Moğolistan'da 'Türkoloji' tehlikede

Moğolistan'da 'Türkoloji' tehlikede.15543
  • Giriş : 15.11.2008 / 13:12:00

Moğolistan Milli Üniversitesi Yabancı Diller ve Kültürler Fakültesi bünyesinde yer alan Türkoloji Bölümü ilgilisizlik nedeniyle kapanmanın eşiğine geldi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Moğolistan Milli Üniversitesinde Türk bilim adamlarının girişimleri sonucu,Türk İş Birliği ve Kalkınma Ajansı İdaresi (TİKA) Başkanlığının desteğiyle 2000 yılında Türkoloji Merkezi olarak kurulan, daha sonra yapı değiştiren Türkoloji Bölümünün, öğrencilerden ilgi görmeyince kapanma sürecine girdiği bildirildi.

Moğolistan Milli Üniversitesi Yabancı Diller ve Kültürler Fakültesi bünyesinde yer alan Türkoloji Bölümünün Başkanı Prof. Dr. Tsendiin Battulga, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bölümün 2000 yılında Türkoloji Merkezi olarak kurulduğunu, ancak imkanların kısıtlı olması nedeniyle bir yıl sonra bölüm haline dönüştürüldüğünü söyledi.

Bölümün, Türk ve Moğol tarihini, kültürünü araştırmada önemli çalışmalar yapabileceğine dikkati çeken Prof. Dr. Battulga, ''Türk ve Moğolların gün ışığına çıkarılması gereken ortak yönü çok'' dedi.

Prof. Dr. Battulga, şimdiye kadar 45 öğrencinin mezun olduğu, halen 40 öğrencinin öğrenim gördüğü bölüme her yıl 14 öğrenci alındığını, ancak mezunların iş bulma sıkıntısı yaşaması nedeniyle bölüme talep olmadığını dile getirdi.

Türkoloji Bölümünde Türkiye'den her yıl mutlaka bir akademik personelin bulunduğunu, bu öğretim döneminde ise Ulan Batur'daki Türk Okulundan ve Türkiye'deki ilgili bölümlerden mezun 3 okutmanın TİKA tarafından görevlendirildiğini aktaran Battulga, bölümde kadrolu olarak 1'i profesör, 1'i doktor düzeyinde iki akademisyenin, 4 tane de araştırma görevlisinin bulunduğunu söyledi.

Bölümün kütüphanesinde, önemli bir kısmı, Doç. Dr. Cengiz Alyılmaz tarafından bağışlanan başta eski Türk dili ile ilgili eserler olmak üzere Türk dili ve edebiyatı, Türk tarihi ve uygarlığı ile ilgili  eserlerin yer aldığı yaklaşık 2 bin 500 kitap bulunuyor.

-MERKEZİN İHTİYAÇLARINI TİKA KARŞILIYOR-

TİKA'nın yürüttüğü Türkoloji Projesi kapsamında geçen öğretim döneminde Türkoloji Bölümünde görev yapan Atatürk Üniversitesi öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Osman Mert de bölümle ilgili şu bilgileri verdi:

''TİKA'nın koordinatörlüğünde 1997 yılında başlayan Moğolistan'daki Türk Anıtları Projesinde (MOTAP), Atatürk Üniversitesi öğretim üyelerinden o zaman henüz Dr. olan Cengiz Alyılmaz da 2001 yılına kadar Epigrafya Grup Başkanı olarak görev yaptı. Alyılmaz, bu çalışmaları sırasında Moğolistan'da bir Türkoloji Merkezinin gerekliliğini görerek, Moğol makamlarının konuya dikkatini çekmiş ve merkezin kurulma süreci başlamıştır.

Moğol tarafının olumlu yaklaşmasıyla, içinde Türkoloji ile ilgili ana bilim dallarının da yer alacağı bir araştırma merkezi kuruldu. Başına da Alyılmaz'ın MOTAP çalışmaları sırasında asistanı olan Tsendiin Battulga getirildi. TİKA'nın maddi desteğiyle açılan merkezin, mevcut kaynaklarla yürütülemeyeceği anlaşılınca Moğol tarafı, merkezi, üniversitenin Yabancı Diller ve Kültürler Fakültesine bağlı bir bölüme dönüştürdü.''

Kuruluşundan itibaren bölümle ilgili tüm donanım ve sınıfların onarımı dahil tüm ihtiyaçların TİKA tarafından karşılandığını vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Mert, kurumun, her yıl dışarıdan en az iki öğretim elemanını da bölümde görevlendirmeye devam ettiğini hatırlattı.

Osman Mert, şu ana kadar mezun olan öğrencilerden sadece 2'sinin iş sahibi olabildiği, bu yüzden de ilginin yıldan yıla azalması nedeniyle  bölümün kapanma noktasına geldiğine dikkati çekti.

-''BÖLÜMÜN DEVAMLILIĞININ SAĞLANMASI ŞART''-

Yrd. Doç. Dr. Mert, bölümle ilgili olarak öğretim elemanlarından ve uygulanan programdan kaynaklanan sorunlar bulunduğunu hatırlatarak, bu sorunların çözülmesi gerektiğini belirtti ve ''halen faaliyetini sürdüren Türkoloji BÖlümünün devamlılığının sağlanması şarttır'' diye konuştu.

Osman Mert, sorunların çözümü için ise şu görüşleri dile getirdi:

''Öğretim elemanlarından kaynaklanan sorunun çözümü, Moğolistan'daki Türkoloji Bölümü ya da Türkiye'de Türk Dili ve Edebiyatı veya Türkçe Eğitim bölümlerinden mezun olmuş Moğol vatandaşlarından birkaçına ülkemizde yüksek lisans ve doktora imkanı sağlanmalı, ardından da Moğolistan'daki Türkoloji Merkezinde istihdam edilmelidir.

Bölümün vizyonu ve misyonu Moğollar tarafından belirlenmeli ve bu çerçevede bir program geliştirilmeli, bölüm yeniden yapılandırılmalıdır. Şu an bölümün adı Türkoloji olduğundan program da oldukça genel. Dolayısıyla programda yer alan dersler içinde Türkçe ile ilgili ders sayısı çok az. Bu şartlarda bölümün adı kesinlikle 'Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü' şeklinde değiştirilmeli ve program sınırlandırılmalıdır.''

-''TÜRKOLOJİ ARAŞTIRMA ENSTİTÜSÜNE İHTİYAÇ VAR''-

Türk dünyasını birleştirecek ortak değerlerin önemli bir kısmının Moğolistan coğrafyası üzerinde olduğunu hatırlatan ve ''Bizim kendimizi, kültürümüzü daha iyi anlayabilmemiz, tanımlayabilmemiz için o coğrafyadaki çalışmalara ağırlık vermemiz kaçınılmazdır'' diyen Yrd. Doç. Dr. Osman Mert, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Moğolistan coğrafyasında bugün binlerce küçüklü büyüklü tarihi eser, kurgan, onlarca yazıt, heykel yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Bir kısmı da yok olmuş. Bu eserlerin korunması, dijital ortama aktarılması, gelecek nesillere ulaştırılması gerekir. Söz konusu eserler sadece Türkiye'de yaşayan Türklerin değil, tüm Türk dünyasının ortak geçmişine aittir. Türkiye, pek çok kültürel, sosyolojik problemini çözmek için bu eserler vasıtasıyla coğrafyaları, geçmişle anı birbirine bağlamak, kültürel köprüleri canlandırmak zorundadır.''

Açıklamasına, ''dolasıyla Moğolistan'da Türkiye'nin, bir Türkoloji bölümüne değil, lisans üstü eğitim veren bir Türkoloji Araştırma Enstitüsüne ihtiyacı vardır'' diye devam eden Yrd. Doç. Dr. Mert, bunu, ne maddi ne de insan kaynakları olarak böyle bir potansiyele sahip olmayan Moğolistan'ın gerçekleştirmesinin beklenemeyeceğini ifade etti.

-''YESEVİ VE MANAS ÜNİVERSİTELERİ ÖRNEK ALINMALI''-

Kurulacak enstitünün Kazakistan'daki Yesevi ve Kırgızistan'daki Manas üniversiteleri gibi Türkiye'ye bağlı özel bir statüsü olması ve denklik sorunu bulunmaması gerektiğini ifade ederek, söz konusu üniversitelerin yapısının örnek alınabileceğine işaret eden Yrd. Doç. Dr. Osman Mert, yetkililere ve sorumluluk sahibi olanlara da şu çağrıyı yaptı:

''Türk milletine, kültürüne ve gelecek nesillere karşı bu konuda sorumlu olduğumuzu düşünüyorum. 'Türk' adının geçtiği ilk yazıtlar, kültürümüzün kökleri ve Türk milletinin kimliği, hiç kuşkusuz Moğolistan coğrafyasındadır. Lütfen köklerimize ve kimliğimize sahip çıkalım.'

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*