Meryem Ana burada mı yatıyor?

  • Giriş : 01.12.2006 / 00:00:00

Tercüman gazetesi, İzmir Gümüldür’deki gizli yeraltı kilisesi ve Meryem Ana’nın mezarının bulunduğu alanı gösteren belgeleri ele geçirdiğini ileri sürüyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


HZ. İsa’nın annesi Hz. Meryem’in, şimdiye kadar bilinmeyen mezarının İzmir’de 20 sene önce ortaya çıktığı, o dönem gazetelerin yazdığı bu gelişme üzerine büyük heyecan yaşandığı, ancak sonra ne olduysa bir arpa boyu yol alınamadığı ortaya çıktı.

Her şey 1986 yılında İzmir Gümüldür’de balıkçılıkla geçimini sağlayan ve boş zamanlarında ise turistlere rehberlik yapan Ali Gül isimli vatandaşın ihbarıyla başladı.

Esrarengiz iki turist

O dönem bir kaçakçılık olayını soruşturan İzmir Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat ekipleri, soruşturmalar sırasında elde ettikleri bir bilgiyi ‘çok gizli’ olarak genel müdürlüğe ilettikten sonra, inanılması güç bir bilginin peşine düştüler. Bu bilgi Meryem Ana’nın mezarıyla ilgiliydi. Soruşturmalar sırasında ekibe bilgi veren bir balıkçı, yıllar önce iki turistin kendisine gelerek bir katalog gösterdiklerini, daha sonra da Türkçe olarak Meryem Ana’nın mezarını aradıklarını söylediklerini bildirdi. Katalogtaki kalıntıları bir dağın tepesinde gördüğünü hatırlayan Gül olayı şöyle anlattı:

“Turistleri başımdan savmak istedim. Ancak birden benimle Türkçe konuşmaya başlayarak, ‘Yak bir sigara kaptan’ dediler. Bu söze çok şaşırdım. Sonra da bana 35 bin dolar para teklif ettiler. Kabul etmeyince yaşlı olan turist şemsiyesinin ucundan bir bıçak çıkartıp beni tehdit etti. Ertesi gün için sözleştik. Onları Jandarma’ya yakalatacaktım. Ama gelmediler. Şimdi vatanıma iyilik olsun diye bu yöreyi size gösteriyorum. Sizlere emanettir.

O turistlerin bana gösterdiği kataloglarda St. Jean’ın (Yuhanna) burada oturduğu, 9 papazların çevredeki mezarlarda yattığı söylenmiş, Hz. Meryem’in mezarının da burada bulunduğu anlatılmıştı. Bana parayla mezardan çıkacak mücevheri vereceklerini, kendilerinin ise burada bulacakları İncil’i istediklerini söylemişlerdi.”

Ankara’dan gizli emir

Bunun ardından yüzyıllardır aranan mezarla ilgili olarak çok değerli bilgiler elde eden ekip, Ali Balkan Metel başkanlığında genel müdürlükten gönderilen “gizli” emir üzerine yöreye giderek fotoğraflar çekti. Gümüldür Ahmetbeyli mevkiindeki bir dağın zirvesine 2 saatlik yürüyüşle varan ekip, burada Meryem Ana döneminden kalan eserleri görüntüledi. Fotoğraflar daha sonra İzmir Arkeoloji Müzesi’nden Doç. Erol Atalay’a gösterildi. Atalay da konunun ciddiyetinin farkına vararak bölgeye gitti.

Doç. Atalay’ın yaptığı araştırmada, kilisenin ve mezarların soyguncular tarafından talan edildiği belirlenirken, bu araştırmacının TRT’ye verdiği demeç, Meryem Ana’nın mezarının sırrının çözülmeye başladığını yönündeydi. Atalay şu bilgileri veriyordu:

“Yerleşim bölgesi Meryem Ana’nın evinin yerleşimine çok benziyor. Aynı sistem ve düzen açıkça görülüyor. Yani Meryem Ana’nın evi denilebilir. Ama burası çok daha büyük bir kalıntı. Meryem Ana’nın evinde bulunmayan güzellikte ve değişiklilkte sayısız mermer, altın yıldızlı mozaik ve seramikler görülüyor. Bu da buranın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Burası kesinlikle Hıristiyanlar için çok önemli bir yer. Meryem Ana’nın evinden bile önemli. Hemen kazılara başlanıp koruma altına alınmalı. Şu an net söylemek mümkün değil ama burası büyük ihtimalle Meryem Ana’nın mezarı.”

Birileri rahatsız olacak

Meryem Ana’nın Efes’te bulunan evinin gerçekte kendisine ait olduğu uzun tartışmalardan sonra kabul edilince gözler bu sefer mezarına çevrilmişti. Vakıflar, çeşitli kiliselerin temsilcileri ve uzman arkeologların yanı sıra dönemin dünyaca meşhur medyumu Anna K. Emmerich bile devreye girerek mezarın Türkiye’de olduğunu ileri sürmüştü. 1950’li yıllarda ise Türkiye’de mezarı arayan bir gruba destek ise Papa’dan gelmiş, bu haber gündemi uzun süre meşgul etmişti.

Dönemin gazetelerinde ise Meryem Ana’nın mezarının Türkiye’de bulunduğunun kanıtlanmasının birtakım güçleri rahatsız edeceği ve bu grupların el altında aksi yönde çalışmalar yürüttükleri yorumları yapılmıştı.

Kudüs’ten kaçırıldı

MERYEM ANA’NIN Evi ise Bülbül Dağı üzerinde bulunuyor. 1891 yılında yapılan kazılarda ortaya çıkarılan ve Hıristiyanlar tarafından “Panaya Kapulu” olarak da adlandırılan kutsal yerin MS. 4. Yüzyıl’da inşa edildiği tahmin ediliyor. Yıllar boyu her 15 Ağustos’da Meryem Ana Evi’nin bulunduğu Panaya Kapulu’da dinsel törenler düzenlenirken, 1957 yılında Papalık da burasının Meryem Ana’nın Evi olduğunu onayladı ve Hıristiyanlar için “Hac Yeri” ilan etti.

Hıristiyanlar’a göre Hz. İsa, çarmıha gerilişinden kısa süre önce annesini, arkadaşı ve havarisi olan St. Jean’a (Yuhanna) teslim etmiştir. St. Jean da, Hz. İsa’nın çarmıha gerilişinden sonra Meryem Ana’nın Kudüs’te kalışını sakıncalı bularak, onu yanına alıp kaçırmış ve Bülbül Dağı’na getirmiştir. Meryem Ana St. Jean tarafından gizlendiği Bülbül Dağı’nda 101 yaşına kadar yaşamını sürdürmüştür. Hrıstiyanlığın kabulünden sonra Bülbül Dağı’nda ‘Haç’ şeklinde bir kilise inşa edilmiştir. St. Jean Efes’te yaşamış ve söylentiye göre kendi adı ile anılan İncil’i burada yazmış ve burada ölmüştür.

Kazı sözleri tutulmadı

KALINTILAR bulunduktan 3 sene sonra, yani 1990’da ise dönemin Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek Tercüman’da çıkan ve Meryemana’nın mezarını hatırlatan haber üzerine bir açıklama yaparak bölgenin çok önemli olduğunu ve kazıların mutlaka başlayacağını söylemişti. Zeybek, Tercüman’a verdiği demeçte, “Meryemana, yalnız Hıristiyanlar için değil, Müslümanlar için de kutsaldır. Çünkü peygamber annesidir. Bakanlığımız gerekeni yapacak, kazı ve koruma en yakın zamanda başlayacak. Özellikle bölgeden İncil, bir Meryemana heykeli ve St. Jean’ın kolyesi çıkma ihtimali beni heyecanlandırıyor” demişti.

Mektup her şeyi anlatıyor

Dönemin Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dinler Tarihi Öğretim Üyesi Doç. Ömer Faruk Harman ise gerçeğin ortaya çıkması için kazılara başlanmasını isteyerek şunları anlatmıştı:

“Meryemana’nın St. Jean (Yuhanna) ile birlikte Batı Anadolu’ya geldiği ve bu bölgede öldüğü yönündedir. Dönemin Efes Konsülü gönderdiği resmi mektuplarda, ‘Efes şehri ki, St. Jean ve Meryem’in’ cümlesini kullanıyorlardu. Böylece yıllar sonra Efes’te Meryem Ana’nın evi ortaya çıkarıldı. Mezarının olduğu belirtilen Gümüldür ile arası ise 30 kilometredir ve buranın Meryemana’nın mezarı olmaması için hiç bir neden yoktur.”

Gözler Bakan Koç’ta

Zeybek ve sonrasında göreve gelen Kültür Bakanları sözlerinde durmadı. Şimdi gözler, AK Parti’nin Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç’ta. Bakalım Bakan Koç, bu büyük görev için kolları sıvayacak mı?

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious