Mayınlar AKP'nin başında nasıl patladı?

Mayınlar AKP'nin başında nasıl patladı?.15999
  • Giriş : 01.06.2009 / 16:50:00

Mayın işini hükümetin başına Genelkurmay nasıl ördü? Sorunun fazla iddialı olduğu söylenebilir belki...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Siz önyargılı olmayın ve içeriğin başlığı ne kadar taşıdığına Ünal Tanık'ın yazısını okuduktan sonra karar verin. İşte o yazı:

Mayın işini hükümetin başına Genelkurmay nasıl ördü? sorusunun fazla iddialı olduğunu söylemeliyim.

Siz önyargılı olmayın ve içeriğin başlığı ne kadar taşıdığına yazıyı okuduktan sonra karar verin.

Dünyada 64 ülkede 100 milyon kara mayını var. Döşenen mayınların patlaması yüzünden her yıl binlerce sivil can veriyor ya da hayatının kalan kısmını sakat geçirmek zorunda kalıyor.

Bunu dikkate alan ülkeler, 4 Aralık 1997'de bir sözleşme imzaladı. “Anti-Personel Mayınların Kullanımının, Depolanmasının, Üretiminin ve Devredilmesinin Yasaklanması ve Bunların İmhası ile İlgili Sözleşme” Kanada'nın Ottawa kentinde imzalandığı için adına “Ottawa Sözleşmesi” dendi.

4 Nisan tarihi dünyada “Mayın bilincini geliştirme günü” olarak tanındı. Türkiye, sivil ölümlerine neden olan bu ölüm düzeneğinin (Genelkurmay Başkanı Başbuğ'un tanımından sonra silahın diyemedim) önüne geçmek amacıyla bir tasarı hazırladı. Türkiye, 2003'te Meclis'te Kabul edilen bir tasarı ile 1 Mart 2004'ten itibaren Ottawa Sözleşmesi'ne resmen taraf oldu.

Buraya kadar bir çoğumuzun bildiği bir süreç yaşandı. Ancak Türkiye Ottawa Sözleşmesi'ne resmen taraf olmadan önce bir dizi ön hazırlık yaptı.

ASKER 9 YIL BOYUNCA HİÇBİR ŞEY YAPMADI

Türkiye kara mayınlarının temizlenmesi için dünyada ilk harekete geçen ülkelerden oldu. Suriye sınırında devam eden kaçakçılığı önlemek amacıyla 1957-1959 yılları arasında 610 kilometrelik sınıra döşenen 650 bin mayının temizlenmesi için daha 1992'de ilk adımı attı.

Bununla ilgili olarak Bakanlar Kurulu, 1992'de Genelkurmay'a görev verdi. Ne var ki görev verildiği tarihten 2001 yılına kadar asker, nerede ise hiçbir şey yapmadı. 1997'de Paris'te bir trafik kazasında hayatını kaybeden Galler Prensesi Lady Diana'nın hayatta iken kara mayınlarının temizlenmesi ile ilgili başlattığı çabalar, ölümünden sonra hız kazandı.

Dünyadaki bu kampanya üzerine Genelkurmay Başkanlığı ancak 2001'de bu konu ile ilgili bir ofis kurdu. Buna ilişkin talep ettiği bütçeyi dönemin hükümetine iletti. İstenilen bütçe AK Parti iktidara geldikten Genelkurmay'a aktarılmaya başlandı.

Toplam istenen bütçe 44.7 milyon dolar iken ilk planda bunun 17 milyon dolarlık kısmı tahsis edildi.

Özel donanımlı cihazlarla yapılması gereken bu çalışmalar için bazı cihazlar alındı. Her biri 5 milyon dolar civarında olan bu makinaları üreten firma, Türkiye'nin talebini görünce rakamları hızla yukarı çekti ve her birini 14 milyon dolardan satmaya kalktı.

Bunun üzerine askeri kanat, 2004'te mayın temizleme işini “hizmet alma” şeklinde yürütmesi gerektiği görüşünü ortaya attı. 25 Mayıs 2004'te hükümete, "Mayın temizleme faaliyetlerinde hizmet alımı yönteminin bir alternatif olarak değerlendirilmesi uygun bulundu" diye rapor sundu.

HÜKÜMET, YANLIŞ YERDE OLDUĞU NOKTA

Bunun üzerine hükümet, taraf olduğu Ottawa Sözleşmesi gereği 2014 yılına kadar mayınların temizlenmesi için neler yapılabileceği araştırmasına girdi. Görev, Maliye Bakanlığı'na verildi. 23 Kasım 2005'te Resmi Gazete'de şartları yer alan ihaleler yapıldı.

610 kilometrelik sınırın temizliğini tek bir şirkete verme yerine sınırı il il ayrı ihalelerle temizletme yoluna gidildi. 6 ili kapsayan ihale sürecinde ilk ihale Mardin için yapıldı ve bu ihaleye Türkiye'den iki firma katıldı. Şırnak ili sınırları için teklif veren olmadı. Öteki iller için ise toplam 14 firma teklif sürdü.

Temizleme için firmaların verdiği toplam rakam 530 milyon lira ile 2 milyar lira arasında değişiyordu.

Bu sırada Danıştay, mayın temizleme işinin kanun çıkarmadan yapılamayacağı gerekçesiyle ihaleleri iptal etti.

Bunun üzerine hükümet, bir kanun tasarısı hazırlayıp Meclis'e sundu. İşte kıyamet de buradan koptu. “mayınlı arazi hizmet alınmak suretiyle temizlenir” hükmü, haklı olarak muhalefeti ayağa kaldırdı.

Tasarı aynen yasalaşsa idi, hizmet alımının tek bir firmadan yapılması ve 44 yıllığına o toprakların aynı firma tarafından işletilmesinin önü açılacaktı.
Bölgede kendine yeni topraklar arayan İsrailli firmaların girmesinin önü açılacaktı. Baykal'ın haklı ifadesi ile Suriye sınırımız, 44 yılılğına kiralanacaktı.

Kamuoyunda tartışmalar sürerken, işi yapması gereken Genelkurmay cenahı, bu kez adres şaşırtmak için olsa gerek, bir açıklama yaptı. Genelkurmay Başkanlığı İletişim Daire Başkanı Metin Gürak, kimin yapması gerekiğine ilişkin adres gösterdi.

Tuğgeneral Gürak, ''Mayın temizliğinin, bedeli ödenmek kaydıyla hizmet alımı yöntemiyle yapılması ve bu kapsamda uluslararası deneyime sahip NATO İkmal ve Bakım Teşkilatı NAMSA'nın öncelikli olarak dikkate alınması uygun bir hareket tarzı olarak düşünülmüş ve bu görüşler, zamanında ilgili mercilere gönderilmiştir" dedi.

Haber 7 yazarı Prof. Nevzat Tarhan, mayın temizleme işini üzerinden atmak isteyen askerlerin tavrını, “hastasını ameliyat eden ancak yarasının dikişini alamayan” doktora benzetti.

GENELKURMAY KENDİNİ BÖYLE ELE VERDİ

Eleştirilerin kendine yöneldiğinin farkına varamaya başlayan askeri kanat, el altından Hürriyet'e belgeler ulaştırdı. “Hürriyet, Genelkurmay'ın 25 Mayıs 2004 ve 14 Nisan 2005 tarihlerinde iki ayrı mayın raporuna ulaştı” diye pazarlanmaya çalışılan haber, aslında Genelkurmay'ın bu konudaki açıklarını ortaya koyan rapor gibi.

1992-2001 arasında hiçbir adım atılmadığını ortaya koyan Genelkurmay'ın “sızdırılan raporu”nda, bu döneme ilişkin tek cümle yok. Yeni hükümetin kurulması ve konu ile harekete geçilmesinden sonraki döneme ilişkin neler yapıldığı ortaya konuyor.

Aslında söz konusu iki raporu, “askerin elini taşın altına koymadan kaçması” diye yorumlamak daha doğru.
Son bir notu da temizlenecek arazi ile ilgili paylaşayım.

Temizlenecek araziden elde edilecek tarım alanının ne kadar olduğu açık artırmaya çıkarılmış durumda. Abartmada sınır tanımayanlar, alanı “2 Kıbrıs adası”na kadar çıkardılar.

Kıbrıs adasının yüzölçümü, 9 bin 251 kilometrekare. İki Kıbrıs 18 bin 500 kilometrekare eder.

Gelin bir hesap yapalım. Sınırın bir bölümü temizlendiği için şimdi temizlenmesi gereken bölümün uzunluğu 510 kilometre. Mayınlı alanın genişliği ise coğrafyaya gore daralıp genişlemekle birlikte ortalama 350 metre.

Çarpın bölün sonucu siz bulun. Ben hesabı Hazine kayıtlarından size aktarayım 176 kilometrekare. 18 bin 500 kilometrekare nere, 176 kilometrekare nere?

HABER7

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*