Modern görünümlü tutucu zihinler

Modern görünümlü tutucu zihinler.10183
  • Giriş : 19.01.2008 / 10:03:00
  • Güncelleme : 19.01.2008 / 10:06:03

Modern giyinen insanlar var. Kafelerde kahve içiliyor. Batı müziği dinleniyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


MELİH ARAT yazdı,,

Çok modern giyinen insanlar var. Marka mağazalardan takım elbiseler giyiliyor. Moda restoranlarda yemek yeniyor, moda kafelerde kahve içiliyor. Batı müziği dinleniyor. Çok satan kitaplar okunuyor.

Bununla birlikte bütün bu dışsal unsurlar, bir insanı yenilikçi yapmıyor. Birçok insan "kurumlar, siyaset, işletmeler, eğitim ve daha birçok alanda değişim olmalı" diyorsa da kendisi bu değişimin başlatıcısı olmaya ya da bu değişimin içinde yer almaya hazır. Özellikle mevcut statükomuzu korumak konusunda müthiş bir eğilimimiz var.

Çok küçük bir örnek vereyim: Bir otobüs şirketi, başkentteki terminalini yeni bir yere taşıyacak. Bununla ilgili bir ilan asmış. İlanı gören müşterileri "Aaa, neden taşınıyorsunuz? Buraya taşınmanız iyi olmayacak!" diyorlar. Peki neden iyi olmayacak? İyi bir nedenleri olmasa taşırlar mıydı? Ya da söz konusu terminal, ilk kurulduğunda bu taşıyacakları adreste kurulmuş olsaydı, yine aynı şeyler düşünülecek miydi? Bu şirketin terminali buradaymış denilip geçilecekti.

Üniversitede bir öğrenci, daha katılımcı bir şekilde ders işlemeyi teklif ediyor. "Hocam çember şekilde otursak ve kitabı anlatacağımıza, örnek olaylar üstünde tartışsak uygun olur mu? Bende çok güncel bir örnek olay kitabı da var." Öğretim üyesi bu teklifi reddediyor. Halbuki söz konusu teklif öğretim üyesi için de bir öğrenme getirecek. Örnek olayları okuyacak ve katılımlı şekilde ders yapmasını öğrenecek.

Ahmet Bey, kitaplarını hep kitapçıdan alıyor. Her gün sekiz saat internet önünde olduğu halde internetten alışveriş yapmamış. Halbuki internetten kitap almak daha ucuza da geliyor. Her zaman değilse bile, bazen internetten de kitap alınabilir. Birisi "Neden hiç internetten almıyorsun" dediğinde "güvenli değil" diyor. İnternetten Türkiye'de sadece bir mağazanın 400 bin müşterisi 20 milyon dolarlık alışveriş yapıyor yılda. Güvenli olmasaydı 400 bin kişi alışveriş yapar mıydı?

Basri Bey ile Süheyla Hanım 30 yıldır evliler ama hiç mutlu değiller; evlilik bir alışkanlık olmuş. Boşanmak da anlamsız geliyor. Her ikisinin de birbirinden istekleri var; ama ikisi de değişmemekte keçi gibi inatçı. Neden değişmiyorlar? Bu katı tutuculuğun nedeni nedir? Ne yararı var?

İstanbul'da Atatürk Kültür Merkezi'nin yıkılıp yerine yenisinin yapılmasını öneriyorlar. En başta sanatseverler karşı çıkıyor, AKM'yi yıktırmayız diye. Los Angeles'taki Disney Salonu'nu keşke görebilseler, neden Türkiye'de Taksim meydanında modern mimaride bir kültür merkezimiz olmasın? Yoksa modern kıyafetlerimizin içindeki tutucu zihniyetimiz mi izin vermiyor?

Değişimin önündeki en büyük engel, sanırım zihinsel tutuculuk. Statükoya fazlasıyla bağlanmışız. Reklamlarda yenilikçi olmak, değişim sözlerini şirketler sahipleniyor. Bu arada devrimci bir yeniliği olan şirket yok gibi. İlginç bir şekilde işin kamu tarafından yenilikçi haberler geliyor. Cep telefonu aynı kalırken operatörü değiştirebilecekmişiz yakında. Sigortalı biri, isterse sigorta hastanesine, isterse devlet hastanesine, isterse özel hastaneye gidebiliyor. Birçok başvuru işlemimiz internet üstünden yapılabiliyor.

Eskiden devlet toplumdan tutucu iken, sanki şimdi toplum devletten daha tutucu gibi. Umarım Mevlana'nın dediği gibi oluruz sonunda, göründüğümüz gibi oluruz.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious