Dramdan Serhildan çıkarmak

Dramdan Serhildan çıkarmak.20905
  • Giriş : 16.06.2008 / 23:26:00
  • Güncelleme : 16.10.2014 / 11:34:50

PYD İle IŞİD Arasındaki Çatışmaların Türkiye’ye yansıması farklı oldu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Şehirlerde başlayan Serhildanlar (Başkaldırılar) sonucu kan aktı. Türkiye artık Kürt meselesinde yeni bir sürece girmiş durumda. Peki, Kobani gerekçesi ile başlayan olayların asıl sebebi ne?


Türkiye artık yeni bir sürece girdi. Suriye sınırındaki Kobani’de PYD ile IŞİD arasında başlayan çatışmaların Türkiye’ye yansıması farklı oldu. Şehirlerde başlayan serhildanlar (başkaldırılar) sonucunda kan aktı. Sıkıyönetim dönemini anımsatan sokağa çıkma yasakları, okulların tatil edilmesi, farklı görüşteki grupların birbirlerini devlete rağmen infaz etmesi, polislerin şehit edilmesi son on güne sığan acı gerçekler. KCK/PKK yanlıları, Suriye toprakları içinde bulunan Kürt şehri Kobani’nin terör örgütü IŞİD tarafından kuşatılmasını protesto etmek bahanesiyle, Türkiye’yi tabir yerindeyse Kobani’den daha vahim bir duruma soktu. 40’a yakın kişi hayatını kaybetti.

Kobani gerekçesi birçok sıkıntıyı beraberinde getirdi. İmralı’da tutuklu Abdullah Öcalan, açılım sürecinin artık müzakere boyutunu aştığını belirtip hükümete 15 Ekim’e kadar süre tanıdı. Öcalan’ın açıklaması sıcaklığını korurken Türkiye’nin dört bir yanında ‘Kobani’ ateşi yanmaya başladı. Ardından Kandil farklı bir açıklama yaptı: “Gerekirse her yer Kobani olacak.” Bunun üzerine KCK/PKK’nın Yurtsever Devrimci Gençlik-Hareketi (YDG-H) bir anda şehirlerde ortaya çıktı. Marjinal sol gruplar da eşlik edince farklı bir tablo oluştu. KCK ile Hüda-Par arasında başlayan çatışma ölümlerle sonuçlandı. HDP’nin “Sokağa çıkın” çağrısı da hadiselerde etkili oldu. Ortaya çıkan tabloya göre artık Türkiye Kürt meselinde yeni bir sürece girmiş durumda. Peki, Kobani gerekçesiyle başlayan olayların asıl sebebi neydi? Bu sorunun cevabını bulmak için farklı sorular sormakta fayda var. İlk önce Kobani ile başlamak gerekiyor. İşte sorular ve cevapları:

Kobani, politik Kürtler için neden önemli?

Suriye’de Esed rejimini devirmek için başlayan olaylarla birlikte PYD (Demokratik Birlik Partisi) güç kazanmaya başladı. KCK şeması içinde Suriye yapılanması olarak yer bulan parti, bir anda kendini Suriye’deki bütün Kürtlerin hamisi olarak gördü. Parti, Suriye’de etkili olan diğer Kürt partileri (15 parti)ile bağını kopardı. Böylece 2003’te Süleymaniye’de kurulan PYD 2004’te geçtiği Suriye’de kısa sürede tek başına bir Kürt partisine dönüştü. İlk başta rejim karşıtı gibi görünse de aslında rejimle bir çatışmaları olmadı. Partinin hâlen Kamışlı ve Haseke’yi rejimle ortak yönetiyor olması derin bir çelişkiyi barındırıyor. PYD, Suriye devrimi yerine ‘Rojava devrimi’  fikrini benimsedi. Ancak Kobani’nin IŞİD tarafından kuşatılmasıyla PYD propaganda faaliyetlerine başladı. Ocak ayında ilan edilen kantonlardan biri olan Kobani’nin yaklaşık 200 kilometre batısında Afrin kantonu, doğusundaysa Cizire kantonu yer alıyor. Bu 3 kanton arasında da Arap ağırlıklı bölgeler bulunuyor ve bu bölgeler IŞİD’in elinde. Kobani düşerse diğer PYD kantonları da zayıflayacak. IŞİD de çok geniş bir alanda egemenlik kuracak. Kürtler Rojava’yı ve burada uyguladıkları yönetim biçimini, Beşar Esed sonrası Suriye’de talep ettikleri özerkliğin temeli olarak görüyor. Kobani’nin düşmesi, diğer iki kanton arasındaki bağın kopması anlamına geliyor. Aslında KCK, Kobani’yi, sadece Suriye topraklarında değil, Türkiye’de de uygulamak istediği özerkliğin bir parçası olarak algılıyor. Çünkü Suruç, PYD’ye göre Kobani kantonunun bir parçası. Arap, Türkmen ve Ermenilerin de yaşadığı Kobani’de, nüfusun büyük çoğunluğu Kürtlerden oluşuyor. Kürtlerin yüzyıllardır Kobani olarak andığı bölge, iç savaştan önce Kürtlere vatandaşlık hakkı tanımayan Suriye yönetimi tarafından Ayn al-Arab (Arap Pınarı) olarak adlandırılmıştı. Kobani bu yönüyle önemli bir konumda yer alırken; asıl mesele, siyasi olarak uluslararası boyutta resmiyet kazanmak. Çünkü Kürtler kurdukları kantonların IŞİD saldırılarıyla dünya tarafından bilinmesini ve tanınmasını istiyorlar. Kürtler bunun için Birinci Körfez Savaşı’nı örnek gösteriyorlar. O dönemde Irak Kürtlerine yönelik baskılar nedeniyle dış dünya duruma müdahale etmiş ve Kürt sınırına bir tanımlama getirerek 36. Paralel’i devreye sokmuştu.


 

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious