Laiklik, adam olmanın önkoşuludur!

  • Giriş : 17.10.2006 / 00:00:00

Dünya Basın Konseyleri Birliği Başkanı Oktay Ekşi, laikliğin 'adam olma'nın ön koşulu olduğunu söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Oktay Ekşi, Ordu Üniversitesi'nin açılışında 'Laiklik ve Türkiye; Nereden Nereye' konulu ders konuşması yaptı. Konuşmasında "Laiklik, uygarlaşmanın da önkoşuludur. Çünkü laik olmayan kafa, dolmuş kalıpların tutsağıdır. O kalıplar çağa uyumu engeller." diyen Ekşi, laikliğin kısaca 'adam olma'nın ön koşulu olduğunu ileri sürdü.

Oktay Ekşi, konuşmasına şöyle devam etti: "'Ben laik'im' diyen 'Ben dinsizim' değil, 'Benim dinim sizi ilgilendirmez. Ben de sizin dini inançlarınıza karışmam, karışamam.' demiş olur. 'İnsan laik olmaz ancak devlet laik olur.' sözü de geçerli değildir. Nasıl 'demokrat'lık hem 'devlet' hem de insan için kullanılıyorsa, 'Laiklik' kavramı da 'devlet' için kullanıldığı gibi 'insan' için de kullanılır, kullanılablir. O nedenle 'insan laik olmaz, ancak devlet laik olur.' sözü, laikliği sevmeyenlerin kendi gerçeklerini saklamak için kullandıkları bir dipsiz, temelsiz bahanedir."

Özellikle laiklik karşıtı bir takım kişilerin karşıt olduklarını açıkça söylemek yerine, 'Biz de laikliği istiyoruz, hem de ABD'de, İsviçre'deki laikliği istiyoruz.' dediklerini söyleyen Ekşi, "Orada maksat, 'Devletin tüm dinlerle tüm din kurumları ile her türlü ilişkisini kesmesini' sağlamaktır. Gerekçe olarak da 'Laik bir ülkede devletin tüm dinlere, tüm inanç gruplarına aynı mesafede olması gerekmiyor mu? Biz de onu istiyoruz.' derler. Bu, 'Camileri biz ele geçirelim, din öğretim ve eğitimi veren kurumları biz kuralım, biz işletelim. İnsanların manevi hayatlarına ve dini inançlarına biz istediğimiz şekli ve yönü verelim. Kimse bize karışmasın.' demektir." açıklamalarında bulundu.

"Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmasaydı, İslamiyet'le ilgili tüm kurumlar ve hizmetler cemaat ile tarikat denen kesimlerin eline bırakılsaydı, bugünden daha mı iyi olurdu? Yoksa daha kötü bir sonuç mu alırdık? diye soran Oktay Ekşi, bunun soruyu yanıtlamaya yeteceğini söyledi.

Laik rejimin, yönetme yetkisini dini kaynaklardan değil, yönetilenlerden aldığını vurgulayan Ekşi, düşüncelerini şöyle savundu: "Bu bizi ister istemez, 'Yasaların, uluslararası sözleşmelerin, kısaca hukuk, eğitim ve kamusal yaşamı düzenleyen kuralların din kökenli veya dinle ilişikili olmaması gerektiği' noktasına götürüyor. 'Cumhuriyet' kavramının aslında bizim için çok fazla mana ifade etmediğini söylememiz de mümkündür.' diyen ve sırf 'bürokratik mekanizmada yer alacak memurları dindar insanlardan seçmenin, devleti İslam'ın öngördüğü yapıya kavuşturmayacağından' şikayet eden bir Başbakanlık müsteşarı vardır. Böyle bir amire bağlı bürokrasinin laikliği koruyacağını düşünmek için aşırı derecede safdil olmak gerekir. Yargıtay Daire Başkanlığı'nın gösterdiği duyarlılık sonucu onlar adına yayınlanan bildiri kuşkusuz laik cumhuriyeti savunanlar için bir huzur verici müjde olmuştur ama o bildirinin 'laikliğin tanımı yok.' diyen zatın görüşlerini değiştirdiğini sanmak beyhudedir. Nitekim aynı kişi, yukarıda anlattığım hususları hiç bilmiyormuşcasına 'Laik devlet, bütün dinlere ve mesleklere aynı uzaklıkta.' diyenlerdendir."

Kim ne kadar çaba gösterirse göstersin, Türiye'nin iç dinamikleri çok güçlü olduğunu belirten Oktay Ekşi, "Hiç kimse hiç bir koşulda Türkiye'yi laiklikten ayırmaya muvaffkak olamayacaktır. Ve öyle umuyorum ki Ordu Üniversitesi, her zaman laik cumhuriyeti koruyanların ön safında yer alacaktır." diyerek sözlerini tamamladı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious