Madem dolar çok ucuz neden kimse almıyor?

  • Giriş : 23.01.2006 / 00:00:00

Merkez Bankası Başkanı Serdengeçti, piyasada bulunan aşırı miktardaki nakit paranın çekilmesi için yüksek faizlerin elzem olduğunu belirtti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Döviz ve faiz politikalarına yön veren Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti, ‘Yeni Türk Lirası aşırı değerli’ görüşüne katılmıyor. Son 4 yıldır bütçe giderlerinin kısılıp gelirlerin artırılmasıyla maliye politikasının rayına girdiğini ve verimliliğin arttığını belirten Serdengeçti, buna paralel olarak Türk parasının da değer kazandığını söyledi. 4 yıldır ‘TL aşırı değerli’ görüşünün dile getirildiğini hatırlatan paranın patronu, “Her gün döviz piyasalarını açtığımız zaman niye Merkez Bankası’ndan başka hiç kimse döviz almıyor?” diye sordu. Döviz kurları üzerindeki baskının sebebinin bazı kesimlerce iddia edildiği gibi ‘yüksek faiz’ olmadığını kaydeden Serdengeçti’ye göre, her faiz indiriminde Türk parası değer kaybedeceğine değerlendi.

Faizlerin çok yüksek olduğu yönündeki eleştirilere katılmadığını yineleyen Başkan, 2001’den bu yana piyasada bulunan aşırı miktardaki nakit paranın çekilmesi için yüksek faizlerin elzem olduğunu vurguladı. Serdengeçti, “Faizler neye mani oldu? Büyümeyi mi engelledi? Kurun yukarı gitmesini mi engelledi? Hayır, böyle bir şey yok.” diye konuştu. Faiz indirimi kararlarının başkanın kimliğiyle ilgisi olmayıp, ‘Para Kurulu’ tarafından verilere ve raporlara göre alındığını ifade eden Serdengeçti, “Mesela pazartesi günü (bugün) bir karar çıkacak, ben bunu bilmiyorum. Faizlerin seyri konusunda bir şey diyemem.” şeklinde konuştu. Merkez Bankası’nın gecelik faizlerinin tüketici kredileri ve Hazine borçlanma faizlerinin düşmesini engellemediğini dile getiren Başkan’a göre, bunlar kısa vadeli faizlere duyarlı değil. Brezilya örneğini veren Serdengeçti, bu ülkenin ekonomik istikrar çalışmalarına Türkiye’den daha önce başladığını hatırlatarak, “Brezilya’da enflasyon bizim altımızda. Kamu borcunun milli gelire oranı bizim altımızda. Cari dengesinde fazla var. Ama Merkez Bankası’nın faizleri nerede? Bizim katbe kat üstümüzde.” ifadelerini kullandı. Türkiye’deki faizleri çok yüksek bulanların Brezilya örneğini iyi incelemeleri gerektiğini anlatan Serdengeçti, Brezilya’da reel faizlerin Türkiye’den çok daha yüksek olduğunu kaydetti. Şeffaflık ilkesi çerçevesinde Merkez Bankası’nın 50 milyar dolara ulaşan döviz rezervlerinin yeterli seviyede olmadığını belirten Serdengeçti, bunu artırmak için ihaleler yoluyla devamlı döviz aldıklarına işaret etti. Dengeleri sarsmamak için alımları azar azar yaptıklarını kaydeden başkan, “Bir anda büyük miktarlı alım yaparsak, likidite artar. Buna bağlı olarak iç talep patlar ve o da enflasyon hedefini tehlikeye sokar.” diye konuştu. Rezerv miktarının muhtelif kriterlere bakılarak tespit edildiğini anlatan Serdengeçti’ye göre, hangi kriter olursa olsun döviz rezervleri yeterli değil. Çünkü Türkiye’nin yüksek miktarda dış borcu var ve Merkez Bankası’nın tasfiye etmesi gereken yüksek maliyetli döviz yükümlülükleri var. “Bunlar için bu rezerv lazım.” diyen Serdengeçti, miktarın orta vadede 70 milyar dolara çıkarılması gerektiği görüşünde.

Başkan Süreyya Serdengeçti, ‘Merkez Bankası’nın para politikası sonucu çoğu işyerinin zor durumda olduğu, bazı fabrikaların kapandığı’ şeklindeki yorumlara ise “Para politikası bütün ekonomiyi hedef alır, herhangi bir sektöre göre uygulanamaz.” sözleriyle cevap verdi. Türkiye’nin son dört yılda çok yüksek bir büyüme performansı gösterdiğine, ihracat performansının da hayli etkileyici olduğuna dikkati çeken Serdengeçti, bunun bütün sektörlerde aynı şekilde görülmemesinin normal karşılanması gerektiğini söyledi. Uygulanan para politikasının yıllardır yakalanamayan istikrarın gelmesinde önemli rol oynadığını belirten Merkez Bankası başkanı, “Para politikası herhangi bir sektörü mü hedeflemeli? Bir sektörü destekleyen para politikası başka bir sektörü desteklemiyor olabilir. Sektörlere yönelik politikaların çerçevesi para politikasından geçmiyor.” şeklinde konuştu.

Büyümenin istihdama yansımadığı şeklindeki yorumlara da değinen Serdengeçti, istihdamdaki gelişmeleri yakından takip ettiklerini, zira programın başarısının istihdamdaki başarıya bağlı olduğunu dile getirdi. Merkez Bankası Başkanı Serdengeçti’ye göre Türkiye’de istihdam artışı son iki yıldır bütün Doğu Avrupa ülkelerinin üstünde olmasına rağmen işsizliğin düşmemesi yapısal sorunlardan kaynaklanıyor. Tarımda oluşan işgücü fazlası sanayi ve hizmetlere akıyor, ama bunların da hepsi iş bulamıyor. Nüfusun genç olması her yıl işgücünün üretilen iş imkânlarından daha hızlı artmasına yol açıyor. Kesin çözüm ise kayıtdışıyla mücadele ve vergi reformuna bağlı.

Bize en büyük desteği hükümet verdi

26 yıldır Merkez Bankası’nda görev yaptığını bildiren Başkan Süreyya Serdengeçti, “Ekonominin durumu iyi de olsa kötü de olsa Merkez Bankası başkanları yalnız insanlardır. Onun haricinde, destek olur ya da olmaz herhangi bir hükümetin herhangi bir merkez bankasına verebileceği en büyük destek maliye politikasının istikrara yönelik uygulanmasıdır.” dedi. Serdengeçti, son dört yıldır uygulanan yüksek faiz dışı fazla ve sıkı maliye politikaları ile hükümetin kendilerine en büyük desteği verdiğini dile getirdi.

Maaşım yüksek ama söyleyemem

Kira fiyatlarındaki artışlar katı bir biçimde seyrediyor genelde. Enflasyon rakamlarından uzaklaşmaya başladı ve gelecekteki enflasyon hedeflerine ulaşmamızda tedirginliğe neden oluyor.

Turizm kuş gribinden etkilenirse döviz gelirleri düşer. Gelirler cari dengenin diğer kalemleri tarafından yeterince telafi edilmiyorsa, sıkı para ve maliye politikaları da kafi gelmiyorsa hiç şüphesiz kur da buna yükselişle tepki verebilir. Ama daha onun çok başındayız. Komşularımızın da kendi ülkelerindeki kuş gribi vakalarını açıklaması lazım.

Merkez bankacılığı bir adım sonrası düşünülerek yapılacak bir iş değil. Bu işin özelliği de bu herhalde. Dolayısıyla eğer ayrılırsam bir süre hiçbir şey düşünmüyorum. Yapmamam daha doğru olur herhalde.

Maaşım devlet sırrı değil. Meclis’ten önerge gelir, oraya bildiririz. Yüksektir, ama o kadarını söyleyebilirim. Vergiden dolayı sürekli değiştiği için bir ortalama hesabı yapmadım. Dünyada da böyledir.

Bana göre bankacılıktaki yabancı payı gelecekte biraz daha yükselecek. Bunda bir mahzur yok. Payın, bazı Avrupa ülkelerinde olduğu gibi yüzde 90’lar seviyesine gideceğini de tahmin etmiyorum.

Görev sürem 13 Mart 2006 Pazartesi günü bitiyor. Bunun haricinde ne söyleyebilirim? Basında olumlu ve olumsuz yaklaşımlar oluyor. Ülkede uzun yıllar sonra enflasyon tek haneye düşmüştür. Bundan dolayı görev süresi uzatımına olumlu yaklaşanlar olacaktır. Hiç şüphesiz başka ülkelerde geçmişte gördüğümüz gibi bu olumlu gelişmeden çıkarları sarsılan gruplar da olacaktır. Değişen ekonomiye uyum sağlayamayanlar olacaktır. Bunlar da olumsuz yaklaşacaktır. Bunların hepsini normal karşılamak gerekir diye düşünüyorum.

1991 yılındaki ilk Körfez Krizi’nde Merkez Bankası’nda orta kademe yöneticiydim. 6 hafta sürdü. Uykularım kaçıyordu. 2003’te savaş oldu, 5 kuruşluk döviz satmadan savaşın sonuna geldik. 1991’de büyümenin diğer makro dengeleri nasıl etkileniğini gördüm. İkisinin arasındaki fark, makroekonomik dengeler arasındaki farktır. Dışarıda bir kriz olur, adını duymadığımız bir ülkede olur biz etkilenirdik. Bulgaristan etkilenmezdi. Çünkü onlar istikrarı sağlamıştı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious