Medya dilinde Türkçe'ye düzenleme

Medya dilinde Türkçe'ye düzenleme.17958
  • Giriş : 17.04.2009 / 23:52:00

Türk Dil Kurumu ve Kırıkkale Üniversitesi işbirliği ile düzenlenen 'Türkçe'nin doğru kullanılmasıyla ilgili panelde yeni hedefler üzerinde duruldu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Türk Dil Kurumu (TDK) ve Kırıkkale Üniversitesi'nin (KÜ), iş birliğiyle düzenlenen ''Kitle İletişim Araçlarında Türkçe'nin Kullanımı Bilgi Şöleni'' KÜ'de sona erdi. KÜ'deki şölenin son gününde ''Medya Dilinde Türkçe'' konulu bildiri sunan Mete, ''Adına medya denilen, birden fazla radyo ve televizyonun yanı sıra internet yayını da yapan kuruluşlar, diğer radyo ve televizyonlara, yayıncılık ve yayıncılığın temel ilkeleri konusunda yol göstermek durumundadır'' dedi.

TBMM'ye Türkçe konusunda çağrıda bulunan Şener Mete, şunları kaydetti:

''Diğer ülkeler, dillerini korumak için hangi önlemleri alıyorsa biz de o önlemleri alalım yeterli. TBMM'de, iki dönemdir kurulan ve çok önemli yetkililerin görüşlerini bildirdiği araştırma komisyonları, üzerinde dikkatle durulması gereken raporlar hazırladı, tedbirler belirledi. Artık bu tedbirlerin hayata geçirilmesi zamanı gelmiştir diye düşünüyorum. Bu tedbirlerin bir kısmı bile, genel kurula inip yasalaşırsa, Türkçenin doğru nefes alma dönemi başlayacaktır.''

Televizyon ve radyo programlarında yapımcının, program için gerekli olan düşünce ürünlerini bir araya getirirken, seçtiği cümlelerle veya sunucunun kuracağı cümlelerin çerçevesini belirleyerek birikimini programına yansıttığını vurgulayan Mete, ''Bir medya grubunda yapımcıların birikimleri, o medya grubunun değerlerini ve standartlarını ortaya koyduğu gibi saygınlığını da belirler'' diye konuştu.

Radyo televizyon yayıncılığına gönül vermiş tüm ilgililerin bir yayında dikkat ettikleri en önemli unsurun, dil olduğunu ifade eden Şener Mete şunları söyledi:

''Her yayın kurumu, adı ister kural ister ilke ister esas olsun, kendi içinde belirlediği yöntemlerde Türkçenin kullanımı konusunda hassas olduğunu öne sürmektedir. Medya başlayan bu akım, çoğu kez en küçük radyolarda bile 'dilin kullanımında hassasiyet' olarak dinleyicilere yansımaktadır. Türkiye'de radyo ve televizyonculuğun öncüsü olan TRT'den ayrılan personelle başlayan medya olgusu, giderek yerel veya bölgesel radyo ve televizyonların yayın politikasını etkileyen bir konuma ulaşmıştır. TRT'nin genel yayın kuralları, izleyici sorumluluğu olarak, ilk özel televizyon yayın kurallarını da belirlemiştir. Özgür ve bağımsız olmak isteyenler yapımcılar, sınırlayıcı unsurları bir engel olarak görse de adına sağduyu dediğimiz bir dizi oluşum, zaman içinde onları yönlendirmekte ve bazı girişimlerinden alıkoymaktayız. Sağduyunun yayınlardaki karşılığı,izlenirlik ve dinlenirlik olarak karşımıza çıkmaktadır. Kural tanımama adına yapılan yayınlar ise üç beş kişinin kulak verdiği, 'kendin söyle, kendin dinle' esprisinden öteye gidememektedir.''

-''YAYINCI REFLEKSİ''-

TRT'nin; doğruluk, tarafsızlık, uygun dili kullanma, yadırganmayacak yayın, üzüntü veren unsurları özenle işleme ve şiddete yer vermeme ilkelerinin tüm sunuşlar ve anonslar için geçerli olduğunu vurgulayan Mete, ''Kamu Yayın Kurumundan ayrılıp özel radyo ve televizyona geçen yayıncıların, yayında kolayca anlaşılır dili kullanma özelliği, aslında bir mesleki reflekstir. Bu refleks, hoş görü sınırlarını zorlayan hiçbir cümlenin ve yanlış anlamalara yol açacak kelimelerin seçilmemesi şeklinde görülmektedir. Zira yayıncı, her yanlış anlamanın, farklı kültürlerde farklı karşılıklarla değerlendirileceğini, bunun da dinleme-izleme sürecinde kopukluk yaratabileceğini çok iyi bilir. Cinsel çağrışım yapabilecek deyimlerin özensiz kullanımı, halkın duyarlı olduğu konulara saldırı olarak değerlendirilir'' diye konuştu.

RTÜK Yasası ve Radyo ve Televizyon Yayınlarının Esas ve Usulleri Hakkında Yönetmelik gereğince anlatımı zorlayarak ''inançların kınanması'' ya da ''küçük düşürücü'' yayınlar yapılmasının, yayın ilkelerine aykırı olduğunu hatırlatan Mete, dilin kaba kullanılmaması konusunda mevzuatta bir açıklık olmamakla birlikte, burada en önemli görevin radyo televizyon izleyicilerine düştüğünü söyledi. Mete, ''Oha olmak, kıl olmak, yıkılıyo olmak, bu alemden aut olmak'' gibi ''ipe sapa gelmez kelimelerle'' kurulan kaba cümleleri, hedef kitle ''gereksiz'' veya ''nedensiz'' şeklinde tanımlıyorsa, program yapımcılarının sağ duyusundan ve birikiminden kuşkulanmak gerektiğini belirtti.

Sunumunu, ''Haberde Güvenirlilik, Harfler ve Sesler, Seslerin Yerleri, Babıali'nin Yüksek Kapısı' konu başlıkları altında sürdüren Mete daha sonra soruları yanıtladı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*