Medyanın kopardığı fırtınaya inat bakın neler oluyor?

Medyanın kopardığı fırtınaya inat bakın neler oluyor?.33103
  • Giriş : 12.11.2007 / 00:10:00

Türk medyasının kopardığı fırtınaya inat, sınırın öte yakasında savaş havası esmiyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Kuzey Irak halkı PKK ile bir tutulmaktan rahatsız: "PKK yüzünden kardeşliğimiz bozulmasın. Türkiye buraya operasyon düzenlemesin."

Sonbaharın son günlerini yaşayan Kuzey Irak’ta gözler sınırdan ziyade bir Ankara’ya, bir Erbil’e, bir Bağdat’a çevrilip duruyor. şimdi bir kent daha eklendi bunlara: Washington. Herkese göre ne olacaksa 5 Kasım’daki zirveden sonra olacak. Kuzey Iraklılar, Başbakan Erdoğan’ın Başkan Bush ile yapacağı görüşmeyi büyük heyecanla bekliyor. Aslında sınırın iki yakasında da hayat normal seyrinde devam ediyor. Mesela Silopi’deki bir düğünde davul zurna coşkusuna zılgıtlar eşlik ediyor. Genç kız Şemsi, müstakbel eşi Ali Çelik’in koluna girerek baba evinden çıkıp gelin arabasına biniyor. Şırnak’ın İdil ilçesine gelin gidiyor Şemsi, ‘yâ nasip’ diyerek... Ağabey Mehmet Aslan, bacısını baş göz etmenin mutluluğu içinde, “Operasyon olsa da hayatımız devam ediyor. Ama biz operasyon değil, barış istiyoruz. Yoksa halkımız çok zarar görür.” mesajını veriyor.

Silopi’deki düğün evinde yaşanan coşku, Habur Sınır Kapısı’nda yerini uzun kuyruklar oluşturan TIR şoförlerinin heyecanlı bekleyişine bırakıyor. Onlar her şeye rağmen kapıların kapatılmasını istemiyor. Sınırın öte yakasında ise bizi peşmergeler karşılıyor. Karakolda rutin hareketlilik dışında olağanüstü bir durum yok. Gazeteci olduğumuz için birkaç klasik soruya maruz kalıyoruz burada: “Nerede çalışıyorsunuz? Nereye gideceksiniz? Nerede kalacaksınız?”

Karakol kapsında bekleyen peşmerge askeri, “Sınır ötesi operasyon olur mu?” sorusu karşısında oldukça rahat: “Hayır beklemiyoruz. Normal gündelik işimizi yapıyoruz. Olağanüstü bir durum yok.” Pasaport işlemleri tamamlandıktan sonra kiralanan bir araçla Erbil’e gitmek gerekiyor. Çünkü gazeteci olarak rahatça dolaşmanız için IKDP (Irak Kürdistan Demokrat Partisi) bürosunun hazırladığı ve Erbil asayişinin imzaladığı bir izin belgesi almak gerekiyor. Alınan izin belgesi bile çoğu zaman yeterli olmuyor, görevlilere detaylı açıklama yapmak gerekiyor. Peşmerge askerleri şu sıralar “Türk gazeteci” sözünden pek hoşlanmıyor. Onlara göre Türk medyası buradaki gelişmeleri abartarak veriyor. Haklılık payları da yok değil aslında. Kuzey Irak halkı da aynı kanaati paylaşıyor. Kimse bir çatışma istemiyor ve “kardeşimiz” dedikleri Türkiye ile aralarının bozulmasına taraf değiller.

Türkiye ile Irak arasındaki siyasî-askerî gerginliğin halka sirayet etmemesi, oldukça sevindirici. Erbil’de sınır ötesi operasyon sadece ‘kahve sohbeti’ konusu. Herkes konuşuyor, gelişmeleri yakından takip ediyor. Ancak bu takip sadece bilgi edinme ve merakın giderilmesine yönelik; yani önemli bir kaygı yok. Konuştuğumuz herkes, ilk önce “Türkiye ile kardeşiz” sözüyle başlıyor. En önemli şikâyet konusu ise Kuzey Irak halkının PKK ile özdeşleştirilmesi.

HALKIN TERCİHİ TÜRK MALI

Erbil’de yaşayan Musa Ahmet, şöyle dile getiriyor duygularını: “Yıllardır Türkiye ile kardeşlik bağımız sürüyor. Biz kavga istemiyoruz. PKK ile biz bir değiliz. Eğer bir sorun varsa büyüklerimiz konuşup çözsünler. PKK da gidip başka yerde ne yapacaksa yapsın. Bizim topraklarımızı terk etsin. PKK yüzünden kardeşlerimizle aramızın bozulsun istemiyoruz.”

Erbil hızla gelişen, büyüyen bir şehir. Diğer yerleşim yerlerine göre daha güvenli olmasından dolayı sürekli göç alan şehirde nüfus 2 milyonu geçmiş durumda. Başta Erbil olmak üzere Kuzey Irak’taki inşaatların önemli bir kısmını Türk şirketleri yapıyor. Bölgede bisküviden soğana kadar her türlü gıda da yine Türkiye’den sağlanıyor. Kuzey Irak’ta 634 Türk şirketi faaliyette. 13 bin Türk resmi izinle burada çalışıyor. Gayri resmi çalışanlarla birlikte bu rakam 20 bine ulaşıyor. Sınır ötesi operasyonun iki ülke arasındaki ilişkilere büyük zarar vereceğini söylüyor esnaf Ahmet Kemal: “Umarız bu sorun savaşla değil de siyasi yollarla çözülür. Yoksa iki taraf da büyük zarar görür. Türkiye sınır bölgelerinde vurursa o zaman PKK meselesi için mücadele etmiş olur; ancak buralara gelirse o zaman Kürtler için buraya gelmiş olur.” Türkiye’den marka ürünler getirdiğini söyleyen Ahmet Kemal, operasyondan dolayı sınırın kapatılması halinde mecburen kepenk indireceklerini dile getiriyor.

IRAKLI KÜRTLER: PKK TERÖR ÖRGÜTÜ

Gıda, giyim, inşaat gibi üç temel kalemde piyasanın yüzde 75’ine Türk malları hâkim. Kuzey Irak yönetimi, sınır kapısının kapatılması durumunda Suriye, İran, Ürdün ve Suudi Arabistan gibi ülkelerden ithalat yapılması planını hazır tutuyor. Ancak buralardan gelecek ürünler hem ulaşım hem de kalite anlamında sorunlar içerdiğinden, “B planı” halk tarafından pek makul karşılanmıyor. Böyle düşünenlerden birisi de Erbil’in önde gelen esnaflarından Hüseyin Muhammed Hıdır: “Başka yerlerden mal gelsin istemiyoruz. Halk Türk malına alıştı ve kaliteli buluyor. Bizim için Türklerle alışveriş her zaman çok daha iyi.”

Operasyon ihtimali, burada işveren konumundaki Türkleri de düşündürüyor. Erbil’de üst düzey kişilerin yemek yediği Sultan Restoran’ın işletmecisi Mehmet Usta da endişeli: “Operasyon söylentisi bile iyi giden işlerimizi azalttı. Burada ekmek yiyen binlerce Türk var. Devletimizin atacağı adımı iyi hesap etmesini istiyoruz.”

Türkiye ile tarihî bağlara dikkat çeken Kuzey Iraklıların büyük bir kısmı PKK’yı “Kürt hareketi” olarak görmüyor; onlara göre PKK kendi derdini düşünen silahlı terör örgütü. Erbilli Kanan Salih de bir terör örgütü için iki milletin karşı karşıya gelmemesi gerektiğini düşünenlerden.

Halkın dostluktan yana temennisi aslında önemli idareciler tarafından da dile getiriliyor. Kuzey Irak Yerel Kürt Hükümeti Başbakanı Neçirvan Barzani, Mesut Barzani’nin kısmen gerilimli açıklamalarına karşın ılımlı söylemleriyle dikkat çekiyor. Neçirvan Barzani’nin “PKK eylemlerini kınıyoruz. Biz her zaman Türkiye ile işbirliğine hazırız.” şeklindeki açıklamaları Kürt halkından büyük destek görüyor. Geçen hafta başı açılan ve Başbakan Barzani’nin de katıldığı Erbil Uluslararası Fuarı’nda Türk bayrağının en önde ve ABD bayrağının da üstünde olması Ankara’ya gönderilen önemli bir dostluk mesajı olarak algılandı. Son günlerde Mesut Barzani’nin de giderek daha yumuşak bir söylem benimsemesi bölge halkını epey rahatlatmış görünüyor.

IKDP Milletvekili Kerhi Altıparmak da, Türkiye ile hiçbir problemlerinin olmadığını, Ankara ile her konuda işbirliğine hazır olduklarını dile getiriyor. Kürdistan İslam Partisi Milletvekili Osman Ahmet de aynı kanaatte: “Mecliste herkes aynı görüşe sahip. Türkiye bizim dostumuz ve bu dostluk uzun süreli kullanılmalı. Yapılacak bir hata, ileride bize çok şeye mal olabilir.”
“TÜRKİYE BİZİM HAYALİMİZ”

Erbil’deki sakin durum, sınıra yakın Dohuk’ta yerini kısmen gerginliğe bırakıyor. Dohuk’a bağlı Zinavmiri köyünden 60 yaşındaki Hacı Resul, buradaki gerilimi şöyle özetliyor: “Türklerle biz hep dosttuk. Ama şimdi bize saldıracaklarmış. Biz de mecburen kendimizi korumak için karşı koyacağız. Savaş çıkarsa ben bile savaşa giderim. Yeni bir devletimiz oluyor; bunu kaybetmek istemiyoruz. PKK bizi ilgilendirmiyor.”

Dohuk, sınıra yakın olması sebebiyle Erbil’e nazaran Türkiye ile daha içli dışlı. Türkler burada da binlerce konutluk inşaatlara imza atıyor. Dohuk Üniversitesi öğrencilerinin de sınır ötesi operasyon için söyleyecekleri var elbet. İkinci sınıf öğrencisi Hasan Samir, üniversitede kimsenin operasyon istemediğini, Türkiye ile dost kalmayı arzuladıklarını vurguluyor: “Biz burada Türk mallarını kullanıyoruz. Biz öğrenciler savaş isteyecek en son kişileriz.” Samir, PKK’nın kendileri açısından çok da önemli olmadığını; hatta çoğu arkadaşının PKK hakkında bir şey bilmediğini söylüyor: “Bizler imkân sağlansa Türkiye’deki üniversitelerde mastır yapmak isteriz. Orada eğitim almak isteriz. Türkiye bizim için büyük bir ülke ve hayal ettiğimiz bir yer.”

Habur Sınır Kapısına 10 kilometre uzaklıktaki Zaho’nun neredeyse tamamı Türkiye ile sınır. Karşı tarafında Silopi var. Burada Türkiye’ye karşı kızgınlık belirgin durumda. Türk gazeteci olmanız problem teşkil edebiliyor. Oysa Zaho’da Türkçe, Kürtçeden sonra ikinci dil durumunda. Türkçeyi konuşamayanlar ise dilimizi anlıyor. Lokantalarda, dükkânlarda Türkçe tabelalar bulunuyor.

Zaho’da Türk gazeteci olarak dolaşmak sadece halktan dolayı değil, resmi görevlilerden dolayı da zor. Peşmergeler gazetecilerin sınır bölgelerinde çekim yapmalarını istemiyor. Bunun için olağanüstü hal ilan edildi. Her yolun başını kapatan peşmergeler kuş uçurtmuyor. Sınıra yakın karakollarda peşmerge sayısı artırılırken mevzilerin yeniden düzenlendiği gözleniyor. Bu hazırlığın eskiden beri olduğu ve kaçakçılara karşı alınmış bir tedbir olduğundan söz ediyor bir peşmerge görevlisi. Sınır şeridine 5 bin takviye gücün sevk edildiği de aktarılan bilgiler arasında. Kanimasi’ye bağlı Serzer’den itibaren birer kilometre arayla peşmerge karakolları bulunuyor. Kanimasi’nin karşı kıyısında ise Çukurca’nın Üzümlü karakolu bulunuyor. Bamerni, Amediye’ye bağlı Nizordi, Şaca, Çemki, Kökeri, Regaba, Zili köyleri de güvenlik amaçlı dizayn edilmiş durumda. Dohuk ve Zaho’da peşmergenin iki önemli karargâhı bulunuyor. Buradaki karakollar tabur seviyesinde hazırlanmış. Ancak bu da yeni bir gelişme değil, öteden beri var olan bir durum.

ZAHO’NUN GEÇİMİ HABUR’A BAĞLI

Zaho, sınıra yakınlığından dolayı geçiş noktasındaki konaklama yeri aynı zamanda. Türkiye’ye geçeceklerin mutlaka uğraması gereken bir merkez. Bu yüzden Zaho’nun geçimi daha çok Habur’a dayalı. Ancak şehirdeki hareketlilik giderek azalıyor. Kuzey Irak’a günde 1300 araç geçerken şimdi bu rakam yarıya inmiş durumda. Gümrük kayıtlarına göre 2006’da ayda 100 bin araç sınır kapısından geçerken bu sayı şimdilerde 30 bin seviyesine inmiş durumda.

Silopi’deki düğünle başladık, Dohuk’tan bir düğünle bitirelim… Dohuk’a bağlı Aloko köyü, muhtemel sınır ötesi harekâtın ortasında kalacak dağlarda kurulu. Ancak köylüler gelişmelerden pek etkilenmişe benzemiyor. Düğün alayı kurulmuş, davullar zurnalar eşliğinde halaylar çekiliyor. Kadınlar renkli yöresel kıyafetleriyle oynarken erkekler de yerlerinde duramıyor. Damat Nezir Reşit, bu mutlu gününde Türkiye’ye seslenmek istediğini belirterek mikrofonu alıyor: “Türk askeri buraya gelmesin. Biz kardeşiz. Biz hep birlikte mutlu olmak, barış içinde yaşamak istiyoruz.” Gelin Hanan Feysel de aynısını düşünüyor: “Türkiye’yi seviyoruz. Oradaki kardeşlerimizle problemimiz yok. Herkese selam gönderiyoruz.” Aloko köyü muhtarı Yunus Zahar da “Burada huzur var şimdi. Bozulmasını istemiyoruz.” diyor. Düğünde şarkı söyleyen bölgenin ünlü ses sanatçısı Muhammed Piro son noktayı koyuyor: “Ben savaş şarkıları söylemek istemiyorum. Zaten burası 60 yıldır savaş halinde; hep kan, hep kahır var. Bu huzur bozulmasın, operasyon yapılmasın.”

AKSİYON

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious