Mehmet'le Hido da aramızda olsaydı

  • Giriş : 22.08.2006 / 00:00:00

Savaşçı basketboluyla rakiplerine bile parmak ısırtan 32 yaşındaki tecrübeli oyuncu, takım arkadaşlarına toz kondurmuyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Parlak Litvanya zaferinin ardından 14 sayı geriden gelerek Avustralya’yı deviren 12 Dev Adam, sürpriz takım adayı bile değilken bugün turnuvanın en büyük favorileri arasında gösteriliyor. Bugün Brezilya ile karşılaşacak olan A Milli Takım’ımızın başarısındaki en büyük paya sahip olan da şüphesiz takım kaptanı İbrahim Kutluay. Savaşçı basketboluyla rakiplerine bile parmak ısırtan 32 yaşındaki tecrübeli oyuncu, takım arkadaşlarına toz kondurmuyor. Başarıda herkesin eşit paya sahip olduğunu söyleyerek tevazu gösteren yıldız basketbolcu, “Yola çıkmadan önce Ay-Yıldızlı forma için canımızı vereceğimize dair söz verdik. Bu yoldan artık dönüş yok. Herkes savaşarak formasının hakkını veriyor.” diyerek takımdaki birliğe vurgu yapıyor. Japonya’nın Hamamatsu şehrinde Zaman’ın sorularını cevaplayan İbrahim Kutluay, bu basketbollarını devam ettirdikleri takdirde madalyayı boyunlarına takacaklarını söylüyor.

Kaptanın gözüyle 12 Dev Adam

Ender: Takımın stand-up’çısı
Hakan: Soğukkanlı
Serkan: Müthiş zeka
Cenk: Oda arkadaşım, veliahtım
Ersan: Avrupa’nın en iyisi olacak
Kaya: Korkusuz savaşçı
Kerem: Hızlı ve savaşçı
Fatih: En sert uzunların savunucusu
Ermal: Her takıma lazım
Engin: Örnek insan
Semih: Yeteneğinin farkında değil
İbrahim: Lider, kaptan ve şutör


Turnuvanın başında hiç şans tanınmayan bir takım nasıl bu hale geldi?

Turnuvanın başında bize şans verilmiyordu. Ancak Milli Takım forması için canını verecek, her topa atlayan, canını dişine takan oyuncularla bu zaferleri kazandık. Bu oyuncuların oynadığı takıma kaptanlık yapmak bana gurur veriyor.

Daha bir sene önce büyük bir hezimet yaşadık. Toparlanma sürecinde senin payın ne?

Bu takımdaki görevim hem skoru paylaşmak hem de kaptanlık yapmak. Takımda müthiş bir paylaşım var. Sıra herkese geliyor ve herkes atıyor. Kimse kaç top attığına bakmıyor; çünkü önce takım geliyor. Zaten geçmişten en belirgin farkımız da bu. Ben tecrübe olarak arkadaşlarımdan daha öndeyim. Sürekli bunu paylaşıyorum. Oynamadığım dönemde bile benchten hepsini motive ediyorum. Bunu keyifle yapıyorum. Oyun sıkıştığında da kendimi sorumluluk almaya mecbur hissediyorum.

Tanjeviç de sana bu özgürlüğü tanıyor.

[GÖRÜŞLER]

Avni Başoğlu (Akşam)

“Bu çocuklara kimse güvenmedi. NBA yıldızlarının olmadığı bir takım ne getirebilir diye şüpheyle bakıldı. Bu ağır tenkitlerin takımı motive ettiğini düşünüyorum. Ama asıl neden bu değil. Tanjeviç, Milli Takımda çok cesur bir operasyona gitti. Bir yandan gençleştirirken, felsefeyi de değiştirdi. Yunanistan’da da eski yıldızlar yok ama başarı var. Mehmet ile Hidayet döndüklerinde bir NBA oyuncusu gibi değil savaşan bir asker gibi verilen görevi yapacaklar. Onların problemi teknik heyetle ve oyuncularla değil kendi kariyerleriyle. Sakatlanmak istemiyorlar. Akılları oradayken burada olamazdı.”

İsmet Badem (Fanatik)

Mehmet ile Hidayet varken takım ruhu yoktu. İşte Mehmet’in ve Hidayet’in yokluğunda cümle alem gördü ki Türk basketbolu onların da dışında var ve var olacaktır. Dünyanın bütün takımlarını yenebilir. Yenilse bile alkışı hak eder. Siz olsanız bir zamanlar omuz omuza mücadele ettiğiniz, aynı takım için ter akıttığınız en yakın arkadaşınızın dünya markası olduğunu ve arkasına dönüp bakmadan yürüyüp gittiğini görseniz ne hissedersiniz? Üstüne üstlük erozyona uğrayan 12 Dev Adam imajını düzeltme şansı Japonya’da eline geçmişken Mehmet’in ve Hidayet’in milli forma üzerine pazarlık yapması bardağı taşıran son damlaydı. Takımdaki çocuklar ülkeleri için canlarını ortaya koyuyorlar.

Gökhan Türe (Milliyet)

Çünkü bu ikili, hatta diğer bazı oyuncular da kadrodayken, her nedense yeterli “ciddiyet” düzeyine ulaşılamıyordu. Takım ruhu, “vurdumduymazlık” ve “bencillikler” yüzünden oluşturulamıyordu. Gruplaşmalar, birbirini çekememezlikler de cabasıydı. E bu kadar olumsuzluk bir kabinede olsa “devlet bile batar”dı. Milli Takım da içine düştüğü kuyudan bu yüzden çıkamıyordu. Daha ciddi, sorumluluk sahibi ve başarıya aç, milli formaya saygılı oyuncular çoğunlukta olunca, arzulanan hava da yakalandı. Başarıda takımdaki tüm oyuncuların, üzerlerine giydikleri formanın milli forma olduğunun bilincinde olmaları en önemli faktör.

Kaan Kural (NTV)

Milli Takım’daki oyuncular, NBA’den gelenlere karşı bir şeyler göstermek istiyorlar. Her takımda bu böyledir. NBA oyuncuları kendilerini başka bir gezegenden geliyormuş gibi görüyorlar. Bu da takımda ikilik yaratıyor. Tüm topları NBA oyuncuları kullanmak istiyor. Onların potaya attığı topları kim toplamak ister ki? Diğer oyuncular da, “NBA’den geldin, sen oyna.” diyor. Bence bu karşılıklı bir çekişme. Bizim Milli Takımımız yeteneğiyle değil, çabasıyla ilerliyor.
Bu takımın komutanı Tanjeviç’tir. Basketbol bilgisi ve tecrübesi o kadar fazla ki resmen önümüzü açıyor. Bazen oyuncularına, kendilerinden bile fazla güveniyor. Tam bir lider. Oyunculara saha içerisinde özgürlük tanıyor. Türk basketbolu için en büyük şanstır bence o.

Geçmişte eksik olan neydi?

Geçmişi konuşmak istemiyorum; ama bu havayı Hidayet ve Mehmet’in olduğu takımda yakalasaydık kesin şampiyon olurduk. Bunu takım arkadaşlarım yanlış anlamasınlar. Ama bu havayı bugüne kadar bir türlü yakalayamadık. Kendimiz için değil takım adına oynadığımız için bugün zaferi kutluyoruz. Yola çıkmadan önce tüm takım toplandık ve söz verdik, ‘Birimiz hepimiz için’ diye. Formamızın hakkını veriyoruz. Arkadaşlarım giydikleri milli formanın ağırlığının farkındalar. O yüzden takım olgusunu çabuk kavradık.

Bu basketbolla nereye kadar gideriz?

Turnuva başlarken kimse bizi favori göstermiyordu. Bizim de hedefimiz 2. tura yükselmekti. Ama öyle zor bir gruptayız ki ne olacağını kestiremiyorsunuz. Litvanya, Avustralya, Yunanistan ve Brezilya sadece grubun değil turnuvanın favorisiydi. Biz bu basketbolumuzu oynadığımız sürece kimseye yenilmeyiz. Eğer geçersek de ABD, Porto Riko, İtalya, Çin ve Slovenya’dan biriyle eşleşeceğiz. İtalya ve Slovenya’yı hazırlık maçlarında yenmiştik.

Buradaki hangi başarı sizi keser?

2002 Dünya Şampiyonası’nda 9. olmuştuk. Burada da ilk sekize girmek başarıdır. Ama biz artık ilk dörde girmeyi hatta madalya almayı hedefliyoruz. Arkadaşlarım da oynadıkları oyundan büyük keyif alıyorlar. Bu oyunla hedefimize ulaşırız. Kaybetsek bile alkışlanacağımızı biliyorum.

Japonya, Türkiye’ye uğurlu geliyor. İkinci bir zafer yaşatabilecek misiniz?

Japonya, Türk milletine çok uğurlu geliyor. 2002’de bizler futbolcu arkadaşlarımızla hop oturup hop kalkıyorduk. Şimdi eminim ki onlar da bizimle aynı duyguları paylaşıyorlar. Burasının bizim için uğurlu olduğuna inanıyorum. İçimden çok güzel şeyler geçiyor; ama ileride hayal kırıklığına uğramamak için bunları açıklamıyorum. Sadece madalyayla Türkiye’ye dönersek karşılama törenini düşünüyorum. O günler çok uzak değil. Yeter ki bu savaşan takım yoluna devam etsin.

İlk iki maçı kazandık. Şimdi sırada Brezilya var.

Brezilya ile kritik bir maç oynayacağız. Biz onlardan daha tekniğiz ve daha kaliteliyiz. Onlar ilk maçlarını Avustralya’ya kaybettikleri için zor durumdalar. Bir de çok sert takımlar. Ama bizi ilgilendirmez. Teknik üstünlüğümüzü kullanarak galip geleceğiz. Bizim tek düşüncemiz Türk halkını sevince boğmak. O yüzden Allah’a yardım etmesi için hep dua ediyorum.

Artık basketbolunun son demlerini yaşıyorsun. Kendine bir veliaht seçtin mi?

Cenk, Ersan, Hakan ve Semih, Ümit Milli Takım’dan geldiler. Ama hiç yabancılık çekmediler. Ben veliahtım olarak Cenk Akyol’u görüyorum. Çünkü pozisyonlarımız aynı. Cenk’in küçüklüğünü de bilirim, çok iyi bir aile eğitimi aldı. Karakterli ve iyi bir sporcu. Birkaç sene içerisinde NBA’de görürüz onu. Ersan da müthiş bir yetenek. Şu anda Avrupa’nın en iyi üç numaralarından biri. Bu iki oyuncu yakın gelecekte Türk basketbolunun lokomotifi olacaktır.

Ersan devşirme bir oyuncu ve Avustralya maçının seremonisinde Milli Marş’ı okumuyordu. 2. bir Aurelio vakası mı yaşıyoruz?

Ersan çok uzun yıllar önce geldi, Türkiye’de büyüdü. Aurelio’dan durumu farklı. Ama İstiklal Marşı’mızı biliyor. Yapı olarak ağzından pek laf alamazsınız; ama aşırı motive olduğu için söylememiş olabilir. Ama dışarıdan gelecek kaliteli ve verimli oyuncuya açık olmalıyız. Bu yüzden Aurelio’yu destekliyorum.

Peki basketbolu nerede bırakmayı düşünüyorsun?

2010 yılında Türkiye’de yapılacak Dünya Şampiyonası’nda takımın başına kaptan olarak çıkmak istiyorum. Basketbol kariyerimi de o şampiyonada noktalamak istiyorum. Ama o güne kadar neler olur bilmiyorum. Oyuncu olarak olmasa bile Milli Takım’ın içinde o sahaya çıkmak istiyorum.

Tıpkı Harun Erdenay ve Zidane gibi desene.

Bu takımın kaptanı benim; ama bence asıl kaptan takımın menajeri Harun Erdenay. Hayatımdaki en önemli kişiliklerden biridir. Ben onu örnek alarak basketbolcu oldum. Takıma müthiş bir pozitif enerji katıyor. Bence gelmiş geçmiş en iyi Türk basketbolcu. İlk menajerlik tecrübesini yaşıyor ve takımımız yolunda ilerliyor. Takım olmamızda en büyük katkı bence onun.

Kaya: Savaşmayana bu takımda yer yok
A Milli Basketbol Takımı’mızın yıldız oyuncularından Kaya Peker, Brezilya ile çok zorlu bir maç oynayacaklarını söyledi. Takım olarak saha içinde ve dışında büyük dayanışma içinde olduklarını belirten Kaya, sahada resmen savaş verdiklerini ifade etti. Savaşmayan oyuncuya yer olmadığına dikkat çeken yıldız basketbolcu, “Bizi gerçekten de çok zor maçlar bekliyor. Oynadığımız iki maçta da herkes bizim mücadelemize şapka çıkarttı. Özellikle Avustralya maçında 14 sayı geriden gelerek maç kazanmak kolay iş değil. Biz taşıdığımız formanın ağırlığını biliyoruz. O yüzden herkes her topa atlayıp saha içinde sürekli yardımlaşmak zorunda.” diye konuştu.

12 Dev Adam, Brezilya galibiyetinin peşinde
A Milli Basketbol Takımımız, 15. Dünya Erkekler Basketbol Şampiyonası'nda bugün Brezilya ile karşılaşıyor. Şampiyonaya iyi başlayan ve ilk iki maçını kazanan Türkiye, bugüne kadar mağlup edemediği Brezilya'yı da yenerek bir ilke imza atmak istiyor. Bugün saat 13.30'da başlayacak maçı NTV naklen yayınlayacak. C grubu ilk maçında önce 76-74'lük skorla Litvanya'yı deviren ardından mücadeleci bir oyunla Avustralya'yı 76-68 yenip grupta iddialı duruma gelen millilerimiz, maç yapmadan geçirdiği günü hafif idmanla tamamladı. Ersen şut çalışması yaparken, Kerem dinlendi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious