Mumcu: Bu Meclis bir anayasa yapmalıdır

  • Giriş : 23.04.2007 / 00:00:00

Mumcu, ''Yüce Meclis, kaynağını halktan almayan hiç bir egemenlik iddiasına meşruiyet tanıyamaz. Tanırsa kendi meşruiyeti tartışmalı hale gelir'' dedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, TBMM'nin açılışının 87. yıldönümü ve Ulusal Egemenlik ve çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemle toplanan Genel Kurulda yaptığı konuşmada, devletin hem varlık hem de meşruiyet sebebinin, ''Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir'' ve ''tam bağımsızlık'' prensiplerine sadakat olduğunu söyledi.
Bir devletin, bütün kurum ve kuruluşlarıyla bu prensipler üzerinde örgütlenmesi halinde varılacak noktanın demokrasi olduğu ifade eden Mumcu, ''Bu itibarla yüce Meclis, kaynağını halktan almayan hiç bir egemenlik iddiasına meşruiyet tanıyamaz. Tanırsa kendi meşruiyeti tartışmalı hale gelir'' dedi.
''Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir'' prensibinin, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu için sağlam bir temel teşkil ettiğini belirten Mumcu, ''Birinci Büyük Millet Meclisi, bugünkü birlik ve bütünlüğümüzün en büyük teminatıdır. Bu sözleşmeyi sık sık okumamız gerekiyor. Zaman zaman karşılaştığımız rejim tartışmalarında Birinci Büyük Millet Meclisinin hakemliğine başvurmamız gerekiyor. O Meclisin oluşum biçimi ve çalışma prensipleri, bu ülkede yaşayan herkes için, her dilden, her dinden, her mezhepten yurttaşlarımız için tarihi bir belge kıymetindedir. Bir millet, kendi kendisini, günlük mülahazalarla değil, bu tür belgelerle tanımlar'' diye konuştu.

''DERİN ENDİŞELER TAŞIMAKTADIR''
Devletin temelinde köklü, yaygın ve etkin bir toplumsal mutabakat olması halinde tarihi yolculuğuna güven içinde devam edeceğini belirten Mumcu, ''Ne yazık ki biz bu mutabakatlarımızı yeterince hatırlayamıyoruz. Onun içindir ki Atatürk'e müracaat mecburiyetimiz her geçen gün daha da artıyor. Bu tarihi vesikayı, bu milli vasiyeti doğru okumadığımız ve ondan bugün için rasyonel sonuçlar üretmediğimiz sürece, Atatürk'e bağlılık yeminlerimizin bize bir faydası olmayacak'' dedi.
Egemenlik kavramının anlamı ve aidiyetinin, devletin ve rejimin karakterini belirlediğini söyleyen Mumcu, ''Hukukun dışında hiçbir güç, seçilmiş siyasetçinin siyaset etme yetkisini sınırlayamaz. Şayet seçilmiş siyasetçi, sınırsız bir yetkiye sahip olduğunu düşünüyorsa yanılıyor. Demokratik rejim, halkın yurttaşlık bilinci, hukuk ve siyaset üzerinde ideal bir dengeye oturmuştur'' diye konuştu.
''Türk milleti, devletin üzerine oturduğu temel prensipler konusunda derin endişeler taşımaktadır'' diyen Mumcu, şöyle devam etti:
''Ülkemizin bağımsızlığının tehdit altında olduğuna dair bir kanaat her geçen gün insanlarımızın zihnine egemen olmaktadır. Ülkemizin küresel rekabette geri kalması, ekonomik olarak değer üreten bir ülke olmak yerine ucuz iş gücü ve hammadde temin eden bir ülke durumuna düşmesi, diğer bir ifadeyle uydulaşması ve bir tür sömürüye maruz kalması, bu endişeleri arttırmaktadır. Ne yazık ki milli iradenin Meclise tam olarak yansımasını mümkün kılacak demokratik reformlar hala gerçekleştirilememiştir.
Bugün Türk halkının neredeyse yarısı bu kutsal çatı altında temsil imkanı bulamamaktadır. Bu, milli iradeyi ve onun mekanizması olan demokrasiyi sakatlayan bir durumdur ve esasen TBMM'nin temel prensiplerine aykırıdır. Türkiye rejimini belli kurumlar ve belli statüler üzerine oturtan bir ülkedir. Bu statüko demokrasimizi sürekli risk ve tehditlere açık hale getirmektedir.''

''YENİ BİR ANAYASA YAPILMALIDIR''
''Geliniz, cumhurbaşkanını halka seçtirelim'' diyen Mumcu, insanlara, hesap soracağı, denetleyeceği kendi devlet başkanlarını seçme hakkının verilmesini istedi.
Cumhurbaşkanının halka seçtirilmesi için zaman ve fırsat olduğunu savunan Mumcu, konuşmasını şöyle tamamladı:
''Bu Meclis, yeni bir Anayasa yapmalıdır. Hala bir darbe anayasası ile yönetilmemiz en başta milli egemenlik prensibinin ruhuna aykırıdır. TBMM, sadece günübirlik siyasal olgulara dönük eylem ve tutumlar gösteren bir kurum olarak görülemez. Milli iradenin tecelligahı olmak, millet iradesinin orta ve uzun vadeli özlem ve ideallerine de hizmet etmeyi zorunlu kılar.
Hepimiz, TBMM'nin 87. yılında ülkemizin karşı karşıya bulunduğu temel sorunlar karşısında ortak sorumluluklara sahip olduğumuzu görmeliyiz. TBMM, önümüzdeki günlerde başta bölücülük olmak üzere, ülkemizin karşı karşıya bulunduğu tehdit ve tehlikelere karşı yepyeni bir anlayışla yaklaşmak ve buna ilişkin kararlar almak durumundadır.''

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious