MİT Lübnan'da

  • Giriş : 18.08.2006 / 00:00:00

Türk askerini Beyrut'a göndermeye hazırlanan hükümet,hem İsrail'i hem de Lübnan tarafını bilgilendirerek MİT resmi heyetini Lübnan'a gönderdi

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Baştan söyleyeyim; başlıkta belirtilen gizli olması gereken bilgi değil. Türk askerini Beyrut'a göndermeye hazırlanan hükümet, askerimizin orada kalışını mümkün olduğunca güvenli ve riskten bağımsız hale getirmek için hem İsrail'i hem de Lübnan tarafını bilgilendirerek MİT resmi heyetini Lübnan'a gönderdi. Hatta bunlar Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün yaptığı ziyarette resmi heyetteydiler. Asker grup da vardı o heyette ve onlar da kendi açılarından gereken incelemeleri yaptılar. Türkiye hiçbir silahsızlandırma operasyonunda yer almayacağını hem İsrail hem de Lübnan tarafına bildirmiş durumda. İsrail'in ana hedefi olan Hizbullah ise sanıldığı gibi bir merkezde odaklanmış silahlı güçlerden oluşan belirgin bir milis örgütlenmesinden ibaret değil. Hizbullah, halka yardım için ortaya çıkmış bir sivil toplum örgütü aslında. İçinde çeşitli mesleklerden halk var, bunlar aynı zamanda silahlanmış ve eğitim görmüş durumda. Bu nedenle bir silahsızlandırma operasyonunun büyük riskleri var ve bu provokasyonlara da açık. Dolayısıyla hükümet, askerlerimizin bu tür bir görev üstlenmesini istemiyor. Bu konuda Genelkurmay da hükümet ile anlaşma içinde.

İSRAİL EVET DİYOR

Peki askerlerimiz orada ne yapacak? Lübnan ordusu ile İsrail ordusu arasında 30 küsur kilometrelik bir tampon bölge oluşacak ve askerlerimiz de orada bulunacak. Bu bölgenin genişliği önemli; çünkü Hizbullah'ın elindeki füzeler bu tampon bölge nedeniyle İsrail ordusunun dışında kalıyor. Bu nedenle tampon bölge önerisine İsrail 'evet' diyor. Lübnan da İsrail'in Hizbullah kontrolündeki bölge dışına çıkmasından dolayı mutlu olacak.

Türkiye'nin bu somut nedenler dışında Lübnan'a asker gönderme konusunda başka sebepleri var. Bunlar arasında en önemlisi sembolik olanı. Barış Gücü'ne İspanya, İtalya ve Almanya bile asker verirken tarihsel olarak bölgeyle manevi bağlantıları olan Türkiye'nin bu güç dışında kalmasının önemli bir prestij kaybı olacağını düşünenlerin sayısı hayli fazla. Hükümete yakın kaynaklar, işte bu nedenle birinci tezkere olayında yaşananların yaşanmayacağını, Lübnan'a asker gönderilmesi konusu Meclis gündemine geldiğinde ANAVATAN Grubu'nun asker gönderme işine ağırlıklı olarak hayır demeyeceğini düşünüyor.

Ben bu bilgileri hükümete yakın kaynaklardan aldıktan sonra 'acaba arada yanlış anladığım bir mesele var mı' diyerek Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ü aradım. Sayın Bakan'a direkt olarak bu konuları sormak yerine hınzırlığım tuttu ve Sabetaist avlarıyla meşhur Yalçın Küçük'ün aile ağacında İbrani bağlantısının ortaya çıkmasının güzelliğini sordum.

Abdullah Gül; 'Biliyor musunuz, Sayın Küçük benim de Sabetaist olduğumu yazdı. Ben kaç kuşak Kayseriliyim. Sülalem Kayserili. Kendisinin İbrani bağlantılı olması eğer doğruysa buna hem şaşırmam hem de önemli bir konu olmadığını düşünürüm. Çünkü bizim tarihimizde bir imparatorluk vardı ve bir imparatorlukta insanların bu şekilde olmaları kaçınılmazdır. Hatta bu tür bağlantılar olmadığı takdirde imparatorluk olmak da mümkün değildir' dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious