Milan Baros uzun uzun konuştu

  • Giriş : 30.09.2008 / 20:19:00
  • Güncelleme : 30.09.2008 / 20:29:56

G.Saray'ın gol makinesi Baros iddialı konuştu. Arda, Hasan ve Kewell için ilginç tanımlamalar yaparken, 'Harika bir takımız, en az 3 kupa' sözü verdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Galatasaray'ın Çek golcüsü Milan Baros, Galatasaray TV'de Adnan Paşaoğlu'nun hazırladığı "8. GÜN" programına konuk olarak çok özel açıklamalar yaptı…

İnanılmaz bir başlangıç yaptın ve Galatasaray taraftarı senin için çıldırıyor. İlk olarak onlara bir şeyler söylemek ister misin?

Baros: Evet tabii ki... Galatasaray için 4 maç oynadım. Ve taraftarlar muhteşem... Evde olsun deplasmanda olsun... Umarım bu bütün sezon devam eder ve biz onlara kupalar veririz. Tüm kupalara talibiz ve en önemlisi de bu.

Sen gelmeden önce transferin bomba etkisi yarattı. Sonuçta ünlü bir oyuncusun. Performansın hakkında konuşmayı sevmediğini biliyorum çünkü röportajlarının çoğunu ben çeviriyorum. Şu ana kadar yaşadıklarından bahseder misin?

Yeni bir kulübe geldiğinizde iyi bir başlangıç yapmak her zaman önemlidir. Ve ben bunu yaptım. Birkaç gol kaydettim. Ki bu çok önemli, ilk gol için beklemenize gerek kalmıyor. Bu da baskıyı ortadan kaldırıyor... Şimdi sadece keyfini çıkartacağım, etrafımda harika oyuncular var, harika bir takım ve bu takım için iyi bir koç, muhteşem taraftarlar... Şimdi bunların keyfini çıkartacağım ve umarım tüm sezon başarılı olacağız. Birkaç kupa kazanacağız. Çünkü futbolu bunun için oynarsın. Mutlu olmak, taraftarları mutlu etmek ve kupayı kazanmak. Önemli olan şeyler bunlardır.

Milan, dünyanın genelinde nasıl bilmem ama Türkiye'de herkes Futbol yorumcusudur... Herkes biraz fazla bilir futbolu... Ve sen daha gelmeden eleştiriler başladı. Ama sen Belinzona maçında golleri attın. O anda neler hissettin?

Eleştiriler her yerde var. Avrupa'da da çok eleştiri vardır, maç analizleri yaparlar... Ama dediğim gibi, siz sahada göstereceksiniz, gazeteye bir şey söylemek zorunda değilsiniz. Önemli olan düşündüğünü sahada yapıp golü atıp takıma yardımcı olmak.

Peki golleri attıktan sonraki hisler...

Evet dediğim gibi ne kadar çabuk atarsan golleri, oyuncu için o kadar iyi. Özellikle de forvet için. Sonrası tamamen bir keyif... Ve biz kazandık. Umarım turu da geçeceğiz ve UEFA'da başarılı olacağız.

Daha önce Şampiyonlar Ligi'ni İstanbul'da kazandın. Şimdi UEFA Kupası finali İstanbul'da... Bir çağrışım yapıyor mu?

Evet İstanbul'da başarılı oldum... Liverpool ile Şampiyonlar Ligi'ni kazandığımız dönemde... Şimdi de UEFA Kupası'nı Fenerbahçe Stadyumu'nda kazanmak muhteşem olur. Ligdeki ve şehirdeki en büyük çekişme... Orada kazanmak çok güzel olur. Ama daha hala uzak. Önce Bellinzona ile oynayacağımız ikinci maça konsantre olmalıyız, ilk hedef bu. Sonra gruptan çıkmalıyız ve ondan sonra ne olacağını asla bilemezsin. Ama daha çok zaman var. Sezonun başındayız, yani sabırlı olmalı, her maça ayrı konsantre olmalı ve kazanmalıyız.

Ligin seviyesini de gördün, gelmeden önce de bazı fikirlerin vardı... Peki Galatasaray'a gelmeden önce aklındaki soru işaretleri neydi? Ve bu sorular cevaplarını buldu mu?

Yaz döneminde farklı ülkelerden ve liglerden teklifler vardı. Ama Avrupa'da büyük bir kulüp Galatasaray... Önemli bir ismi var... Her zaman Şampiyonlar Ligi için mücadele ediyorsun, şampiyonluk için mücadele ediyorsun, stadın atmosferi inanılmaz, etrafında iyi oyuncular... Ligde iyi oyuncular var... Ligin bir kalitesi var. Ve menajerim teklif var dediğinde oturduk bunları konuştuk ve gelmeye karar verdim.

Peki tüm gazeteler, televizyonlar Kewell ile konuştuğunu yazdı. Böyle bir görüşme oldu mu? Olduysa neler konuştunuz?

İmza atmadan bir hafta önce konuştuk. Ama normal bir diyalogdu. Nasılsın neler yapıyorsun gibi... Sonra kulübü antrenmanları ve tesisi sordum... Harry'nin tüm cevapları çok pozitifti. Onunla konuştuktan sonra içim daha da rahat geldim.

Peki ya Florya.. Tesisi beğendin mi?

İşte görüyorsun, burası çok güzel!

Sıcakta antrenman çok zor olmadı mı?

Bu o kadar kötü değil... Ama ilk geldiğimde çok sıcaktı... 35 derecelerde... O yüzden şu anda iyi diyebilirim.

İstersen biraz daha takımdan bahsedelim. İyi bir takım olmakla iyi bir kadro iyi bir benç arasında bazı farklar var. Siz çok iyi bir kadrosunuz... Peki takımı şu anda nasıl buluyorsun? Genel olarak baktığında şu anda iyi bir takım mısınız?

Aslında daha yeni geldim. Takımda çok iyi oyuncular olduğunu görüyorsunuz, gençler bile çok kaliteli... Soyunma odasındaki atmosfer çok iyi. Oyuncular sürekli gülüyor, şakalaşıyor. Bence takım iyi. Güzel sonuçlar almaya başladıkça daha bile iyi olacağız.

Benim antrenmanlardan gördüğüm, sen ve Lincoln çok iyi anlaşıyor gibisiniz...

(Gülüyor) İyi bir oyuncu... Bir forvet için müthiş bir oyuncu, çünkü size ihtiyacınız olan pası verebiliyor, gerekli şansları yaratıyor... Ama sadece o değil, Arda muhteşem bir oyuncu... Harry Kewell size pozisyon hazırlıyor.. Ayhan da size gol pozisyonu yaratıyor... Bu kulübün bu takımın her yerinde iyi oyuncular var. Bence çok iyi bir takımdayım.

Peki ya Kewell. Gelmeden önce onunla konuştum demiştin. Golü attığında ona koştun. Yeniden birlikte olmak nasıl bir his. Sahada soyunma odasında nelerden bahsediyorsunuz?

Onu Liverpool'dan tanıyorum. Yaklaşık iki senemiz beraber geçti. Onu gayet iyi tanıyorum. O iyi biridir. Ve sahada bir kalitesi vardır. Böyle oyunculara sahip olmak her zaman iyidir.

Dışarıdan gördüğümüz kadarıyla sen çok pozitifsin. Hep gülümsüyorsun. Ama sahada bazen insan değişir. Sahadaki ve dışarıdaki Baros'u bize biraz anlatır mısın?

Gülmeyi seviyorum. Çok ciddi olmayı sevmem ama tabii profesyonel bir futbolcusun, ciddi olman gereken zamanlar var ama bu iyi anlamda... Gülmeyi, birini görünce şaka yapmayı severim. Saha dışında da bu böyledir. Kız arkadaşımla birlikte hep gülmeye ve pozitif olmaya çalışırız. Güldüğün zaman hayat daha kolaydır.

Yalnız mı geldin? Kız arkadaşın ya da ailenden gelenler var mı?

Kız arkadaşım buradaydı ama Çek Cumhuriyeti'ne gitti. Uluslararası aradan sonra geri gelecek.

Peki şimdi yalnızlık çekiyor musun? Ya da kulübün sen yalnız hissetme diye bir şeyler yapıyor mu?

Hayır hayır, artık bebek değilim. Kendi programımı yapabiliyorum. Dediğim gibi Harry Kewell burada. İstanbul'da bir çok Çek var... Hep bir şeyler yapıyorum yani sıkılmadım.

Çok antrenman yapıyorsun. Bu aralar hep çift idman. Antrenman harici günlerini nasıl geçiriyorsun?

Hava güzeldi bu aralar, hep havuz kenarındaydım. Ama şimdi bozuyor bakalım... Gerçi kız arkadaşımla evimize yerleşeceğiz. Artık İstanbul'un tarihi yerlerini gezeceğiz, yemek yemeğe çıkarız... Normal şeyler.

Yemek demişken... Türk mutfağını ve kebabı denedin mi?

Çek Cumhuriyeti'nde de Türk restoranları var. Mutfağınızı biraz biliyorum. Bence güzel.

Çek mutfağı nasıldır? Özlediğin şeyler var mı?

Her döndüğümde Çek mutfağının tadına bakarım. Ama her zaman yiyemezsiniz çünkü biraz yağlıdır. Futbolcu için çok da iyi değildir. Ama ne zaman uluslararası bir maç olsa bir Çek restoranı bulup bir tabak da olsa bir şeyler yerim.

Çek demişken... Sen ilk profesyonel olduğunda seni oraların Maradona'sı ilan etmişler...

Bana hiç öyle seslenilmedi... Basın hep böyle şeyler uyduruyor. Arkadaşlarım beni hiç öyle çağırmadı.

Ama ben sanki öyle bir şeyler okudum... Sen Maradona benzetmesi için ne düşündün peki?

O farklı bir oyuncuydu. Dünyanın en iyilerinden biri.

Peki senin bir idolün, kişisel kahramanın... Futbola başladığında onun gibi olmak istiyorum dediğin biri var mıydı?

Hiç kahramanım olmadı. Öyle odamın duvarında asılı bir poster yoktu. Hep kendim bir şeyler yapmaya çalıştım ama tabii ki hayranlık duyduğum büyük oyuncular vardı. Ama öyle tek bir isim olmadı. Ben hep antrenmanda çok çalışıp olabileceğimin en iyisi olmaya çalıştım.

Belki de sen kahraman olmak istedin. Başkasına özenmek yerine kendi yolunu çizmek istedin.

Hayır öyle bir düşüncem yok... Aslında... Sevdiğim işi yapıyorum. Bu benim mesleğim..... Düşünsene sevdiğin şeyi yapıyorsun meslek olarak, bu durumda olmak çok sevindirici. Bazen bu da yorucu olabiliyor, antrenmanlar seyahatler.... Çok zamanınız olmuyor. Yine de sevdiğim bir şeyi hobimi yapıyorum. Bunu böyle görüyorum... Futbol oynamak çok hoş... Tabii işin olduğu içinde sıkı çalışman lazım.

Peki bu dünyadaki en popüler spor. Senin Futbol aşkın nasıl başladı?

Çok zor olmadı... Benim babam da Futbol oynardı ve ben neredeyse iki yaşımdan beri topla bahçedeyim.... Arkadaşlarımla oynadım hep... Sonra kariyerime kendi kasabamda başladım. Kendimi geliştirdim, geliştirdim ve başarılı bir kariyer yaptım. Umarım yapmaya da devam edeceğim. Çünkü daha 26 yaşındayım önümüzdeki ay 27 olacağım. Daha önümde 6 yıl var diye düşünüyorum. Kazanmak istediğim çok şey var. Umarım bunlar gerçekleşecek.

Baban seni maçlara götürür müydü?

Tabii. Dediğim gibi o oyuncuydu. Ve ben de daha gençken onunla birlikte maçlarına giderdim. Hep onu görmeye giderdim. Daha o zamanlardan sporcu olacağımı biliyordum sanırım. Seviye ne olacak bir fikrim yoktu ama Futbol oynayacağımı biliyordum.

İstersen biraz kariyerinden bahsedelim. Unutamadığın anlar...

Şampiyonlar Ligi finali... Burada İstanbul'da oynadığımız ve kazandığımız.

Peki ya milli takım?

Muhtemelen Altın Ayakkabı'yı kazandığım Portekiz'deki Avrupa Şampiyonası derim. Ama yarı finalde Yunanistan'a yenilmemiz çok üzücüydü. Çünkü o yıl turnuvayı kazanabilirdik. Ama kaybettik.

Bazen işler istediğin gibi gitmez. Maçın ellerinden kayıp gittiğini görürsün. Böyle anlarda ne düşünüyorsun. Eyvah gitti diye söyleniyor musun? Ya da buradan çevirebiliriz. Böyle anlar yaşadın mı? Mesela Şampiyonlar Ligi finalinde geriye düştünüz ve taraftarlar o marşı söylemeye başladı... O anda neler hissettin?

AC Milan karşısında ilk yarıda 3 - 0 gerideysen oyunda geri dönmek çok zordur. Ama onlar gevşemişti. Kupayı Milona'do sanıyorlardı ve biz 7 dakikada 3 gol kaydettik. Oyuna yeniden girdik. Ve penaltı atışları piyango gibidir... Kazandıktan sonrası inanılmazdı. Hele bu şekilde kimsenin beklemediği bir şekilde kazanmak.. Biz bunu yaptık!

Peki Futbol harici hayallerin var mı? Seviyesini bilmiyordum ama Futbol oynayacağımı biliyordum dedin... Ama çocukken yada gençken başka hayaller kurdun mu?

Daha gençken... Okul sonrası dünyayı gezmeyi istiyordum. Ama zamanım olmadı. Ama umarım emekli olunca bunu yapacağım. O zaman da belki çocuklar olacak bilemezsin...

Ama zaten dünyayı geziyorsun. Birçok farklı ligde oynadın. Yeni bir işe başlarken ya da yani bir yere gittiğinde hep biraz korkutucudur. Sen yeni bir takıma ya da ülkeye gittiğinde nasıl düşünceler oluyor?

Her zaman beklentiler var. Ama oyuncuları tanımanız iyi bir şey. Takımdaki oyuncuların çoğuna karşı oynadım. Harry ile birlikte oynadık. Seni tanıyan oyunncuların olduğu takıma gelmek daha rahat. İngiltere'ye ilk gittiğim zamandan çok daha kolay çünkü kimse beni bilmiyordu, ben İngilizce bilmiyordum. O zamanlar zordu... Şimdi daha kolay. Sen insanları tanıyorsun insanlar seni. Bağlantı kurmak daha kolay.

Peki ya antrenör. İlk kez birliktesiniz. Ve bilirsin her zaman patron odur. İyi anlaşıyor musunuz?

Antrenör patron olmak zorunda... Olmazsa işler karışır. Almanya liginden tecrübesi var. Oyuncuya yaklaşmayı biliyor. Antrenmanlar iyi... Topla her şeyi yapıyoruz. Rekabet halindeyiz. Evet antrenmanlar iyi, antrenör iyi, asistan koç da olaya hakim.

Antrenmandan bahsetmişken. Sen hazır geldin değil mi? Geçmişte birkaç sakatlığın oldu ve geçen sezon senin en iyi sezonun değildi. Ama sen hazır geldin takıma çok çabuk adapte oldun. Bu profesyonelliğin bir getirisi sanırım. Sakatlığın olduğunda ya da takım çalışması yapmadığında neler yaptın? Yazı nasıl geçirdin?

Zaten milli takımla Avrupa Şampiyonası'ndaydık... (Gülerek) Biliyorsun Türkiye'ye kaybettik. Ondan sonra 10 gün kız arkadaşımla tatil için Sardunya'ya gittim. Sonrasında iki haftayı evde ailemle geçirdim. Arkadaşlarla tenis oynadım. Keyfini çıkardım... Kalanında sezon öncesi sakatlığım olmadığı için çalıştım. Önemli olan da bu, sakatlık yaşamamak. Bu yaz her gün sıkı çalıştım. Buraya geldiğimde hazırdım. Fiziksel ve mental olarak Futbol oynamaya hazırdım. Çünkü yaklaşık iki aydır çalışıyordum.

Bu arada merak ediyorum. Kenardan nasıl kart gördün?

Evet kenardan hakeme bağırıyordum. Ofsayt olduğunu sandım, duygusal bir andı. Çok önemli maçtı. 75 dakika 2-0 önde götürdüğün maçı kaybediyorsun. Duygusallaşıyorsun kazanmak istiyorsun... Hakeme ofsayt diye bağırıyordum ama özetleri izleyince gördüm ve değilmiş, özür dilemem gerek.

Milli takım için savaşmak başka bir his değil mi?

Çocukken yapmak istediğin şey. Olmak istediğin yer. Televizyondan maçları izler orada olup ülken için savaşmak istersin. Milli maçlar her zaman özeldir.

Peki Türk milli takımını nasıl buluyorsun?

Şu ana kadar birkaç maç yaptık... Avrupa Şampiyonası'nda çok iyiydiniz. Yarı final oynadınız, finale çok yaklaştınız. Bence dört yıl önceki Yunanistan gibiydi. Bu sezon kupayı kazanabilirdiniz ama Almanya'ya kaybettiniz... Biraz şans da var... İyi bir antrenör ve en önemlisi çok iyi oyuncularınız var.

Galatasaray'a bir forvet geldiğinde... Kim olursa olsun. İster yabancı ister Türk. Hep benim de kişisel kahramanım olan Hakan Şükür'le kıyaslanır. Sen bu kıyaslamaya ne diyorsun?

Belki de tarihteki en önemli isimlerden biri. Artık buradan ayrıldı, yeni isimler geliyor. O müthiş bir oyuncu. İnsanlar öyle oyuncular görmek istiyor, bu yüzden de böyle kıyaslamalar oluyor.

Bir takımda iyi oyuncular varsa her zaman rekabet olur. Ümit ve Nonda dönecek... Bazen tek forvet, bazen çift forvet oynayacaksınız. Bu rekabeti hissediyor musun? Seni daha fazla çalışmaya zorluyor mu? Rekabetten arkaldaşlık etkileniyor mu?

Hayır. Öncelikle biz bir takımız ve aynı doğrultuda olmalıyız. Tabii ki forma savaşı var. Bu normal ve antrenmanda hafta sonu oynamak istediğini göstermen gerek. Maçta da iyi oynamalısın. Takım ve kendin için en iyisini yapmalısın. Bu arada takımda 3-4 forvetin olması iyi. Çünkü UEFA Kupası da var, perşembe - pazar maç yapıyorsun. Herkes şans bulabilir. Geniş bir kadro lazım. Tüm sezonu 11-12 kişi ile geçiremezsin.

Peki bu perşembe pazar trafiği özel hayatını etkiliyor mu?

Kişisel hayat... Sen futbolcuysan her şeyden feragat etmen gerek. Sadece futbola konsantre olmalısın. Zaten 34-35 yaşına kadar oynuyorsun, ondan sonra hayatın tadını çıkar. Ne istersen yaparsın. Şimdi başarılı olmak için her şeyini futbola vermelisin. Birçok şey için vaktiniz kalmıyor, seyahatler, antrenmanlar... Kız arkadaşın için biraz garip gelebilir ama bu hayatımız. Çalışmamız ve kendimizi hazırlamalıyız. Ama dediğim gibi 35 yaşından sonra istediğini yapmak için çok zamanın var.

Bu sezonun sonunda da çok var. Ama şu üç haftada oynadığın maçları izledin, özetleri gördün. Ligi nasıl buldun? Birçok farklı ligde oynadın; Fransa'da, Premier Lig'de... Buradaki seviye için neler söyleyeceksin?

Daha birkaç maç oynadım. Kıyaslamak zor şu an için. Ama benim için dünyadaki en iyi lig İngiltere. Bu tartışılmaz bile. Ama oynadığımız maçlar iyiydi. Atmosfer müthiş ve Futbol için bu çok önemli. Statta iyi bir hava olması sizi savaşmaya iter. Oynadığımız takımlar iyi seviyede. Antalya evimizde bile bize karşı iyi oynadı. Bence zorlu bir lig. Çok mücadele ve meydan okuma olucak. Bence heyecan verici bir lig.

Peki Ali Sami Yen "cehennem" diye adlandırılır. Ama Galatasaray için oynuyorsan, taraftar yanındaysa bence cennet. Sen atmosferi nasıl buldun?

Sanırım yaklaşık beş yıl önce Liverpool ile Galatasaray'a karşı oynamıştık. Şampiyonlar Ligi maçıydı. Sahayı gezmek için çıktığımızda stadyum çoktan dolmuştu bile... Maçın başlamasına 1 buçuk saat kala inanılmaz bir atmosfer vardı. Şimdi sadece lig maçı bile oynasak stat inanılmaz oluyor. Taraftar muhteşem. Oyuncu taraftarın arkasında olduğunu bilince sahada daha fazlasını verir her zaman. 90 dakika savaşır. Rakibi zorlayacak bir yer olması her zaman iyidir. Herkes korkar çünkü Galatasaray büyük takım ve taraftarla birlikte herkesi burada yenebiliriz.

Taraftar demişken... Şuradan şuraya yürüken bile insanlar fotoğraf çektirmek istiyor. Sana olan reaksiyon nasıldı. Seni şaşırtan bir şey oldu mu?

Buna alışmak lazım. Normal. Futbolcuysan ve insanlar seni tanıyorsa resim çektirmek isterler. Benim için bu sorun değil ama bazen 100-200 kişi oluyor ve hepsi bir şey istiyor. Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışırım. Çünkü çoğu çocuklar... Ben de kibar olmaya çalışıyorum.

Yeniden futbola dönersek... Galatasaray'ın hedefi hep aynı. Şampiyon olmak, Şampiyonlar Ligi, UEFA Kupası'nda başarı. Senin kişisel hedeflerin neler?

Asla hedef koymam. Şunu yapacağım şu kadar gol atacağım diye. Bana ya da takıma haksızlık bence.. Her maç elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışırım. Atabildiğim kadar gol atmaya çalışırım. 10,15, 25, 30... Bilmiyorum. En iyisi için çalışıyorum. Sezon bittiğinde göreceğiz kaç tane attığımı.

Ben sana internetteki tahminleri söyleyeyim. Senin için 15-20 arası atar diyorlar... Sence mümkün mü? Çünkü çok iyi başlayınca beklentiler hemen yükseldi.

Her şey mümkün. Ama dediğim gibi hedef koymam. Benim için takımın başarısı ve 3 puan önemli. Ben üç tane atarım 4-3 yeniliriz. Bir esprisi olmaz. Bireysel bir spor değil bu, tenis oynamıyoruz. Tabii ki bir forvet için gol atmak önemli. Ben de atmak istiyorum. Göreceğiz.

Dövmelerden bahseder misin?

Bileğimde kızılderili totemi var. Köyü kurtaracağına inanılırmış. Beni de koruyacağını umuyorum.

Bacakta da bir şey var.

O benim ailem.

Aileye bağlı mısındır?

Evet, evet. Annemler, kız kardeşlerim ve şimdi de kız arkadaşım. Bana dünyada en yakın olanlar.

Peki sporcularla konuştuğumda hangi sporu yaparlarsa yapsınlar en ağır eleştiri hep babadan geliyormuş ve anne de hep destek olan rolünde. Sende de aynı mı?

Hayır hayır... Tabii babam bir şeyi beğenmezse söyler ama maçtan hemen sonra değil. Belki ertesi gün arar ya da ben ararım. Ve sadece performansımı konuşmayız, genel bir sohbet olur.

Peki annen ve kardeşlerin maçlara gelir mi?

Milli maçlarda tüm ailem tribündedir.

O başka bir his tabii, gurur duyuyorlardır.

(Gülerek) Bilmiyorum onlara sormalısın ama umarım öyledir.

Peki kız arkadaşın ya da ailen tribünde olunca sen heyecanlanıyor musun ya da tamamen kendini o düşüncelere kapatır mısın?

Dolu stadyuma oynuyorsun, önemli maçlara çıkıyorsun, insanları mutlu etmen lazım. Kız arkadaşım burada, daha iyi oynamalıyım diye bir şey yok. Hep maça konsantre olurum. Bazen sesleri bile duymazsınız.

Maç içindeki diyalog çok önemli değil mi? Dünyanın birçok farklı yerinden oyunlarınız var. Diyoloğu nasıl sağlıyorsunuz?

Genelde İngilizce konuşuyoruz. Takımdakilerin çoğu İngilizce biliyor. Bağırdığın zaman herkes ne anlama geldiğini bilir. Uzun süre oynayınca oyunculardan ne beklemen gerektiğini bilirsin.

Mesela Lincoln İngilizce bilmiyor ama sahada çok iyi anlaşıyorsunuz.

O akıllı... Akıllı bir oyuncu... Kilit oyuncu, oyun kurucu pozisyonunda, pası nereye vereceğini biliyor. Yetenekli, bir forvet için gerekli.

Peki kariyerinde unutmak istediğin ya da o anı tekrar yaşayıp düzeltmek istediğin anlar var mı?

Hayır şu ana kadar hayatımdan ve kariyerimden memnunum. Tabii ki iniş çıkışlar olacak. Bazen çok yükseğe çıkarsınız sonra düşersiniz. Bu futbol... Sonuçta sadece spor. Hayatta da aynı iniş çıkışları kabullenmek lazım ve düşüşteysen çabuk toparlanmalısın... Hiçbir şey değiştirmezdim, hep yapmak istediğim şeyleri yaptım ve çok mutluyum.

Şimdi kısa sorular bölümü. Hobilerin?

Boş vaktim varsa tenis oynamayı severim.

Yapmayı ya da izlemeyi sevdiğin başka sporlar var mı?

Buz hokeyi... Küçükken oynardım. Beş altı yıl oynadım, sonra bırakmam gerekti. NHL'i izlemeyi hala severim.

Biraz meydan okuyan fiziksel sporları seviyor gibisin...

Tabii erkeklerin çoğu böyle sporları sever. Futbol, buz hokeyi... Ama tenis öyle değil, hoş bir spor.

Peki müzik ve film zevkin?

Evde hep Çek müzikleri dinlerim. Büyük ihtimalle bilmezsin. Filmler içinse... Korku, macera, komedi diye ayırmam, iyi bir filmse izlerim.

Evde mi çok vakit geçirirsin dışarıda mı?

Programımı kız arkadaşıma göre ayarlamaya çalışıyorum. Onun için zor olduğunu biliyorum. Kimseyi tanımıyor. Antrenmandan sonra kahve içmeye ya da tarihi yerlere gidiyoruz. Onun için de elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyorum.

Köpeğin varmış diye duydum.

İki tane.

Ne cins?

Bişons.

Bişons... Küçük olanlardan değil mi? O başka bir sevgi değil mi?

Evet. Ben de futbolu bitirip ülkeme dönünce büyük bir köpek istiyorum. Büyük köpekleri seviyorum. Ama şimdi seyahatler ve ev için küçük köpek daha iyi. Komik de oluyor. İkisi varken asla yalnız değilsin.

Buradalar mı?

Gelecekler.

Tabii sen antrenman yaptığın için evde yalnız kalamıyorlar.

Aynen öyle.

Sevdiğin başka hayvanlar var mı?

Var ama hepsine evde bakıyor değilim tabii.

Peki tatil tercihin ne?

Ben hep plaja giderim. Plajda dinlenirim. Güzel bir kokteyl, yüzmek, uyumak. Fazla seyehat olmayacak. Dinlenmek ve plaj benim için tatil bu.

Bizim plajları gördün mü?

Daha gitmedim.

Seneye belki.

Umarım seneye...

Favori bir kaçış yerin var mı?

Ben pek öyle yalnız kalmalıyım diye düşünmem. Yanımda mutlaka birileri olmalı birlikte konuşup eğlenebilmeliyiz. İnsanlarla olmayı seviyorum. Tek başıma sıkılırım. Yanımda kız arkadaşım ya da bir dostum olmalı. Tabii bazen kendine ait zaman istersin. Ama nadiren.

Sen bayağı insancılsın.

Evet öyleyim. Evde tek başına televizyon izlemek sıkıcıdır.

Peki başka ülkeleri, kültürleri gördün. Hoşuna giden ya da şaşırtan şeyler oldu mu?

Şaşırtan pek yok. İstanbul güzel büyük bir şehir. İngiltere'de hava beni şoke etmişti. Sürekli yağmur... İnsanlara ya da ülkelere adapte olmakta zorluk çekmem. Tabii ki oradaki kurallara saygı göstermelisin. Zaten nerede olursan ol sana yakın olanları bulursun. İngiltere'de, burada Çekler var. Uyum sağlarım benim için problem yok.

Tekrar futbola dönüyorum. Şampiyonluk şansı nedir?

Kazanmak kolay değil. Galatasaray, Fenerbahçe Beşiktaş ve diğer kulüpler hepsi iyi durumda. Kolay olmaz ama gene kazanacağız.

Şimdi isimleri söyleyeceğim ve yorumlarını bekliyorum: Servet.

(Gülerek) İyi biri. İyi insan. Önemli bir defans oyuncusu. Avrupa Şampiyonası'nda bize karşı oynadı. İyi oyuncu.

Arda...

O çok komik... Soyunma odasında şakaları o yapar. Tabii çok iyi bir oyuncu. Onda o dokunuş var. Çok da yetenekli.

Hasan?

Tam bir savaşçı. Takım için hep maksimumu yapmaya çalışıyor. O da çok komik. Şakalar yapıyor devamlı özellikle de gençlere. O da iyi biri.

Kewell...

Harry'yi çok iyi tanıyorum. Uzun zaman oldu. Çok iyi bir dosttur. Her zaman gülümser ve muhteşem bir futbolcu.

Skibbe...

Hocayı tanıyalı üç hafta oldu. Antrenmanlar iyi gidiyor. Onunla başarılı olacağımıza inanıyorum. Çünkü takıma verecek çok şeyi var. Tecrübesi var. Futbola bakışı ve fikirleri etkileyici.

Ümit Davala...

O da komik, gerçekten komik biri. Bence zeki, birçok dil biliyor. İyi biri ve hala iyi futbolcu! Antrenmanlarda gösteriyor zaten.

Ya gençler. Sizinle birlikte olan Galatasaray altyapısından gelen birçok genç oyuncu var. Antrenman yapıyorsunuz bazen maçta şans buluyorlar.

Yetenekliler bu kesin. Ama gelişmeleri ve antrenman yapmaları lazım. Bana göre bu yaşta bile maçın belli bölümlerinde şans bulabilirler. Bazıları gerçekten iyi.

Peki kaleci? O bölgede büyük rekabet var.

Her yerde rekabet var. Bizde her yerde aynı.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*