Laiklik için özgürlük sınırlanır!

  • Giriş : 02.10.2006 / 00:00:00

Cumhurbaşkanı sıfatıyla dün son kez TBMM'ye seslenen Sezer, şu mesajları verdi: İrticai taban genişletiliyor. Laiklik için özgürlük de sınırlanır...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, "Laikliği tanımlayarak içini boşaltma ve irticai tabanı genişletme çabalarıyla toplumda gerginliğin tırmandırıldığını" söyledi. "İrticai tehdide karşı savaşımın kilit taşı laikliktir. Gerekirse laik cumhuriyeti korumak için temel hak ve özgürlükler de sınırlanabilir" diyen Sezer, "siyasal rejimin güvencesi olan orduyu siyaset üstü tutmanın temel sorumluluk olduğunu" vurguladı.
TBMM, Sezer'in açış konuşmasıyla 22. Yasama Dönemi'nin beşinci yılına girdi. Gelecek yıl nisan ayında görev süresini dolduracak olan Sezer, Cumhurbaşkanı sıfatıyla dün son kez TBMM'ye seslendi. Sezer, Genel Kurul'da şu mesajları verdi:

'Atanmışlar da önemli'
Anayasa'ya göre, üç erki temsil eden organ ya da kurumlar arasında üstünlük sıralaması yapılamayacağına göre, göreve getirilme yöntemlerine bakılarak organ ya da kurumları somutlaştıran görevliler arasında da ayrım yapılamaz. Yine, anayasal sisteme göre, rejim yönünden denge ögesi olan kurumların kararlarının, salt o kurumu oluşturan görevlilerin getiriliş yöntemine dayanılarak eleştirilmesi ve etkisizleştirilmesi doğru değildir. Unutulmaması gereken şey, Devlet'in ve rejimin sürdürülebilmesi için, seçilmişler kadar atanmışların da görevi, sorumluluğu ve vazgeçilmez önemi olduğudur.

Laikliğin işlevsel tanımı
Son yıllarda bilinçli olarak gündemden düşürülmeyen laiklik ve laikliğin tanımı tartışmaları üzerinde durmakta yarar görüyorum. Laiklik gibi kavramların Anayasa'da kavramsal tanımı yapılmamış olabilir, işlevsel tanımı yapılmıştır. Anayasa'da laikliğin tanımını aramak yerine, nasıl bir laikliğin öngörüldüğüne bakmak gerekir. Anayasa Mahkemesi kararlarının konuya katkısı gözden uzak tutulamaz. Laiklik ilkesinin her ülkenin içinde bulunduğu koşullardan ve her dinin özelliklerinden esinlenmesi doğaldır. Laikliğin özü ve temeli egemenliğin kaynağında yatmaktadır. Egemenlik ulusa ilişkin ise, o rejimin dayandığı sistem laik sistemdir.

Özgürlük kısıtlanabilir
Anayasa'da temel hak ve özgürlüklerin laik cumhuriyeti zedeleyecek biçimde kötüye kullanılması önlenmiş, gerekirse laik cumhuriyeti korumak için temel hak ve özgürlüklerin sınırlanabileceği kabul edilmiştir. Devrimin temeli, amacına bağlı olarak laiklik ilkesidir. Laiklik ilkesi, Türkiye Cumhuriyeti'ni oluşturan tüm değerlerin temel taşıdır. Dini ve din anlayışı tümüyle farklı ülkelerde laiklik uygulamasının, aynı anlam ve düzeyde olması beklenemez.

İbadete sınır koyulabilir
Anayasa Mahkemesi'nin kararlarına göre (...) dinin, bireyin manevi yaşamını aşarak, toplumsal yaşamı etkilemesine izin verilemez; bireyin inanç ve ibadet yaşamına, kamu düzenini, güvenini ve çıkarlarını korumak amacıyla sınırlamalar konulabilir; dinin kötüye kullanılması ve sömürülmesi yasaklanabilir.

İrticayı algılayamıyorlar
Bugün de etkinliğini artırarak sürdüren irticai tehdidi yeterince algılayamayanların, özellikle son 20 yılda yaşanan olayları üst üste koyup birlikte değerlendirmesi gerekmektedir. İrticai tehdidin devletin temel niteliklerini değiştirme hedefinden sapmadığı gözlenmektedir.

Gerginlik artıyor
Cumhuriyetin kazanımlarının ortadan kaldırılması, laiklik kavramının çeşitli biçimlerde yorumlanarak içinin boşaltılması, irticai tabanın giderek genişletilmesi, kadrolaşma ve dini bireysellikten çıkararak toplumsallaştırma ve siyasete yansıtma çabalarının yoğunlaşmasının toplumda gerginliği artırdığı dikkat çekmektedir. İrticai tehdide karşı savaşımın kilit taşı laikliktir. İrtica ile savaşımda, devlet organlarının yetkilerini duraksamaya düşmeden etkin biçimde kullanmaları zorunludur.

Ordu rejimin güvencesi
Silahlı kuvvetlerimiz ülkemizin, siyasal rejimimizin varlığının ve sürekliliğinin güvencesidir. TSK'nın, Anayasa'da ve yasalarda belirlenmiş görev ve sorumluluklarını yerine getirecek biçimde güçlü olmasına, cumhuriyet hükümetleri ve parlamentolarımız büyük önem vermiş ve özen göstermiştir. Bununla birlikte ulusun büyük güven ve sevgisine erişmiş olan ordumuzun saygınlığının korunması ve siyaset üstü tutulmasını, temel bir görev ve sorumluluk olarak algılamalıyız.

Hurafeye duyarsız kalmayın
Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan bu yana, çocuklarımızın ve gençlerimizin yaşamına dogmalarla ve hurafelerle değil, çağdaş değerlerle yön veren nitelikli kuşaklar olarak yetiştirilmesine özen göstermiştir. İlköğretimde çocuklara denetimsiz ortamlarda bilimdışı, mistik ve dogmatik kimi bilgiler aşılanmasına duyarsız kalınması, bu niyetle hareket eden kişi ya da kurumların caydırıcılığı azaltacak yaptırımlarla cesaretlendirilmeleri son derece tehlikelidir.

'Ilımlı İslam' tanımı gereksiz
Çağdaşlık gibi evrensel değerlerin "ılımlı İslam" gibi eklemelerle yeniden tanımlanmasına gerek bulunmamaktadır. Ne İslam'ın, ne de demokrasinin kendini tanımlamakta diğerine gereksinimi vardır. İslam'la demokrasi arasındaki ilişkiyi düzenleyen çağdaşlık ölçütü, laikliktir.

Dokunulmazlığı gözden geçirin
Toplumsal sağduyu, aklama kararlarına bile kuşkuyla bakar olmuştur. Yolsuzluk eylemlerinin cezasız kalmayacağı kanıtlanmalı, yasama dokunulmazlığına ilişkin kurallar gözden geçirilmelidir.

Ulusal sermaye uyarısı
Ulusal sermayenin bir ülkenin büyümesinin en temel itici gücü olduğu gerçeği hiçbir zaman akıllardan çıkarılmamalıdır. "Küreselleşme" adı altında uluslararası tekelci sermayenin, yerelleştirme ve özelleştirme yöntemi ile iç pazarı etkili biçimde ele geçirmesinin ulusal ekonomiye zarar vereceği de gözden uzak tutulmamalıdır.

Yurttaşlık vurgusu
Türk Devleti'ne yurttaşlık bağıyla bağlı olan herkesin Türk sayılması, Türk Ulusu'nu oluşturan ögelerin etnik kimliklerinin yadsınması anlamına gelmemektedir. Tam tersine, etnik kökeni, dini ne olursa olsun tüm yurttaşların Türk Ulusu olarak adlandırılması, yurttaşlar arasındaki eşitliğin sağlanması, "çoğunluk" içinde bulunan çeşitli etnik kökenli yurttaşların "azınlık" durumuna düşmesini önleme amacına yöneliktir.

ABD ve AB'yle ilişkiler önemli
AB'ye üyelik hedefimiz gibi, ABD'yle köklü ilişkilerimiz de dış siyasamızın temel eksenini oluşturmaktadır. ABD'yle terör ve Kuzey Irak bağlamında sürdürmekte olduğumuz işbirliğinin, sonucu Türk kamuoyu tarafından da titizlikle izlenen önemli bir sınav oluşturacağını vurgulamak isterim.

Teröre karşı savunma hakkı
Irak'ın kuzeyinden kaynaklanan bölücü teröre karşı, ayrım yapmaksızın ortak bir karşı duruş ve güçlü bir eylemsel işbirliği tek çözüm yolu olarak görülmektedir. Sorunun ivediliğinin ve öneminin kavrandığına ilişkin kimi gelişmeler yaşansa da, Türkiye'nin dış teröre karşı meşru savunma hakkı saklı tutulmaktadır. İran'ın nükleer programına ilişkin gelişmeleri de kaygıyla izlemekteyiz.

Ramazan nedeniyle suya dokunmadı

# Cumhuriyet tarihinde ilk kez 5. yasama yılına giren TBMM'nin 22. dönem açılışına, Türk siyasetinin temel çatışma noktaları damgasını vurdu. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, konuşmasında en geniş yeri, laiklik tanımının tartışmaya açılmasını isteyen TBMM Başkanı Bülent Arınç'a verdiği yanıta ayırdı.
# Arınç'ın konuşmasını 23 Nisan'da locada dinleyen Sezer, Meclis kürsüsünden bu sözlere yanıt verdi. Sezer 45 sayfalık konuşma metninin 6 sayfasını laiklik uyarılarına ayırırken, bir sayfasında da irtica hakkında uyarılarda bulundu. Sezer'in "Türkiye'deki irticai tehdidi yeterince algılayamayanların, son 20 yılda yaşananları üst üste koyup birlikte değerlendirmesi gerekir" sözleri ise, Meclis kulislerinde, "irticai tehdit olmadığını söyleyen Başbakan Erdoğan'a cevap" olarak nitelendirildi.
# Sezer, laiklikten sonra en uzun vurguyu yargı ve hukukun üstünlüğü üzerine yaptı. 1 saat 20 dakika boyunca kürsüdeki iki bardak suya dokunmayan Sezer, Ramazan dolayısıyla su içmedi.
# ABD'de bulunan Başbakan Erdoğan, Sezer'in konuşmasını öğrenmek için vekalet verdiği Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin'e telefon açtı. Şahin, Erdoğan'a "Sayın Cumhurbaşkanı dikkatli ve dengeli hazırlanmış bir metin okudu" dedi.

Şahin: İrtica artmadı

Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, Cumhurbaşkanı'nın dünkü konuşmasında, "irtica faaliyetlerinin giderek arttığı" yönündeki sözlerine katılmadığını söyledi. Şahin, "Aksi iddiada olanlar delilleriyle bunu ortaya koymalı. En şiddetli şekilde üzerine gider, yakasına yapışırız" dedi.
Yeni yasama yılı nedeniyle dün akşam TBMM'de verilen resepsiyon, ramazan dolayısıyla özel bir düzenlemeye sahne oldu. Resepsiyonun yapıldığı tören salonunun yanındaki küçük salonda da iftar hazırlığı yapıldı. TBMM Başkanı Arınç orucunu burada açtıktan sonra, konuklarını karşıladı. İçki servisi de yapılan resepsiyona Cumhurbaşkanı Sezer katılmazken, TSK üst yönetimi tam kadro hazır bulundu.

Tarikatlar izole edilir
Şahin, İstanbul Çarşamba'daki çağdışı kıyafetli tarikat üyelerinin anımsatılması üzerine, "Bu ülkede kılık kıyafet yasalarına uygun davranmıyorlarsa ve tehdit sadece bundan ibaretse bunu halletmek mümkündür. Bu cumhuriyeti falan da yıkmaz. Abartıldığı gibi tehlike oluşturmaz. Bunlar izole edilebilir. Asıl tehlike laik cumhuriyeti yıkacak şekilde örgütlenmedir" diye konuştu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious