'Mazot ekonomisi'ni aşamıyorlar!

'Mazot ekonomisi'ni aşamıyorlar!.10781
  • Giriş : 28.06.2007 / 23:51:00

Muhalefet partiler şu meşhur 'Mazot ekonomisi'ni nr yazıkki aşamıyor!

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Müstakbel seçimimiz, olağan seçim kampanyası enstrümanlarından olabildiğince uzakta duruyor. Kimlik siyaseti sosyal politikaların, güç hesaplaşması istikrarın ve dış politika iç siyasetin yerini almış durumda. seçim kampanyasının mazotu ekonomi olacağına, seçim vaatleri mazot kampanyasına dönüştü.

İşlerin bu denli karıştığı bir ortamda ise akla gelen en son şey ekonomi oluyor. Adeta 1999-2001 krizleri sonrası Türkiye manzarası hatırlanmasın diye unutturulmaya çalışılan bir ekonomi var. İşler tersine dönmüş durumda. Normal bir genel seçimde ekonominin muhalefetin en büyük kozu olması beklenirdi. Oysa şimdi durum farklı. İktidar, ısrarla ekonominin ve istikrarın altını çizerken, muhalefet başka sularda avlanmaya gayret gösteriyor. Türkiye ekonomisi AK Parti iktidarında belli kırılganlıkları da ortaya çıkararak 20 çeyrek boyunca büyüdü. Mali dengelerde yakalanan istikrar, işsizlik ve cari açık sorunlarıyla beraber yürüyor. Özellikle işsizlik konusunda, yapısal dönüşümlerin zaman alacağı muhakkak. Ekonomide kaliteli büyümenin yakalanması, istikrarın sürdürülebilir olabilmesi için muhalefetin yapısal pozitif önerilerine ihtiyacı var. Maalesef Türkiye seçime giderken istikrardan çok istikrarsızlığı konuştuğundan dolayı, ekonomi iktidarın, kimlik siyaseti ise muhalefetin ana gündemi haline geldi. Bu dengesizliği iktidara aday olanların herkesten daha fazla görmesi gerekiyor...

'Türkiye 22 Temmuz'da seçime gidiyor" ifadesinin bir iddia mı, yoksa bir karar mı olduğunun belirginlik kazanmadığı günler yaşıyoruz. Anlaşılan her seçim kararı seçim havasının oluşmasına yetmiyor. Müstakbel seçimimiz, olağan seçim kampanyası enstrümanlarından olabildiğince uzakta duruyor. Kimlik siyaseti sosyal politikaların, güç hesaplaşması istikrarın ve dış politika iç siyasetin yerini almış durumda. seçim kampanyasının mazotu ekonomi olacağına, seçim vaatleri mazot kampanyasına dönüştü. İşlerin bu denli karıştığı bir ortamda ise akla gelen en son şey ekonomi oluyor. Adeta 1999-2001 krizleri sonrası Türkiye manzarası hatırlanmasın diye unutturulmaya çalışılan bir ekonomi var. İşler tersine dönmüş durumda. Normal bir genel seçimde ekonominin muhalefetin en büyük kozu olması beklenirdi. Oysa şimdi durum farklı. İktidar, ısrarla ekonominin ve istikrarın altını çizerken, muhalefet başka sularda avlanmaya gayret gösteriyor. Bunun elbette bugün muhalefet yapan bazı isimlerin 1999 ve 2001 krizlerindeki payıyla da alakası var. Lakin büyük resme baktığımızda, muhalefetin gerek seçim beyannamelerinde, gerekse ekonomiye yönelik projelerinde yeterli özeni göstermediğini görüyoruz.

En ilginç ekonomik vaatler CHP'nin...

Benzer bir algı yurtdışında da var. Bunu özetleyen güzel ifade ING'nin 22 Mayıs tarihli analizinin başlığı: "Muhalefet partilerinin ekonomi politikaları yok!".Bu oldukça iddialı bir sonuç gibi gelebilir. Ama benzer bir sonucu, Deutsche Bank, UBS ve Goldman Sachs'ın mayıs-temmuz raporlarında da görmek mümkün. Uluslararası araştırma, finans, bankacılık ve yatırım kuruluşları, seçim dönemlerinde adeta Türkiye'ye üs kurarlar. Bütün partileri en titiz şekilde ziyaret edip ekonomi politikalarının ne olacağını öğrenmeye çalışırlar. Dolayısıyla birçok yerli analistten daha fazla bilgiyi bire bir görüşmelerden alırlar. Geçen hafta dinlediğimiz etkili bir uluslararası bankanın Türkiye direktörü, muhalefet partilerinin üst düzey yöneticileriyle yaptığı görüşmelerin ortak iki sonucu olduğunu söyledi: seçim olmayabilir, ekonomiyi sonra düşüneceğiz. Bu anlamlı sonucun 22 Temmuz'a nasıl yansıyacağını hep beraber göreceğiz; ama daha önce muhalefet partilerinin, muhtemel iktidarlarında vaat ettikleri ekonomi politikalarına bakalım.

Muhalefet partileri içerisinde en ilginç ekonomi projelerinin Genç Parti'ye ait olduğu yaygın bir kanaat. İşin aslı pek öyle değil. CHP öncelikli projeleri için finansman tablosunu yayınlayarak bu tekele adeta son verdi. Genç Parti de kendi iddialarının uçuk olmadığını ispatlamak için CHP'nin açıkladığı finansman tablosunu delil olarak kullanmaya başladı. İngilizce pusulalı "CHP Pusula '07" başlıklı seçim beyannamesinde de vaatler detaylıca anlatılmış. CHP'nin öncelikli projeleri için yarattığı finansman 61,5 milyar YTL. CHP bu kaynağı bulmak için öncelikle faiz dışı fazlayı %6,5'tan %3'e indirmeyi hedefliyor. Bu elbette kâğıt üzerinde kulağa oldukça hoş geliyor. Nasıl gelmesin, 20 milyar YTL kaynağı buradan buluyor CHP. Lakin faiz dışı fazlanın bu şekilde indirilmesiyle oluşan miktarın "gelir olup olmadığı" ayrı bir tartışma. CHP elbette işsizlik fonunda "yatan paranın da %25'ine" göz dikmiş. İşsizlik fonundaki paranın elbette bir kısmı alınabilir. Tıpkı faiz dışı fazlanın da indirilebileceği gibi. Ama faiz dışı fazla, bizzat CHP'nin eski milletvekili Kemal Derviş'le beraber oturmuş IMF ilişkileri neticesinde var oldu. Faiz dışı giderlerimizi, daha önceki borçlanmaların faizlerinden dolayı, gelirlerimizle karşılamakta sıkıntı yaşadığımızdan dolayı faiz dışı fazla vermeye çalışıyoruz. Faiz dışı fazlayı da bu gelir-gider dengesi içerisinde yaparsınız. Açıklarınızı GSMH'ya oranlayarak, faiz dışı fazlanızı hesaplarsınız. Açıklarınızı kapattıkça ayıracağınız fazla da düzelir. Bu dengeyi, açıkları hesaba katmadan düzeltmeye çalışmak mümkün değildir. Hasılıkelam muhasebe ile yaratılan her kaynak, başka kalem altında açık ve kayıp demektir.

Aynı şekilde işsizlik fonundaki miktarın borçların döndürülmesinde oynadığı kilit rol de göz ardı edilmiş. Kayıt dışı ekonominin kontrol altına alınmasını da öngören CHP, buradan da 2,8 milyar gelir beklemekte. Yolsuzluğun engellenmesiyle belli oranda kaynağın ortaya çıkacağı muhakkak. Ama CHP'nin 2,5 milyar YTL gibi oldukça net bir rakamı nasıl hesapladığını anlamak kolay değil. Benzer şekilde KİT'lerden 3 milyarın üstünde nasıl gelir elde edileceği de açıklanmamış. Ayrıca CHP yabancılara tarım alanı satışını engelleyeceğini vaat ediyor. Yabancıların tarım alanlarına ilgi duyduğu bilgisini teyit edecek bir veri de yok elimizde. Yabancı sermaye girişini etkin hale getirmek için, halihazırda kurulmuş olan yabancı yatırım promosyon kurumu kurmayı da hedefliyor. Bu çelişkinin dışında, CHP tarafından bankacılık sektöründe yabancı payına sınır getirilmesi savunuluyor. Yalnız bir yasa ile yapılması hedeflenen bu sınırlamanın nasıl işleyeceği ise belirtilmiyor. Benzer bir şekilde Merkez Bankası'nın hem özerk, hem bağımsız yapılacağı vaat ediliyor. Özerklikten ve bağımsızlıktan tam olarak ne kastedildiği de belli değil. CHP'nin kendisiyle de doğrudan çelişen vaadi ise Baykal'ın "Türkiye'nin mülkiyet düzenini sarsacak" diyerek şiddetle reddettiği 2/B sorununu çözme iddiası.

MHP yabancı sermaye konusunda liberal...

MHP seçim beyannamesini açıkladı. MHP beyannamesinin ekonomi kısmı 2002'de yayınladığından yer yer tekrarlar ve alıntılar da içermekte. Kamu yönetiminde, bakanlıkların sayısını azaltmayı hedeflemekteler. Oysa AK Parti iktidarında sorun çıkan alanlardan bir tanesi de bakanlıkların sayısının az olmasıydı. Daha fazla merkezileşmeyi getiren az sayıda bakanlık, yönetim sorunlarının ana kaynaklarından biri olmuştu. MHP işsizlik konusunda, tarım dışı istihdamda yaşanan iyileşme ya da tarımdan kopan nüfusun işsizlik üzerinde oluşturduğu baskıya hiç değinmemiş. 2002'de 7,5 milyon olan tarımsal istihdam 2006'da 6 milyona kadar gerilemiş durumda. Tarımsal istihdamın önümüzdeki dönemde de eriyeceğini hesaba katınca, işsizlik sorununun mahiyeti farklı bir hale gelmektedir. MHP, istihdam esaslı politikaları benimseyeceğini söylemekle kalmakta. İstihdama dair yapacağı dönüşümde, mesleksiz ya da meslekî olarak yetersiz işsiz kitlenin istihdam politikalarıyla tek başına nasıl kurtarılacağı tatmin edici bir şekilde anlatılamamış. Benzer bir yaklaşım sorunu beyannamenin tarım kısmında da görülüyor. Büyük oranda "transfer ekonomisi" yaklaşımı ile tarımsal eriyişin önüne geçme çabası var. Lakin ilk tohumları 1990'ların ortasında atılan, 1999-2002 döneminde de öldürücü darbenin ithal girdilerin kontrolsüz hale gelişiyle vurulduğu tarım sektörü, verimsiz ve rekabetçi olmayan üretimi beraberinde getirdi. 2002-2006 döneminde ise bu verimsizlik, kendisini, tarımdan kopan istihdam olarak gösterdi. MHP'nin bu hususta yem bitkileri, tohum üretimi ve genetik araştırmalara ağırlık verilmesi yaklaşımı oldukça yerinde ve gerçekçi bir yaklaşım olarak karşımıza çıkıyor.

MHP benzer bir yaklaşımı bilim ve teknoloji konusunda da savunuyor. Ar-Ge harcamalarının hızla artırılmasını öngörüyor. Ar-Ge konusunda, MHP'nin %2,5 hedefi oldukça iddialı; ama tutturulamayacak bir hedef değil. MHP uygulayacağı programla yıllık %7 büyüme, 5 yılda 3,5 milyon istihdam ve kalıcı %3 enflasyon hedefliyor. Bunlar oldukça iddialı hedefler. MHP hem serbest döviz kuru politikasına tam destek veriyor hem de dalgalanmalara müdahale edeceğini söylüyor. Bu çelişkiyi nasıl aşacakları konusunda bir tafsilata da yer vermemişler. Benzer bir çelişkiyi kamu borç stokunda, borçların milli gelire oranını vermeyerek yapmaktalar. Aynı şekilde özel sektörün dışarıdan kredi bulabilmesinin olumsuz bir gelişme olarak aksettirilmesi de tutarlı değil. Benzer bir ikilik MHP'nin özelleştirme yaklaşımında da var. 2002 seçim beyannamesinde oldukça neo-liberal bir yaklaşımla, KİT'lerin tartışmasız bir şekilde yapılarına göre "tasfiye" edileceği savunulmaktaydı. Yeni seçim beyannamesinde ise, KİT'lerin tek bir portföyde toplanıp yönetilmesi de öneriliyor. MHP genel söyleminin aksine, yabancı sermaye girişi konusunda da oldukça liberal bir söylem kullanıyor. Hatta yabancı sermaye çekmek için bir merkez kurmayı bile düşünüyor. Lakin MHP, Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı'nın ya kurulduğundan habersiz ya da bu kurumun yerine, beyannamesine koyduğu yabancılar için "Tek Durak İş Merkezi"ni ihdas edecek.

Programlarındaki ekonomi hedeflerinin detaylarına göre sıralayarak ele aldığımız MHP ve CHP'den sonra GP ve DP'ye de değinmekte fayda var. GP'nin son dönem çıkışlarıyla ilgi uyandırdığı ve belli bir kesimi umutlandırdığı muhakkak. Başbakan'ın "uçuk vaatler" dediği bir dizi sloganla seçmenin karşısına çıkıyor. Lakin Van'da bir kahvede Cem Uzan'ın "mazot 1 YTL olacak" iddiası, mazota zam yapılacağını düşünen vatandaşları çok sinirlendirmiş; Genç Partililerin haberi olsun.

DP'nin ekonomik programının kafası karışık

Demokrat Parti ise, maceralı ANAP nikâhının bozulmasının ardından, siyaseten çizdiği bulanık tabloyu ekonomi vaatlerine de yansıtıyor. Parti adına sadece bir ismin yaptığı açıklamalardan ibaret olan ekonomi yaklaşımı, derli toplu bir analizi mümkün kılmıyor.

Türkiye ekonomisi AK Parti iktidarında belli kırılganlıkları da ortaya çıkararak 20 çeyrek boyunca büyüdü. Mali dengelerde yakalanan istikrar, işsizlik ve cari açık sorunlarıyla beraber yürüyor. Özellikle işsizlik konusunda, yapısal dönüşümlerin zaman alacağı muhakkak. Ekonomide kaliteli büyümenin yakalanması, istikrarın sürdürülebilir olabilmesi için muhalefetin yapısal pozitif önerilerine ihtiyacı var. Maalesef Türkiye seçime giderken istikrardan çok istikrarsızlığı konuştuğundan dolayı, ekonomi iktidarın, kimlik siyaseti ise muhalefetin ana gündemi haline geldi. Bu dengesizliği, iktidara aday olanların herkesten daha fazla görmesi gerekiyor. Muhalefetin bu konudaki yetersizliği, iktidarın da hem açıklarını kapatıyor hem de öz eleştiri yapmasını engelliyor. Zira ekonomi, hem şimdi hem de seçimden sonra istikrarın anahtarı olmaya devam edecek.

SETA EKONOMİ ARaŞTIRMALARI KOORDİNATÖRÜ
TAHA ÖZHAN

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious