Müslümanlar kadın haklarını düşünmeyi unuttu

  • Giriş : 05.12.2006 / 00:00:00

Geçtiğimiz günlerde Bilgi Üniversitesi’nde sınırlı bir katılımın öngörüldüğü önemli bir toplantı yapıldı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Bilgi Üniversitesi, Barselona kökenli CIDOB Vakfı (Centro de Informacióny Documentación Internacionales en Barcelona) ve Helsinki Yurttaşlar Derneği tarafından düzenlenen konferansın ana teması oldukça dikkat çekiciydi: ‘Kültürlerarası Yurttaşlık-Siyasi Katılım ve Müslümanlar’.
Toplantı, Uluslararası Helsinki Yurttaşlar Derneği’nin özellikle 11 Eylül sonrasında İspanya, Türkiye, Fas ve İngiltere’de gerçekleştirilen saldırıların ardından ortaya çıkan ‘İslamofobi’ye paralel olarak ‘Modern Batı’ ve ‘Müslüman Doğu’ arasındaki gerilimi merkeze koyan bir çalışma yapmayı programına koyması sonucu hayata geçmiş. Kültürel çalışmalar konusunda birçok uzmanın ve akademisyenin konuşma yaptığı toplantıda, Fransa’dan gelen Siham Andalouci adlı bir kadın katılımcının çıkışları dikkatimizi çekti, kendisiyle görüşmek istedik.

11 Eylül tuz-biber oldu

Büyükbabası Cezayirli olan Fransa’daki üçüncü kuşak Müslümanlardan olan Andalouci, Fransa’daki Müslüman hareketler içerisinde tanınan bir isim. Andalouci, Fransa’daki Müslüman kadınlara uygulanan başörtüsü yasağının ‘11 Eylül saldırısından’ çok daha önce başladığını söylüyor. Başörtüsü ile ilgili durum bu tarihten önce de ülkede gelecek vaat etmiyordu. Ancak ‘11 Eylül’ mevcut durumu daha da kötüleştirdi. Andalouci’ye göre 1992 ve 2002 yılındaki krizler başörtüsü yasağında katalizör görevi gördü. Başörtüsü yasağı, Fransa’da bazı okulların başörtüsüne yasak getirmesi ile ülkede tartışma haline gelmesiyle başladı. Aslında bu tartışma, ülkedeki sosyal sigorta sistemi gibi ülke genelinde tartışma meydana getirecek hayati derecede önemli yasaların üzerinde konuşulmasını maskeledi. Sonuç olarak 2004 yılından bu yana kızlar okula başörtüsü ile gidemiyor. 11 Eylül sadece şu ikilemi belirginleştiriyor: Ya başörtüsünü çıkarıp okula gideceksin ya da başörtünle kalıp okula gitmekten vazgeçeceksin!

Şu sıralarda Fransa’da başörtülü kadınların bırakın okumak, kamu kurumlarında bile çalışmalarına müsaade edilmiyor. Hatta son yıllarda üniversite bitirmiş bu genç kızların tercih ettiği ‘telefonla başında’ki işlere bile alınmadıklarını söylüyor. Andalouci, Fransa’daki diğer sivil toplum örgütleri ile bir araya gelerek bu konuda mücadele ettiklerini söylüyor. Hem Müslümanım hem feministim. Burada karşı oldukları, konunun başörtüsünü takıp takmamaları değil gençlerin kendi seçimlerini uygulayamamaları olduğunun altını çiziyor. Başörtüsü yasağı gibi Müslüman kadınlara yönelik insan hakları ihlalleri ile mücadele etmek için Müslüman olmayan sivil toplum örgütleri ile iki ayrı network ağı oluşturmuşlar: ‘Herkes için ağ’, ‘eşitlik için feminist ağı’. Bu ağı oluşturan üyeler ‘iş hayatında kadın’, ‘başörtüsü ve kadın’, ‘kadın ve cinsellik’ ile ‘kürtaj ve doğum kontrolü’ konularını tartışmaktalar. Andalouci, bu çalışmaları sırasında bir kadının hem Müslüman hem de feminist olabileceğini fark ettiğini söylüyor. Andalouci, “İslamiyet, kadınlara geniş haklar verirken feminist olmaya neden ihtiyaç duydunuz?” şeklindeki soruyu şöyle cevaplıyor: “Kadın olmam haklarımı savunmama engel değil ve burada din ile gelenek arasındaki ayrımı iyi yapmak lazım. Biz mücadelemizde feminist söylemi kullanmıyoruz. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki; Müslüman ülkelerdeki kadınların durumu eski parlak günlere göre daha da geri kalmış durumda. Mevcut durum sürekli kötüye gidiyor. Kadın noktasında düşünmeyi Müslümanlar bir tarihte bıraktı. Hz. Ayşe’nin dindeki rolü kitaplarda kaldı. Ve biz Müslüman medeniyetinde tarihin erkekler tarafından yazıldığını biliyoruz. Dolayısıyla ataerkil bir vizyon var kadın konusunda ve bu sorgulanmaya değer.”

Ayrıca ülkedeki Müslüman sivil toplum örgütlerinin siyasi bağlantılarından da şikayet ediyor. Paris Camii’nin Cezayir Konsolosluğu’na, Fransa Müslümanlar Birliği’nin Fas Konsolosluğu’na bağlı olduğu gibi ülkede faaliyet gösteren örgütlerin siyasi bağlantılarını doğru bulmuyor. Bu tür yapılanmaların -haklı olarak- Fransa’daki Müslümanların durumunun iyileştirilmesine bir faydası dokunacağına inanmıyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious