Mumcu ve Ağar'dan demokrasi vurgusu

  • Giriş : 23.04.2007 / 00:00:00

Meclis'teki özel oturumda konuşan Erkan Mumcu ve Mehmet Ağar demokrasinin önemine vurguda bulundu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar, ''Bu Meclis, karar almada matematik hesaplara, denklemlere mahkum bir Meclis değil. Bu Mecliste hiç bir karar, hiç bir kanun bıçak sırtında geçmedi'' dedi.

Ağar, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemle toplanan TBMM Genel Kurulunda yaptığı konuşmada, bu yıl 23 Nisan nedeniyle Türkiye'ye gelen çocukların Ankara yerine Antalya'da misafir edildiğini anımsattı. Mehmet Ağar, ''Çocuklarımızın yaşadıkları coşku, Meclisimizin kendi gündeminin gölgesinde kaldı'' görüşünü ifade etti.

Milletin müşterek dertlerine Meclis çatısı altında çare bulunması gerektiğini belirten Ağar, ''Bu Meclis, karar almada matematik hesaplara, denklemlere mahkum bir Meclis değil. Bu Meclisin 4.5 senedir bir kaç istisnası hariç böyle zorluğu olmadı. Bu Mecliste hiç bir karar, hiç bir kanun bıçak sırtında geçmedi'' diye konuştu.

Ağar, Meclisin ruh hali ile sokaktaki ruh halinin aynı olduğunu, sokaktaki insanların gerginliğinin, Meclisten yayılan havanın millet üzerinde etkisinden kaynaklandığını ifade etti.

Meclisin sadece vefatlar sebebiyle ''hüzünde birlik'' sağlayabildiğini savunan Ağar, son olarak TBMM Başkanvekili, CHP Ankara Milletvekili Ali Dinçer'in vefatının ardından hüzün birliği sağlandığını söyledi.

-''UYGUN OLAN 4 YILDA BİR SEÇİMDİ''

Mehmet Ağar, Türkiye'de meydana gelen meseleler hakkında Meclisin bilgi ve irade sahibi olmadığını iddia ederek, ''Meclisi 5 yıldan önce yenilememe gayreti, ülkeyi ve Meclisi bu hale getirmiştir. Türkiye'nin gerçeklerine ve Meclisin geleneğine uygun olan 4 yılda bir seçimdi. Biz bunu millete taahhüt ettik. Önümüzdeki dönemden itibaren seçimin 4 yılda bir yapılması Anayasa hükmü haline getirilecektir'' diye konuştu.

Ağar, şunları kaydetti:

''Seçimi; cumhurbaşkanlığı hesapları ile beşinci yıla bırakmak, beşinci yıla da değil cumhurbaşkanlığı seçimi sonrasına bırakmak, Meclisi bilgisiz ve iradesiz hale getirmiştir.

Bugün bu Meclis, seçeceği cumhurbaşkanının kim olduğunu bilmemektedir. Meclis, seçimi kimler arasından yapacağını dahi bilmemektedir; muhtemelen son gün, son dakika ve yine muhtemelen basın mensuplarından sonra öğrenecektir.''

Ağar, milletin yüzde 46'sının Mecliste temsil edilmediğini ifade ederek, temsil edilen yüzde 54'ün de sesine kulak verilmediğini savundu.

-''KRİZLERDEN BIKMIŞ MİLLETİN MECLİSİ''-

Birinci Meclisin, kurucu Meclis olduğunu vurgulayan Ağar, ''1950'lerin Meclisi, Cumhuriyet'i milletin malı yapan Meclistir. 1965'te teşkil olunan Meclis kalkınmanın Meclisidir. Bu Meclis, krizlerden bıkmış bir milletin, milletinden kopmuş bir siyasete çeki düzen vermek için teşkil ettiği bir Meclistir'' diye konuştu.

''Cumhuriyet'in değerlerini tehlikede görenlerin endişesini gidermek, bu Meclisin görevidir'' diyen Ağar, sözlerini şöyle tamamladı:

''Cumhuriyet'in ilanından sonra seçtikleri hayat tarzını tehlikede görenlerin endişesini gidermek, bu Meclisin görevidir. Bu Meclis bunu yapabilir, yapma ihtimali hala var. Bu ülkenin her mekanının ve her ferdinin, cumhurbaşkanını seçerek yapabiliriz bunu. İstişare, saygı, itibar ve tahammülü son aylarında bu Meclisin üslubu kılarak yapabiliriz bunu. Bu Meclis, cumhurun ve Cumhuriyet'in Meclisi ve Atatürk'ün Meclisidir. Bu millet var oldukça bu Meclisin var olacağına ve bu milletin de ebedi varlığına inancımı tekrarlıyorum.''

Anavatan Partisi Genel Başkanı Erkan Mumcu, "Türkiye rejimini belli kurumlar ve belli statüler üzerine oturtan bir ülkedir. Bu statüko demokrasimizi sürekli risk ve tehditlere açık hale getirmektedir'' dedi. Erkan Mumcu, Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesini istedi.

TBMM'nin açılışının 87. yıldönümü ve Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla özel gündemle toplanan Genel Kurul'da konuşan Erkan Mumcu, Meclis'in kaynağını halktan almayan hiç bir egemenlik iddiasına meşruiyet tanıyamacağını belirterek, "Tanırsa kendi meşruiyeti tartışmalı hale gelir'' dedi.

'Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir' prensibinin, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun temeli olduğunu vurgulayan Mumcu,
zaman zaman karşılaşılan rejim tartışmalarında Birinci Meclis'in hakemliğine başvurulması gerektiğini söyledi. Devletin temelinde köklü, yaygın ve etkin bir toplumsal mutabakat olması gerektiğinin altını çizen Mumcu, ''Hukukun dışında hiçbir güç, seçilmiş siyasetçinin siyaset etme yetkisini sınırlayamaz. Şayet seçilmiş siyasetçi, sınırsız bir yetkiye sahip olduğunu düşünüyorsa yanılıyor. Demokratik rejim, halkın yurttaşlık bilinci, hukuk ve siyaset üzerinde ideal bir dengeye oturmuştur'' diye konuştu.

Erkan Mumcu, "Bugün Türk halkının neredeyse yarısı bu kutsal çatı altında temsil imkanı bulamamaktadır. Bu, milli iradeyi ve onun mekanizması olan demokrasiyi sakatlayan bir durumdur ve esasen TBMM'nin temel prensiplerine aykırıdır. Türkiye rejimini belli kurumlar ve belli statüler üzerine oturtan bir ülkedir. Bu statüko demokrasimizi sürekli risk ve tehditlere açık hale getirmektedir'' şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı'nın halk tarafından seçilmesini öneren Erkan Mumcu, ''Geliniz, cumhurbaşkanını halka seçtirelim'' dedi. Erkan Mumcu, insanlara, hesap soracağı, denetleyeceği kendi devlet başkanlarını seçme hakkının verilmesini isteyerek, cumhurbaşkanının halka seçtirilmesi için zaman ve fırsat olduğunu, bu çekilde Cumhurbaşkanlığı konusunda kriz yaşanmasının da önlenebileceğini kaydetti.

Erkan Mumcu, şöyle konuştu: ''Bu Meclis, yeni bir Anayasa yapmalıdır. Hala bir darbe anayasası ile yönetilmemiz en başta milli egemenlik prensibinin ruhuna aykırıdır. TBMM, sadece günübirlik siyasal olgulara dönük eylem ve tutumlar gösteren bir kurum olarak görülemez. Milli iradenin tecelligahı olmak, millet iradesinin orta ve uzun vadeli özlem ve ideallerine de hizmet etmeyi zorunlu kılar.

Hepimiz, TBMM'nin 87. yılında ülkemizin karşı karşıya bulunduğu temel sorunlar karşısında ortak sorumluluklara sahip olduğumuzu görmeliyiz. TBMM, önümüzdeki günlerde başta bölücülük olmak üzere, ülkemizin karşı karşıya bulunduğu tehdit ve tehlikelere karşı yepyeni bir anlayışla yaklaşmak ve buna ilişkin kararlar almak durumundadır.''

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious