Meral Akşener: 'Milliyetçilik darbelere karşıdır'

Meral Akşener: 'Milliyetçilik darbelere karşıdır'.14033
  • Giriş : 17.07.2007 / 21:04:00

Meral Akşener, 28 Şubat sürecinde, anti-demokratik müdahalelere karşı sergilediği dik duruşla, Türk siyasî tarihine mührünü vurdu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Baskılara, tehditlere rağmen, geri adım atmadı. Akşener, aynı tutumunu sürdürüyor. Müdahalelere karşı duruşunu, "MHP, 12 Eylül zulmüne uğramış bir partidir. Milliyetçilik aynı zamanda darbelere karşı olmaktır." sözleriyle özetliyor. Refahyol hükümetinin 'güçlü' İçişleri Bakanı, şimdi MHP'den milletvekili adayı. İstanbul 3. Bölge 1. sırada. AK Parti, CHP ve MHP'den oluşan üçlü bir Meclis öngörüyor. Fakat sandıklar açılmadan, partilerin oy oranları hakkında konuşmanın yanlış olacağını düşünüyor.

Hükümetin 4,5 yıllık icraatlarını başarısız bulan eski bakan, toplumun kutuplaşmaya itildiğini savunuyor. Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde izlenen tutumu da eleştiren Akşener, "İktidar, 'Dindar bir Cumhurbaşkanı seçtirmediler' mesajı veriyor. Öfkeli bir karşı taraf oluşturdular. Bu, Türkiye açısından doğru değil." diyor. Köşk üzerinden yaşanan zıtlaşmanın hem AK Parti'nin hem de CHP'nin işine geldiği kanaatini taşıyor. Cumhurbaşkanı olacak kişinin eşinin başörtüsünün bir engel taşımayacağının altını çiziyor.

Akşener'in 27 Nisan'da Genelkurmay'ın internet sitesine konulan ve e-muhtıra olarak adlandırılan bildiriye dönük ilginç tespitleri var. Demokratik düzende böyle bir açıklamayı yanlış bulan Akşener, "e-muhtıra, AK Parti'nin mağdur olmasını sağladı. O zaman neler oluyor, deyip bu işin arkasına dönüp bakmak gerekiyor." şeklinde konuşuyor. Parti olarak demokrasinin yanında olduklarının altını çizen Akşener, "Milliyetçilikle demokrasi ikiz kardeştir. Muhtıralara 'iyi oldu' demek mümkün değil. MHP, 12 Eylül zulmüne uğramış bir partidir. Milliyetçilik aynı zamanda darbelere karşı olmaktır." ifadelerini kullanıyor.

28 Şubat'taki duruşum olmasaydı, korku stokları devam ederdi


AK Parti'nin demokratlığıyla ilgili şüpheler taşıyan Akşener, "28 Şubat'ın önemli aktörlerinin bugün AKP'yle olan ilişkileri beni böyle düşündürmeye sevk ediyor." diyor. 28 Şubat'tan söz açılınca, Akşener'in ses tonu değişiyor. Dönemin bir generali tarafından, yağlı kazığa oturtulmakla tehdit edilen Akşener'i belki de en iyi tanımlayan tespitlerden birini 28 Şubat sürecinde kısa bir süre Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanlığı koltuğunda oturan Bülent Orakoğlu yapmıştı. "Birçok erkekten daha erkek." Akşener, yaşadığı sıkıntıları ve tavizsiz tutumunu şöyle anlatıyor: "Batı Çalışma Grubu (BÇG) hepimizi fişliyordu. Deşifre ettim. BÇG hukuksuz alandan çıktı, sivillerin eline geçti. O devrin en büyük 'mürteci savar' konumundaki asker aktörleri bugün nerede? 28 Şubat'taki duruşum olmasaydı, korku stokları bugün hâlâ devam ediyor olacaktı. 10 gün boyunca vatan haini olarak suçlandım. (Refahyol döneminde Onbaşı Kadir Sarmusak'ın, Emniyet İstihbaratı adına Ordu içinde bilgi topladığının iddia edilmesiyle başlayan süreç.) Herkes etrafımdan kaçtı, telefon bile eden olmadı. Bana 'çık, özür dile' diyenler oldu. Bugün birçok insandan midem bulanıyor."

Çetelerin çoğu para odaklı

Akşener, birçok ilde düzenlenen Cumhuriyet mitinglerine değinirken, "İktidar herkesi dinlemek zorunda. Oradaki rahatsızlığı anlamak zorunda, katılanları kuru kalabalık olarak görmemeli. Oradaki tarafları keskinleştirmeye çalışan 'eller'le ilgili de gerekli teşhiri yapabilecek iradeyi ortaya koymalı." değerlendirmesinde bulunuyor. Son günlerde art arda ortaya çıkarılan çetelerle ilgili ise "Çetelere karşı kararlı bir siyasi irade ortaya konulmalı. Bunların çoğu para odaklı. Çözmek hükümetin görevi. Caydırıcılık, gazete manşetlerinden olayları vererek olmaz, etkin davranarak olur. Benim zamanımda da birçok çete çökertildi. Biz bunları paylaşmadık. Bir tarafa çok ışık tuttuğunuzda diğer taraf karanlıkta kalıyor. Dengeyi iyi tutturmak gerek." diyor. Çetelerin, istihbarat servislerinin kullanımına da açık olduğuna dikkat çekiyor.

Akşener, son günlerde sıkça tartışılan ve bazı çevreler tarafından dillendirilen CHP-MHP koalisyonu tezini şimdi tartışmanın doğru olmadığını belirtiyor. "Biz tek başına iktidarı hedefliyoruz. Kurultayımızda bu hedefi seçtik. Seçmenin buna ne cevap vereceğini 23 Temmuz'da göreceğiz. Kimseyle ittifak yapmadık. Meclis'teki siyasi partilerin tek bir milletvekilini almadık. Bu kadar ilkeli davranan bir partiye bugünden bu soruyu sormak doğru değil." diye konuşuyor. Bu soruyu soranların AK Parti ve DTP arasındaki 'yakınlaşma'yı da sorgulamasını istiyor.

Emre Soncan, İstanbul-ZAMAN

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious