MÜSİAD GİK Sonuç Bildirisi

  • Giriş : 05.06.2006 / 00:00:00

Bölgelerarası gelişmişlik farkının sürdürülemez sorunlara yolaçtığına dikkat çekilen MÜSİAD Genel İdare Kurulu Sonuç Bildirisi'nde eşitsizliğin ortadan kaldırılabilmesi için kamu ve özel sektörün işbirliği yapması gerektiğine işaret edildi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD), Genel Merkez yönetimi ve şube başkanlarının Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ın da katılımıyla 2-4 Haziran tarihlerinde, Erzurum'da yaptıkları GİK toplantısından sonra yayınladıkları sonuç bildirisinde, Türkiye'nin en önemli problemlerinden birinin bölgelerarası gelişmişlik farkı olduğuna dikkat çekilerek, ortak akla yönelik işbirliği yapılarak "bölgesel kalkınma planlarının oluşturulması" gerektiği vurgulandı. Sonuç Bildirisi'nde şu görüşlere yer verildi:


BÖLGELERARASI GELİŞMİŞLİK UÇURUMUNA SON !

Coğrafi yapının elverişsizliği, iklimin sertliği, talep düzeyi yüksek iç ve dış pazarlara uzaklık, kırsal yerleşim birimlerinin çokluğu ve dağınıklığından kaynaklanan Doğu Anadolu bölgesinin sosyo ekonomik geri kalmışlığı hem Erzurum'u hem de bölge illerini göçle karşı karşıya bırakmaktadır. Göç olgusu bir yandan pazarın daralmasına, mevcut yatırımların atıl kalmasına yolaçarken diğer yandan toplumsal refah dağılımını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu nedenle bölgeler arası gelişmişlik farklarının ortadan kaldırılmasına yönelik bir eylem planı hazırlanmalı, ekonomik politikalar bölgelerin sorunlarına yönelik olarak yeniden şekillendirilmelidir.


BÖLGENİN GELECEĞİ 'YEŞİL PETROL'DE !

Doğu Anadolu bölgesi ve Erzurum'da tarım sektörü çok önemli sorunlarla boğuşmasına rağmen, organik tarımda Türkiye'nin lokomotifi olabilecek potansiyele sahiptir. Ülkemizde, çevre ülkelerindeki gibi zengin petrol yatakları olmasa da yeşil petrolü yani güçü bir tarım potansiyeli vardır. Stratejik bir sektör olan tarımın kendi haline bırakılamayacağı açıktır. Hedefimiz örnek işletme-lider çiftçi yaklaşımını tüm Türkiye'ye yaygınlaştırmak olmalıdır. AB ile müzakere sürecinde de Türkiye'yi en çok zorlayacak sektör olan tarımda kayıtlı sisteme geçilmesi, tarım envanterinin çıkarılması, üniversite-tarım işbirliğinin geliştirilmesi, girişimcilere yönelik etkin yönlendirme yapılması ve bürokratik engellerin kaldırılması şarttır.


BÜYÜMENİN ANAHTARI HAYVANCILIKTA !

Tarih boyunca en önemli hayvancılık merkezlerinden biri olan Erzurum'da bugün, maalesef hayvan varlığı sayısı her geçen gün azalmaktadır. Buna karşın Erzurum Türkiye'nin kırmızı et ihtiyacını tek başına karşılama potansiyeline sahip tek ilimizdir. İlde ve bölgede büyümenin ve göçü önlemenin yolunun hayvancılıktan geçtiği bilinmektedir. Bu nedenle bölgesel özellikler dikkate alınarak hayvancılığa yönelik özel bir teşvik sistemi uygulanmalı, destekleme politikalarında da işletme ölçeklerini büyütmek ve verimlilik artışı esas alınmalı, kaçakçılık mutlaka önlenmeli, et ve süt üretimine prim verilerek kayıtdışı ekonomi kayıt altına alınmalı ve desteğin kendi kendini finanse ederek bütçeye asgari yük getirmesi sağlanmalı.


"YERİNDE İŞ - YERİNDE AŞ" SAĞLANMALI !

Bölgede sermaye yetersizliği nedeniyle bireysel teşebbüslerden ziyade güç birliğine dayalı ortaklıkların oluşturulması hem ülke hem bölge ekonomisi için şarttır. Böylece hem atıl yatırımlar ekonomiye kazandırılacak hem de gereksiz yatırımların önüne geçilecektir. Bu amaçla yerinde iş, yerinde aş sağlayacak özel yatırımların ve güçbirlikleri teşvik edilmeli ve yatırımların yarım kalmaması için bürokratik mevzuattan kaynaklanan zorlukların aşılmasında her türlü kolaylık gösterilmelidir. Ayrıca her köy bir işletme gibi düşünülerek yeniden ele alınmalı ve köylerin ekonomiye katkısı artırılmalıdır.

KALKINMANIN 3. SACAYAĞI TURİZM !

Tarım ve hayvancılıkla beraber Erzurum'un kalkınmasının üçüncü sacayağı turizmdir. Tarihi ve kültürel zenginliklerinin yanında kış sporları için eşsiz özellikler barındıran Erzurum'da turizm sektörünün istihdam oluşturucu boyutta katma değer üretebilmesi, turizm olgusunun ancak, yılın 12 ayına yayılması ve çeşitlendirilmesiyle mümkündür. Tarih, kültür, doğa, termal, botanik turizmi açısından zengin kaynaklara sahip olunan Erzurum, yeni havaalanına kavuşması ve ildeki otellerin artmasıyla kış olimpiyatları ve kongre turizmi için de bulunmaz bir konuma kavuşmuştur. Bu nedenle 4-5 ay boyunca yolları kapatan, külfet olan karın, yeni turizm yatırımları ile bir nimete dönüştürülebilmesi ve istihdam sağlayabilmesi amacıyla yeni tesis kuracak yatırımcıların önündeki engellerin kaldırılmasına yönelik bir dizi yeni kararların alınması hayati önemi haizdir.

HEMŞEHRİ İŞADAMLARI VEFA BORCUNU ÖDEMELİ !

Her ilimizde olması gerektiği gibi Erzurumlu işadamlarının da kendi illerine vefa borcunu ödemesi fikrini savunuyoruz. "Doğduğunuz topraklara bir mum da siz yakın" kampanyası çerçevesinde Erzurum'da yatırım planlayan Erzurumlu işadamlarının önündeki her türlü bürokratik engel ve altyapı yetersizliği kaldırılmalı, ayrıca yöre halkının da yatırım yapacak işadamlarına sahip çıkmaları sağlanmalıdır.

BÖLGE CAZİBE MERKEZLERİ OLUŞTURULMALI !

Erzurum ve bölge illerinde cazibe merkezlerinin daha fazla vakit geçirmeden oluşturulması, Anadolu Yaklaşımı kapsamında KOBİ'lere kredi ve yatırım imkanlarına ulaşmada kolaylaştırıcı tedbirlerin alınması, bölgesel kalkınma ajanslarının bürokrasi değil, yatırım ve proje merkezi gibi çalışmasına azami dikkat gösterilmesi, Doğu Anadolu Projesi'nin (DAP) yeniden gözden geçirilerek Karadeniz ile GAP arasında köprü olması hedeflenmelidir.

TURİZMİ PATLATMANIN YOLU ULAŞIM !

Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı'ndan Erzurum ve Van'a da uçak seferlerinin başlatılması ve karayolu konusundaki duble yol çalışmaları ildeki ekonomik canlılığı artırmıştır. Ancak demiryolu konusundaki yetersizlikler dikkat çekmektedir. Geçmiş yıllarda projelendirilmesine rağmen Erzurum ile İran arasındaki demiryolu bağlantısında Horasan-Gürbulak hattının daha fazla zaman kaybedilmeden hayata geçirilmesi hem iki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri artıracak hem de kış turizmi nedeniyle Erzurum'a çok daha fazla İranlı turistin gelmesini temin edecektir. Ayrıca Erzurum, Rize arasındaki yolu 130 km daha kısaltacağı öngörülen Ovit Dağı tünelinin tamamlanmasıyla Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgesi arasında büyük ekonomik potansiyelin ortaya çıkacağına inanıyoruz.


EGES, DOĞU ANADOLU İÇİN ÖRNEK PROJE

Bu arada, Erzurumlu işadamları ve MÜSİAD Erzurum şubesi üyelerinin ortaklığı ile kurulan Entegre Gıda Et Süt (EGES) AŞ adlı hayvancılık tesisi görkemli bir törenle açıldı. Tarım Bakanlığı Müsteşarı Vedat Mirmahmutoğulları, Erzurum milletvekilleri, Erzurum Valisi Celalettin Güvenç, Erzurum TSO Başkanı Muammer Cindilli ve çok sayıda seçkin konuğun hazır bulunduğu törenle 33 günde inşa edilen tesisin ilk bölümü hizmete girdi.

Pasinler sınırları içerisinde yeralan eski tütün fabrikası arazisi üzerinde kurulan tesislerde günde 100 ton organik süt üretimi hedefleniyor. Tarım sektörüne özel müteşebbislerin elele vererek katılımı ve sermaye aktarımı olarak değerlendirilen tesis açılışa katılan yetkililer tarafından bölgesel kalkınma için örnek proje olarak gösterildi.

MÜSİAD Başkanı Dr. Ömer Bolat yaptığı konuşmada EGES'in Doğu Anadolu'da atılmış bir ilk adım olduğunu belirterek projeyi yakında benzerlerinin takip edeceğini ifade etti. Dr. Bolat, MÜSİAD'lı birçok işadamının artık sanayiden, ticaretten kazandığını tarımsal projelere yatırmaya başladığını belirtti. Dr. Bolat, "Doğu Anadolu'da geleneksel tarım ve hayvancılık anlayışının sürdürülemez olduğu açık. Bu nedenle artık dönüşüme yelken açmalıyız. Bu dönüşümü sadece kamunun yüklenmesi ve başarması mümkün değildir. Bu noktada özel sektörün de elini taşın altına koyması şarttır" dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious