Milli sevinç, kimsenin üzüntüsü olmasın!

Milli sevinç, kimsenin üzüntüsü olmasın!.8135
  • Giriş : 24.06.2008 / 08:21:00
  • Güncelleme : 24.06.2008 / 08:37:48

Milli Takım, Euro 2008'de yarı finale yükseldi. Ülkeyi gururlandıran bu başarı, birkaç dakika sonra gölgelendi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Zaferi silahla kutlayan magandalar, çoğu çocuk 19 kişinin yaralanmasına yol açtı. Binlerce çocuk da silah sesleri yüzünden korkuya kapılarak travma yaşadı. Türkiye'nin bu konudaki dosyası kabarık. Son on yılda 30 kişi 'galibiyet kurşunu'yla hayatını kaybetti. Üstelik bunların çoğu faili meçhul kaldı. Suçlulara ulaşamamanın altında güvenlik tedbirlerinin yetersizliği kadar, ihbar sayısının azlığı yatıyor. Emniyet, maçtan sonra silah sıkan kişilerin 155 Polis İmdat hattına bildirilmesini istiyor. Cezaların artırılmasını talep eden Psikiyatrist Prof. Dr. Bengi Semerci ise çözüm konusunda medyaya büyük görev düştüğünü kaydediyor. Atılan başlıkların maçları ölüm-kalım meselesine dönüştürdüğünü belirtirken, "İskoçya ve Danimarka basını, holiganizme kucak açan söylemden vazgeçince kısa sürede sonuç alındı." diyor. Doç. Kemal Sayar da yaşananların bir kentlileşme problemi olduğunu vurguluyor: "Bunlar şehir kültürüne adapte olamamış, kendini köye ait hisseden insanlar."

İşte yapılması gerekenler:

Çevremizde bu tür kutlama yapanlar varsa uyarmalıyız. Yakınlarımızdan genele doğru yapılacak ikazlarla topyekün bilinç oluşturulmalı.

Vatandaşlar reklamlarla silahlı kutlamalar karşısında ne yapacağına dair bilinçlendirilmeli.

Yapılacak kampanyalarda gerçek insan hikâyelerine yer verilmeli. Maganda kurşunu ile yakınlarını kaybeden ailelerle konuşulmalı.

Medya, Futbol zaferlerine ilişkin attığı başlıklarda tahrik edici sert söylemlerden kaçınmalı.

Silahla kutlama yapanlar görüldüğü anda 155 Polis-İmdat Merkezi'ne ihbarda bulunulmalı.

Mümkün olduğunca bu tarz kutlamalar sırasında pencerelerden uzak yerlerde oturulmalı, kutlamaları seyretmek için balkona çıkılmamalı.

Milli sevinç, kimsenin üzüntüsü olmasın!

"Havadan gelen bir kurşunun oğlumu yaralayacağını hiç düşünmemiştim. Yukarıdan düşen mermi çekirdeği kafasını sıyırarak karnına isabet etmiş. Tişörtünü ve atletini delip karnını sıyırıp yere düşmüş. Düşen mermiyi de alarak hemen hastaneye koştuk. Mermi oğlumun başına gelseydi ve ona bir şey olsaydı ben ne yapardım." Bu sözler, Milli Takım'ın yarı finale yükselme başarısını, silahıyla havaya rastgele ateş edip kutlayan şehir magandalarının yaraladığı 10 yaşındaki Oğulcan Ali Polat'ın babasına ait. Kendi sevinçleri için başkalarının hayatına kastedenlerin ilk kurbanı Oğulcan değil tabii ki. Bu gidişle, son olacağa da benzemiyor.

Türk Milli Takımı'nın Hırvatistan zaferinin ardından yarı finale yükselmesinin haklı sevinci, yurdun dört bir yanından gelen maganda kurşunlarıyla yaralanma haberleriyle yine yarıda kaldı. En etkin ağızlardan gelen uyarılara rağmen yine acı olaylar yaşandı.

Çeyrek finaldeki Hırvatistan maçı öncesi yaptığı basın toplantısında "Bizi seven, bizimle üzülen herkesten bir ricam olacak. Silah atarak sevinmeyi bırakalım. Ne olur bizim sevincimizi başkasının üzüntüsü haline getirmeyin." diyen Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim'in çabası da boşa çıktı. Yarı final vizesi aldığımız maçın hemen ardından gelen haberlerde, 13 kişinin maganda kurşunlarının hedefi olduğu belirtildi. Bu üzücü haberler Viyana'ya kadar ulaşınca, Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Doğan bu defa şehir magandalarına karşı eylem çağrısını şöyle dile getirdi: "Ne böyle bir geleneğimiz var, ne de sevincimizin insan canıyla ödenmesi gibi bir durum. Bunlar çok saçma şeyler. Şayet silah atanları caydıramıyorsak, onları durdurmanın yollarını aramalıyız."

Kazanılan her Futbol zaferinin silahlı kutlamaya dönüştüğü Türkiye'de son 10 yıl içinde 30 kişi bu sebeple hayatını kaybetti. 'Kanlı eğlence' sebebiyle çok sayıda insan da sakat kaldı. Yasal anlamda karşılığını Türk Ceza Kanunu'nun 170. maddesinde 'Genel Güvenliğin Tehlikeye Sokulması' başlığında bulan maganda kurşunları için, "Silâhla ateş eden veya patlayıcı madde kullanan kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." hükmü bulunuyor. Ceza hukukçusu Prof. Dr. Ahmet Gökçen, yaralama türü ve derecesine göre bu cezanın çok daha fazla artırılabileceğine dikkat çekiyor.

Milletçe yaşadığımız sevincin kara bir tabloya dönüşmemesi için kararlı olunması herkesin beklentisi. Uzmanlara göre büyük bir reklâm kampanyası, çözüm için önemli adımlardan biri olabilir. Psikiyatrist Kemal Sayar, bu kampanyanın bir medya seferberliğine dönüşmesi gerektiği kanaatinde: "Kampanyada gerçekçi öğeler kullanılmalı. Maganda kurşunlarıyla evladını kaybeden aileler ile konuşulmalı. Nasihat yerine gerçek insan hikâyeleri gündeme getirilmeli."

Maganda kurşunu, boğazı kesilerek çıkarıldı

Milli Takım'ın Avrupa Futbol Şampiyonası'nda yarı finale çıktığı gece sevinç gösterileri sırasında 11 yaşındaki Hüday Gündoğdu'ya isabet eden maganda kurşunu, çocuğun boğazı kesilerek çıkarılabildi. Siteler Mahallesi'nde bulunan evlerinin damında 6 kardeşiyle yatarken Hüday Gündoğdu'ya isabet eden mermi, Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde yapılan ameliyatla çıkarıldı. Baba Nurettin Gündoğdu, kurşunun kızının boğazına kadar ilerlediğini, bu yüzden boğazının kesilerek kurşunun çıkarıldığını anlattı. Baba Gündoğdu şunları anlattı: "2 gün boyunca doktorlar boğazı kesmeden kurşunu çıkarmak için çalışma yaptı. Fakat başka çare olmadığı için boğazı kesilerek kurşun çıkartıldı." Hasan Küçük, Ümit Pıtır, Mersin

Acılı anne: Kızım artık evin önünde oyun bile oynamıyor

2008 Avrupa Şampiyonası'nda yarı finale yükselen Milli Takım'ın başarısını kurşun sıkarak kutlayan magandaların yaraladığı Duygu Kader'in annesi Selvinaz Öztürk, kızının vurulduğu andaki feryadının hâlâ kulaklarında çınladığını söylüyor. Acılı anne, "Kızım, yaşadığı şoktan dolayı artık evde durmak istemiyor. Arkadaşlarıyla evin önünde oyun bile oynamıyor, her an vurulma korkusu yaşıyor." diyerek magandalara tepki gösterdi.

Milli Takım'ın Hırvatistan'ı penaltılarla eleyerek yarı finale yükselmesi bütün yurtta sevinçle karşılanmış ve coşkulu kutlamalara sahne olmuştu. Ancak sevinmesini bilmeyen magandalar yine dehşet saçmış ve Ümraniye'de 9 yaşındaki Duygu Kader Öztürk'ü yaralamıştı. Ailesiyle birlikte evlerinin önünde otururken magandaların silahından çıkan kurşunla kolundan yaralanan küçük kız, yaşadığı korku ve şoku hâlâ üzerinden atamadı. Artık evin önüne korkudan çıkamadığını söyleyen küçük kız, yaşadığı korkuyu şöyle anlatıyor: "Olaydan sonra çok korktum. Canım çok yanmıştı. Hâlâ korkuyorum. Evin önüne çıkıp oyun oynayamıyorum. Dayıma söyleyip beni evden uzaklaştırmasını istiyorum. Çünkü evin önünde kalırsam tekrar vurulacağımı sanıyorum."

Anne Selvinaz Öztürk ise silahla kutlama yapmanın çağdışı olduğunu söyleyerek, "Kızım gözlerimin önünde vuruldu, onu kanlar içinde görünce büyük şok yaşadım. Bir anne olarak söylüyorum; eğer böyle yüreğim yanacaksa Milli Takım artık maç kazanmasın. Milletimiz maalesef sevinmesini bilmiyor, silahla sevinmeyi milliyetçilik sanıyorlar. Yasalarımız caydırıcı olursa belki bunların önüne geçilir." şeklinde konuştu. Duygu'nun babası Musa Öztürk de Başbakan Erdoğan'a seslenerek "Başbakan'ımız halkın içinden geldi. Bizim bu halimizi iyi anlar. Lütfen bu magandaların önüne geçmek için bir şeyler yapsınlar." dedi.
Mürsel Karadeniz / İstanbul

Semerci: Sokakta eli silahlı dolaşanlar 'hasta'

Psikiyatrist Prof. Dr. Bengi Semerci, zafer kutlamak için elinde silahla sokağa düşenleri 'hasta' olarak tanımlıyor. 'Fanatik' ve 'holigan' ayrımını gündeme getiren Semerci, eli silahlı kişilerin holigan olduğunu şu sözlerle dile getiriyor: "Burada önemli olan, bazı kişilerin hiç eleştiri kabul etmeden, bir şeye aşırı derecede bağlı olmasıdır. Buna fanatizm diyoruz. Bunların hasta olan grubu ise holiganlardır." Semerci, 'holigan' olarak işaretlediği şehir magandalarının varlığında, medyanın kullandığı dile dikkat çekiyor. Medyanın benzetmelerle Futbol maçını savaşa hatta ölüm-kalım meselesine dönüştürdüğünü belirten Semerci, "Sansasyonel ve şiddete yönelik benzetmeler insanları teşvik eder." saptaması yapıyor. Semerci, İskoçya ve Danimarka basınının holiganizme kucak açan söylemden vazgeçtiğini ve kısa sürede sonuç aldığını belirtti.

Narlı: Silah, erkekliğin ispatı gibi görülüyor

Sosyolog Prof. Dr. Nilüfer Narlı, silahın aynı zamanda bir korkutma aracı olduğunu belirtirken, "Gören kişi 'bunu söylersem bana silahla ateş edebilir' korkusu yaşıyor." sözleriyle ihbarda bulunmanın zorluğuna dikkat çekiyor. Narlı, özellikle büyük şehirlerde işsiz, ciddi kimlik problemi yaşayan genç erkekler bulunduğunu belirterek, sorunun temelinde erkekliğin ispatı problemi olduğunu düşünüyor. Narlı, "Erkekliğin sembolü olarak silah görülüyor. Türk halkı erkekliğini ispat için silaha sarılıyor. Futbol da bunun için bir araç olarak kullanılıyor. Ne yazık ki insanlar sevinçlerini de üzüntülerini de ifade için silaha sarılıyor. Bu hastalıklı durumun tedavisi gerekli." diyor.

Ulusoy: Sıkılan kurşunlar imajımıza zarar veriyor

Zaferlerde sıkılan kurşunların Türkiye'nin imajına zarar verdiğini söyleyen TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy, "Turizme vereceği zararı konuşmak bile istemiyorum. Kanunsuz bir memleket, insanların değerli olmadığı bir memleket izlenimi veriyor." şeklinde konuşuyor. İmaj kaybından önce insan hayatının geldiğini vurgulayan Ulusoy'a göre, "İnsan böyle bir başarıyı bile istemez hale geliyor."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious