Meşhur 'ÖSS kaldırılacaktır' vaadi çoktan fıkralık oldu

Meşhur 'ÖSS kaldırılacaktır' vaadi çoktan fıkralık oldu.9376
  • Giriş : 29.06.2007 / 00:08:00
  • Güncelleme : 29.06.2007 / 00:30:39

Yine 'ÖSS kaldırılacaktır' vaadi çoktan fıkralık oldu. Yüz üniversite var. 4 bin taneye ihtiyaç var.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


MHP'nin seçim bildirgesinde ekonomi bölümündeki göreceli gerçekçi hava siyaset ile ilgili bölümlerde yerini 'tehlikeli' bir söyleme terk ediyor. Ekonomi açısından bunun sonuçları önemli.
Türkiye'nin güvenlik sorunlarını, ekonomik istikrarını sekteye uğratacak, ülkeyi dünyadan kopartacak yorumların bir parçası haline getirmemek gerekiyor. Son yıllarda partisini derleyip toparlamada ve karanlık oyunların parçası olmaktan alıkoymada gösterdiği başarıyı Sayın Devlet Bahçeli'nin seçim meydanlarında da göstermesini bekliyoruz.

Bunun dışında MHP'nin bildirgesindeki bol vaatlere bakıyorum da temel sorunlara hiçbir ikna edici çözüm önerilmemiş olması karşısında 'Bunların ne önemi var?' demekten kendimi alamıyorum. İsterseniz şöyle listeden biraz sayayım: Güvenlik mensubuna 230 Yeni Türk Lirası, kamuda denge tazminatı olarak 150 YTL, emekliye eylülde bir maaş ikramiye, işsiz her aile reisine 200 yeni lira maaş, öğretmene ayda 230 YTL geliştirme tazminatı veriliyor. Bitmedi, asgari ücret vergi dışı kalıyor, SSK primi işveren payı yüzde 20'nin altına çekiliyor, tarımsal girdiler KDV ve ÖTV dışı bırakılıyor. Yoksullara sosyal konut dağıtılıyor, her eve ve herkese internet veriliyor. Temel ihtiyaç maddelerinden KDV tedricen kalkıyor.

Yine 'ÖSS kaldırılacaktır' vaadi çoktan fıkralık oldu. Yüz üniversite var. 4 bin taneye ihtiyaç var. Kaynak nerede, ne zaman yapacaksınız? Gerekli öğretim elemanı nerede? Kaf Dağı'nın arkasında. YÖK'ün üniversitelerine bakın bakalım kaç bölümde doktora eğitimi verilebiliyor ve eleman yetiştiriliyor. Herkese mavi boncuk dağıtayım derken içine düşülen bir çelişki var ki, değinmek lazım: MHP 'garantili esnek istihdam sistemi' geliştirmiş. Esnek istihdam ne demek belli; yasaları kolaylaştırarak işçiyi işten daha rahat çıkartmak ve/veya asgari ücret zorunluluğunu kaldırarak neyi kabul ettirebilirsen o ücretten çalıştırmak demek. Bu anlaşılabilir bir önerme. Savunulabilir. Birileri de 'bu sömürüdür, olmaz' diyebilir. Ancak bunun garantilisi ne demek, orası meçhul.

Kamu arazilerinin işsiz ve fakir köylülere dağıtılması vaadi de isabetli değil. Tarım konusu muazzam bir sorun. Geçiştirici ve kolaycı yöntemlerden kaçınmak lazım. Zira amacımız tarımı köylülükten kurtarmaktır. Tarımda zaten bilinçsizlik, eğitimsizlik, piyasadan kopukluk, kısaca etkin girişimcilik eksikliğinden şikâyet etmekteyiz. Halkımıza önderlik yapmak üzere bizim 'lider çiftçi' modeline ihtiyacımız var. Bunun için devletle özel sektör birlikte hareket ederek TİGEM arazilerini kullanarak fukara ve işsiz vatandaşa daha büyük bir iyilik yapmış oluruz. Benzer şekilde çiftçiyi kurtarmak üzere sözleşmeli tarım modeli ile üretici ve tarım kesimi arasında diyalog kurulmalı ve bunu temin etmek üzere devlet etkin teşvik mekanizmasını kullanmalıdır.

Esas soru şu: Hazine'yi 'yağmacı Hasan'ın böreği' olarak görenlerin vaatlerine halk eskisi gibi teveccüh gösterir mi? Tekerlek tam da tümseği dönerken, halkımız adrenalin artırmak için yeni bir maceraya sürüklenir mi? Halka atılmış devr-i Süleyman kazıklarının başka bir açıklaması var mıdır? Hatırlayın, Demirel Türkiye'yi batıracağı son seçimde, hırsından endazeyi iyice kaçırmıştı. 'Ver coşkuyu' misali 'bu meydanda size kim ne vaat ederse, ben iki katını vereceğim' demişti. Halkımız da onu seçmişti. Sonuç ne mi oldu? Cevap için 'kayıp yıllar' diye nitelenen 1990'ların ekonomik sonuçlarına bakmak yeterli...

İBRAHİM ÖZTÜRK

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious