Muayene farkı ücretine Akdağ yorumu

Muayene farkı ücretine Akdağ yorumu.10414
  • Giriş : 14.11.2008 / 00:20:00
  • Güncelleme : 13.11.2008 / 23:45:55

Özel sağlık kurumları için muayene farkı ücretinin yüzde 30 ile sınırlandırılmasına yönelik sorulara Sağlık Bakanı Akdağ'dan cevap geldi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Sağlık Bakanı Recep Akdağ, bütün gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, özel sektörün sağlık hizmetlerinde yer alması gerektiğini, bunun, işin dinamizmi açısından da önemli olduğunu belirterek, ''Ama bunun bir planlama çerçevesinde olması lazım.'' dedi.

Akdağ, bakanlığının 2009 yılı bütçesinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda yöneltilen soru ve eleştirileri yanıtlarken, Türkiye'deki sağlık göstergelerinin gelişmiş ülkelerdekilerle kıyaslanmasının yanlış olduğunu bildirdi.

Türkiye'nin Dünya Sağlık Örgütünün yaptığı sıralamaya göre ''orta-yüksek gelirli'' ülkelerin sınıfına girdiğini anlatan Akdağ, anne ve bebek ölümlerinde hedeflerinin gelişmiş ülkeler düzeyine gelmek olduğunu söyledi.

Bakanlığının özel hastanelerle ilgili yaptığı planlamaya yönelik eleştirileri de yanıtlayan Akdağ, bunun Fransa, Almanya, İtalya ve Kanada gibi ülkelerde de yapıldığını belirtti.

Akdağ, bunları herhangi bir ideolojiyi gözetmeden yaptıklarını, ancak kimi zaman ''komünizm'' kelimesi kullanılarak, kimi zaman da ''aşırı piyasacı'' nitelendirilmesi yapılarak eleştirildiklerini söyledi. Bunların yanlış olduğunu vurgulayan Akdağ, şöyle konuştu:

''Şunu kesinlikle söylüyorum. Bu tür planlamalar olmadığı müddetçe, özellikle Türkiye gibi insan kaynaklarının yetersiz olduğu ülkelerde, ki hepimiz artık bunu kabul ediyoruz, bu eksiklik olduğu müddetçe, bu meseleyi sadece piyasanın dinamiklerine terk etmek çok büyük bir yanlış olur. Çünkü Nasreddin Hoca'nın misali, para kimin elindeyse o çalıyor. Kim sağlık çalışanını almışsa, tutmuşsa hizmeti o vermeye başlıyor. O zaman burada özel sektörün alabildiğine vatandaştan ilave ücretler istemesi, yarın kamunun karşısına geçip bunu istemesini önleyemezsiniz. Onun için, bütün gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, özel sektör mutlaka sağlık hizmetlerinde yer almalı, biz onlardan hizmet almalıyız. İşin dinamizmi açısından da bu önemli. Ama bunun bir planlama çerçevesinde olması lazım.''

Özel sektörün de Bakanlığı gibi insan kaynaklarını bütün Türkiye'ye dengeli dağıtması gerektiğini ifade eden Akdağ, ''Özel sektör de ülkenin ihtiyacı olan yerlerde yatırım yapma hususunda bir planlamanın içine dahil olacak. Çünkü, aynı insan kaynağını kullanıyoruz, başka insan kaynağı yok'' diye konuştu.

-MUAYENE FARKI ÜCRETİ-

Özel sağlık kurumları için muayene farkı ücretinin yüzde 30 ile sınırlandırılmasına yönelik soruları da yanıtlayan Akdağ, vatandaşın bu konuda korunması gerektiğini söyledi.

Akdağ, ''Hekimin bu kadar eksik olduğu bir yerde, özel sektör çok büyük ücretler vererek hekimleri transfer ederse, bunun karşılığını da vatandaştan talep ederse, böyle bir şeyin altından nasıl kalkacağız? Tabii ki bir kısıtlama getirmek zorundayız'' ifadesini kullandı.

Bunların ölçülü kısıtlamalar olduğunu, ancak üzerinde tekrar çalışılabileceğini bildiren Akdağ, ancak bu oranın yüzde 30'lar civarında bir yerlerde olacağını vurguladı.

''Özel hastanelerin hizmet vermekten vazgeçip vazgeçmediği'' sorusuna da yanıt veren Akdağ, bin 350 özel hastaneden sadece 20'sinin sisteme girmediğini söyledi.

Akdağ, ''Yalnızca zenginlere hizmet eden bir grup hastaneyi biz fonlamak zorunda falan değiliz. Ben bütün ülke insanını düşünmek zorundayım. 'İstanbul'da konuşlanmış 15 hastaneyi fonlayacağız' diye bütün sistemi alabora edemeyiz, kimse kusura bakmasın'' dedi.

Yanlış olduğu anlaşılan uygulamaların düzeltilebileceğini kaydeden Akdağ, bütün vatandaşlara eşit ve hakkaniyetli sağlık hizmeti verilmesini esas aldıklarını vurguladı.

Üniversite, devlet veya özel ayrımı olmaksızın, Türkiye'de sağlık hizmeti verenlerin acil vakalara bakması ve tedavi etmesi gerektiğini belirten Akdağ, bunun ilgili yasada da öngörüldüğünü hatırlattı.

-YEŞİL KART-

''Genel seçimlerden önce Yeşil Kart dağıtıldığı, daha sonra bunların iptal edildiği'' iddialarını da yanıtlayan Akdağ, Türkiye'de 9 milyon 294 aktif, 6 milyon 231 de vizesini yaptırmayan, pasif Yeşil Kartlı olduğunu bildirdi.

Güneydoğu'da bazı illerde Yeşil Kartlı oranının yüzde 80'lere ulaştığını belirten Akdağ, ''Yeşil Kart verme konusunda çok cömertiz. Hatta bu hususta bizi tenkit ederseniz haklısınız'' dedi.

Türkiye'de kayıt dışılık çok yaygın olduğu için bazı tespitlerin yapılamadığını kaydeden Akdağ, ancak, Yeşil Kart sisteminin yoksul vatandaşın sağlık ihtiyacının karşılanmasını sağladığına dikkati çekti.

Akdağ, söz konusu edilen dönemlerde, aktif ve pasif Yeşil Kartlı sayısının ayırt edilmesine yönelik dijital uygulamanın hayata geçirildiğini belirterek, ''Yoksa biz ne bir fazla Yeşil Kart vermişiz o aylarda ne de kimsenin Yeşil Kartını iptal etmişiz. Seçimden önce, daha önceki yılların aynı aylarına kıyasla verilen Yeşil Kart sayısında bir artış yoktur. Seçimden önce de Yeşil Kart kullananların sayısı 9 milyon civarındaydı, seçimden sonra da 9 milyon civarındadır'' şeklinde konuştu.

Bu konuda milletin bir sıkıntısı olmadığına dikkati çeken Akdağ, ''5 milyon insanın Yeşil Kartını iptal etseniz Türkiye'de siyaset yapabilir misiniz?'' diye de sordu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*