Mecliste adeta kıran kırana laf düellosu yaşandı!

Mecliste adeta kıran kırana laf düellosu yaşandı!.8169
  • Giriş : 05.12.2007 / 02:00:00
  • Güncelleme : 05.12.2007 / 01:41:12

Muhalefet liderlerinden sonra kürsüye gelen Başbakan Erdoğan eleştiri getiren liderlere sert çıktı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


2008 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda görüşülmeye başlandı. Bütçe görüşmelerinin ilk gününe liderlerin polemikleri damgasını vurdu.

Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın sunuş konuşmasıyla başlayan oturumda liderlerden ilk olarak CHP Lideri Baykal kürsüye geldi. Baykal'ı MHP Lideri Bahçeli takip etti. Liderlerden en son kürsüye çıkan isim Başbakan Recep Tayyip Erdoğan oldu.

İlk olarak kürsüye CHP Lideri Baykal geldi.

Baykal, ''Geride baktığımız dönemde, Türkiye, o kriz döneminde şekillendirilen maliye politikasıyla yürüdü. Bu politika, başlangıçta güzel sonuçlar da verdi. Enflasyon, 2002'deki iktidar değişikliğinden önce yüzde 70'lerden yüzde 29'a düştü, ekonomik büyüme çok çarpıcı şekilde kendini gösterdi'' diye konuştu.

Bu politikanın, 5 yıldan bu yana kararlılıkla uygulandığını ifade eden Baykal, artık bu politikanın aynı sonuçlar vermediğinin ve yeni sorunlara neden olduğunun ortaya çıktığını belirtti.

Baykal, ekonomik büyümenin 2004'ten bu yana ciddi şekilde düştüğünü ifade ederek, ekonomi politikasının amacının büyüme olduğunu, Türkiye gibi bir ülkenin, ekonomik büyümeyi istikrarlı bir şekilde sürdürebilmesi halinde, mali, siyasi ve sosyal istikrarı sağlayabileceğini vurguladı. Baykal, Türkiye'nin ekonomik büyümesinin 2004'te yüzde 9,9, 2005'te yüzde 7,6, 2006'da yüzde 6 ve 2007'de yüzde 5 olduğunu anımsattı. Baykal, 2007 yılının başlangıcı ile sonu arasındaki 3 aylık dönemlere bakıldığında, büyüme kırılmasının, kalıcı şekilde şekillendiğinin görüldüğünü vurguladı. Baykal, ''Yüzde 5, bizim yeterli sayamayacağımız, mutlaka artırmamız gereken bir düzeydir'' dedi.

-''MALİYE POLİTİKASINI SAVUNMAK MÜMKÜN DEĞİL''-

Bütçenin, her an açık vermeye hazır bir yapı içinde olduğunu, seçim olasılığının bütçe dengelerini allak bullak edebileceğinin bu yıl içinde yaşananlarla ortaya çıktığını ifade eden Baykal, 2006'da 4 milyar dolar açık veren bütçesinin, 2007'de 16-17 milyar dolar açık vereceğini söyledi. Baykal, bütçenin açık verdiğini, bu yılın maliye politikasını savunmanın ve sahip çıkmanın mümkün olmadığını vurguladı.

Baykal, dış ticaret açığının kabul edilemez ölçekte olduğunu, bunun, cari açığa indirgendiğini dile getirerek, cari açığın alarm verdiğini belirtti. Baykal, cari açığın bu yıl 36 milyar dolar olacağını, Hükümetin göreve geldiği dönemde bu rakamın 1,5 milyar dolar olduğunu söyledi.

Türkiye'nin, 1 yılda verdiği cari açık kadar, GSMH'sini büyütemediğini, 1 dolar zenginleşmek için 1 dolardan daha fazla cari açık vermek durumuna geldiğini belirten Baykal, Türkiye'nin, yoksullaştıran bir büyüme, dış ticaret düzeni ve ithalat patlamasına sürüklendiğini savundu.

-''SICAK PARA CENNETİ''-

Baykal, izlenen kur politikasını da eleştirdiği konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Türkiye, kendisini pahalılaştırıyor, yabancı ülkeleri ucuzlaştırıyor. Bunun sonucu, Türkiye'de sağlanabilecek üretim, dışardan ithal ediliyor, üretime değil, ithalata şartlanmış ekonomi haline geliyoruz. Aldığımız her ürünle, içerdeki üretimi darbeliyoruz.

Bu çark, sıcak parayla ve borçlanmayla dönüyor. Türkiye, sıcak para cenneti olmuştur. 100 milyar doların üzerinde sıcak para var. Türkiye, varını, yoğunu borç ödemeye, faize ayırmıştır ama borçlanmaya da devam etmektedir. Sıcak para, dünyanın en yüksek reel faiziyle Türkiye'de oturuyor. Sıcak para, dünyanın en yüksek reel faizini Türk ekonomisinden alıyor. Türkiye, o faizi kimin sırtından ödüyor, kim ödüyor büyük faizi o insanlara? Bu hale gelmiş ekonominin, üretim ekonomisi olduğundan söz etme imkanı var mı? Bu bir rant ekonomisi, haram,kazanç, faiz ekonomisidir. Türkiye, böyle bir yapının içine oturtulmuştur. Bunun, üretime, emeğe, alın terine, çabaya ödül veren bir ekonomi politikası olduğu söylenemez. Türk ekonomisi, reel faizle kanıyor. Bu kadar büyük borç, sıcak para, açık, reel faiz, bu Türk ekonomisini perişan etmenin reçetesidir. Bu reçete uygulanıyor.''

-''EKONOMİ EL DEĞİŞTİRİYOR''-

''Enflasyon tınmadan devam ediyor'' diyen Baykal, resmi rakamlara göre Türkiye'deki 29 milyon kişinin yoksul olduğunu, 1 milyon kişinin ise gece yatağına aç girdiğini söyledi.

Türkiye'nin rant ekonomisine dönüştürüldüğünü, izlenen politikalarla ekonominin el değiştirdiğini savunan Baykal, borsanın yüzde 70'inin yabancıların kontrolünde, bankaların yüzde 43'ü ile sigorta sektörünün 3'te 2'sinin yabancıların elinde olduğunu kaydetti.

Baykal, Türkiye'nin kur politikasını ve ekonomik yapısını değiştirmesi, sanayileşme, yatırım, kalkınma politikasına yönelmesi gerektiğini vurguladı.

-''YOLSUZLUK İLE İÇ İÇE''-

GAP'ın, Türkiye'nin tarımsal kalkınma, enerji, sosyal değişim ve barış projesi olduğunu, ancak ihmal edildiğini, iktidarın bunu rafa kaldırdığını, buzdolabına koyduğunu ileri süren Baykal, Türkiye'nin ''Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ile değil, GAP ile kalkınacağını'' ifade etti.

Baykal, teşvik politikalarının da köklü şekilde değiştirilmesi gerektiğini dile getirerek, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'ya verilen tüm teşviklerin, Bursa'nın altında olduğunu söyledi.

CHP Genel Başkanı Baykal, ''Türkiye'de izlenen ekonomi politikası, yolsuzluk tablosuyla el ele, iç içe gerçekleştiriliyor'' dedi.

''HADİ BAKANLARIN DOKUNULMAZLIĞI VAR, MAHDUMLARIN DA MI DOKUNULMAZLIĞI VAR?''


Baykal, Türkiye'de herkesi rahatsız eden bir yolsuzluk manzarası olduğunu söyledi.

Yolsuzluğun nitelik değiştirdiğini, yaygınlaştığını ve kökleştiğini ifade eden Baykal, ''Artık bunun ansiklopedik bir anlam kazanmaya başladığını görüyoruz'' dedi. Deniz Baykal, iktidarın ''hortumu kestik'' dediğini, ancak hortumun bir yerden alınıp, bir başka yere, iktidarın kendi yandaşlarına doğru bağlandığının anlaşıldığını öne sürdü.

Türkiye'deki yolsuzluk iddialarına ilişkin örnekler veren CHP Genel Başkanı Baykal, Tüpraş'ın yüzde 14.76'lık hissesinin satışında 750 milyon dolarlık bir yolsuzluk olduğunu savundu.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının yolsuzluklarla içli-dışlı bir bakanlık haline geldiğini, yolsuzluk denilince akla bu bakanlığın geldiğini ileri süren Baykal, Hükümet ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanının, Beyaz Enerji yolsuzluğunu üzerine almadan seyrettiğini öne sürdü.

Beyaz Enerji yolsuzluğunun hesabı sorulmadan, Mavi Akım yolsuzluğunun gündeme geldiğini anımsatan Baykal, bunların hepsinin AK Parti'nin önerisiyle atanmış üst düzey bürokratlar görev başındayken yaşanan manzaralar olduğunu iddia etti.

CHP Genel Başkanı Baykal, PETKİM'in özelleştirme ihalesine, ''hakkında ihalelere katılmama hükmü verilmiş kişilerin de katıldığı''nın, artık sıradan gazete haberi haline geldiğini savundu.

-MALİYE BAKANI UNAKITAN'IN OĞLUNUN ŞİRKETİ-

Tokat Sigara Fabrikasının satışıyla ilgili olarak, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın oğlunun şirketinde görev yapan santral memuruna, onayın ertesi günü 30 bin doların geldiğini iddia eden Baykal, şöyle konuştu:

''Müfettiş gidiyor, bu kişinin ifadesini alıyor, 'Sen, kimin gönderdiğini biliyor musun?' diyor. 'Hayır, bilmiyorum' diyor. Sana bu paranın gelmesinin bir sebebi var mı? 'Hayır' diyor. 30 bin dolar... Peki nasıl alınıyor? Bu santral memuru, o şirketin saymanıyla birlikte gidiyor, onunla alınıyor. Sayman paraya el koyuyor, bunu gönderiyor. Kim bu kişi? Kimin şirketi? Maliye Bakanının oğlunun şirketi... Peki Maliye Bakanının bu işle bir ilgisi var mı? Parayı gönderen kim? Mahkemeye intikal etmiş olan, yeni diye verilmiş olan ikinci el makinayı satmış olan şirket. Parayı gönderen o şirket. Parayı alan, bu şirketin bu söylediğim insanları... Ne oldu? Ne yapıldı? Aylardır bu konuda hiçbir ciddi adli mekanizma harekete geçirilmemiştir. Hadi bakanların dokunulmazlığı var, mahdumların da mı dokunulmazlığı var?''

Yolsuzlukların önlenebilmesi için dokunulmazlık konusunun çözülmesi gerektiğini anlatan Baykal, ''Dokunulmazlıklardan medet uman siyasetçilerin elinde ülke yönetildiği sürece, yolsuzluklarla mücadeleyi başarıya götürmek mümkün değildir'' dedi.

-KÜRSÜ DOKUNULMAZLIĞI-

Dokunulmazlığa muhtaç ve bağımlı siyasetçilerin yönettiği ülkelerde, yolsuzlukların ortaya çıkacağına işaret eden Baykal, ''Yapılması gereken çok açıktır. Burada kürsü dokunulmazlığı olur, herkes düşüncesini söyler ama işlenen suçlardan dolayı yargı karşısında, ister milletvekili ol, ister sade vatandaş ol, herkes hesap vermemelidir. Bunu sağlamak zorundayız. Ne yazık ki bu konuda daha önce verilen sözlere rağmen hiçbir ilerleme gerçekleştirilememiştir'' diye konuştu.

-BELEDİYELERDE YOLSUZLUK-

Belediyelerde olağanüstü bir yolsuzluk tezgahının işlediğini ileri süren Baykal, geçmiş dönemlerde normal 5 yıllık bir belediye yönetiminde, İstanbul Büyükşehir Belediyesinde 400 kadar imar dosyası gündeme geldiğini söyledi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın belediye başkanlığı döneminde bu sayının katlanarak artmaya başladığını ileri süren Deniz Baykal, ''Şimdi son 3.5 yılık dönemde akla mantığa sığmayan imar plan değişiklikleri belediyeyi meşgul etmeye başlamıştır. Son 3.5 yılda belediyeden geçen değişiklik sayısı 3 bin 850'dir. 400 nerede 3 bin 850 nerede?'' dedi.

-''MİLLETE DEĞİL, KENDİNİZE ÇALIŞIYORSUNUZ''-

Baykal, ''Çalışıyoruz'' diye laf atan AK Parti milletvekillerine, ''Evet çalıştığınız açık ama hayra değil, şerre çalışıyorsunuz. Millete değil kendinize çalışıyorsunuz'' karşılığını verdi.

Plan değişiklerinin, parsel bazında ve kişiye yönelik olduğunu savunan Baykal, kendisine laf atan AK Parti milletvekillerine şöyle seslendi:

''Bu yolsuzluklar karşısında iki grup duruş var. Birisi doğrudan yolsuzluğa bulaşmış olanlar. Onların tepki göstermesini anlıyorum. Ama yolsuzluğa doğrudan bulaşmamış insanların, partizanca gayretlerle yolsuzluğu savunmaya kalkmaları, yolsuzluğu yapmaktan çok daha ağır bir suç işlemek anlamına gelir. Yolsuzluk karşısında cesaretle sesinizi çıkaramıyorsanız, hiç olmazsa sesini çıkaranların karşısına çıkmayın...''

CHP Genel Başkanı Baykal, imar değişikliklerinin tamamına yakınının bürokratların muhalefetine karşın geçtiğini kaydetti.

UNAKITAN BAYKAL'A CEVAP VERDİ: ''HANGİ BİRİNİZ BAKAN OLDUĞU ZAMAN ÇOCUĞU ÇALIŞMADI

Baykal'ın kendisine ve ailesine yönelik iddiaları nedeniyle söz alan Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Baykal'ın konuşmasında iftira kampanyasının devam ettiğini söyledi. Baykal'a, ''Şu iftiralardan vazgeç artık, bununla bir yere varılmıyor'' diye seslenen Unakıtan, Deniz Baykal'ın, ''PETKİM ihalesinde yasaklı firma ihaleye girdi'' sözünün, gerçeği yansıtmadığını söyledi.
Unakıtan, Baykal'ın, ''TÜPRAŞ'ın yüzde 14.76'sı satıldı, devlet 700 milyon dolar zarar etti'' sözünü de kabul etmediğini ifade ederek, ''Hayır, efendim. Eğer o TÜPRAŞ'ın yüzde 14.76'sı satılmasaydı, devlet 458 milyon dolar zarara uğrardı'' dedi.

Bununla ilgili mahkemeye gidildiğini kaydeden Kemal Unakıtan, ''Özelleştirme idarecilerini mahkemeye verdiler. Ankara 28. Asliye Asliye Ceza Mahkemesi, 'Burada kamu zararı yoktur' diye karar verdi'' diyerek, mahkeme kararını gösterdi.

-''DİNLEYİN, DİNLEYİN''-

Maliye Bakanı Unakıtan, CHP'li milletvekillerinin tepki göstermesi üzerine, ''Dinleyin, dinleyin. Buraya geliyorsunuz, at, at... Ona iftira, buna iftira... Olmaz böyle bir şey'' dedi.

''TEKEL'in aldığı makinelerden dolayı benim oğluma 30 bin dolar gelmiş. Bir defa, TEKEL öyle makineleri almadı'' sözlerine ''aldı aldı'' diyerek tepki gösteren CHP'lilere, Unakıtan, ''Bırak şimdi. Almadı geri gönderdi, yok öyle bir şey'' karşılığını verdi.

Birleşimi yöneten TBMM Başkanı Köksal Toptan, CHP'li milletvekillerinin, laf atmalarını ve tepkilerini sürdürmeleri üzerine, ''Sayın Deniz Baykal, çok önemli bir iddiayı kürsüye getirdi. Sayın Bakanla ilgili önemli ithamlar var, Sayın Bakan da bu iddialara cevap veriyor. Bundan daha doğal bir şey olabilir mi? Lütfen susar mısınız?'' diye konuştu.

-''PARA GETİRDİ DENİLEN ADAM, OĞLUMUN ŞİRKETİNDE ÇALIŞMIYOR''-

Kemal Unakıtan, sürekli kendisine laf atan CHP'li milletvekillerine yönelik şunları söyledi:

''(Para getirdi) denilen adam, o tarihte söyledikleri, tarihte bir defa oğlumun şirketinde çalışmıyor. O para ne şirketin adına ne oğlumun adına ne benim bir yakınımın adına geliyor. Gelip gelmediği de belli değil. O adam çok sonradan bir şirkete geliyor, çalışıyor ve çıkıyor. Çalıştığı tarihte böyle bir şey yok. Ondan çok evvel çalışmadığı tarihte, böyle bir şeyle bize yamandırmaya niye çalışıyorlar? O şirket, bırakın 30 bin dolar, milyonlarca dolar vergi veriyor. Sizin burada aldığınız vergilerin bir çoğunu o veriyor. Ondan sonra kalkıyorsunuz, illa bir şeyi bir şeye yamandırmak için...

Deyin ki; 'Bakanların çocukları çalışamaz, söyleyin öyle bir şey, bir kanun çıkarın' anlayalım. Hangi biriniz bakan olduğu zaman çocuğu çalışmadı, söyleyin, bir tane örnek verin bana. Çocukları çalışmayan bir milletvekiliniz var mı? Millet her şeyi biliyor. Bunları daha önce de yaptınız, bu millet size cevabını verdi. Sayın Baykal, bu türlü politikalara lütfen devam etmeyin, sonra sizi biz bile kurtaramayacağız bak...''

Maliye Bakanı Unakıtan'ın konuşmasının sonunda, ''Sayın Baykal, sizin bu Angora evlerinde kaçak yapılarınız vardı, ne oldu onlara acaba? Kamunun malı, işgal ettiğiniz yerler vardı, onlar ne oldu, onu da merak ediyorum'' demesini, CHP'li milletvekilleri sıra kapaklarına vurarak protesto etti.

BAHÇELİ KÜRSÜDE

Unakıtan'ın Baykal'a cevap verdiği konuşmanın ardından kürsüye MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli geldi. Bahçeli, ''Karşımızdaki gerçek Türkiye tablosu ile AKP'nin çizmeye çalıştığı pembe tablolar arasında fark, gece ve gündüz farkı kadar büyüktür'' dedi.

Bahçeli, bütçe görüşmelerinin, hükümetlerin icraatlarının muhasebesinin yapıldığı, muhalefetin; siyasi iktidarın politikaları açısından uyarı, tenkit ve tavsiyelerini dile getirdiği önemli bir imkan olduğunu söyledi.

Bahçeli, 3 Kasım 2002 seçimleri ile iktidara gelen ve 22 Temmuz'da yetki tazeleyen AK Parti'nin, 5 yıldır ülke yönetiminde olduğunu, bu süreçte AK Parti hükümetlerinin, ''Millet öncelikli siyaseti şiar edindiklerini, büyüme ve adaletli kalkınma hedeflerini gerçekleştirmeyi ve Türkiye'yi bir hukuk devleti haline getirmeyi amaçladıklarını'' söylediklerini kaydetti.

''İçeride, siyasi, ekonomik güven ve istikrar ortamı, dışarıda da güçlü ve itibarlı bir Türkiye'nin'', AK Parti hükümetleri tarafından klişe bir slogan olarak kullanıldığını ifade eden Devlet Bahçeli, ''Ancak Türkiye'nin gerçekleri ve yaşanan gelişmeler, bu sloganların içinin doldurulamadığını, izlenen politikaların fiili sonuçlarının, bunların boş bir iddia olduğunu ortaya koymuştur. Karşımızdaki gerçek Türkiye tablosu ile AKP'nin çizmeye çalıştığı pembe tablolar arasında fark, gece ve gündüz farkı kadar büyüktür'' diye konuştu.

Bütçelere güven duyulabilmesi için öngörülebilir hedeflere ve sağlam kaynaklara dayanması gerektiğini vurgulayan Bahçeli, bütçenin başarısının, mali disiplin ile birlikte yapısal reformların gerçekleştirilmesine, vergi geliri performansının artırılmasına ve faiz dışı ekonominin azaltılmasına bağlı olduğunu bildirdi.

Dar ve sabit gelirlilerin yükünü artıracak, adil olmayan tedbirlerden kaçınılmasının bir zaruret olduğunu vurgulayan Bahçeli, AK Parti iktidarının, kendisinden önce yapılanları yok saydığını bildirdi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, başta enflasyon hedeflemesi ve dalgalı kur politikası olmak üzere bugün Türkiye'de uygulanan ekonomik politikaların temellerinin, 57. hükümet döneminde atıldığına dikkati çekerek, 2001 krizi sonrası hayata geçirilen ekonomik programa değindi.

Bu program kapsamında, ekonominin yapısal sorunlarının giderilmesi için gerekli tedbirlerin alınıp uygulanmaya konulduğunu anlatan Bahçeli, 57. Hükümet döneminde Merkez Bankasının bağımsızlığına kavuştuğunu, BDDK'nın faaliyete geçirildiğini, hortumlanan bankaların TMSF'ye devredildiğini anlattı.

-''HORTUM İSTİSMARI''-

''AKP'nin hortum edebiyatını istismarı hakkında bir noktaya dikkat çekmek isterim'' diyen Devlet Bahçeli, 22 Temmuz seçimleri öncesinde, başta Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, parti sözcülerinin, batık bankaların ''57. Hükümet döneminde hortumlandığı'' gibi bir takdime gittiğini, bunun siyasi etikle bağdaşmadığını söyledi.

Bahçeli, şöyle devam etti:

''Bu konuda karalama kampanyası başlatan AKP'nin, 57. Hükümet döneminde yolsuzluk operasyonlarıyla tutuklanan ve mal varlıkları üzerine ihtiyati tedbir kararı konulan bir çok hortumcunun vergi borçlarını affetmesi, kendileri açısından hazin bir ibret vesilesi olarak hatırlatırım. 58 ve 59. hükümetlerin en büyük şansı, böyle bir tabloyu devralmış olmasıdır. Yeni bir program hazırlamak bir yana devraldığı ekonomik programın hakkını vererek uygulama basiretini gösteremeyen Hükümet, alması gereken önlemleri zamanında almamıştır. Bunun yerine uluslararası piyasalarda faizlerin düşmesi, likidite bollaşması gibi konjonktür gelişmelerin ekonomide yarattığı bazı olumlu etkileri kendi başarısı zannederek, sürdürülebilirliği şüpheli başarıları, gerçek ekonomik gelişme ve ekonomik kalkınmaya tercih etmiştir. Türkiye ekonomisi, bütün bu yanlış anlama ve uygulamalar neticesinde yeniden aşırı değerlenmiş Türk Lirası, çok yüksek dış açıklar, bunca özelleştirme ve yerli şirketlerin yabancılara satışına rağmen, artan iç ve dış borçlar, işsizlik ve yoksulluk sorunlarıyla karşı karşıya kalmıştır.''

-DIŞ BORÇLANMA MALİYETİ-

Uygulanan sıcak paraya dayalı ekonomik politikaları desteklemek için elde tutulan rezervlerin, maliyeti giderek arttığını, bu maliyetin milyar dolarları geçtiğini anlatan Bahçeli, ''Hükümet dış borçlanma maliyetlerinin yüzde 7'ler civarında seyrettiği bir dönemde, elde bulunan rezervlerin yüzde kaç getiri ile plase edildiğini ve aradaki farktan dolayı ne kadar kaynağımızın başta ABD olmak üzere Batılı ülkelere transfer edildiğini açıklamalıdır'' dedi.

Devlet Bahçeli, AK Parti hükümetleri döneminde yaşanan iç talep, yüksek değerli TL ve ithalata bağımlı büyümenin, ancak dışarıdan sermaye ya da borç bulunduğu sürece sürdürülebileceğini ifade ederek, şunları söyledi:

''Türkiye'de ekonominin bu derece sıcak paraya ve dış borca bağımlı kılınması bu Hükümetler döneminde dış politikamızın da bir finansman aracı haline gelmesine sebep olmuştur. Hükümetin 2004 yılından itibaren sıcak para girişlerini denetleme yoluna gitmemesi, ülkemiz ekonomisini kur hareketlerine aşırı derecede duyarlı hale getirmiş ve Hükümetin elini kolunu bağlamıştır. Yanlış anlaşılan ve uygulanan enflasyon hedeflemesi, ülkemizde örtülü bir kur hedeflemesi sistemine dönüşmüştür. Bugün ülkemizde yaşanan enflasyon düşüşü ve büyüme, baştan sona aşırı değerlenen TL ve kısa vadeli sermaye girişlerinin bir sonucudur. Bütün bunlardan daha vahim olanı Sayın Başbakan'ın durumu anlamamakta ısrar ederek TL'nin aşırı değerlenmesinden mütevellit dolar cinsinden GSMH hesaplarıyla kişi başına gelirin 7 bin dolarlara çıktığını iddia etmesidir.

Cumhuriyetin kişi başına geliri 80 yılda 2500 dolara çıkardığı, oysa kendi dönemlerinde bunun 5 bin doları geçtiğini söyleyerek kendi dönemlerinde yapılanları, Cumhuriyetin bütün yaptıklarından daha fazla olduğunu söyleyecek kadar ölçüyü kaçıran Sayın Başbakan, bunun sebebinin yüksek faiz ve sıcak para olduğunu hala görememekte yada görmek istememektedir.''

Uygulanan ekonomik politikaların bugüne kadar çökmemiş olmasının, ''Güney Amerika'daki Peso problemi'' vakasına işaret ettiğini dile getiren Bahçeli, önümüzdeki süreçte Türkiye'nin düşük kur, yüksek faiz politikalarından vazgeçmediği ve ihracata ve ülkenin döviz cinsinden gelirlerini artırıcı politikalara yönelmediği sürece, işsizlik ve yoksulluğun azalmayacağını, dış açıkların kapanmayacağını bildirdi.

MHP Genel Başkanı Bahçeli, ''Büyük dış açıkların borçla ve sıcak parayla finansmanı, uyuşturucu ile tedavi gibidir ve bu süreçte hastalık tedavi edilmemekte aksine ilerlemektedir'' diye konuştu.

ERDOĞAN MUHALEFET LİDERLERİNE CEVAP VERDİ

Erdoğan'ın konuşmasından bölümler:


Göreve geldiğimizde Merkez Bankası'nın döviz rezervi 27 milyar dolardı şimdi 70 milyar doları aştı. Ne diyelim söylemeyelim mi? Gerçekçi olalım.

MHP'YE YTL ELEŞTİRİSİ

Hele hele Türk lirasının değerlendirmesinden rahatsız olanları takip ediyorum. Paramız değer kaybına uğradığı zaman Türk parası delik deşik oldu demiyorlar mıydı? Türk parası değerlendi diye milliyetçi kardeşlerimiz niye rahatsız oluyor.

Döviz büroları kapandı. Artık cebinde yeni türk lirası var. Önümüzdeki yıldan itibaren de YTL olmayacak Türk lirası olacak. Türkiye, bir felaketin eşiğindeydi. Türkiye kriz ortamından çıkmıştır. Türkiye 10 yıllar içinde yapamadığını 5 yıl içinde yapmıştır. Milletimiz bunu 22 Temmuz'da görmüştür. Yüzde 47 oyu milletimiz verdiyse bundan dolayı vermiştir.

2004 yılında tek haneye indirilmiş bir enflasyon var. 2007 yılı kasım ayı itibariyle TÜFE'nin yıllık artış hızı 8,4'tür.

IMF POLİTİKALARI ELEŞTİRİSİNE CEVAP

Herkes IMF'ye vuruyor. Biz IMF'ye borçlanırken yüzde kaçla borçlanıyoruz ona bakarız. Başarıda insan yönetimi ne kadar önemliyse para yönetimi de o kadar önemlidir.

IMF'ye olan borç biz göreve geldiğimizde 23 milyar dolardı. Bugün 7 milyar dolardır. Bunu söylemeyeyim mi? Devraldığımız borçlarımızı eritiyoruz. Merkez Bankamız rezervini devamlı artıyor. Geçen yıl Mayıs Haziran aylarında yaşanan kriz Merkez Bankamız bu kadar güçlü olmasaydı korkunç boyutlarda Türkiye'yi vurabilirdi.

FAİZ ORANLARINA ELEŞTİRİYE CEVAP

Geldiğinizde faiz yüzde 63'tü. 1995-1996'da CHP lideri Başbakan yardımcılığı yaptı.

Enflasyon yüzde 8.4 nominal faiz ise yüzde 16'dır. Aradaki farkı hesap edin. Reel faiz yüzde 10'un altına inmiştir.

İŞSİZLİK ELEŞTİRİSİNE CEVAP

Avrupa'da İspanya'dan sonra en fazla tarım dışı istihdam oluşturan ülke Türkiye'dir.

İlk günkü azim ve kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz. Bu yolun Türkiye'yi aydınlığa götüreceğine samimiyetle inanıyoruz.

Türkiye güçleniyor. Onun Türkiye'nin borç miktarları bizi o kadar alakadar etmiyor. Benim milli gelirim 180'den 480'e çıkmış.

Vergi gelirlerinin yüzde 84'ünü faiz ödemek için kullanıyordu. Bırakın ihtiyaçları karşılamayı yatırım yapmayı, memurun maaşlarını bile ödemekte zorlanır hale gelirsiniz. Biz bu oranı yüzde yüzde 33'e indirdik.

En düşük devlet memuru maaşı 2002 yılı sonunda 392 YTL'ydi. 2007 Aralık ayında 843 YTL olmuştur. Enflasyon oranı dikkate alındığında En düşük memur maaşı 630 YTL olması gerekirdi. 2008 Ocak ayında en düşük devlet memuru maaşı 880 YT, Haziran'da ise bu rakam 925 YTL'ye yükselecektir. Net asgari ücret 184 YTL iken bugün 419 YTL'dir. En düşük SSK aylığı yüzde 113 artmıştır. Tarım emekli aylığı yüzde 138 oranında artmıştır.

KLAVUZU KARGA OLANIN BURNU SIKINTIDAN KURTULAMAZ.

İstanbul Büyükşehir Belediyesiyle ilgili iddialar. Kargayı klavuz yapanın burnu sıkıntıdan kurtulmaz. 14 ay sonra Belediye seçimi var. Halkımız belediyeden şikayetçiyse halkımız İstanbul'daki belediyelerden AK Parti'yi def eder CHP'ye teslim eder. Niye rahatsız oluyorsunuz.

'HOPLAMA BAYKAL!'

Siz ta ailelere varınca kadar konuşacaksınız. Ama sizin karanlık defterleriniz açıldığı zaman hoplayacaksınız. Sayın Baykal, hoplama yerinde otur. Rahat ol.

Sayın Unakıtan'ın oğlunun dokunulmazlığı yok. Suç duyurusu yapın. Hakkında soruşturma açılsın. İddia sahibi iddiasını ispatla mükelleftir. Suç duyurusunda bulunursunuz. Gereği yapılır.

'TÜRKİYE'NİN DERDİ GAP DEĞİL, CHP'DİR'

GAP'la ilgili konuşuyorsunuz. Türkiye'nin derdi GAP değil, CHP'dir. Hayatınızda hiçbir zaman bunun derdi olmadı ki? GAP'a tarihinde yapılan yatırımların ortalaması yüzde 7'dir. Bizim dönemimizde GAP'a yapılan yatırımlar ortalamanın kesinlikle altında değildir. Üstündedir.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious