Livaneli, CHP lideri Deniz Baykal'ı üstü kapalı tehdit etti

Livaneli, CHP lideri Deniz Baykal'ı üstü kapalı tehdit etti.12357
  • Giriş : 29.07.2007 / 16:34:00
  • Güncelleme : 29.07.2007 / 16:45:42

Livaneli, Baykal'ın Sezer aleyhinde çok ağır şeyler söylediğini ikinci kez gündeme getirdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Vatan gazetesi yazarı Zülfü Livaneli'nin CHP lideri Baykal'a cevap verdiği yazısı...

Sonunda halkı da suçladılar!

İlk önce samimi, iyi niyetli, dürüst CHP’lilere bir not:

Bu yazılarım CHP’ye kötülük değil tam tersine, partiyi yok eden yönetim anlayışına karşı çıktığı için bir iyiliktir.

Şimdi konuyu özetleyelim:

Biliyorsunuz, bu köşede CHP üstüne bir yazı yazdım ve bunu uzatmak istemediğimi, tek yazıyla yetineceğimi bildirdim. Ama Baykal ve arkadaşları, seçim yenilgisi sonunda gündemi değiştirmek ve kendi üzerlerindeki tartışmayı başka yöne çekmek için yazıma dört elle sarıldılar.

Bunun üzerine ben de cevap vermek zorunda kaldım.

Türkiye’de gazetecilik kurumu doğru dürüst işlemediği için her olay, içinden çıkılmaz bir kargaşaya dönüşüyor, “Nasıl olsa halk cahildir, anlamaz” inancıyla kafalar karıştırılıyor. Yöntem bu.

Ben netlik severim, bu yüzden tartışmayı, net olan sonuçları özetleyerek noktalayalım:


***

Ne dedik?

Baykal, parti organlarının haberi olmadan meclis dışındaki Erdoğan’la, Beylerbeyi’nde gizlice buluşmuştur.

Sonuç: Baykal bunu birçok kez inkâr etti, parti resmi açıklamayla yalanladı ama tanıklar ortaya çıkınca kabul etmek zorunda kaldı.

Şimdi şunu konuştuk bunu konuştuk diyor ama ben dört saat başbaşa kalınan konuşmanın içeriğine dair bir şey bilemem.

Madem bu kadar masum bir buluşmaydı, yıllarca niçin saklamak gereğini duydu, ona da cevap veremem.

Ama önemli olan şu:

BİR PARTİ LİDERİ KENDİSİNE SORULAN SORULARA DOĞRU CEVAP VERMEMİŞTİR!

Dünyanın her köşesinde gazetecilik etiği, bu konuları sormayı gerektirir.

Ama bizde iş “ahpap çavuş ilişkisine” ve köşe yazarlarının şahsi dostluk ya da düşmanlıklarına göre belirlendiği için ortaya garip mi garip bir durum çıkar.

Bazı meslek içi düşmanlar tarafından, doğru söylemediği ortaya çıkan siyasetçi değil de ona bu soruyu soran yazar suçlanır.

Oysa kendilerine örnek aldıkları Amerikan basınında Nixon’u değil de skandalı ortaya çıkaran gazetecileri suçlamak hiç kimsenin aklına gelmemişti.

Bu iş bir “necip Türk basını” icadıdır...


***

İkinci olarak Baykal, bir arkadaşımızın evinde terlikle yemek yenilmesini eleştirdiğimi söylüyor. Bu da doğru değil.

Ben kimseye böyle bir şey söylemedim. Bu ayrıntıyı unutmuştum bile. Çünkü akılda kalacak kadar özel bir durum değil. Bunu da köşemde belirttim.

Baykal bunu bilmesine rağmen beni sıkıştırmak için bu konuda da gerçeği söylemiyor.


***

Hatırlayın: Seçimden sonra yaptığı ilk basın toplantısında Sevigen’in evindeki yemeğin dost buluşması olduğunu, Erdoğan’ın yasağına ait bir şey konşulmadığını söylemişti.

Üç gün sonra kendi kendini yalanlayarak benim, Erdoğan’ın yasağı sürsün dediğimi belirtiyor.

Hani bu iş konuşulmamıştı.

Yani bu konuda da gerçeği söylemiyor.

***

O akşam o evde benim tezlerim tartışılmadı. Cumhurbaşkanı Sezer’in vetosu tartışıldı ve Baykal orada bulunan herkesin duyduğu ve patrondan korkmayanların yine tanıklık edeceği gibi Sayın Sezer aleyhine çok ağır şeyler söyledi. (Daha ileri giderlerse bunlar da ayrıntılarıyla açıklanır.)

Ben ise Sayın Cumhurbaşkanı’nı savundum ve CHP’nin HALKA SÖZ VERMİŞ OLDUĞU DOKUNULMAZLIKLARI KALDIRMA ŞARTINDAN niye vazgeçmiş olduğunu sordum.

Şimdi işi çarpıtıp beni yasakçı gibi göstermeye kalkışıyor.

Parti içinde demokrasiyi yok eden, bütün emektar solcuları uzaklaştıran, totaliter yöntemler kullanan, bütün mücadelelerime rağmen 301 gibi maddeleri savunan ama Tayyip Erdoğan’a karşı göz yaşartıcı bir demokratik şefkat gösteren Baykal, hapislerden sürgünlerden gelen bana bana “özgürlük ve demokrasi” dersi vermeye kalkmasın.

Dünyanın en anti demokratik tüzüğüyle yönetilen CHP’de iktidarı korumak için başvurduğu jandarmalı kurultayları, ihraçları vs. düşünsün.

***

Bir de “Livaneli’nin ego” su falan demiş.

Ne haddimize!

Türk dilinde Baykal ve ego kelimerinin eş anlamlı sayıldığı gerçeğinin karşısında bizim esamemiz mi okunur?


***

Yani ortada epey garip bir durum var:

Parti’nin resmi sitesinde “Genel Başkan Beylerbeyi’nde Erdoğan’la katiyen buluşmamaştır” yazılıp üstüme çarpı atıldığı gün, Baykal “Evet görüştüm” demek zorunda kalıyor.

Önce kendi aralarında anlaşsınlar.

***

Bir de “bindirilmiş internet kıtaları” oluşturularak, sitelere karşı yorum yazma harekâtı düzenlemişler.

Bu da onları kurtarmaz.

CHP artık YAŞAR OKUYAN, LÜTFULLAH KAYALAR, İLHAN KESİCİ’yi bağrına basıp, Livaneli’ye çarpı koyan, ERDAL İNÖNÜ, HİKMET ÇETİN, ALTAN ÖYMEN, MURAT KARAYALÇIN, MÜMTAZ SOYSAL, TARHAN ERDEM, MEHMET MOĞULTAY, FİKRET ÜNLÜ, FİKRİ SAĞLAR, ERCAN KARAKAŞ, DOĞAN TAŞDELEN ve sayamayacağım kadar çok sosyal demokrata düşmanlık yapan bir parti haline geldi.

(Eskiden biz sola düşmanlık yapan partilere bir sıfat takardık ama şu anda aklımdan çıkmış, kelimeyi bulamıyorum.)

Düşe düşe, Genel Merkez’i protesto etmeye gelen bağrı yanık sosyal demokratları durdurmak için polisten yardım isteme noktasına kadar geldiler.

Daha kimbilir neler göreceğiz?


***

Baykal’a bir sözüm daha var.

Halkı suçlama!

“AKP’ye oy verenler utanıyor” demişsin.

Yani halkın yüzde 47’si utanç içinde öyle mi?

Bak, o unuttuğun “Anadolu Sol”undan, yani aslında Anadolu bilgelerinden Hasan Dede sana yüzyıllar öncesinden nasıl bir öğüt veriyor:

“Adem vardır cismi semiz

Abdest alır olmaz temiz

Halka taneylemek (suçlamak) nemiz

Bilcümle vebal bizdedir.”

Not: Sevgili okurlarım, yurt dışındaki bir müzik kaydı için yazılarıma kısa bir süre ara vermek zorundayım. Umarım, cevap vermemi gerektiren bir durum daha doğmaz.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious