Meclis'i kuşatmak isteyenler var

  • Giriş : 12.02.2007 / 00:00:00

TBMM Başkanı Bülent Arınç, milletin egemenliğini temsil eden Meclis'in yetkileriyle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Arınç, Meclis'in 40 yıl öncesine kadar egemenlik hakkını kullandığını; ancak son Anayasa'yla bu egemenliğin paylaşıldığını kaydetti. Meclis'e sadece yasama yetkisinin düştüğünü anlatan Arınç, "Keşke yasamaya 'bari tek başına başkalarının müdahalesi olmadan sahip olsak' diye düşünüyorum. Çünkü bu yetkimize bile bazı kurumlar tarafından müdahale edilebiliyor, kuşatılmak arzu ediliyor. Buna karşı duruyoruz." diye konuştu. Meclis'in bazı olayları aydınlatmak için araştırma komisyonları kurduğunu; fakat 'devlet sırrı ve ticari sır' engeline takıldıklarını belirten Arınç, "Komisyon raporu hazırlıyoruz; 'devlet sırrı' kavramına açıklık getirilmediği için raporlar rafta kalıyor. Bu raporlara bu kadar emek verdikten sonra rafta kalmasını değil, takip edilmesini istiyorum." dedi.

Arınç, bir soru üzerine Hrant Dink'e sıkılan kurşunun 'Türkiye'nin huzuruna, geleceğine, barışına ve dış vizyonuna' da sıkıldığını söyledi. Taziye için Dink'in evine gittiğini anlatan Arınç, bu evin bir Anadolu evinden farksız olduğunu belirtti. Olayla ilgili bilgi kirlenmesi bulunduğunu, havada uçuşan haberlerin gerçek olmayabileceğini kaydeden Arınç, bir an önce bağlantıların ortaya çıkarılmasını istedi. Arınç, olaydan sonra azmettirici, muhbir, çekilen fotoğraflar, sırt sıvazlamalar, 'aslanım, kaplanım' ifadelerinin ise cinayet kadar vahim ve çirkin olduğunu söyledi. Arınç, cumhurbaşkanının 'Süpermen' gibi çok yetkisi olmasını da eleştirdi: "Biri seçiliyor 7 yıl boyunca bir daha seçilmiyor. Çok yetkisi var. Peki sorumluluk var mı? Sıfır sorumluluk. Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı tasarruflar bile yargı yetkisi dışında. Bu kadar yetki Cumhurbaşkanı tarafından kullanılmamalıdır. Bir kısmı başbakana, bir kısmı parlamentoya verilmelidir."

İnternette ve TV'lerde çirkin iftiralar yayıyorlar

Türkiye'de kitap okumayan ve dünyası internet olan binlerce işsiz genç olduğuna dikkati çeken Arınç, Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'tan kendisine kadar birçok kişi hakkında 'çirkin iftiralar'ın yayılmaya çalışıldığını hatırlatıyor. Bazı televizyonların da bu yönde yayın yaptığına işaret eden Arınç, "Buralarda 'Türkiye işgal altında, satılıyor, bağımsızlığımız tehlikede' gibi iddialar gündeme getiriliyor. Her akıl sahibi 'bunlar ne diyor, ne yapmaya çalışıyor?' diye düşünürse, bunun altındaki fecaati görür." diye konuşuyor. Kendisi hakkında da iftiralar atıldığını belirten TBMM Başkanı, şöyle devam ediyor: "Benim dedem, Menemen'de Kubilay'ın başını kesen Derviş Mehmet'miş. Şu şerefsizliğe, adiliğe, iğrençliğe bakın." Arınç, bu iftiralara pabuç bırakmayacağını vurguluyor. Ulusalcılık adına böyle yayınlar yapıldığını ve 'bu yayınlardan hiç kimse etkilenmez' denmesinin yanlış olduğunu kaydeden Arınç, bütün kurumların bu anlayışla müşterek mücadele etmesi gerektiğinin altını çiziyor.

Derin devlet tasfiye edilemedi

Meclis Başkanı, faili meçhul cinayetler, PKK, kontrgerilla, Hizbullah, gladio, Şemdinli, Susurluk, JİTEM gibi kavramların 'derin devlet' kuşkusu oluşturduğunu vurguluyor. Derin devlet ifadesinin geçmişte başbakanlar ve siyasetçilerce kullanıldığını hatırlatırken net bir tarifin olmadığını kaydediyor. Devletin anayasal bir kurum olduğunu belirterek derin devletin, Anayasa'daki bu tanıma uymayan hukuk dışı işlemler yapan, devletin içinde veya dışındaki bazı oluşumlar olduğunu ifade ediyor. Arınç, devlet kurumu içine sızan ve bir türlü tasfiye edilemeyen bu kişilerin faaliyetlerini hâlâ sürdürdüğünü vurguluyor.

Sezer'in laiklik tanımını yanlış buldu

Bülent Arınç, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, 'Laiklik din ve vicdan özgürlüğü değildir.' şeklindeki çıkışının kendisine cevap olmadığı görüşünde. Arınç, şöyle konuşuyor: "23 Nisan'da yaptığım konuşmaya 10 ay sonra cevap verilmez. Cumhurbaşkanı'mız her vesileyle laiklik görüşlerini anlatıyor. Bu konudaki görüşleri belli, benim de nettir. Açıklaması bana cevap şeklinde yorumlanmamalı." Ceza avukatlığı yaptığı sırada cebinden takke çıkan vatandaşın bile laiklik ilkesi çerçevesinde yargılandığını belirten Arınç, "Bence, 'Laiklik din ve vicdan özgürlüğü değildir.' sözü yanlış. 'Laiklik sadece din ve vicdan özgürlüğü değildir.' denilirse, başka özgürlükler de içerdiğini söylemek anlamında onu kabul ederim." diyor.

Beni Köşk'e yakıştırıyorlarsa teşekkür ederim

Meclis Başkanı, Köşk adayları arasında adının geçmesinden şikâyetçi olmadığını belirtiyor. "Bunlara teşekkür edilir." ifadesini kullanan Arınç, ekliyor: "Ama biz çoluk çocuk değiliz, konunun önemli olduğunu, seçecek olanın TBMM olduğunu biliyoruz. Potansiyel aday olarak gösterilenlerden birisi bensem benim söylediğim her söz buna yorumlanabilir. Bu da yakışıksız olur." Arınç, "Başbakan Erdoğan, Abdullah Gül ve siz, bir araya gelip 'adayımız şudur' mu diyeceksiniz?" soruna ise şu cevabı veriyor: "Hayır bu totaliter bir sistem olur. 'Troyka' derler, şu bu derler. 354 milletvekili olan bir grup var. AK Parti'nin kurucuları var, il başkanları var. Kademe kademe partinin kararının oluşması lazım."

Silah üzerine yemin tam bir klinik vaka

Arınç'ın Kuvayı Milliye Derneği'nde silaha el konularak yemin edilmesine tepkisi sert. Olayın 'tam bir klinik vaka' olduğunu kaydeden Arınç, tabloyu 'korkunç ve iğrenç' diye tanımlıyor. Kurmay albaylıktan emekli olmuş bir kişinin sözlerinin endişe verici olduğunu belirten Arınç, "Elinizi kolunuzu sallayarak, hiçbir yasa ve tedbir duvarına çarpmadan gazetelerde boy boy poz vereceksiniz. Kimi vuracaksınız? 13 bin 500 kişi listelerinde. Bunu biraz kıvırtıyorlar. Yok silahlar mantar tabancasıymış. Güler misiniz, ağlar mısınız?" ifadelerini kullanıyor. Arınç, Türkiye'nin işgal altında bulunmadığını, Anayasa'sının, anayasal kurumlarının, ordusunun, askerinin ve polisinin olduğunu hatırlatıyor.

Cumhurbaşkanı Süpermen gibi

Meclis Başkanı Arınç, cumhurbaşkanının yetkilerinin çok fazla olduğunu anlatırken 'Süpermen gibi' benzetmesini yaptı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious