sistemi lüzumundan fazla ağır. Düzgün ülkelerde ilköğretim tamamen şenlikli bir dönemdir. Ev ödevleri gibi çocukları boğan saçmalıklar kalkmalı... Bu ülkede askerler, patronlarının seçilmiş siyaset adamları olduğunu öğrenecek... Öğretmenler ve veliler de eğitim hayatında patronun öğrenciler olduğunu öğrenecek... Çocuklar, velilerin ve öğretmenlerin hırslarını tatmin aracı değildirler... Yeni Türkiye, böyle bir Türkiye olacak...

TARAF

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*