Lübnan'da taraflar anlaşmaya vardı

Lübnan'da taraflar anlaşmaya vardı.17278
  • Giriş : 21.05.2008 / 10:12:00

Lübnan'daki siyasi krizi sona erdirmek üzere Katar'ın başkenti Doha'da bir araya gelen Lübnanlı taraflar anlaşmaya vardı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Lübnanlı muhalefet üyesi milletvekili Ali Hasan Halil, Doha'da gazetecilere yaptığı açıklamada, Batılı ülkelerin desteklediği hükümet yanlısı çoğunluk ile muhalefet arasındaki görüşmelerde anlaşmaya varıldığını söyledi.

Halil, devlet başkanının parlamento tarafından yarın ya da cuma günü seçilebileceğini belirtti.

Anlaşmanın ayrıntıları açıklanmadı, ancak görüşmelere katılan ve adının açıklanmasını istemeyen bir başka muhalefet yetkilisi, kısa bir süre önce taraflar arasında seçim yasası konusundaki görüş ayrılıklarını ortadan kaldırmak için ortak komisyon kurulması konusunda anlaşmaya yakın olunduğunu söylemişti.

General Süleyman'a devlet başkanlığı

Tarafların, Şam yönetiminin desteklediği ve geçtiğimiz kasım ayında görevinden ayrılan Devlet Başkanı Emil Lahud'un yerine General Michel Süleyman'ın getirilmesi konusunda da aynı fikirde oldukları belirtiliyor.

Taraflar arasındaki özellikle, seçim yasası ve ulusal birlik hükümetindeki sandalyelerin dağılımı konusunda görüş ayrılıkları bulunuyordu.

Doha konferansına ev sahipliği yapan Katar'ın dış ilişkilerden sorumlu Devlet Bakanı Ahmed Bin Abdullah El Mahmud, dün Lübnanlı taraflara iki öneri sunduklarını ve bu önerilerin krizin sona ermesi yolunda "en iyi çözümleri" içerdiğini söylemişti.

LÜBNAN KRİZİNDE ÖNE ÇIKAN KONULAR

Lübnan'da rakip siyasi liderlerin, yeni kabine ve 2009 parlamento seçimleri üzerine çıkan anlaşmazlıkların çözümünde anlaşmaya varmasına rağmen, ülkedeki siyasi krizin merkezindeki tartışmalı konular bekliyor.

Bu konulardan birini Hizbullah'ın silahları ve BM'nin 2004'te ülkedeki tüm milislerin silahsızlandırılmasını isteyen 1559 sayılı kararı oluşturuyor.

Suriye ve İran'ın desteklediği Şii grup, ülkenin güneyini işgal eden İsrail ile savaşılabilmesi için 1975-1990 iç savaşından sonra silahlarını tutmasına izin verilen tek Lübnanlı grup olmuştu. İsrail'in 2000'de bu bölgeden çekilmesiyle bazı Lübnanlılar, Hizbullah'ın silahsızlanması çağrısında bulunmaya başladı.

Diğer Lübnanlı gruplardan daha güçlü olan Hizbullah ise ülkeyi İsrail'den savunmak için bu silahlara ihtiyaç duyduğunu ve silahları ulusal savunma stratejisi kapsamında bırakmayı düşünebileceğini açıklamıştı. Gözlemciler, Hizbullah'ın silahlarının güçlü bir Lübnan devletine engel teşkil ettiğini düşünüyor.

Arap Birliğinin arabuluculuğunda varılan anlaşmaya göre bu konu, yeni devlet başkanının liderliğinde taraflar arasında görüşülecek. Bu konuda yapılan önceki görüşmeler 2006'da çıkmaza girmişti. BM Güvenlik Konseyinin 2004'te çıkardığı ve Hizbullah'a açık bir atıf şeklindeki 1559 sayılı kararda, ülkedeki tüm milislerin silahsızlanması isteniyor.

Suriye ile ilişkiler

Lübnan'da göreve gelecek yeni devlet başkanı ve hükümet, bir önceki kabineyi düşman olarak gören Suriye ile resmi ilişkilerin geliştirilmesi konusuyla karşı karşıya bulunuyor.

Suriye, eski Başbakan Refik Hariri'nin öldürülmesinden sonra birliklerini çekmeye zorlandığı 2005'e kadar Lübnan'da baskın bir rol oynuyordu.

Lübnan ile diplomatik ilişkisi bulunmayan Şam yönetimi, Batılı ülkelerin başkent Beyrut'ta büyükelçilik açması çağrılarını kabul etmiyor. Suriye'nin çekilmesinden sonra parlamento seçimlerini kazanan koalisyon, Şam'ın Lübnan'daki etkisini reddediyor.

Hariri'nin oğlu Saad'ın liderliğindeki blok, Şam yönetimini, Suriye karşıtlarını öldürmekle ve ülkeyi istikrarsızlaştırmak için sınırlardan içeriye silah sokmakla suçluyor. Suriye ise bu suçlamaları reddediyor.

Güvenlik

Lübnan güvenlik güçleri, Suriye'nin 2005'te çekilmesinden bu yana ülkede güvenliği denetim altında tutmaya çalışıyor. Lübnan'da 2005'ten bu yana 10 suikast ve çok sayıda bombalı saldırı düzenlendi ve kuzeydeki İslamcı militanlar ayaklandı.

Ordu bu yıl, Filistin mülteci kampı Nehr El Bared'de çıkan ayaklanmayı bastırmış, ancak 169 asker hayatını kaybetmişti. Filistinli grupların denetimindeki bu kampların büyük bir kısmına girilmesine izin verilmiyor.

BM Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararı

BM Güvenlik Konseyi'nin 11 Ağustos 2006'da kabul ettiği 1701 sayılı kararla, İsrail ile Hizbullah arasında 34 gün süren savaş sona erdirildi. Kararın uygulanmaya başlamasıyla, 15 bin Lübnanlı asker ve binlerce yeni BM askeri, önceleri Şii gruplarca denetlenen güneye konuşlandırıldı.

Kararda tüm düşmanlıkların sona erdirilmesi istenirken, Lübnan ile İsrail arasında daimi bir ateşkes anlaşması henüz sonuçlandırılmadı.

BM kararı, zaman zaman İsrail uçaklarının Lübnan semalarında uçmasıyla, İsrail'e roket saldırılarıyla ve BM barış gücü askerlerine saldırılarla birçok kez ihlal edildi.

Güvenlik Konseyi, Lübnan ve İsrail hükümetlerinin, Suriye'den silahların Hizbullah'a ulaştırıldığına dair haberlerden endişe duyulduğunu bildirmişti.

Hariri Mahkemesi

BM, 14 Şubat 2005'teki Hariri suikastı ve Lübnan'daki diğer Suriye karşıtlarına saldırıların şüphelilerinin yargılanacağı bir uluslararası mahkeme kuruyor. Güvenlik Konseyi, bu amaçla geçen yıl mayısta mahkemenin kurulmasını oylamıştı.

Lübnan, Suriye yanlıları ve karşıtları arasındaki anlaşmazlığın temellerinden birini oluşturan bu mahkemeyle ilgili planları onaylamıyor.

Ekonomi

Siyasi krizi, suikastlar, Nehr el Bared çatışması ve İsrail ile çıkan 34 günlük savaş, Lübnan'ın borç içindeki ekonomisini daha da kötüleştirdi. Ülkede 2006'da durgun olan ekonomi, geçen yıl yüzde 4 civarında büyüme göstermişti.

Şimdiki kabine, 2 cep telefonu ağının özelleştirilmesinden elde edilecek gelirle borçların ödeneceğini açıklamıştı. Ülkede yeni kurulacak hükümet de, uzun süredir çıkmazda olan enerji sektöründeki reformların uygulanması mücadelesiyle karşı karşıya bulunuyor.

CNNTURK

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious