'Mustafa Kemal ikinci peygamber'

'Mustafa Kemal ikinci peygamber'.9552
  • Giriş : 11.02.2008 / 01:27:00
  • Güncelleme : 11.02.2008 / 01:06:12

Müzisyen Timur Selçuk'tan tartışılacak sözler: "Yaradan hiç bir ulusa böyle iki Mustafa armağan etmedi. Mustafa Kemal benim için ikinci dereceden peygamberdir”

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Uzun bir süreden sonra sahnelere geri dönen Timur Selçuk, hem müzik dinlemeyi bilmeyenleri hem de hükümeti her zamanki sert üslubuyla eleştirdi: “Şu anki hükümet, ülkenin inançlarını yıpratıyor. Türbanı ulaşmak istediği yolda bir araç olarak kullanıyor.”

Türk sanat müziğinin efsane bestekarı Münir Nurettin Selçuk’un oğlu, müzik adamı Timur Selçuk’la buluşmak için Taksim Sıraselviler’deki Çağdaş Müzik Merkezi’nde buluşuyoruz. Fotoğraflarını çektiğimiz sırada piyano başında verdiği mini resital Timur Selçuk’u herkesin canlı dinlemesi gerektiği inancımı kuvvetlendirdi. Tabii hiçbir yerde konser vermiyor olması da bu takibi zorlaştırıyor. En son 1974’de verdiği konserden sonra ilk defa geçen hafta Erol Evgin’in ısrarlarıyla The Plaza Otel’de bulunan Sky Bar’da üç gün canlı performans sergileyen Timur Selçuk, hem kendi şarkılarını hem de babası Münir Nurettin Selçuk’un şarkılarını seslendirdi. Aldığı güzel tepkiler ve ısrarlar nedeniyle Mart ayında yeniden canlı performans yapacağını söyleyen Timur Selçuk’la sohbetimiz Türkiye’nin en büyük bestekârlarından Münir Nurettin Selçuk anılarıyla başlıyor ve türbana kadar gidiyor.


* 34 yıl aradan sonra ilk defa sahneye çıktınız. Neden sahneye çıkmıyordunuz ve fikrinizi ne değiştirdi?
1970’lerin ortalarında ülkenin siyasi durumu beni sahnelerden uzaklaştırmıştı. Kıbrıs çıkartmasıyla birlikte bir daha sahne almadım. Geride bıraktığım dinleyiciler Yaşar Kemal’in söylediği gibi “O güzel insanlar, o güzel atlara bindiler, gittiler ve bir daha dönmediler...” Artık o sadık, müzik dinlemeyi bilen insanlar yoktu etrafta. Geçen hafta gördüm ki o insanlar güzel atlarıyla dönmüşler.


* Nasıl bir dinleyici kitlesi vardı ve sizin ruh haliniz nasıldı?
Ben çok heyecanlıydım, aradan geçen 30 yılı aşkın bir süredir böyle bir şey yapmamış olmak ister istemez beni heyecanlandırdı. Tabii bir de 70’ime merdiven dayadığımı düşünecek olursak, iki saat boyunca sahnede olmak beni yorar diye düşünmüştüm ama hiçbir problem yaşamadım. Dinleyicilerim arasında çok yaşlılar da vardı, çok gençler de. 80 yaşını aşkın bir adam eşiyle birlikte geldi ve babamın eserlerini dinlemek için geç vakitlere kadar kaldı. Bu benim için büyük bir onurdur.


* Yeniden sahne alacak mısınız?
Sahnede olmak değil ama geç saatlere kadar ayakta olmak ve ertesi gün kalkıp derse gitmek beni yoruyor. Tabii yaşlandık artık, bünye eskisi gibi dinamik değil. Ama Mart ayı için konuştuk, bir aksilik çıkmazsa arada bir böyle programlarla dinleyiciyle buluşmak lazım.


* Müzik piyasasında “Babasının eserlerini kimseye söyletmeyen zor adam” olarak anılıyorsunuz. Neden izin vermiyorsunuz?
Münir Baba, kendi şarkılarını öğrencilerine seçerek verirdi. Üsluba önem veren bir adam olduğundan ölümüne yakın dönemde de maddi manevi çok zorluklar yaşadı ama kendi bilgisinden de hiç geri adım atmadı. Babam, sanatçı olmadığı halde eserini doğru okumadığı için Mustafa Kemal’i azarlamıştı. Böyle bir adamdan bahsediyorsunuz. Eğer bu şekilde sahip çıkmazsam yattığı yerden bana beddualarını eksik etmezdi. Ben de babamın isteklerini yerine getiriyorum. Zaten gece kulüplerinde konserlerde bu şarkıların içine ediliyor, bunlara bir yasaklama getirmiyoruz. Albüme basılacak olan eserler konusunda çok hassas davranıyorum. Belge olarak kalacak olan albümlerde bir yanlış yapılacak olursa, ondan sonra gelecek olan şarkıcı bir yanlış daha yapacak. Buna müsaade edemem.


* Babanızın Mustafa Kemal’le ilişkileri nasıl bozuldu?
Yine Türk Sanat Müziği icra ederken Mustafa Kemal de eşlik edecek olmuş, Münir Baba da Mustafa Kemal’e sinirle dönerek; “Ya siz söyleyin ya da bırakın ben söyleyeyim” demiş. Münir Baba bu konuda taviz verecek bir adam değildir; karşısında kim olursa olsun. Tabii Mustafa Kemal bu duruma kırılıyor ve iki yıl kadar küs kalıyorlar. Ama sonra Mustafa Kemal, Münir Baba’nın hassasiyetinin ne olduğunu kavradığında yanına çağırıyor ve sohbetlerine kaldıkları yerden devam ediyorlar.


* Maddi zorluklardan bahsettiniz, teliflerden para kazanabiliyor musunuz?
Hayır, en son Mesam’dan 15 YTL telif geldi! Gazinolarda milyarlarca liraya şarkılar türküler söyleyenler bir lira para ödemiyor. Benim bir tek Münir Nurettin şarkısıyla, sizi helikopterle bulunduğunuz yerden alıp buraya getirebiliyor olmam lazım.

* Babanızın da sizin de hep yurt dışı konserleri ve eğitimleri oldu. Hiç yurt dışında yaşamayı düşündünüz mü?
Ben bu soruya babamla olan bir diyaloğumla cevap vermek istiyorum. Hastalığının son dönemlerinde eşyalarına bakınırken Paris Operası’ndan tenor olması için gönderilmiş mektubu buldum. Üstelik bir hayli yüksek meblağteklif edilmiş. Babamın yanına gittim; “Babacım size zamanında böyle teklifler yapmışlar neden kabul etmediniz” diye sordum. Bana; “O zaman kim Münir Nurettin olacaktı oğlum” dedi. Ben de bu sözünden yola çıkarak ülkemi bırakmayı hiç düşünmedim.


* Peki Münir Nurettin Selçuk sizin eserlerinize nasıl yorumlarda bulunurdu?
1970’li yıllarda Paris’ten döndüm. Şan Sineması’nda konserim oldu, babam da izlemeye geldi. Konser bittiğinde daha terim soğumadan, sert bir üslupla ilk söylediği şey şu oldu: “Besteciliğin konusunda çok gelişmişsin ama bestelerini ses sanatçısı olarak icra edecek olgunlukta değilsin. Şan dersleri alman gerekir” Bugünkü başarımı babamın o sözlerine borçluyum .


*Sizce Münir Nurettin Selçuk yeteri kadar değeri bilinen bir sanatkâr oldu mu?
Türk insanı Münir Baba’nın 21’inci yüzyıl müzik tarihinin mihenk taşı olduğunu, aydınlanma sürecinden sonra anlayacaklar ama ben o dönemi göremeyeceğim. Bir defasında yine Paris’ten babamın konseri için döndüğümde konser salonunun yarısının boş olduğunu gördüm. Babama dönüp: “Paris’te verdiğin konserleri düşününce bu salondaki boşluğu bir tülü anlayamıyorum, nerede dinleyicilerin” diye sordum. Çok sakin ve mütevazı tavrıyla: “Oğlum beni aradıkları gün, onlar da beni bulamayacak” demişti.


“Hükümet siyasi zafer için türbanı, yani kadını öne sürüyor”

Timur Selçuk’un Hz. Muhammed’i ve Mustafa Kemal’i hep aynı cümlede buluşturması bir hayli tepki görmüştü. Selçuk; “Mustafa Kemal benim için ikinci dereceden peygamberdir” diyor ve devam ediyor: “Yaradan hiçbir ulusa böyle eşsiz iki ‘Mustafa’ armağan etmemiştir. Birisi ilahi Hz. Muhammed Mustafa diğeri ise devrimci Mustafa Kemal Atatürk’tür. Yedi düvele kafa tutan, Kurtuluş Savaşı’nı yapan Mustafa Kemal! Ben iki Mustafa’yı gönüllerinizde bir tutun, bunları çarpıştırmayın, birbirine kırdırtmayın, bunlar sizlerin yaşam kaynağınız, çağdaşlığa gitme yolundaki en büyük yakıtınız ve desteğiniz derim. Bu da hem solcu hem de sağcı arkadaşlarım tarafından yadırganıyor! Yadırganabilir ama ben buna inanıyorum.” Bugünkü hükümet ve türban konusunda ise şunları söylüyor: “Abdullah Gül, Tayyip Erdoğan benim kardeşimdir, aynı toprakların insanlarıyız, ama nasıl kardeşlerimdir; görüşlerini ve uygulamalarını paylaşmadığım kardeşlerimdir. Dine yaklaşım açılarını hiç doğru bulmuyorum, hatta ülkenin inançlarını yıpratıyorlar. Allah ‘Tebliğ et, baskı yapma’ der. Türban konusuna gelecek olursak; aydınlanma kadından başlayacak ve bu toplumu kadınlar şaha kaldıracak ama önce kadınların aydınlanması gerekiyor. Bakın etrafınıza, hükümet siyasi zafer için türbanı, yani kadını öne sürüyor, PKK terör örgütü kadın ve çocukları silah altına sürüyor, uyuşturucu satmak isteyenler kadını kullanıyor. Kadınlarımız kendine çeki düzen versin ve artık uyansın. Türban ulaşılması gereken yolda bir araç olarak kullanılıyor.”

VATAN

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious