Mesut Yılmaz'dan itiraf gibi açıklama

Mesut Yılmaz'dan itiraf gibi açıklama.42435
  • Giriş : 14.01.2009 / 01:00:00
  • Güncelleme : 14.01.2009 / 00:02:06

Bir TV programına konuk olan Mesut Yılmaz, Susurluk Gladio ile aynı şey değildir, dedi ve ekledi...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Susurluk Gladio ile aynı şey değildir" dedi ve ekledi "Susurluk kazasından sonra kurumlar faili meçhul cinayet işleyemedi, geri çekildi"

NTV'de Can Dündar'ın hazırladığı Neden programında konuşan eski Başbakan Mesut Yılmaz "Susurluk olayını incelettim ama Gladio benzeri bir yapı ile karşılaşmadım. NATO'ya bağlı, Özel Harp Dairesi'nin içinde yer aldığı bir yapı ile karşılaşmadım. ÖHD'nin Susurluk ile ilişkisi tespit edilmedi." dedi.

"Susurluk'un temelinde ASALA ile mücadele için oluşturulan bir yapı vardı. Bu ekip ASALA olayı sona erdirilip PKK terörü başladıktan sonra da kullanılmıştır.

Dönemin hükümet başkanı Tansu Çiller, Emniyet Genel Müdürlüğü içinde ASALA ile mücadele için teşkil edilen bu birimi, Özel Harekat Daire Başkanlığı adı altında PKK ile mücadele için yeniden örgütledi. Ama bu birim içinde bir takım insanlar daha sonra Susurluk'da ortaya çıkan kirli rezil ilişkiler içine girdiler. Kurumlar bu insanlar terör ile mücadele ettikleri için yaptıkları hatalı işleri de görmezden geldiler.

Kaza olduktan sonra bana emniyetin içinden bir takım belgeler de geldi. Ben bu belgeleri dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Demirel'e ilettim." dedi.

'KURUMLAR FAİLİ MEÇHUL CİNAYET İŞLEYEMEDİ'

"Benim başbakanlığım döneminde ve sonrasında hiç faili meçhul cinayet olmamıştır. Çünkü bizim Susurluk olayının üzerine ciddi olarak gitmemiz üzerine "kurumlar" geri çekildiler. Çünkü öncesinde yetki aşımı içindeydiler. Hükümetin artık onlara destek çıkmayacaklarını farkettiler."

Yılmaz'ın bu sözleri programın diğer konuklarından Radikal gazetesi Ankara Temsilcisi Murat Yetkin'in "Hangi kurumlar onlar?" sorusunu sordurdu. Ancak Yılmaz bu soruya yanıt vermedi.

OLAY YARGIYA KALDI

Murat Yetkin, Kutlu Savaş'ın Mesut Yılmaz'ın emriyle hazırladığı rapor için "gereği tam olarak yerine getirildi mi?" şeklindeki sorusuna Yılmaz şöyle yanıt verdi: "Olayın ortaya çıkarılmasında ben Başbakan olarak yetkiliyim ama sonrası yargıya aittir" dedi. Yılmaz sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yargıya emir veremem, vermem mümkün değil. Olay yargıya gitti. Bazı isimler için yargılanma izni istendi ama Genelkurmay Başkanlığı bunun için izin vermediği gibi yanıt bile vermedi."

"KURUMLAR" HANGİSİ?

Yılmaz'ın "kurumlar" şeklinde söz ettiği yapıların hangisi olduğu sorusu akıllara Kutlu Savaş'ın raporunda faili meçhuller ile ilgili yazdıklarını getiriyor. Savaş raporunda şöyle diyordu:

"MİT'in tabiriyle yakalayanlar Cem'i (Ersever) ve arkadaşlarını "infaz grubuna teslim" etmişlerdi. "İnfaz grubu" ibaresi kanaatimizce birçok olayın düğüm noktasıdır. "İnfaz grubu"na kim emir verebilir? Böyle bir grubu kimler kurabilir? Devlette bu yetki olacaksa sistem nasıl işleyecektir? Ve hangi amaçla bu sistem çalıştırılacaktır?

Şu husus bilinmektedir. OHAL bölgesinde bu karar mercii başçavuşlara, komiser yardımcılarına çok daha önemlisi bu yetki dünkü terörist yarınki potansiyel suçlu itirafçılara kadar inmiştir. 1996 yılında Kolordu Komutanı'nın her türlü düzensizliğe son vermek için harekete geçmesi bu adam öldürmedeki keyfiliği de bir noktaya kadar önlemiştir. Çünkü mahkemelere kadar gitmiş bir konu nedeniyle elden ele teslim edilen kişilerin devlet elindeyken köprü altında ölü olarak bulunmasının faili meçhul olamayacağı aşikârdır."

HÜRHABER

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*