MHP'ye göre DTP'lilerin dokunulmazlıkları kalkmalı!

MHP'ye göre DTP'lilerin dokunulmazlıkları kalkmalı!.25258
  • Giriş : 14.11.2007 / 14:43:00
  • Güncelleme : 14.11.2007 / 15:02:34

MHP, hazırladığı anayasa değişikliği teklifini, partili milletvekillerinin imzasına açtı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Genel Başkan Devlet Bahçeli'nin dünkü grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''İlk önce, devletin ve milletin bölünmez bütünlüğüne karşı eylem ve suçlar için dokunulmazlık zırhını hemen kaldıralım'' önerisinde bulunduğunu hatırlattı.

Bu öneriyle ilgili çalışma başlattıklarını, tek maddelik bir Anayasa Değişikliği teklifi hazırladıklarını ifade eden Vural, bu teklifin partili milletvekillerinin imzasına açıldığını bildirdi.

MHP Grup Başkanvekili Vural, ''Teklifin özünde, devletin ve milletin bölünmez bütünlüğüne yönelik suçlarda milletvekili dokunulmazlığının hemen kaldırılması var. Anayasa Değişikliği teklifi verebilmek için 110 milletvekilinin imzasına ihtiyaç var. Bizim sayımız buna yeterli değil. Bu suçlarla ilgili AKP ve CHP de rahatsız. Dolayısıyla bu konuda Mecliste bir mutabakat olduğunu düşünüyoruz. 70 milletvekili arkadaşımızın imzasını alacağız ve teklifi AKP ve CHP gruplarına götüreceğiz. Eğer gruplar arasında bir mutabakat olursa, ortak teklif halinde Meclis Başkanlığına sunacağız'' diye konuştu.

''TBMM HİÇBİR ZAMAN BİR LİNCİN VASITASI OLAMAZ. HUKUK DEVLETİNDE DE BÖYLE BİR ŞEY YOKTUR''

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin devlete yönelik suçlarla ilgili milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ilişkin teklifini değerlendirirken, ''TBMM hiçbir zaman bir lincin vasıtası olamaz. hukuk devletinde de böyle bir şey yoktur'' dedi.

Fırat, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, yeni anayasa çalışmalarını da değerlendirdi ve gazetecilerin sorularını yanıtladı. AK Parti olarak Türkiye Cumhuriyeti devletinin demokratik, sosyal bir hukuk devletini önceleyen, özgürlükleri çağdaş demokratik ülkelerdeki seviyeye çıkaran yeni bir anayasaya ihtiyacı olduğunu seçim döneminde ifade ettiklerini anımsatan Fırat, bunu hayata geçirmek için parti olarak bir çalışma içine girdiklerini, bu konuda tenkitler de aldıklarını ifade etti.

Fırat, şöyle konuştu: ''Bunu tenkit edenlerin büyük bir kısmının, geçmişine baktığınız zaman 1982 askeri darbesinden sonra hayata geçen 82 Anayasası'yla Türkiye'nin idare edilemeyeceğini, hatta bir yerde Türkiye'nin modern dış dünyada en büyük yüklerden birisi olduğunu söyleyen kişilerden oluştuğunu görüyoruz. Bundan dolayıdır ki 1982 Anayasası yapıldığı gün Türkiye Barolar Birliği bir komisyon kurmuş, bu Anayasa'nın ne kadar anti-demokratik olduğunu, disiplini, devleti öne alan ama kişiyi yok sayan bir anayasa olduğunu deklare edip, Türkiye'ye bir rapor halinde sunmuşlardır. Demek ki, bu tartışma 82 Anayasası'nın doğduğu gün başlamıştır. Aynı Barolar Birliği, 2001 yılında da bir anayasa çalışması yapmıştır. Bunu sadece Barolar Birliği değil, TÜSİAD, TOBB, hatta pek çok siyasi parti de tasarılarını ortaya koymuşlardır. Ancak ne zaman AK Parti bunun öncülüğüne soyunmuştur, bir çok kesimden AK Parti'ye büyük bir saldırı başlatılmıştır. Anayasa'nın ilk 3 maddesinin değiştirilemeyeceğini söyleyenlerden, anayasanın değiştirilmesi için mutlak suretle bir kurucu meclisin, hatta daha açık bir tabirle bir darbenin olması gerektiğini söyleyen insanlar, kurumlar dahi ortaya çıkmıştır. Ancak biz bunların hiçbirine kulak asmadık, biz yolumuza devam ettik ve anayasa çalışmamızın AK Parti anayasası olmayacağını, Türk toplumunun mutabakatıyla ortaya çıkacak olan bir çalışmanın içerisinde olduğumuzu söyledik. Bir acelenin içinde olmadığımızı, bunun tartışılacağını söyledik. Bu kez bize ait olmayan bir anayasada, maalesef bir iki madde üzerinde tartışma yaratıldı. Sanki bu anayasa, sadece türbanı içeriyor, sadece okuldaki din eğitimini içeriyormuş gibi iki madde üstünde yoğunlaşan bir tartışmayla gündeme geldi.''

YENİ ANAYASA ÇALIŞMALARI

Fırat, aslında bu tartışmalardan mutlu olduklarını ifade ederek, bireylerin ve kurumların ilk kez 1982 Anayasası'nı ciddi olarak tartışmaya başladığını belirtti. AK Parti'nin anayasa önerisini ''Atatürk'ten ve Atatürk milliyetçiliğinden arındırma'' iddiasında bulunanların TBMM'deki milletvekili yemininden Atatürk milliyetçiliğini çıkarma çabalarını da gördüklerini anlatan Fırat, ''Ben bunlara saygı duyuyorum ama toplumun bu insanlara saygı duyabilmesi için medyaya çıkıp söylemiş olduklarıyla birileri adına yapmış oldukları çalışmalarında paralellik olmasını bu toplumun isteyeceğini unutmamaları gerekmektedir'' diye konuştu.

AK Parti'nin yeni anayasa çalışmasının devam ettiğini ifade eden Fırat, şöyle devam etti: ''Hiçbir şekilde sekteye uğratılmamıştır, rafa kaldırılmamıştır. Çok ciddi şekilde üstünde çalışıyoruz. Gözümüz kulağımız açık, toplumu dinliyoruz, toplumun çeşitli kesimlerinden gelen bizim tarafımızdan da kabul gören teklifleri de biz kendi anayasa taslağımıza işlemekten mutlu oluyoruz. Tahmin ediyorum, yakın bir süreç içerisinde TOBB'un, Türk-İş'in ve diğer sivil toplum kuruluşlarının üstünde çalıştıkları anayasa önerilerini de görüp, onlardan da istifade edeceğimiz kanısındayım. Ancak son noktaya gelmiş bulunmaktayız, ümit ediyorum ki kısa bir süre sonra bunu deklare edeceğiz. Bugün artık bizim teklifimiz olmaktan çıkıp toplumun teklifi olma durumuna girecektir. Çünkü o teklif asgari özgürlükleri belirlemektedir, o teklif asgari demokrasi gerekliliklerini belirlemektedir, o teklif asgari sosyal hukuk devletinin gereklerini belirlemektedir... Ama, bunları azaltan Türk toplumunun özgürlüklere çok fazla layık olmadığını daha o seviyelere gelmediğini iddia edenler, Türkiye'nin demokrasiyle idare edilemeyeceğini söyleyenler, Türkiye'nin bir hukuk devleti değil, kanun devleti olmasının yeterli olduğunu söyleyenler bizim bu tasarımız üzerinde herhangi bir teklifte bulunamazlar. Onlar kendi tekliflerini hazırlamakta özgürler.''

SORULAR

Fırat, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, devlete yönelik suçlarla ilgili milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasına ilişkin yaptığı teklifi nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine, şunları söyledi: ''Hukuk devleti, kuralları olan bir devlettir. Taleplere göre hareket etme imkanı mümkün değildir. Dokunulmazlıklarla ilgili savcıların bu konularla ilgili hazırlamış oldukları iddianameler ve bunlarla ilgili deliller, TBMM'nin önüne gelir, eğer hakikaten orada ciddi bir suç unsuru görülürse, prosedüre göre TBMM bu dokunulmazlığı kaldırır. Ama TBMM hiçbir zaman bir lincin vasıtası olamaz. Hukuk devletinde de böyle bir şey yoktur. Dolayısıyla peşin olarak 'şunların dosyaları gelirse kaldıralım', 'şunların dosyası gelirse bekletelim' diye bir niyette de olabilmemiz mümkün değil. Bu hukuk devletinin temel ilkeleriyle çatışmaktadır.''

Fırat, bir gazetecinin, ''Kuzey Irak'tan beş siyasi parti temsilcisi Türkiye'ye geldi. Bunların AK Parti ile görüşme talebi oldu mu?'' sorusunu yanıtlarken, kendilerine bir talep ulaşmadığını bildirdi. Eğer böyle bir talep gelir ve uygun görürlerse görüşebileceklerini belirten Fırat, ''Ama, bildiğim kadarıyla onlar daha önce de Türkiye'ye sık sık geliyorlar. Ama çok etkin olan siyasi partiler olduğu kanısında değilim'' dedi.

DEMİRTAŞ'IN SÖZLERİNE YANIT

Bir gazetecinin, ''DTP Genel Başkanı Nurettin Demirtaş'ın terör zirvesi değil, demokrasi zirvesi oluşturalım önerisinde bulundu. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?'' sorusuna Fırat, şu karşılığı verdi: ''DTP Genel Başkanının eğer bu konuda gücü yetiyorsa silahlar konuşulurken demokrasi konuşulmaz. Kayıtsız şartsız terörist dediğimiz kişilerin silahlarını bırakması gerekir, ancak ondan sonra konuşabilmek mümkün olabilir veya düşünülebilinir ama silahlar eldeyken, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin toprak bütünlüğüne, milli bütünlüğüne yönelik ciddi bir tehdit varken ve her gün Türkiye şehitler verirken, demokrasiden bahsedebilmek biraz aldatmacaymış gibi geliyor bana.''

ANAYASA'NIN 6. MADDESİNDEKİ HÜKÜM

Bir gazetecinin, ''yeni anayasa çalışmasında başörtüsü sorununu bitirecek bir madde olup olmadığı'' şeklindeki sorusunu yanıtlarken Fırat, anayasanın içinde aslında ''başörtüsü ile ilgili bir maddenin olmadığını'' kaydetti.

Fırat, şöyle konuştu: ''Başörtüsü bir hak değil. Türkiye'de yanlış olarak ortaya sunulan şeylerden birisi inanç özgürlüğünün bir sonucu. İnanç özgürlüğünün kullanılması nedeniyle bir insanın hakkı. Enteresan olan da tabii başörtüsüyle ilgili Türkiye Cumhuriyeti yasalarında, Anayasa da dahil olmak üzere herhangi bir yasaklama yok. O zaman Türkiye'de eksik olan başka bir şey var. Ona bakmak lazım. Türkiye'de sistemin tam demokratikleşmediğini, tam bir hukuk devleti, olgun bir hukuk devlet oluşmadığı ve kişi özgürlüklerine karşı büyük bir saygının oluşmadığı sonucu çıkıyor, ortaya. Aslolan bu mantaliteyi yerleştirebilmektir. Ama tabii ki tartışmalar bunun üstünde yapılmıştır. Ben her zaman söylüyorum. Tartışma başörtüsüyle ilgili değildir, problem de başörtüsü değildir aslında. Aslında birileri genç kızlarımızın, kadınlarımızın başında olan örtüyü aldılar, kendi yüzlerine örttüler. Çünkü kendi yüzlerinin görünmesini istemediler, asıl fikirlerinin görünmesini istemediler. Aslında tartışma konusu olan şey, yalnız 82 Anayasası'nda değil, asıl temel sorun başından beri 82 Anayasası'nda 6. madde olarak yer alan hükümdür. Egemenliğin kime ait olduğu ve bu egemenliğin kimin eliyle kullanılacağı tartışmasıdır. Kavga bunun üstünedir, öbürleri teferruattır. Sadece kendilerini saklamak, kendi fikirlerini perdelemek için kullanılan bir şeydir. Aslında halk tarafından seçilmeyen, halka hesap vermek mecburiyetinde olmayan, ama halka ait egemenliği şu veya bu şekliyle kullananların modern anayasalarda böyle bir yetkilerinin olmaması ve gelecek olan anayasada da bu yetkilerinin yer almamasıdır. Kavga bunun üstünedir.

''CUMHURİYETÇİ MİSİN, DEMOKRAT MISIN?''

Bir süre sonra aslında asıl tartışma konusunun bu olduğu görülecektir. Tartışma egemenliğin kime ait olduğu ve kimin tarafından kullanılacağı meselesidir. Yani diğer bir tabirle, 'cumhuriyetçi misiniz, değil misiniz?' Çünkü egemenliğin kaynağı bu. Cumhuriyetin tarifi egemenliğin nereden kaynaklandığı meselesidir. Eğer siz 'halktan, milletten kaynaklanıyor' diye cevap veriyorsanız, sizin tarif ettiğiniz rejimin adı cumhuriyettir. Yok, 'bürokrasiden, belli bir aileden, sülaleden gelir' diyorsanız, onun adı monarşidir, otokrasidir. Egemenliği kim kullanacak sorusunun cevabı da halka hesap verecekler kullanacaksa, demokrasidir. 'Halktan vekalet almayanlar da kullanacak' derseniz, onun adı demokrasi değildir. Dolayısıyla cevaplanması gereken iki soru var. Cumhuriyetçi misin, demokrat mısın? Kavga bunun üstünedir.''

Fırat, bir başka soruyu yanıtlarken, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın ''açılım'' şeklinde sunduğu önerileri kendilerinin aslında 5 yıldır söylediğini kaydetti. Baykal'ın bir söylediğinin diğerini tutmadığını savunan Fırat, kendilerinin güvenlik tedbirlerini aldıklarını, her türlü çabayı gösterdiklerini söyledi. Fırat, ''Bunun yanında Kürt kökenli vatandaşlarımızın bu ülkeye aidiyetini pekiştirecek, onun bireysel haklarını güçlendirecek her türlü teşebbüsü de yapıyoruz ve bunu da hayata geçiriyoruz. Bunun için Sayın Baykal'a 'günaydın' demekten başka yapacak bir şeyimiz yoktur. Onun için onun bize bir katkısının olabileceğini zannetmiyorum. Yaptığımızı, söylemeye başlamıştır, ama o da bir gün sürdü maalesef'' diye konuştu.

BAHÇELİ: DEVLETE KARŞI SUÇLARDA DOKUNULMAZLIĞI KALDIRALIM

Dün Meclis grubunda yaptığı konuşmada ‘Teröristler bugün sadece dağlarda aranmamalıdır’ diyen MHP lideri Bahçeli, sözcüleri ve temsilcileri vasıtasıyla TBMM’ye girdiklerini öne sürdü.

Bu kişilerin milletvekili sıfatını bölücü ve yıkıcı amaçları için bir kalkan olarak istismar ettiklerini ve devletin sağladığı imkanları devleti yıkmak için hayasızca kullandıklarını ifade eden Bahçeli, “Türkiye’de hiç kimsenin suç işleme özgürlüğü ve işlediği suçun cezasından kurtulma ayrıcalığı yoktur” diye konuştu.

Bahçeli “PKK sözcülerinin Meclis çatısı altında melanetlerini sürdürmesini Türk milletinin çok büyük bir çoğunluğu gibi içinize sindiremiyorsanız, bunun Anayasa’ya ve kanunlara aykırı olduğunu kabul ediyorsanız, gelin dokunulmazlık konusunda iki aşamalı bir yaklaşım belirleyelim. Milletvekili dokunulmazlığını Meclis kürsüsü ile sınırlamayı ileri bir aşamada ele alalım ve ilk önce devletin ve milletin bölünmez bütünlüğüne karşı eylem ve suçlar için dokunulmazlık zırhını hemen kaldıralım” dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious