Mali disiplinde zerre kadar taviz yok!

  • Giriş : 06.03.2006 / 00:00:00

Devlet Bakanı ve Baş müzakereci Ali Babacan, Türkiye'de artık seçim ekonomisi tabirinin unutulması gerektiğini belirterek, "2007 yılında hiç kimse, mali disiplinden zerre kadar bir taviz verileceğini aklına bile getirmesin" dedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Dünya Bankası'nın Türkiye için hazırladığı 'Ülke Ekonomik Raporu; Sürdürülebilir Büyüme ve AB'ye Yakınsama' başlıklı rapor ile ilgili Ankara Sheraton Otel'de düzenlenen toplantıda konuşan Devlet Bakanı Babacan, Türkiye'de mali disiplinin harcamalara getirilen disiplin ile sağlandığını söyledi. Babacan, 2004 yılında Türkiye'de yerel seçimler yapıldığını ve herkesin bu seçimle birlikte ekonomik programın gevşeyeceğini, bütçe hedeflerinin tutmayacağını böylelikle Türkiye'nin ekonomik görüntüsünün eskiye döneceği söylentilerin yapıldığını hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Peki sonuçta ne oldu. Bizim faiz dışı fazla hedefimiz yüzde 6,5 gerçekleşme yüzde 7'nin üzerinde. Hani seçim ekonomisi. Birde dönün 2002'ye bakın. 2002 yılı yeni ekonomik programın başlangıç yılı. Çok büyük ve finansmanla başlanan programın bütçe hedefi yüzde 6,5 çıkan sonuç yüzde 4. Hani mali disiplin, hani kararlılık. Madem mali disiplin programın temel unsurlarından biri o zaman buna bağlı kalacaksınız. Artık Türkiye'de seçim ekonomisi tabirini unutmamız gerekiyor. Öyle bir şey yok. Ekonomik programımız her şart altında tavizsiz bir şekilde uygulanmaya devam edecek. Nasıl 2004'da tüm hedefleri tutturduysak 2007 yılında da hiç kimsenin mali disiplinden zerre kadar bir taviz verileceği aklına bile getirmesin"

Babacan, Türkiye'de politikalara uzun vadeli baktıklarını belirterek, "Günü kurtarmak için yapılan her adım, çocuklarımızın geleceğinden bir şeyler çalmak anlamına gelir" şeklinde konuştu.

'SOSYAL GÜVENLİK REFORMU BİRAZ GEÇ BİTECEK'

Sosyal güvenlikte sadece Türkiye'nin değil AB ülkelerinin bazılarında da sosyal güvenlik açığının büyük tehlike oluşturduğuna dikkat çeken Babacan, TBMM gündeminde bulunan Sosyal Güvenlik Reformunun sistemi adaletli ve sürdürülebilir yapıya kavuşturacağını söyledi. Babacan, AB ülkeleri ve ABD`deki reformlar ile karşılaştırıldığında Türkiye`deki sosyal güvenlik reformunun daha kabul edilebilir ve kolay olduğunu savundu. Türkiye`nin siyasi ve demografik açıdan çok önemli bir fırsat penceresi yakaladığını anlatan Babacan, "Türkiye'nin geleceğine sürdürülebilir bir adım atmak için bu adımı atmak zorundayız. Aksi halde bugünü kurtarmak için 'Bugün başımız ağrımasında yarın ne olursa olsun' gibi yaklaşıma girersek o zaman bizden sonra nesillere çok büyük bir yükler bırakmış oluruz. Nasıl bir baba çocuğuna yüklü borç miras bırakmak istemez tam tersine kendi çocuğuna daha güzel gelecek miras bırakmak isterse bizde yaklaşımımız bugün doğru şeyleri yapıp, doğru adımları atıp, gelecek nesillere çok daha sıhhatli bütçe ve sosyal güvenlik sistemi bırakmalıyız" diye konuştu. Babacan, Sosyal Güvenlik Reformunun düşündükleri takvime göre biraz geç bitireceklerini ancak çalışmanın tamamlanması için az bir sürenin kaldığını söyledi.

'TIP FAKÜLTELERİNİ 2 KATINA ÇIKARSAK BİLE İHTİYACI KARŞILAYAMIYOR'

Türkiye istihdam kalitesinde sorunlar olduğunu kaydeden Babacan, bu nedenle Türkiye'nin eğitim sisteminin a'dan z'ye değiştirilmesi, ilkokuldan başlayarak mesleki eğitim, meslek içi eğitim ve üniversite-sanayi işbirliğinin kurulması gerektiğinin altını çizdi. doktor yetersizliğini örnek veren Babacan, şunları söyledi: "Bakın bugün doktor yok diyoruz. Öte yandan fakültelerimizin kapasitelerine bakıyorsunuz yetersiz. Bir hesap yapıyoruz. Bugün tıp fakültelerinin kapasitelerini 2 katına çıkarsak bundan 10 sene sonra yetişecek doktorların sayısı yine Türkiye'deki ihtiyacı karşılayamayacak. Peki nasıl yapacağız. Türkiye'deki bu sağlık hizmetini nasıl düzelteceğiz. Niye bu güne kadar adımlar atılmamış. Niye ilgili kuruluşlarıyız kafayı sağa sola küçük noktalara takacağına kendi işlerine odaklanmadılar? Neden değişen bu ekonominin yapısını takip etmediler? Neden üniversitelerimizin kompozisyonları Türkiye'nin ihtiyaçlarına uygun hale getirilmedi? Bunları ciddi şekilde sorgulamamız lazım."

'REFORMLARDA AB'NİN DÜŞTÜĞÜ HATAYA DÜŞMEYECEĞİZ'

Babacan, yapısal reformlarda yaparken bazı AB ülkelerinin içine düştüğü hatalara düşmeye dikkat edeceklerini, müzakere süreci bitene kadar AB`deki uygulamaların ne olacağına bakarak, deneyimli olarak hareket edeceklerini söyledi. Müzakere sürecinin dakikası dakikasında takvimine uygun şeklide gittiğini hatta Avrupa Komisyonu`nu zorlayan tarafın kendileri olduklarını belirten Babacan, "Reform sürecinin yavaşladığına kesinlikle katılmıyorum. Reformlarda bir yavaşlama yok her şey tıkır tıkır işliyor. Bazı siyasi reformların uygulanmasında eksiklikler olabilir, farkındayız. Uygulama eksikliklerinin yavaşlama olarak görülmesini kesinlikle uygun görmüyorum" diye konuştu.


Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious