Mazlum-Der; 'Kimseden özgürlük dilenmiyoruz'

  • Giriş : 01.04.2006 / 00:00:00

Mazlum-Der: "Kimseden özgürlük dilenmiyoruz"

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (Mazlum-Der) Ankara Şubesi, Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu adına yaptığı açıklamada başörtüsü konusunda kimseden özgürlük dilenmediklerini belirterek "Bu bizim hakkımız ve bunu bir gün mutlaka alacağız." dedi.
Mazlum-Der Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Serpil Kayaer, Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu adına Sıhhiye Abdi İpekçi Parkı'nda yaptığı basın açıklamasında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Yüksek Öğretim Kurulu Başkanı (YÖK) Erdoğan Teziç'i çağırarak başörtüsü probleminin çözüldüğünü ve başörtülü öğrencilerin okullarda okuyabileceğini ve iş bulabileceğini söylediğini belirtti. Bunun 1 Nisan şakası olduğunu ifade eden Kayaer, bir an önce sorunun çözülmesini ve sorunun gündemden düşmesini istediklerini dile getirdi.

Kayaer, kadınların sosyal hayata katılması ve toplumda aktif olarak çalışmasının istendiğini ancak başörtüsü dolayısıyla okullarından uzaklaştırılan ve işlerinden olan başörtülü kadınların Kadınlar Günü'nde hiçbir zaman gündeme gelmediğini söyledi.

Türkiye Cumhuriyeti'nin değer vermediği ve altın değerinde olan kızlarının Avusturya Cumhuriyeti tarafından başlarının üzerinde taşındığını ifade eden Kayaer, Türkiye'ye Müslüman değerleri dolayısıyla Avrupa Birliği yolunda pürüzler çıkaran Avusturya Hükümeti'nin Başkanı'nın başörtülü Türk kızlarını kısa sürede eğitimlerini tamamladıkları için ödüllendirdiğini belirtti. Mazlum-Der üyeleri tarafından bir skeçle de anlatılan durumu değerlendiren Kayaer, "Altın değerimizdeki kızlarımızı başlarının üstünde taşıyorlar." dedi.

Başörtüsü nedeniyle öğretmenlikten atılan ve devlet memurluğundan çıkarılan Gazi Üniversitesi Mesleki Eğitim Fakültesi mezunu Ayşe Sevim Mızrak da 7 yıl ifa ettiği öğretmenlikten işlemediği suçlar nedeniyle uzaklaştırıldığını belirtti. Konuşmakta çoğu zaman zorlanan Mızrak, hayatı boyunca hep öğretmen olmak istediğini, babasız olarak büyüdüğünü ve annesinin kendisini hep öğretmen olarak görmek istediğini dile getirdi. Siyasetçilerin kendileri üzerinden siyaset yapmayı bırakmasını isteyen Mızrak, başörtüsünü okul kapısından içeri almayan yöneticileri okulların içerisine kadar giren uyuşturucu ve çeteleri göremediklerini kaydetti.

Ankara İnanç Özgürlüğü Platformu'nda Hicret Namlı'da yaptığı açıklamada kendi halkının taleplerini karşılayamayan iktidarların bir gün bunun hesabını vermek zorunda kalacaklarını ancak kaybedenin, o ülkenin halkı olacağını ifade etti. Namlı, "Zulüm hiçbir zaman ebedi olamaz. Romalılar da kölelere adalet getirdiklerini söylemişlerdi. Ancak bu adalet olmadığı gibi onların da sonu oldu. Zulüm asla payidar olmaz ve olmayacak da. Tarihte, inandığı için her türlü bedel ödemeyi göze alan insanlar, bundan sonra da göze alacaktır. Çünkü neye inanırsanız inanın, inanmak insani bir değerdir ve bu değer her zaman baskı ve dayatmalara galip gelecektir. Kimseden özgürlük dilenmiyoruz." dedi.

"Bu bizim hakkımız ve bunu bir gün mutlaka alacağız. Biz gücümüzü haklılığımızdan alıyoruz. Ve bu güç önceki iktidarları yerle bir ettiği gibi bu iktidarları da yok edecektir," diyen Namlı yöneticileri salim bir akıl ve açık bir dille uyardıklarını söyledi. Namlı sözlerini şöyle sürdürdü: "Geç olmadan bu zulümden vazgeçin. Ve inançların özgürlüğüne kendi çıkarlarınız için çomak sokmayın. Başörtülü başörtüsüz arasında husumet yaratmayın."

Halkın siyasi iktidarların, Türkiye'nin kendine has, özel demokrasisiyle medya ve çıkar odaklarıyla nasıl el ele verip, kendi çıkarları adına özgürlükleri yok ettiğini bildiğini dile getiren Namlı, inandıklarını değerlerle gurur duyduklarını ve gurur duymaya devam edeceklerini kaydetti.

Namlı, "Haydin kızlar okula diyen iktidarın aklına hala "başlarını örtmekten başka suçları olmayan kızların" neden okullara sokulmadıklarını sormak gelmedi. Sanki muhalefette imiş gibi sızlanıp durmak sizi kurtarmayacaktır. Unutmayın güç odaklarından çekindikçe, bu çekinceniz kendi mezarınız olacaktır. Çünkü onlar kullandıkları hiçbir maşayı baş tacı etmezler. İşleri bittiğinde bir kenara, çöp atar gibi atarlar." dedi.

Okullardaki şiddetin bir tesadüf olmadığını belirten Namlı, şiddetin sosyolojik alt yapısının sırf inanan insanların eğitim hakkını biçmek için yasalaştırılan kesintisiz 8 yıllık eğitim olduğunu söyledi.

'Dinimin Değerlerine Danıştay Karar Veremez', 'Danıştay'a Danışmayın Özgürlük Çıkmaz' ve 'Zulümle Abad Olunmaz' yazılı pankartlar taşıyan grup basın açıklamasından sonra olaysız şekilde dağıldı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious