Mustafa Yazgan, Necip Fazıl'ı anlattı

Mustafa Yazgan, Necip Fazıl'ı anlattı.10837
  • Giriş : 23.12.2008 / 15:19:00
  • Güncelleme : 06.09.2016 / 09:48:07

Büyük Doğu ekolünden ve üstat Necip Fazıl'ın yakın çevresinde bulunmuş kıymetli bir yazar ve fikir adamı olan Mustafa Yazgan ile tepit ve hatıra notları üzerine görüştü:

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Biz sizi Büyük Doğu Dergisi yazarı olarak tanıyoruz. Necip Fazıl Kısakürek'le uzun bir dostluğu olan bir yazar olarak bize üstadı anlatır mısınız?
Necip Fazıl Kısakürek, Türkiye'mizin son yüz senelik tarihi içinde isim yapmış, sosyal siyasal, kültürel, edebî ve ahlakî boyutlarda büyük çapta tesiri görülmüş değerli bir şair, edip, hatip, gazeteci, yazar araştırmacı ve yayıncıdır. O, bu vasıflarıyla ürünlerini bir devrin içindeki bütün olumsuzluklara karşı yükseltici ve inkılap çapında bir noktaya erdirici kutlu bir fikrin mensubudur. Bu vasfıyla bu gün bile 2008-2009 ortamında Türkiye'mizde mevcut siyasal, sosyal, kültürel ve edebî kadroların oluşumunda doğrudan doğruya etkili bir fikir ve aksiyon lideridir.

Sizinle ilişkisini ne düzeydeydi? Onunla tanıştığınız dönemlerdeki intibalarınız bizimle paylaşır mısınız?
Necip Fazıl Kısakürek'le on sekiz yılım birlikte geçti. Bu mutlu dönem içinde gördüm, anladım ve yaşadım ki; Türkiye'nin son derece ilkel ve karanlık günlerden aydınlığa çıkış serüveninde üstadın çok kesin ve etkili rolü olmuştur.
Necip Fazıl Kısakürek, her şeyden önce ruh ve canıyla inanmış bir Müslüman'dı. Eserleri ve özellikle şiirleri bu inancın yoğun duygularıyla yüklüdür. Bütün eserlerini unutsanız yayınlanmamış kabul etseniz, nesirde ''Çöle İnen Nur'' nazımda ise ''Çile'' onu bu anlattıklarım istikametinde yüceltecek müstesna eserler olduğunu söyleyebilirim.

Üstatla ilk tanışmanız nasıl oldu?
Ben on – on iki yaşlarında öğretmen olan babamın takip ettiği bütün İslamî yayınları 1945- 55 yılları arasında çocukluk safiyeti içinde okurdum. Üstadın ismi çocuk beynime ve hafızama bu yaşlarda yazıldı. Çocukluk duyguları içinde bile onun eserlerindeki derinliği sezebiliyordum. Ama o gün eğitim ve kültür dünyamıza hâkim olan menfi güçler onu Türk kamuoyuna ''Sarhoş, ayyaş, iki şahsiyetli ve gerici bir kişi'' olarak lanse ediyordu. 1965'te Türkiye ve Ortadoğu Kamu Yönetimi Enstitüsü'nün asistanı olarak Gaziantep'te verdiği bir konferans esnasında kendisiyle konferansın ertesinde aynı şehirde tanışma imkânına erdim. Hayatta kesinlikle 'tesadüf'' kelimesinin geçerli olmadığına inanan bir kişiyim. İlahi takdirin ve misyonun bizi bu vesileyle bir araya getirdiğini Bu gün 2008'in Aralık ayında içim ürpererek hissediyorum. O gün bugün Anadolu yaylalarında ''Bir fikir akıncısı'' gibi bizimle 'gönüldaş' olan çok değerli kardeşlerimle birlikte koşturduk durduk. Sonuç geriye çevrilemeyen bir manevi zaferdir.
Necip Fazıl Kısakürek, genç şair döneminde Türkiye'nin ve Avrupa'nın bütün artı ve eksilerini o müthiş zekasıyla tespit edebilmiş ve bu tespitin ütopik eseri olarak ''İdeolocya Örgüsü'' kitabını yayınlamıştır. Hayatı diyebilirim ki saniye saniye bir çile ve ıstırap darbelerinin zonklamasıyla dolmuş, bu dayanılmaz işkencenin dışa vurmuş kalem ve kelam mahsullerini (ürünlerini) hapislere girip çıkarak çok kabarık bir fatura olarak ödemiştir.
Demek ki bu ülkede soylu ve yüce inkılaplar yapılacaksa, bir ülke kaybettiği güneşin sıcaklık hasretini aramak çığırına girmişse ve bunun için muhteşem bir derinlikte bir gençlik kadrosu gerekiyorsa bu çekilen çileler mutlaka ödenmesi gereken faturalardır.

Bize Büyük Doğu Dergisi'ndeki serüveninizi anlatır mısınız?
Üstadın cemiyet faaliyetleri içindeki Büyük Doğu Fikir Kulüpleri önemli bir yer tutar. Bendeniz o dönemde Ankara 'b.d ''fikir Kulübü başkanıydım. Bu kulüpte çok değerli kadromuzda o kulübe mensup son derece güzide insanların gayreti ve himmeti olmuştur. Bu günler bana göre o günlerin ürünüdür. Bu gün çok mutluyum o çok değerli insan ile geçirdiğim yıllar fikir, düşünce, sanat, edebiyat, hitabet çalışmalarımda asla reddedemeyeceğim temelleri oluşturmuştur. Büyük Doğu Dergisi onun çileli dünyasının ve soylu fikir mücadelesinin tarihi belgesidir. Bu kadroda, (Raporlar kitabında da isimleri yazılı olan yazarları ''benim kadrom'' diye ilan etmiştir) Sabahattin Zaim, Nevzat Yalçıntaş, Sezai Karakoç, Rasim Özdenören, Erdem Beyazıt, Cahit Zarifoğlu, Akif İnan gibi kırka yakın güzide şair ve yazar vardır.

Büyük Doğu Dergisi'nde yazmaya ne zaman başladınız bu nasıl oldu?
Son dönemlere yakın çıkardığı dergide benim de yazmamı istedi. Orta sayfanın sol tarafındaki sütunda benim yazılarımı değerlendirdi. Sağ tarafındaki sütunda çok muhterem Sezai Karakoç'un muhtevalı yazıları yer alıyordu. Birkaç kere Üstatla mahkeme koridorlarında beraber sanık noktasına çıktım. Hiçbir zaman bir kompleks içinde olmaksızın bu oluşumların bir doğum sancısının başlangıcı olduğunu biliyor ve hissediyordum.

O günlerle bu günleri bizim için bir mukayese edecek olursanız neler söylemek istersiniz?
Bu gün başta İstanbul olmak üzere bütün ülkeyi saran bir yayıncılık mükemmeliyeti içinde İslamî yayınların derin tecrübelerle gelişmekte ve muhteva kazanmakta olduğunu görüyorum. Dün kitapçılarda doğru dürüst derde şifa olacak kitap bulamazken bu gün her kitapçımızda istediğimiz her kitabı bulma şansına sahibiz.

O zamanki gençlikle bu günün gençliğini mukayese edecek olursanız neler söylersiniz?
O zamanla bu zaman arasında bu günkü gençlik mutlaka o günlerin havasını (atmosferini) soluklamak ve o günleri hayalinde canlandırarak bu günlerin şartlarıyla kıyaslamak zorundadır. Heyecansa ben bu gün çok sevgili genç evlatlarımın( hanım kızlarımın- delikanlı oğullarımın) yoğun bir inanç heyecanı içinde olduğunu düşünüyorum. O gün yol kavşağında iki ayrı yol vardı. Ya şu tarafa ya bu tarafa gitmek zorunda idiniz. Ama bu gün bu gençlik önünde açılmış yüzlerce aldatıcı ideoloji, teknolojik cambazlık ve anlatılmaz girift duygular içinde '' o tek ve ölümsüz hakikati''  torbadan şans çeker gibi çekip çıkarmak ve bulmak zorundadır. Bu günkü gençliğin işi çok zor, fakat bizim dönemimizden çok daha şanlı şerefli ve kutsaldır. Yalnız şu internet olayı bile bu gün bu gençlik için müstesna bir tebliğ ve eğitim fırsatını içermektedir. İyiyi kötüyü ayırabilmek bu gençliğin gerçek büluğa erişidir.

Üstadın hususiyetleri üzerine bize bir şeyler söylemek ister misiniz?
Necip Fazıl Kısakürek'in en çarpıcı özelliklerinden biri muhteşem ve kontrollü bir dava hiddeti içinde olmasıdır. Ancak o çarpıcı zekâsıyla yüksek idrak isteyen bir konuyu kendisiyle tartışmak noktasına gelenlere karşı uyarıcı tepkiler sergilerdi. Fakat asli yapısıyla Necip Fazıl Kısakürek, zarif bir Osmanlı ailesinin yetiştirdiği, Avrupai kültür ve nezaket kurallarını bilen, İslamî edep ve terbiye içinde kendisiyle son derece rahat konuşulabilen bir kişiydi.

www.sanatalemi.net

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*