Lazerli ünlüler, magazincilere karşı

Lazerli ünlüler, magazincilere karşı.6049
  • Giriş : 28.07.2007 / 22:51:00
  • Güncelleme : 28.07.2007 / 20:58:21

Ünlüler magazincilerden korunmak için kendilerince çeşitli önlemler alıyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


En son Okan Bayülgen’in izinsiz görüntülerine karşı “Lazer pointer” yani anti magazin timi alması magazincileri kızdırdı. Çünkü ünlülerin istedikleri haberleri yaptırıp istemedikleri habere karşı aldığı bu yöntemler magazincileri çılgına çeviriyor.

Ünlülerin magazincilerle yaşadığı sorunlar sık sık gündeme geliyor. Eskiden, paparazzilere kızan ünlüler, tekme Tokat muhabir döver, bol küfür eder ve kameralarını kırıp kasetlerini alırlardı. Zaman ilerledikçe yöntemler değişti ve gelişti. Mesela; her hareketi magazinciler tarafından haber yapılan Okan Bayülgen, kendisini magazincilerden korumak için "lazer pointer" yani anti-magazin timi aldı. Daha önce de Seda Sayan, Bodrum'daki evini paparazzilerden korumak için duvarlarla çevirmiş ve güvenlik kamerası taktırmıştı. Bir kaç gün önce de Avrupa Yakası dizisinde Gaffur'u canlandıran Peker Açıkalın, Evrim Akın'la aşk yaşadığına dair yapılan haberler üzerine magazincileri ilginç bir yöntemle tehdit etti. Açıkalın, "Yapılan haber ispat edilmezse dizinin önümüzdeki sezonki bölümlerinde oynamayacağım." dedi. Magazin basınının bu konuyu ne kadar dikkate aldığı bilinmez; ama Hande Yener'in, izinsiz çekilen görüntülerine karşı gösterdiği parmak hareketi de hiç hoş değildi. Magazincilerin bir numaralı ismi Hülya Avşar'ın kızı Zehra ile Sadettin Saran'ın kızının beraber görüntülerinin çekilmesine sinirlenip, "Sizi aileden sorumlu devlet bakanına şikayet edeceğim." diye bağırması da akıllardan çıkmadı. Avşar daha önce de bir muhabiri patronuna şikayet etmek ve işinden attırmakla tehdit etmişti. Bir dönem günlerce Oktay Kaynarca’nın magazincilere silahını çıkararak tehdit ettiği konuşuldu. Kaynarca ise iddialar karşısında kendini, "Kapıya tekme atar gibi hayatımın ortasına giremezsiniz, önce kapıyı çalıp izin isteyeceksiniz? Herkes kamerasını ve fotoğraf makinesini silah gibi kullanmaya başladı." diyerek savundu. Sevgilisi Cansu Dere ile yemek yerken görüntülenen Cem Yılmaz'ın "Yemek yedik, eğlendik, size ne!" diyerek küfretmesi de magazincileri bıktırmadı.

Görüldüğü gibi her ünlünün kendine göre bir paparazzi önlemi mevcut. Magazinciler, gerekirse küfür de yediler, dayak da... Peki magazini bu kadar önemli hale getiren ve durmadan ünlü avına çıkan magazin basınının yaptığı doğru mu? Ya ünlülerin muhabirlere karşı geliştirdikleri yöntem ve tutum? Sanatçısından magazin müdürüne, menajerinden muhabirine kadar herkes bu konudan dertli.

Sanatçılar "böyle soru olur mu" deyip soru beğenmiyor ya da "haberlik ne var, niye çekiyorsun" diye kızıyor. Muhabir "müdürüm kızar, işimden olurum, dövün sövün; ama bana röportaj verin" derdinde. Müdürler ise sanatçıların istediği zaman haberleri yaptırıp, istemediklerinde de hırçınlaştıklarından şikayetçi. Magazin eleştirmenleri ise işi bilmeyen gazetecilerin sanatçıların peşine düştüğünden ve sanatçıların kaprisinden yakınıyor. Ama ortada değişmeyen bir gerçek var. Her ne kadar ünlülerin para kazanabilmek ve egolarını tatmin edebilmek için kameralara ve fotoğraf makinelerine ihtiyacı varsa, magazin basınının da ünlüden çıkacak habere ihtiyacı var. İki taraf da birbirine muhtaç. Aslında tarafları dinlediğinizde her iki tarafa da hak vermemek mümkün değil. Tıpkı Orhan Gencebay'ın şarkısında olduğu gibi, "Bence sen de haklısın" durumu var. Biz işin içinden çıkamadık, çıkabilene aşk olsun...

Kavgacı ünlüler!

* Kaya Çilingiroğlu daha 17 yaşında iken Ahu Tuğba ile fotoğraflanınca muhabiri köşeye sıkıştırıp dövdü. Başına darbe alan gazeteci uzun süre yoğun bakında yattı ve Çilingiroğlu 1 ay hapis yattı.

* Olgun Şimşek eski eşi Şebnem Sönmez'i evine bırakırken gazetecilerin takip ettiğini fark edince aracını basın mensuplarının üzerine sürdü ve araçlarına çarptı. 197 promil alkollü olduğu saptanan Şimşek'in ehliyetine 6 ay el konuldu.

* Ozan Doğulu, 2004'te Yasemin Kozanoğlu ile görüntülenince önce sözlü saldırıda bulundu. Ardından da muhabirin saçlarına yapışıp yumruk attı.

* Sezen Aksu'nun eski sevgilisi Önder Fırat, Bodrum tatili sırasında cipini gazetecilerin üzerine sürmüş ve bir kameraman ile muhabiri gözünden, sırtından ve kulağından yaralamıştı.

2002 yılında futbolcu Ümit Davala, bir restoranda yemek yerken görüntülenince gazetecilerin üzerine saldırıp kameralarını ve fotoğraf makinelerini kırdı.

* Erkan Petekkaya, bir barda görüntülendiğini görünce gazetecilere küfürler savurarak bir televizyon kamerasını denize attı.

* Oktay Kaynarca, bir balıkçıda genç bir kadınla görüntülenince çekilen bandı almaya çalışırken gazetecileri tartakladı ve belindeki silahı gösterdi. Gazeteciler darp raporu alırken, Kaynarca, yaşanılanları inkâr etti.

Aykut Işıklar (Magazin eleştirmeni):
Ünlü ile medya arasında yalaka bir muhabbet var


Bizde resme göre haber yapılır. Yıllarca Hürriyet’te çalıştım biliyorum. Masaya fotoğraflar konulur, bakılır ve bunlara ne yazalım diye düşünülürdü. Medya ile ünlüler arasında yalaka bir muhabbet var. Ben dayanamayıp yazıyorum bunları. Sonra da ağlayıp sızlayıp beni mahkemeye veriyorlar. İki lafı bir araya getiremeyenler sanatçıların karşısına geçiyor, işi bilmeyenler mikrofon tutmaya başladı. Adam gibi bir gazeteci giderse doğru düzgün sorular sorarsa kim ona ne yapabilir? Sanatçılar magazin basınına çok muhtaçlar, üç gün yazmayın unutulup giderler. Çok rahatsız oluyorlarsa onların bulunduğu mekâna gitmesinler.

***

Kenan Erçetingöz (Magazin Eleştirmeni):
Ünlülerin önlemini saygıyla karşılıyorum


Bazen magazinciler durumu abartıyor. Darp ve saldırı, küfür, kavga dışındaki ünlülerin her türlü magazinden kaçma önlemini hoşgörü ile karşılıyorum. Maalesef haber yarışı, reytingle ve tabii ki parayla eşdeğer olduğu için zaman zaman kötü yapılıyor. Ünlü ile gazeteci arasında seviyeli bir bağ olmalı. Kamuoyuna mal olmuş kişilerin haber sınırı, evinin kapısıdır. Onun dışında her yerde haber olabilir. Alınmaca, darılmaca yok. Magazin basını da kendini kullandırtmamalı. Magazin büyük bir güç, tabii doğru kullanılırsa. Sanatçılar muhabirleri fazla takmıyor. Magazincilerin etkilerini kaybettiklerini görüyorum.

***

Ali Eyüpoğlu (Milliyet Gazetesi Magazin Müdürü):
Ünlülerden bizim gibi olmalarını beklemiyoruz


Gazetecilerle ünlüler arasındaki ilişki karşılıklı menfaatler üzerine kurulu. Gazeteci, "Bize istedikleri haberi yaptırıyor, istemedikleri haberi yapmaya kalkınca da hırçınlaşıyor." diye dert yanıyorsa önce, "Ben kendimi niye kullandırdım?" diye kendini sorgulamalı. Ünlüler yüksek ego sahibi insanlar, onlardan bizler gibi olmasını beklemiyoruz. Gazeteci "kamu yararı" ile "kamu merakı" arasındaki çizgiyi ihmal etmemeli ve bu tür durumlarda şu bilinçle hareket etmelidir: "Ünlü varsa, haber de vardır. "Gazeteci herkesin bakıp göremediği şeyi bulup, hiçbir yanını eğmeden, bükmeden, kırmadan, dökmeden ortaya çıkarandır.

***

Şerif Ercan (Star Gazetesi Magazin Müdürü):
'Magazini istemiyoruz' deyip kabuğuna çekilen yok


Magazincilerin ünlüleri sıkboğaz ettiği bir gerçek; ama onlar istiyorlar ki hep onların istediği şekilde onları görüntüleyelim. Böyle bir çifte standartları var. Okan Bayülgen magazine karşı önlem alacağım diyor; ama hiçbir zaman da magazinden kopmuyor. İsteseler saklanabilirler ama çıkıp şov yapıyorlar. Sevgilisi var diye kimsenin peşine muhabir takmıyoruz. Okan Bayülgen, İbrahim Tatlıses ve Hülya Avşar sürekli sorun çıkarıyorlar; ama biz basını istemiyoruz deyip kabuğuna çekilen yok. Ne kadar medyada yer alırlarsa o kadar para kazanırlar. Ben halkın bu kadar magazin seyretmek istediğine inanmıyorum.

***

Seyhan Erdağ (Show TV Pazar Sürprizi muhabiri):
Magazin müdürleri muhabirlerden çok şey istiyor


Bizim en rahatsız olduğumuz konu ünlülerin canı istediği zaman magazine canım cicim deyip, istemedikleri zaman da kötü çocuk ilan etmeleri. Ama bizim aramızda da izinsiz çekim yapanlar çok yanlış hareket ediyor. Yüzde 50 bizdeyse suç, yüzde 50 de onlarda. Sanatçı bana gel deyince geliyor, git deyince gidiyorsak onun kuklası gibi oluyoruz. Magazin müdürleri de muhabirlerden çok fazla şey istiyorlar, özellikle televizyonlar birbiriyle büyük rekabet halinde. Bundan dolayı da muhabir sanatçıyı yakalamışken onu konuşturayım, gerekirse azar işiteyim dayak yiyeyim; ama yeter ki bu röportajı yapayım psikolojisi var.

DİLEK GÜRAY

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious