MURAT GÖĞEBAKAN: ALBÜMÜN GELİRİYLE OKUL YAPILACAK

MURAT GÖĞEBAKAN: ALBÜMÜN GELİRİYLE OKUL YAPILACAK.17324
  • Giriş : 03.06.2010 / 02:01:00
  • Güncelleme : 03.06.2010 / 03:03:39

Murat Göğebakan çıkardığı son albümü Âşıklar Yolu'nun geliriyle okul yaptıracak.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:

Otomatik Sallanan Beşik

Sesi gibi yüreği de güzel bir insan Murat Göğebakan. Son zamanlarda daha çok moralimizi bozan, canımızı yakan, ruhumuzu sıkan talihsiz haberlerini duysak da, onun tefekkür dolu tevekkül anlayışı herkese ders oldu.

 

Lösemi ile mücadele eden Göğebakan, hastane odasında bir ressamın tuvale şekil verdiği gibi şarkılarına şekil verdi, güzelleştirdi. Ve hastalığı yener yenmez de bu güzellikleri çıkardığı Âşıklar Yolu albümünde birleştirdi.

 

Göğebakan'la son albümü Aşıklar Yolu'nu, sağlık durumunu ve güncel konuları konuştuk.

 

***

Röportaj: Muaz Kalaycı, Genel Yayın Yönetmeni

Redakte: Meliha Sönmez, Taha Sunay

 

*** 

 

— Yeni albüm müzik marketlerde raflardaki yerini aldı. Nasıl gidiyor? “Âşıklar Yolunu” değerlendirecek olursak son durum nasıl?

 

Doğrusu bizim beklediğimizin altında bir satış var. Çok ciddi bir tiraj elde edemedik. Gönül isterdi ki şuan okul yapabilecek konuma gelebilseydik. Lakin henüz o kifayete eremedik. İnşallah en kısa zaman içerisinde ereriz Muaz kardeşim. Biz de yapmak istediğimiz okulun inşaatına bir an önce başlar, mücadelemize devam ederiz.



“KENDİ MÜCADELEMLE BOĞUŞURKEN; MUTLAK TESLİMİYETE İNANDIM”

 

— Bu albümdeki şarkıların, diğer albümdeki şarkılardan farkı nedir? Hangi duygularla yazıldılar? Kader isimli şarkıda “Kader; sana ne diyeyim… Sevdim dedim, üzdün beni. Aşkım şahidimdir… Senin yolunda öldür beni!” diyorsun. Bu sözler bir duygu yoğunluğu olmadan yazılamazdı herhalde…

 

“Ölüm tarlasından geçerken yapayalnızdım.        Diz kapaklarıma kadar kan vardı. Ölümün soğukluğu ile kana bulaşmış bir yürek. Ve diz kapaklarına kadar çamurun içerisinde mücadele eden bir ben vardım… Ve bir de benimle beraber benden içeri olan ben vardım.” İşte bunlar o 208 günlük hastane muhabbetinde yaşadıklarımdı.

 

Bazen “Yangınlardayım” dedim; 9 saat düşüremediler ateşimi. Bazen ateşler içerisinde yanarken bile umut saçtım.

 

Kadere inanan ben; “ne olursa olsun senin yolunda öldür beni” dedim.

 

Kör Bıçak dedim arkamdan vuranlara. Ağladıkça dedim; “ne olursa olsun hep sen varsın yanımda”…

 

Âşıklar Yolu dedim; “yolun sonundaki ânın başlangıcını” anlatmak istedim.

 

Sevdim Seni dedim; “her şeye rağmen sevdim”… “Seni benim kadar kimse sevemez” dedim.

 

Yalnızlığımla, gecenin soğukluğunda tek başıma mücadele ederken, yine de “seni benim kadar kimse sevemez” dedim.

 

Karagül dedim; “yürektesin” dedim. “Her şeye rağmen yürektesin”...

 

Bunun gibi daha birçok eser hazırladım. Birçoğu albüme girmedi. Proje dışına çıktık. 50'yi aşkın eser yazdım. Yani ne olursa olsun kendi içerisinde olan duygularla var olan dengeyi kendim sağlamak istedim. Kendi mücadelemle boğuşurken; mutlak teslimiyete inandım. Ve “Rabbim; sen iyisini bilirsin” dedim. O dönem içerisinde dostlarım ziyaret ettiler. Gelenlere eyvallah, gelmeyenlere de eyvallah. Gelen ama yalancılara da eyvallah.

 

— Bu albümde en çok sevdiğiniz şarkı hangisi?

 

Kör Bıçak.

 

“BU ALBÜM ÇOK SATSIN… GELİRİYLE OKUL YAPTIRMAK İSTİYORUM”

 

— Albümden elde edilen gelirin bir okul yapımında kullanılacağını biliyorum. Bunu dinleyicilerimize sen anlatır mısın? Bu fikir nasıl gelişti?

 

Hastanedeyken; “eğer iyileşirsem Rabbim, umreye gitmek istiyorum” dedim. Çıktığımda ilk fırsatta umreye gittim. Gitmeden önce “Altın Çocuk Okuma Salonlarını” açmıştım. Orada çocuklarla buluştum. Hepsi geldi yanıma; okumak istediklerini söylediler. Orda “Rabbim; bu çıkardığım albüm satsın, okul yaptırmak istiyorum” dedim. Daha sonra umreye gittiğimde, Kâbe'yi daha ilk gördüğümde orda da; “Rabbim; bu albüm çok satsın, ben okul yaptırmak istiyorum” dedim. Bu benim niyetimdi. İnşallah gelirinden kendim için hiçbir şey beklemediğim bu albüm satar da, biz de niyetimizi yerine getiririz.



“BİRÇOK ŞEYİ KENDİ İÇİMDE YAŞADIM. KENDİ GÖZYAŞIMI KENDİ İÇİME AKITTIM”

 

— Bir hastalık geçirdin. Bu sürede birçok insanın gösteremeyeceği bir sabır ve şükür örneği sergiledin. Bu tavrın gerçekten herkesi etkiledi, insanların hayata bakışlarını etkiledi... Bu sürede yaşadığın duyguları özetler misin?

 

Bazen kavga ettim. Bazen kendi içimde ağladım. Bazen güldüm, bazen gönül hanesi dedim… Bazen aşk aşk aşk dedim. Hiçbir zaman hasta yatağımda yatmadım; koltukta yattım. Birçok şeyi kendi içimde yaşadım. Kendi gözyaşımı kendi içime akıttım. Hiçbir zaman Cuma'nın gelmesini istemiyordum. Çünkü Cuma günleri portun bakımı vardı ve ben çok acı çekiyordum. Bunlar acı şeyler tabi. Ama yaşanması gereken an vardı. Yaşanacaktı… Biz de yaşadık. Olması gereken neyse eyvallah.

 

— Hastanede geçen günlere bir isim koymak gerekirse adına ne dersin?

 

Sabır Gülü

 

“UYGUN İLİK İÇİN YÜKLÜ BİR MİKTAR PARA GEREKİYOR”

 

— Hastalığının tedavi süreci hala sürüyor. Uygun ilik arama söz konusu... Son durum ne?

 

Şu an için her şey normal gidiyor. Fakat doktorlar “bu işi kökten kapatalım” dediler. Bu işin taraması, araması İsrail'de. Dünyada en iyi orada yapıldığı için orada yapılmasına karar verildi. Gidip kan vereceğim. Yüklü bir miktar para gerekiyor. Sorunlarım var, para biriktirmeye çalışıyorum.

 

— Konserler ne durumda? Yaz geldi, festivaller başladı…

 

30 Mayıs'ta Londra'daydım. 5'inde İsviçre, 6'sında Konya, 8'inde Ankara, 12'sinde Kayseri ve daha sonra Berlin konserleri var. Bu ay böyle…

 

“EK GELİR OLUR DİYE KEBAP-CHI'YI AÇTIK. EN AZINDAN AÇ KALMIYORUZ”

 

— Âşıklar Yolu albümünün kapağında “teşekkürler kısmını” okudum. Bunların arasında Kebap-Chi diye bir firma da var. Merak ettim; nedir Kebap-Chi?

 

Eğer hastane süreci devam ederse geçinmek zorundaydım. Ek gelir olur diye düşündük ve Kebap-Chi'yı açtık. Restoranın başında oğlum duruyor. İstanbul Gültepe'de… Ara sıra biz de gidip yemeğimizi yiyoruz. En azından aç kalmıyoruz.

 

— Son albümden henüz bir klip var. İkinci klip ne zaman geliyor?

 

Haziran ayı içerisinde yeni klibimizi çekeceğiz.

 

— Hangi şarkıya?

 

Gülmedi Talihim



— Klip demişken sanat adı altıda çekilen kliplerden bahsetmek istiyorum. Böyle klipleri eleştirenler var. Sen bu sanat adı altında çekilen kliplerin halkı yozlaştırdığına, anlık aşklara, anlık ayrılıklara özendirdiğine inanıyor musun?

 

Dedim ya; ikiye ayrıldı her şey, bölündü. İşte bunlara marjinal diyorlar, çağdaş diyorlar. Geçen gün bir hanımefendinin İstiklal Marşı'na yorum kattığı gibi... Bir kaç arkadaşımız da kalkmış; “çok çağdaş okuma” demiş. Böyle bir şey yok! Anayasa'nın değişemez maddelerinden biri de İstiklal Marşıdır. Bayrağın rengi gibi.

 

“İSTİKLAL MARŞI'NA YORUM KATAMAZSIN!”

 

— Hadise'nin yorumunu beğenmedin galiba?

 

Yorum katamazsınız. Marş yazıldığı gibi okunmalıdır. Sen orda bir ulusu temsil ediyorsun. İstiklal Marşı zamanında yazılmış ve o zamanın meclisinden geçmiş, onay verilmiş. Bundan sonra yorum katma hakkın yok. Bir ulusu, bir milleti temsil eden bir şeyi değiştiremezsin.

 

“KIZ ÖĞRENCİLER OKULA GİTMEDEN ÖNCE SAÇLARINA FÖN ÇEKTİRİYORLAR, BUNA DA ÇAĞDAŞLIK DİYORLAR”

 

— Sorumuza tekrar dönersek; günümüzdeki kliplerin insanları yozlaştırdığını düşünüyor musun?

 

Biz zamanında okula giderken kafayı üçe vurduruyorduk. Kızlar da saçlarını iki örgü yapıyorlardı. Şimdi kızlar okula gitmeden önce saçlarına fön çektiriyorlar, buna da çağdaşlık diyorlar, çağdaş eğitim diyorlar… Yok böyle bir şey! Matematiği en iyi bilen çağdaş eğitime ulaşmış demektir. En kısa eteği giyen değil…  Artı ben 105 günlük eğitime de karşıyım. 105 günlük eğitim olmaz. 3 ay tatil mi olur?! 365 günde 105 gün okula gidiliyor. 3 günde bir bile değil!


           

“BENİM HAYATIMI 2 SAATLİK BİR ÜNİVERSİTE SINAVI DEĞİŞTİREMEZ”

 

— Dünyanın birçok ülkesini gezdin; var mı böyle bir ülke?

 

Dünyada en çok tatili biz yapıyoruz. Amerika'da tatil 40 gün. Üstelik bizde yarım, orada tam gün okul. Buna da çağdaşlık denip, dahası çocuklar kalan günlerde bile okulu kırıyorlar. Bunlar hoş değil. Bu çocuklara sahip çıkmak lazım. Bu çocuklara nasıl sahip çıkarsın söyleyeyim; öncelikle müfredat değişmeli. Açık söyleyeyim; ben YÖK'e de karşıyım. YÖK diye bir şey yok. Benim hayatımı 2 saatlik bir üniversite sınavı değiştiremez. Ben ne okuyacağıma kendim karar vermeliyim. Ben nasıl olmak istiyorsam, öyle olmalıyım. Düşün ki adam matematik mezunu ama dönercilik yapıyor. Kim ne okumak istiyorsa bunun kararını kendi vermeli, bunu sınavla sen tayin etme. Bu yüzden ben YÖK'e de karşıyım.

 

“KENDİM İÇİN DEĞİL, OKUL İÇİN BİR TUĞLA DA ONLAR KOYSUNLAR”

 

— Haber Aktüel okurları köşe yazılarından seni takip ediyor. Okurlarımıza bir mesajın var mı?

 

İnşallah en kısa zamanda onlarla buluşuruz, görüşürüz. Kardeşlerimizle muhabbetimize karşılıklı olarak devam ederiz. Ama bizi unutmasınlar ve bizim için dua edenler yine dualarını esirgemesinler. Ve küçücük bir anekdot da; kendim için değil, okul için bir tuğla da onlar koysunlar, albümü alsınlar.

 

…bitti!

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*