MÜSİAD'dan çözüm için tek formül

MÜSİAD'dan çözüm için tek formül.7617
  • Giriş : 27.03.2008 / 11:32:00

MÜSİAD Başkanı Bolat, AK Parti'ye kapat-ma davasıyla ekonominin belirsizlik yaşandığını ve dış dünyada yara alındığını savundu. Bolat'a göre yapılacak tek şey var:

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


MÜSİAD Genel Başkanı Ömer Bolat, AK Parti hakkındaki kapatma davasına ilişkin olarak, ''Ekonomideki belirsizlik sürecinin ve dış dünyada aldığımız yaranın ortadan kaldırılması için yapılması gereken, bu iddianamenin geri çekilmesidir'' dedi.

AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Bolat, 2007 yılında dünya mali piyasalarında özellikle riskli konut kredilerinin geri ödenememesinden kaynaklanan büyük bir likidite krizi ve bankacılık zararları gerçeğiyle karşı karşıya kalındığını, bunun önce ABD'de ortaya çıktığını ve giderek Avrupa içindeki bankalar için söz konusu olduğunu belirtti.

Bolat, likidite krizinin giderek AB ülkelerine, Türkiye ve diğer gelişmekte olan piyasalara da muhtemel olumsuz yansımalarının söz konusu olacağını çünkü ABD'deki ekonomik büyümede ciddi bir yavaşlama olacağını belirterek, ''Başta Uzak Doğu ülkeleri, Çin, Malezya, Hindistan, Tayvan, Güney Kore gibi bize rakip olan ülkeler de, bu yavaşlama karşısında Türkiye'nin AB'deki ihraç pazarlarına doğru bir yönelme gösterecekler ve göstermeye başladılar'' diye konuştu.

Türkiye ekonomisinin makro dengeleri yerinde olduğu ABD'de başlayıp AB'ye sıçrayabilen bu mali kriz karşısında çok iyi bir direnç gösterdiğini ifade eden Bolat, şu görüşleri aktardı:

''Cari açığımızdan dolayı ve ihraç pazarımız olan AB pazarlarına yönelik diğer gelişmekte olan üyelerin yönelmesi tehdidinden, kaygısından dolayı tabii ki sıkıntılar olabilir. Buna da hazırlıklı olmak lazım. Türkiye'de özellikle işletmelerin rekabet gücünü artırıcı tedbirler almak ve ihracat desteklerinin artırılması ve cari açığın bir sorun teşkil etmemesini sağlamak gibi tedbirlere ihtiyaç var.''

-''UZAK DOĞULU İHRACATÇILARIN TÜRKİYE'NİN AB PAZARLARINA YÖNELMELERİ RİSK''-

Ömer Bolat, 2006 Haziranından bu yana Merkez Bankasının uyguladığı yüksek faiz politikasının hem finansman maliyetlerinin yükselmesi, hem iç piyasaya yönelik çalışan inşaat, otomotiv ve tüketim ürünleri, mobilya gibi sektörlerde iç tüketimin daralması ve kur üzerinde baskı oluşturması nedeniyle ihracatçılar açısından kar azalması şeklinde sıkıntılar yarattığını öne sürerek, ''Türkiye'de yaşanan ekonomideki iç piyasa daralması ve büyümenin yavaşlaması gibi sıkıntılar, ABD'deki mali krizden ziyade kendi iç ekonomimizle ve yüksek faiz problemiyle alakalı bir durum olarak ortaya çıktı'' görüşünü dile getirdi.

Bolat, ''Özellikle Çin, Hindistan ve Uzak Doğulu ihracatçıların bizim yüzde 56 düzeyinde ihracat yaptığımız AB pazarlarına yönelmeleri (ABD pazarı daraldığı için), bizim için pazar riski oluşturabilir. Türkiye'nin çevre ülkelerine yönelik ihracat pazarlarına da yönelebilecekler. Doğrudan yatırım girişleriyle alakalı olarak da 2006-2007'deki trend aynı şekilde devam edebilecek mi, bu şu anda bir soru işareti'' diye konuştu.

-AK PARTİ'YE AÇILAN KAPATMA DAVASI-

MÜSİAD Genel Başkanı Bolat, geçtiğimiz yıl Nisan ayının başında Cumhurbaşkanlığı seçim süreciyle başlayan bir ''istikrarsızlaştırma çabaları''nın söz konusu olduğunu, mitingler yapıldığını, genel seçimlerin ardından hükümetin kurulduğunu, ardından terör örgütünün artan şiddet ve saldırılarının, daha sonra yeni anayasa tartışmaları ardından da anayasa değişiklikleri yoluyla başörtüsü yasağının kaldırılması tartışmaları nedeniyle gündemin bir türlü ekonomiye gelemediğini anlattı.

Bolat, ''Burada özellikle Malezya modeli, mahalle baskısı gibi, 'başörtüsü yasağının kaldırılması kaosa davetiye' gibi suni gerginlikler çıkarıldı. Bunu kimi zaman siyaset unsurları, kimi zaman iş dünyasındaki bazı STK'lar, kimi zaman da medyadaki bir kesim yaptı. Sonuçta, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının, bundan 7 ay önce yüzde 50'ye yakın bir oy alan iktidar partisine yönelik kapatma davası açması da işin tuzu biberi oldu maalesef'' diye konuştu.

Türkiye'de hala 1940'ların özlemi içinde, içine kapanmacı ve tek parti yönelimini isteyen arayışlar içinde olan bazı kesimler bulunduğunu savunan Bolat, ''Bunun, Türk demokrasisi açısından tamiri çok zor yaralar açtığı kesin. Hukuk devleti normları açısından aynı zarar söz konusu. AB süreci, önemli ölçüde yara aldı'' dedi.

Bolat, şu görüşleri aktardı:

''Türk insanı açısından Türk demokrasisi açısından getirdiği sarsıntı çok büyük. Ekonomi açısından da çok önemli olumsuz tesirleri söz konusu oldu. Dünyada bir mali kriz yaşanırken ve bunun dalga dalga Türkiye'ye yönelik olumsuz etkilerinden korunma çabalarına odaklanması gerekirken, bugün söz konusu kapatma davasının açılması ile piyasalar büyük bir belirsizlik sürecine ve istikrarsızlık sürecine sokuldu.

Siyasi alandaki belirsizlik ve istikrarsızlık da aynı şekilde ekonomiye de direkt olarak olumsuz etkilerini yapmıştır. Baktığımızda başta inşaat, dayanıklı tüketim, otomotiv sektöründe satışlar bıçak gibi kesilme noktasına geliyor. Çünkü ekonomi, beklentilerin doğru yönetilmesiyle çok doğrudan alakalı. Beklentiler, belirsizlik sürecine ve olumsuzluk sürecine sokulursa, piyasalar da reel piyasalar da bundan olumsuz etkileniyor.''

Bolat, Türkiye'nin ihtiyacı olanın siyasi istikrarının devamı, ekonomideki belirsizlik sürecinin ortadan kaldırılması, güven, motivasyon ve moral unsurlarının ekonomiye aşılanması olduğunu belirterek, ''Bir de Türkiye'nin dünyada imajının aldığı büyük yara da çok önemli. Yüzde 50 oy almış bir iktidar partisine seçimden 7 ay sonra böyle bir kapatma davası açılabilmesi, Türkiye'nin demokratik standartları ve hukuk devleti standartları açısından çok önemli bir sıkıntı oluşturdu'' dedi.

-''UZLAŞMANIN ORTAK PAYDALARI...''-

Ömer Bolat, 7 sivil toplum kuruluşu tarafından dün gerçekleştirilen ''sağduyu çağrısı''na ilişkin olarak da şu görüşleri dile getirdi:

''Bunlar güzel çağrılar, olumlu çağrılar ama bunların doğru ortak paydalarda buluşması gerekir. O da şu; bu istikrarsızlık ve ekonomideki belirsizlik sürecinin ve dış dünyada aldığımız yaranın ortadan kaldırılması için yapılması gereken bu iddianamenin geri çekilmesidir ya da anayasa mahkemesinin tarihi bir görev ve sorumluluk anlayışıyla bu iddianameyi reddederek savcıya iade etmesidir. Ancak bu şekilde Türk demokrasisinin, hukuk devletinin, demokratik standartlarımızın önü açılacaktır, ekonomideki belirsizlik unsuru bir anda ortadan kalkacaktır. Bundan sonra da Türkiye'de kapsamlı bir Anayasa değişiklik paketine ihtiyaç var. Siyasi partiler bu şekilde sudan sebeplerle, vehimlerle, kapatılma tehdidiyle karşı karşıya kalmamalı.''

Bolat, Memurun Muhakematı Kanunu nedeniyle bir devlet memurunun işten atılmasının çok zor olduğunu ifade ederek, ''Ama bir siyasi parti halktan yüzde 50 oy almasına rağmen seçimden 7 ay sonra gerçekten incir çekirdeğini doldurmayacak gerekçelerle kapatılma tehdidi altında tutulabilmektedir'' diye konuştu.

Siyasi partilerin şiddeti, terörü, ülkenin birliğini bütünlüğünü bölecek davranışlar içinde değillerse, asla kapatılmaması gerektiğini vurgulayan Bolat, şöyle devam etti:

''Siyasi partileri millet açmalı, millet kapatmalıdır. Zaten partiler başarısız oluyorsa, sandıkta halk cezayı kesiyor, bedelini ödetiyor. Dolayısıyla, böylesine antidemokratik ve hukuk devleti normlarına aykırı davranışlar içinde olmamak lazım. Bizce sağduyu ya da uzlaşmanın ortak paydaları, daha fazla demokrasi, halkın iradesinin üstün tutulması, daha fazla hukuk devleti, siyasi ve ekonomik istikrarın korunması ve daha fazla halkın refah artışı ve ekonomik zenginleşmeden geçmektedir. Kimse, 'bu devletin sahibi benim', 'bu ülkenin sahibi benim' anlayışıyla içine kapanacak, dünyadan soyutlanacak, marjinalleşecek tek parti özlemini yansıtacak bir rejim arayışı içinde olamaz, olmamalıdır.''

Bolat, davanın Anayasa Mahkemesi tarafından görüşmeye alınması halinde, belirsizlik ve istikrarsızlık sürecinin uzayacağını ve Türkiye ekonomisinin bundan ciddi bir şekilde zarar göreceğini kaydetti.

Ömer Bolat, sağduyu çağrısıyla ilgili olarak, kendi çalışmalarını geçen haftadan bu yana yaptıklarını, böyle bir toplantının düzenlenmesi için de başta TOBB olmak üzere bu kuruluşlara çağrıda bulunduklarını, toplantının Türkiye Avrupa Birliği Karma İstişare Komitesi içinde yer alan 7 yarı resmi STK'lar düzeyinde gerçekleştirildiğini, kendilerinin de bu tür çalışmaları desteklediğini söyledi.

''Bu bir kuru uzlaşma veya kuru bir sağduyu çağrısı olarak kalmamalı'' ifadesini aktaran Bolat, ''Gerilimin azaltılmasını hepimiz istiyoruz ama gerilimiz azaltılması için bu anti-demokratik teşebbüslere son verilmesi lazım. Bu iddianamenin iade edilmesi, reddedilmesi lazım. Çünkü bir tarafta siz halkın iradesine hançer saplıyorsunuz ama öbür tarafta diyorsunuz ki 'aman ortamı germeyin'' diye konuştu.

Bolat, siyasi gerilimin son bulması için medya kuruluşlarına da görev düştüğünü belirterek, şunları söyledi:

''Sivil toplum kuruluşlarının, bu iddianamenin reddedilmesi için çağrıda bulunması lazım. Dolayısıyla kuru uzlaşma çağrısı değil... Sağduyunun uzlaşmanın temeli, ortak paydaları daha fazla özgürlükçü demokrasi, daha fazla hukuk devleti normları, halkın iradesinin üstün tutulması, böylesine antidemokratik bir iddianamenin derhal reddedilmesi, ekonomideki reformlara odaklanılması, AB üyelik reform sürecine odaklanılması, bunlardan geçmektedir. Bunların üzerinde ortak paydada buluşalım.''

Atılacak somut adımın iddianamenin reddedilip, iade edilmesi olduğunu kaydeden Bolat, ''Bu, siyasi belirsizliği, istikrarsızlık sürecini, ekonomideki belirsizlik sürecini bir anda ortadan kaldıracaktır. Halkın, ekonominin, demokrasinin istediği güven, moral unsurunu aşılayacaktır ve Türkiye bundan sonra AB reformlarına, ekonomik reformlara, daha fazla demokratik reformlara, temel hak ve hürriyetlere odaklanacaktır, Anayasadaki kapsamlı değişikliklere odaklanacaktır. Türkiye'nin ihtiyacı olan budur'' dedi.

Bolat, ''İçi boş, kuru bir sağduyu ya da uzlaşma çağrısı, sadece yapılan yanlışlıklara dur anlamına gelmeyecektir. Bir tarafta demokrasi, halkın iradesi, hukuk devleti, ekonomideki gelişmeler, istikrar süreci baltalanmaya çalışılacak, öbür tarafta da 'aman sağduyu olsun, uzlaşma olsun'. Onun olması için bu tür yanlışlıklar yapılmamalı, yapılan yanlışlıklara da dur denilmeli, prim verilmemelidir, olması gereken budur'' görüşünü dile getirdi.

9 yıldır darbeyle yönetilen Pakistan'da bile siyasi partilerin kapatılmadığını ifade eden Bolat, ''Türkiye, bir muz cumhuriyetinden daha müşkül bir duruma düşürülmüştür'' dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious