Merkez'den başarısızlık itirafı

  • Giriş : 11.01.2007 / 00:00:00

Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, hedeflenen yüzde 5 enflasyona karşı, yüzde 9.65 ile sonuçlanan gerçekleşmeden kendilerinin de memnun olmadıklarını belirtti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Yılmaz, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) ve Dünya Gazetesi tarafından düzenlenen ''2007 Yılı Enflasyon Beklentileri'' konulu toplantıda ''Ekonomik Görünüm'' başlıklı sunumunun ardından Bursalı sanayicilerin sorularını yanıtladı.

Sıkı para politikasından yakınan sanayicilerin soruları üzerine Yılmaz, enflasyonun parasal bir olgu olduğunu, dolayısıyla kontrol altında tutulabilmesi için toplam talebin öngörülen enflasyon hedefiyle uyumlu yönetilmesi gerektiğini anlattı.

Merkez Bankası'nın elinde uygulayabileceği tek politika aracının kısa vadeli faiz oranları olduğunu belirten Yılmaz, şunları kaydetti:

''Biz kısa vadeli faiz oranlarını, önümüze koyduğumuz enflasyon hedefine bizi ulaştıracak şekilde yönetiyoruz ve yönlendiriyoruz. Dolayısıyla evet, sıkı para politikası enflasyonla mücadelenin önemli bir aracıdır. Onun dışında sıcak para politikası, düşük kur, yüksek faiz vs. Son 30 yılda biz bunların hepsini yaşadık ve geldiğimiz nokta belli. Biz fiyat istikrarını sağlamadan bu şikayet ettiğimiz, hususların hiçbirinde yol alamayız, alamadık. Tecrübelerimiz bunu gösterdi. Dolayısıyla sorulan soruların cevabı fiyat istikrarının içerisinde. Fiyat istikrarını sağladığımız gün bütün bu soruların cevabı, kendiliğinden ortaya çıkacak.''

Yılmaz, Merkez Bankası'nın yurt dışındaki bankalarda teminat tuttuğu yönündeki iddiaların hatırlatılması üzerine ''Bunun dışında biz İsviçre bankalarında sıcak paranın teminatı olarak 58 milyar dolar vs. para tutmuyoruz. Biz rezervimizi bankamız kanununda öngörülen şekilde önce güvenli, sonra likidite, sonra da belli bir getiri sağlayacak şekilde banka kanununun bize verdiği yetki çerçevesinde yönetiyoruz. Dolayısıyla dışarıda teminat vs. gibi bir şey tutmamız söz konusu değil son derece yanlış bir bilgi'' yanıtını verdi.

-''SORUMLULUK BİZİM''-

Bir iş adamının ''Bu yıl yüzde 5 enflasyon hedeflenirken yıllık enflasyon 9.65 oldu. Neredeyse hedefin 2 katı bir enflasyon rakamı var. Sizce enflasyon hedeflemesine erken mi geçildi'' sorusuna karşılık Yılmaz, ''Hedeflenen yüzde 5 enflasyona karşı, yüzde 9.65 ile sonuçlanan gerçekleşmeden memnun olmadığımızı belirtmek istiyorum. Eğer burada bir sorumlu aranıyorsa da o sorumlu biziz ve bu sorumluluğu da kabul ediyorum. Bunu peşinen söyleyelim, herhangi bir mazeret vesaire de ileri sürmüyoruz'' dedi.

Yılmaz, ancak neden hedefe ulaşılamadığının da bir açıklaması olması gerektiğini dile getirerek, şöyle devam etti:

''Hayır, biz enflasyon hedeflemesine erken geçildiğini düşünmüyoruz. Geçilmesi gerektiğine inanarak geçtik. Geçmişte enflasyonla mücadele konusunda birtakım parasal büyüklüklerin hedeflendiğini, onların da denendiğini ve doğrudan doğruya enflasyonun kendisiyle parasal büyüklükler arasında ilişkinin iyi kurulamadığını gördük, dolayısıyla biz de dünyadaki genel eğilime uyarak, enflasyon hedeflemesi rejimine geçtik ve biz buna erken geçildiğini de düşünmüyoruz. Evet önümüzdeki yıl yüzde 4'lük bir enflasyon hedefi şu anda çok iddialı bir hedef gibi görünüyor, öyledir de iddialıdır. Fakat biz topluma bu sözü verdik. Dolayısıyla bütün çabamız bu hedefin tutturulmasına yönelik olacak.''

-SEÇİMLER-

''Seçimler nedeniyle bir dalgalanma bekliyor musunuz? Ne gibi tedbirler alacaksınız?'' sorusu üzerine Yılmaz, 2001 yılından 2006 yılının Mayıs-Haziran ayına kadar 7-8 dalgalanma yaşandığını, her seferinde liranın değer kaybettiğini ve faiz oranlarının yükseldiğini, fakat bu dalgalanmaların 2001 öncesi dalgalanmaların aksine kalıcı olmadıklarını söyledi.

Yılmaz, bu durumun makro ekonomik temellerin ne kadar güçlü olduğunu gösterdiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

''Dolayısıyla buradan hareketle önümüzdeki dönemde de yatırımcı beklentilerindeki değişiklikler, yurt dışındaki merkez bankalarının alacağı faizle ilgili kararlar, yurt içindeki bazı gelişmeler dalgalanmaya sebep olabilir ama biz bunu bir kriz olarak görmüyoruz, oynaklık olarak görüyoruz. Bu tür dalgalanmalar geçmişte olduğu gibi bundan sonra da olabilir ve olacaktır. Ama her defasında işler yine normale dönecektir diye düşünüyorum. Seçim, dalgalanma nedeni olabilir mi? Tabi, piyasalardaki makro ekonomik temellerden ziyade verileri etkileyecek olan faktörler risktir. Kuru, faizi, yatırımcının tavrını etkileyecek faktörler birer risktir. Burada deprem de, terörist saldırı da bir risktir, seçim de bir risktir. Bunlar olur veya olmaz. Depremin, terörist saldırının ne zaman olacağını bilmediğimiz gibi seçimin ne zaman olacağını biliyoruz ama seçimin nasıl olacağını bilmiyoruz.

Dolayısıyla eğer herhangi bir şekilde kur, faiz vs. seçimlerden etkilenir ise bizim söylediğimiz şudur; bunlar bizim veri setimizin içinde ve biz işleri normale döndürmek için buna tepki göstereceğiz.''

Yılmaz, ''Büyüme yükü özel sektörün üzerindeyken faizlerin yüksekliği bir paradoks değil midir? Çözümü var mıdır? sorusuna karışılık, ''Çözümü var. Çözüm sizin bize inanmanız, beklentilerin düzelmesiyle enflasyonun kontrol altına alınması'' dedi.

-''HERKES DİKKATLİ OLSUN''-

Reel sektörün açık pozisyonlarının yarattığı olası tehlikelere ilişkin bir soruya Yılmaz, ''Bizim dediğimiz şu; herkes dikkatli olsun. Biz herhangi bir kriz falan öngörerek bu sözleri söylemiyoruz. Bir durum tespiti yapıyoruz, bu tespit ettiğimiz durumu kamuoyuyla paylaşıyoruz. Topluma da şunu söylüyoruz; bizim paramız Türk lirasıdır, TL'ye güvenin, TL ile işlem, tasarruf , yatırım yapın'' dedi.

Yılmaz, ''sıkı para politikasının ihracatçıların hedefiyle çeliştiği'' yönündeki görüşlerin hatırlatılması üzerine ise ''Biz ihracatçılarımızla aynı hedefe baktığımızı, yöneldiğimizi düşünüyoruz. Biz fiyat istikrarını sağladığımız, onların alacakları yatırım ve üretim kararlarında enflasyonu ortadan kaldırdığımız sürece, ihracatçılarımızın daha iyi performans göstereceğini düşünüyoruz, dolayısıyla bizim uygulamakta olduğumuz politika ile ihracatçılarımızın hedefi arasında bir çelişki görmüyorum. Fiyat istikrarının, içinde ihracat da, büyüme de, refah da var'' diye konuştu.

Borç stokunun sıcak parayla finanse edildiği yönündeki soruya ise Yılmaz, ''Borç stokumuz yüzde 100 artmadı. 2001'deki yüzde 90'ın biraz üzerinde olan borç stokunun milli gelire oranı 2005 yılı sonu itibariyle yüzde 55.8 idi, zannediyorum yüzde 49 civarında olacak. Borç stokunda önemli bir iyileşme oldu ve zaten ekonominin normal işleyişi de bu borcun çevrilmesiyle ilgili endişelerin azalması sonucu bu noktalara geldik'' yanıtını verdi.

-İSTİFA GELENEĞİ-

Yılmaz, ''Yeni Zelanda örneğinde olduğu gibi yüzde 4 enflasyon öngörünüz gerçekleşmezse, bu durumda istifa etmek geleneğine başlayacak mısınız?'' sorusu üzerine şöyle konuştu:

''Evet biz bu hedefi tutturmaktan sorumluyuz, çünkü bağımsızlığın bir bedeli olması lazım. Bağımsızlığın bedelini biz şu anda kamuoyuna hesap verebilirlik çerçevesinde, hükümete ve parlamentoya iki kez gidip olası gelişmeleri anlatıyoruz. Enflasyon hedefinin tutmamasında olduğu gibi de mektup yazıyoruz. Dolayısıyla istifa da bir şey olabilir, yöntem olabilir. Fakat bunun ne getirip ne götüreceği düşünülmelidir. Yani dere geçilirken at değiştirmek gibi bir şey. Eğer bu önceden kamuoyuna deklare edilmezse durup dururken, 'Merkez Bankası Başkanı enflasyonu tutturamadın istifa et', evet çok ahlaki bir şey sorumluluk duygusu ama o anda nelere mal olacağının da düşünülmesi lazım. Bugün itibariyle bizim mevzuatımızda böyle bir şey yok.''

'Reformlardan taviz söz konusu değildir'

Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, ''Bence yapısal reformlardan taviz söz konusu değildir ve olmamalıdır. Bizim bulunduğumuz nokta, başlanan sürecin sonuçlandırılması, sonlandırılmasıdır'' dedi.

Yılmaz, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) ve Dünya Gazetesi tarafından düzenlenen ''2007 Yılı Para Politikaları'' toplantısındaki sunumunun ardından, sanayicilerin sorularını yanıtladı.

''Merkez Bankasının faiz oranlarını artırma durumunda son derece cesur davranırken, indirim konusunda neden o kadar cesur davranamadığı'' yönündeki bir soru üzerine Yılmaz, ''Enflasyon beklentileri iyileştiği ve enflasyonla ilgili aylık gelişmeler bize ileriye yönelik enflasyon hedefini tutturabileceğimiz konusunda güven verdiği sürece, biz faiz oranlarını artırdığımız gibi aynen indirmek konusunda da cesur davranacağımızdan kimsenin kuşkusu olmasın'' diye konuştu.

Yılmaz, kurlar düştüğünde faizlerin neden düşmediği yönündeki soruyu ise ''Çünkü enflasyonda henüz gözle görülür bir iyileşme yok. Beklentiler de çok hızlı düzelmiyor. Bir kredibilite açığımız var, bu açığı giderebilmek için faiz oranlarının seviyesi bu şekilde sürdürülüyor'' diye yanıtladı.

-ELEKTRİK ÖZELLEŞTİRMELERİ-

''Özelleştirmede seçim sonrasına bırakılan uygulamalar olduğunu görüyoruz. Sizce yapısal reformlardan bir taviz söz konusu mudur?'' şeklindeki soruya ise Yılmaz, şu yanıtı verdi:

''Bence yapısal reformlardan taviz söz konusu değildir ve olmamalıdır. Bizim bulunduğumuz nokta, başlanan sürecin sonuçlandırılması, sonlandırılmasıdır. Şu anda elektrik özelleştirmeleriyle ilgili alınan kararı... faiz dışı fazla sağlandığı sürece, biz problem görmüyoruz. Bununla şunu demek istiyorum; eğer elektrik özelleştirmelerinden dolayı, herhangi bir yerde, gelirde vesaire bir azalma olursa onun diğer bir harcama kaleminden karşılanarak yüzde 6,5'un sağlanacağı varsayımından hareketle bunu söylüyorum. Bu tür gelişmelerin bizim reaksiyon fonksiyonumuzun içinde olduğunu, bunu da zaten kamuoyuyla paylaştığımızı eğer bizim hedefimize giden yolda bir engel teşkil ederse bizim ne tür bir karar alacağımız da önceden belli. Dolayısıyla şahsen sırf bu işten dolayı, reform çalışmalarının inkıtaa uğrağını düşünmüyorum, düşünmek de istemiyorum.''

Yılmaz, hükümetin kararının, yapısal reformlardan vazgeçildiği anlamına gelmemesi gerektiğini, eğer gelirse bunun yanlış olacağını ifade ederek, ''Seçim ekonomisine eğer girilirse, hükümet girmeyeceğini, yüzde 6,5 faiz dışı fazlayı tutturacağını söyledi, bunu da kamuoyuna deklare etti. Eğer herhangi bir nedenle bu yüzde 6,5 faiz dışı fazla tutturulamazsa, bizim hedeflerimizi tehdit eden bir durum ortaya çıkarsa buna tepki vermekte gecikmeyeceğiz'' dedi.

-IMF İLE İLİŞKİLER-

Durmuş Yılmaz, Uluslararası Para Fonu (IMF) ile ilişkilerin neden devam ettiğinin sorulması üzerine, şunları kaydetti:

''Eğer kendi evimizi düzene sokabiliyorsak, yönetebiliyorsak IMF veya başka bir kuruluşla herhangi bir bağlantıya girmemize gerek yok. Fakat son 30 yıllık tecrübemiz, kendi evimizi düzene sokamadığımızı gösterdi. Yani bu insanlar gelip 'sizinle anlaşma yapalım' demiyorlar. Biz onlara gittik, bu anlaşmayı yaptık. Dolayısıyla kendimize olan özgüvenimiz arttığı ve işlerimizi akıllı ve mantıklı şekilde yönettiğimiz ve yönlendirdiğimiz takdirde, bu tür anlaşmalara ihtiyacımız olmayacak. Ama, bugün itibariyle görülüyor ki yapılmış bir anlaşma var, bu anlaşma 2008'in ortasında da sona erecek.''

-BANKALARIN YABANCILARA SATILMASI-

''Bazı bankaların yabancılara satılmasının kendisinde bir endişe yaratıp yaratmadığı'' yönündeki soruya ise Yılmaz, şu yanıtı verdi:

''Türkiye'deki kambiyo kontrol rejimi ve mali piyasalar siyasi irade tarafından yasal bir düzene bağlanmıştır. Dolayısıyla bizim bu siyasi iradeye karşı bugün itibariyle herhangi bir söz söylememiz, doğru olmaz, yakışık da almaz. Biz bu tür yabancı sermaye girişlerinin ekonomik sonucuna bakarak, bu soruya cevap verebiliriz. Yabancı sermaye gelip Türkiye'de yeni iş sahası açtığı ve Türk ekonomisinde rekabetin daha da hızlandırdığı, verimlilik artışına neden olduğu sürece de bir burada bir şey görmüyoruz.''

-HÜKÜMETLE UYUMLU ÇALIŞMA-

Yılmaz, ''Devlet Bakanı Ali Babacan ile uyumlu çalışıyor musunuz?'' sorusuna karşılık, ''(Uyumlu çalışıyorum) dediğimde arkadaşlar inanacaklar mı bilmiyorum. Cevabım (evet, uyumlu çalışıyorum). Bir problem görmüyorum'' dedi.

Seçim ekonomisi uygulanması halinde, bankanın elindeki araçların belli olduğunu ifade eden Yılmaz, buna tepki göstereceklerini, bu durumda kısa vadeli faiz oranlarında düzenleme yapacaklarını belirtti.

Merkez Bankası'nın İstanbul'a taşınacağı yolundaki görüşlerin hatırlatılması üzerine Yılmaz, ''Tereddüt etmeden söylüyorum; biz İstanbul'da şu anda şube binası yapıyoruz. Dolayısıyla da bizim şu anki önceliğimiz fiyat istikrarını sağlamak. Son tahlilde buna karar verecek olan da TBMM'dir. Bu bir süreç, bu sürecin içinde neler ocağını hep birlikte göreceğiz'' diye konuştu.

-TİM BAŞKANI'NA YANIT-

Yılmaz, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı'nın Merkez Bankasına yönelik eleştirilerinin hatırlatılması üzerine, şunları söyledi:

''Şunu kendisiyle paylaşmak isterim ki Merkez Bankasının şu anda yaptığıyla Türk ihracatçısının yaptığı arasında biz bir çelişki görmüyoruz. Bizim fiyat istikrarı için gösterdiğimiz çabalar, Türk ihracatçısının daha iyi ihracat yapmasına yöneliktir. Son 30-35 yıllık enflasyonla yaşadığınız döneme baktığınızda sürekli küçüldü. Bu ortamda hangi ihracatçı sağlıklı karar alabilir ve alamadınız. Fiyat istikrarını sağladığımız arka arakaya 19 çeyrektir Türk ekonomisi büyüyor ve bütün kurun değerlenmesine rağmen Türk ihracatçısı önemli başarı gösterdi. Bunun da nedeni fiyat istikrarının sağlanmasıdır. Biz birbirimizi tamamlıyoruz.''

-CAVİT ÇAĞLAR'IN TEPKİSİ-

Nergis Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Cavit Çağlar'ın, söz alarak, üretici ve ihracatçının önünü göremediğini, kurların seviyesinin gerçeği yansıtmadığını ve baskı altında tutulduğunu ifade ederek, para politikalarını eleştirmesi üzerine Yılmaz, şöyle dedi:

''Ben yine aynı şeyi söyleyeceğim ama yine cevabımı beğenmeyeceksiniz. Lütfen dikkatlice değerlendirin. Aslında sizin söylediğinizle bizim söylediğimiz arasında bir fark yok. Biz diyoruz ki; dalgalı kur rejimi altında Merkez Bankasının bir kur hedefi yok. Dolayısıyla kuru arz ve talep belirliyor. Biz son 5 yılda 45 milyar dolar aldık. Buna rağmen kur buraya geldi. Bu şunun sonucu... güven artıyor... (Enflasyon oranı kadar kuru artırın) dediniz. Şimdi burada sizinle aynı fikirde olmadığımı söyleyeyim. Geçmişe yönelik endeksleme enflasyonu kronikleştiriyor. Eğer bunu yaparsak biz geçmişe döneriz. Geçmişle bağlarımızı koparmamız lazım. Evet sizin sıkıntınızı anlıyorum, bir geçiş dönemindeyiz, bu geçiş dönemini hep birlikte göğüslemek durumundayız. Tekrar ediyorum, sizinle biz aynı hedefe yönelmiş durumdayız, fiyat istikrarınını içinde sizin şikayetlerinizin yeri var, fakat geçişimiz sancılı onu söylüyorum.''

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious