Medya, kendi seçim karnesine de bakmalı (YORUM)

Medya, kendi seçim karnesine de bakmalı (YORUM).11745
  • Giriş : 24.07.2007 / 04:12:00
  • Güncelleme : 24.07.2007 / 01:34:34

22 Temmuz seçimine olağanüstü şartlarla girildi. Siyasetin tabii seyri bir hayli zorlandı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Sinirler gerildi, saflar belirlendi. Meselenin gelip bu noktalara varması elbette yanlıştı; ancak siyaset mühendislerinin gözünü sadece ikbal hırsı bürümemiş; aynı zamanda intikam arzusu içlerini yakıp kavurmuştu.
Cumhurbaşkanlığı seçiminde oynanan oyunlar yanlıştı. Daha önce üç cumhurbaşkanını seçen Anayasa'ya bambaşka bir yorum getirildi ve hukukun teamülleri yok sayıldı. Gece yarısı Genelkurmay web sitesinde yayınlanan muhtıraya gerek yoktu. Anayasa Mahkemesi'nin kararından önce anamuhalefetin "Türkiye çatışmaya sürüklenir" tehdidiyle mahkemeyi baskı altında tutması da hatalıydı. Merkez sağ diye bilinen partilerin Meclis'teki oylamaya girmeyerek CHP ile ittifak yapmasının da bir mânâsı yoktu. Türkiye, bu olayların gölgesinde gitti seçim sandığına. Üstelik seçim sürecinin başlamasıyla bölücü terör saldırılarında artış gözlendi. Şehit cenazelerini suiistimal etmek isteyen birileri çıktı meydana. O yetmezmiş gibi çeteler daha pervasız, daha derin hesaplarla gün yüzüne çıktı. Cephanelikler, patlayıcılar, silahlar ve bunların izdüşümüne denk gelen birtakım bağlantılar... Seçmen bu şartlar altında oy kullandı. Kimi tepkiliydi, öfkeliydi; kimi de hayalî senaryoların etkisi altında vehimler ve korkularla oyunu kullandı...

Seçim sonucunu bugünden itibaren herkes değerlendirecek. Siyasetçiler neticelere bakıp kendilerine ders çıkaracak. Toplum mühendisleri uslanmaz ve iflah olmaz huyundan vazgeçmek için yeni bir fırsat yakalamış olacak. Analiz derinliği olan kişiler memleketin boşu boşuna kamplaşmaya sürüklendiğini, bunun kimseye yarar sağlamayacağını bir kez daha gündeme getirecek. Ve tabii ki medya siyasî partilerin başarı grafiğine baktığı gibi kendi karnesine de bakacak ve halk iradesi karşısında kendini bir kez daha sigaya çekecek.

Medyanın partilere karşı tarafsızlığı

Daha önemlisi nedir biliyor musunuz? seçim sonrası ah u vah veya inşirah yerine seçim öncesi duruşun masaya yatırılması gerekiyor. Çünkü Türkiye'de insanlar okumadan karar veriyor, bir hükme varıyor; sonra da o muhkem (!) kanaat üzerine analizler (!) yapabiliyor. Oysa gerçek bambaşka, imaj bambaşka bir gerçeği işaretleyebiliyor.

Seçim arifesinde yapılan yayınlarda en tartışılan kavram kuşkusuz tarafsızlık. Hangi partiye sorsanız sizi taraflı buluyor mesela. Kendilerine haksızlık yapıldığını düşünüyor herkes; tıpkı başkasına iltimas yapıldığını düşündüğü gibi. Partililerin bütün taleplerini yerine getirmek muhal. Onlara göre her konuda kendileri haklı, başkaları haksız. Bu nedenle içinde bulundukları siyasî yapının mütemadiyen alkışlanmasını, karşı tarafın sürekli yerden yere vurulmasını talep edenler oluyor. Partizanlık ayrı bir yayın tarzı; onu yapan gazete modelleri de var; ancak toplumun her kesimine hitap eden bir gazete (TV, radyo, internet) için en önemli konu demokrasiden, halkın özgür iradesinden, sosyal ahenk ve barıştan yana tavır almaktır. seçim öncesi tarafsızlık, her siyasî görüşe ve onun faaliyetlerine sayfalarınızda yer ayırmaktır. Bunu korkmadan, çekinmeden yapıyor ve herkese söz hakkı tanıyorsanız tarafsızlık ilkesini yerine getiriyorsunuz demektir. Türkiye'de tarafsızlığı perçinleyen önemli bir duruş daha var: Siyasî iltizam uğruna yalan-yanlış haberlere, manipülatif bilgilere yer vermemek.

Yukarıda arz ettiğim kriter ölçüsünde medya kendi karnesine bakmalı. O karnedeki objektiflik ile önyargılar arasında oluşacak fark, algı yönetimi ile psikolojik harp uzmanlarının gayretleri arasındaki örtüşmesi ortaya çıkaracaktır.

Kim ne derse desin, gazeteniz Zaman, seçim öncesinde her partiye söz hakkı tanıdı, kendini doğrudan anlatma fırsatı verdi. Ancak Türkiye'de bazı insanlar okumadan ahkâm kesebiliyor. Hatta aslî işi okumaktan geçen yazar-çizer kadrolar bile okumaksızın bir şeyler söyleyip bir şeyler yazabiliyor. Hatta kendini uzman gören birileri "militanc"a destekten bahsetme hatasında bile bulunabiliyor. İnsaf! Particiler zaten sıcakkanlı, zaten önemli bir kısmı her söze çabuk kanacak bir halet-i ruhiye ile çalışıyor. Meslek kuralları gereği doğruyu yansıtmak zorunda olan gazetecilere ne oluyor; anlamak çok zor...

Zaman'ın duruşu...

Geçenlerde bir parti yetkilisi dedi ki: "Bize destek vermiyorsunuz?" "Ayıp oluyor." demek zorunda kaldım ve sordum: "Allah aşkına sizin parti hangi gazetede bizdeki kadar geniş direkt kendini ifade etme imkânı bulabildi!" Durdu, "Doğru söylüyorsunuz." demek zorunda kaldı. Aynı şey bütün siyasî partiler için geçerli. Bu gazetede seçim 2007 başlığıyla bir sayfa açıldı, her partiden onlarca insan bu sayfadaki röportajlar sayesinde kendini ifade etme fırsatı buldu. Meydanın Nabzı başlığı altında yayınlanan sayfamızda her seçim mitingi habere dönüştürüldü, her meydandan izlenimler aktarıldı. Ne var ki particileri (partilileri değil) doyurmak mümkün değil. seçim haberlerinin istatistiğini bu köşede yayınlıyorum. "AK Parti'ye ait haber sayısı çok" diyenlere hatırlatırım, en çok miting yapan, en çok TV'lere çıkıp röportaj veren; dolayısıyla en çok haber değeri oluşturan siyasi yapı AK Parti. Hem daha az miting düzenleyip, az beyanat verip hem de "Bize de o kadar yer verilmeli" demek yanlış; çünkü gazetelerin bir görevi de yapılan bütün faaliyetleri yerinde inceleyip rapor etmektir...

Bazıları sizi taraflı bulurken seçim öncesi bazı hadiselere gönderme yapıyor. Diyor ki; "En kritik konularda AK Parti'ye destek verildi". Onlara soruyorum: Ne bekliyordunuz; gece yarısı yayınlanan ve ordumuzu da yıprattığını düşündüğümüz muhtıraya destek mi verseydik? Hiçbir cumhurbaşkanlığı seçiminde aranmayan 367 şartının sadece bir kişi için uydurulmasına; dolayısıyla hukuk sistemimizin adaletten kopmasına taraftar mı olsaydık? Cumhuriyet mitingleri adı altında toplumu kamplara bölecek ve siyasî sonuçlar hedefleyen bir çeşit ittifaka göz mü yumsaydık? Türkiye'nin dört bir yanında gizli faaliyet gösteren derin çetelerin yaymak istediği dehşet havasına boyun mu eğseydik?

Zaman'ın duruşu, demokrasi ve temel özgürlükleri işaretliyor. Bu hedefte keşke bütün partilerle kesişebilsek, Türkiye'nin aydınlık geleceğini çoğulcu ve katılımcı demokrasi olarak kayıtlara geçirebilseydik. Asıl mühim olan da budur! Yani, siyasetteki rekabet, kavgalarla değil, hizmet yarışıyla ve çözüm alternatifleriyle yapılması gereken bir çalışmadır. Bütün siyasî partilerin ortak değeri demokrasi olmalıdır. seçim sonrası herkes kendi demokrasi karnesine bir göz atmalı. Siyasî partiler, iş dünyası, sivil toplum kuruluşları... Ve tabii ki medya! seçim arifesinin karnesi doğruyu işaretliyorsa, seçim sonucu bayrama dönüşür; yoksa demokrasi yokuşunda daha çok ter dökülecek demektir...

Halk-medya uçurumunun resmidir bu

Bu seçimde ilginç bir gelişme oldu ve çok sayıda yazar kullanacağı oyun rengini açıkladı. Bazı gazeteler de açıklamayan meslektaşlarından hangi partiye oy vereceklerini sorunca ortaya uzun bir liste çıktı. Nitekim bazı gazete, dergi, internet siteleri uzunca bir liste yayınladı. Orada hangi gazeteci-yazarın hangi partiye oy vereceğini rahatlıkla görebiliyorsunuz. Hatta o listeyi küçük bir örnekleme sayarsanız, o numuneden hareketle medyadaki siyasî temayülü sezmeniz bile mümkün.

İlginç olan demek ki şu: Türk milletinin siyasî temayülleri ile Türk medyasının siyasî tercihleri arasında çok büyük bir uçurum var. Türk medyasının çok büyük bir yekûnu sol tercihlerden oluşuyor. Seçmen, medya mensuplarından ibaret olsa CHP yüzde 70'lerin altına hiç inmez; kalanların önemli bir kısmını da sol bağımsız adaylar doldurur. Sağ, merkez sağ ve muhafazakâr partiler ise "Ellerim bomboş /Yüreğimde bir sızı" şarkısı eşliğinde meydanlardan uzaklaşmak zorunda kalır. İşin şakası bir yana; Türkiye'deki seçmen tercihi ile medyanın siyasî anlayışı arasında büyük bir uçurum olması, halkla medya arasındaki bir sıkıntıyı işaretliyor. Bunun üzerinde durmak lazım: Dünyanın hiçbir yerinde medya, halkın genel temayülünden bu kadar uzak olamaz ve bu, onlarca yıldır süregiden bir gelenek haline gelemez..

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious